EKSPER RAPORU OLMAKSIZIN HASAR VE DEĞER KAYBI TALEBİ: SEDDK’NIN 05.08.2026 TARİHLİ SİRKÜLERİ ÇERÇEVESİNDE ZORUNLU BAŞVURU ŞARTININ DEĞERLENDİRİLMESİ
Konunun daha iyi anlaşılması için SEDDK’nın 05.08.2026 tarihli sirkülerini incelemeden önce, hasar ve değer kaybı tazminatı taleplerinde mahkeme veya tahkime başvurmadan önce sigorta şirketine başvuruyu zorunlu kılan Karayolları Trafik Kanunu ve Sigortacılık Kanunu’nun ilgili hükümleri incelenecektir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 97. maddesinde 2016 yılında gerçekleştirilen köklü yasal değişiklikle birlikte, trafik kazalarından kaynaklanan zararların tazmini istemiyle trafik sigortacısına karşı yargı veya tahkim yoluna başvurulmadan önce, sigorta kuruluşuna yazılı şekilde başvuruda bulunulması dava şartı olarak getirilmiştir. Söz konusu madde, zarar görenin doğrudan dava açma hakkını sınırlandırdığı gibi, aynı zamanda sigortacıya başvuru zorunluluğunu kurucu bir unsur olarak ihtiva etmektedir (Seven, s. 155).
Doktrindeki hâkim görüş, bu düzenlemenin, yargının iş yükünü azaltmak, uyuşmazlıkları sulh ve tasfiye yoluyla mahkeme dışı evrede hızla çözüme kavuşturmak amacıyla ihdas edildiği yönündedir (Acar, s. 575). Anayasa Mahkemesi de önüne gelen somut norm denetimi talebinde, ilgili kuralın hak arama hürriyetini ve mahkemeye erişim hakkını ölçüsüzce engellemediğini, dolayısıyla Anayasa'ya aykırılık barındırmadığını belirtmiştir. Yüksek Mahkeme, sigorta şirketine başvuru zorunluluğunun hak arama disiplini sağlamaya yönelik, özel nitelikte bir dava şartı olduğunu vurgulamıştır.
Bu yasal ön şart yerine getirilmeden açılan davalarda, dava tarihi itibarıyla hukuki yarar yokluğu söz konusu olacağından, dava esastan incelenmeksizin usulden reddedilir. Sigorta şirketine başvuru süreci, salt şeklî bir dilekçe verme eylemi değil; bilakis alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının en temel argümanı olan, tarafları masaya oturtan ve uyuşmazlığı sulh ile neticelendirmeyi amaçlayan dinamik bir müzakere evresidir (Direnisa, s. 651; Okay & Okay, s. 997).
Nitekim Yargıtay da güncel kararlarında bu zorunlu başvuruyu "Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolu" modeli olarak nitelendirmiş; bu yola başvurulduğu hâlde sigortacı tarafından ödeme yapılmamışsa, ayrıca arabuluculuğa başvurulmadan doğrudan dava açılabileceğini belirtmiştir. Bu nedenle sigorta şirketine sadece bir başvuru dilekçesinin sunulması, KTK m. 97 anlamında hukuken geçerli bir başvurunun varlığı için yeterli değildir. KTK m. 90 ve 99 normlarının atıfta bulunduğu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nda tahdidî veya örnekleme yoluyla sayılan zorunlu belgelerin, başvuru ekinde eksiksiz ve denetlenebilir şekilde sunulması gerekir (Direnisa, s. 652). Zira tazminat hesabının yapılması, özellikle de belirli aktüeryal hesaplamalarla tazminatın tespit edilerek ödenmesi için gerekli belgeler sunulmadan sigortacının gerçek zararı hesaplayabilmesi, somut bir tazminat teklifi sunabilmesi ve dolayısıyla uyuşmazlığın yargı öncesinde çözülebilmesi fiilen imkânsızdır (Seven, s. 164). Mevzuata uygun maluliyet veya sağlık kurulu raporu içermeyen bir başvuru, sigortacının risk ve sorumluluk kapsamını belirlemesine hizmet edemeyeceğinden, KTK m. 97'nin aradığı anlamda "hukuken geçerli ve somut bir başvuru" hükmünde sayılmamaktadır. Doktrinde hâkim olan mülahazaya göre, hiç başvuru yapılmaması ile esası etkileyecek mahiyette eksik evrakla/raporla başvuru yapılması eş değer kabul edilerek, davanın HMK m. 115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekir (Seven, s. 158; Acar, s. 590).
Sigorta Şirketine Usulüne Uygun Bir Başvuru Nasıl Yapılır?
Trafik Sigortası Genel Şartlarının "Sigortacıya Başvuru ve Yetkili Mahkeme" başlıklı C.7 maddesine göre; zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce bu Genel Şartların ekinde belirtilen, tazminat ödemelerinde istenecek belgelerin tamamı ile birlikte ilgili sigortacıya yazılı başvuruda bulunması gerekir (Değişik ibare: RG-4/12/2021-31679).
12.06.2026 tarihinde yapılan değişiklikle birlikte, hasar ve değer kaybı bedeli taleplerinde istenecek belgeler EK:6'da aşağıdaki şekilde sıralanmıştır. Söz konusu değişikliğin 01.07.2026 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir:
Ek:6 (Değişik: RG-12/6/2026-33278) Tazminat Ödemelerinde İstenecek Belgeler
-Trafik Kazası Tespit Tutanağı resmi tasdikli sureti veya taraflar arasında tutulmuş kaza -tespit tutanağı, varsa ifade tutanakları veya görgü tespit tutanakları,
-Mağdur araca ait ruhsat,
-Varsa hasarlı araca ve kaza yerine ilişkin fotoğraf ve görüntüler,
-Mağdur araç sahibine/zarar gören üçüncü şahsa ait banka hesap bilgileri (banka - şube adı, IBAN numarası),
-Araç hasarına ilişkin ekspertiz yapıldıysa eksper raporu,
-Varsa hak sahibine ait doğrulanmış cep telefonu numarası.
Başvuruda sunulması gereken belgelerin neler olduğu bu şekilde açıkça tespit edildiğinden, yapılan başvurunun geçerli olabilmesi için bu belgelerin de sunulması şarttır. Anayasa Mahkemesi verdiği kararında, her ne kadar Genel Şartların teminat kapsamı ve zararın hesaplanmasında belirleyici olamayacağına hükmetmiş olsa da aynı kararda, sigorta şirketine başvuru aşamasında hangi belgelerin verilmesi gerektiğine ilişkin kanun hükmünü Anayasa'ya aykırı bulmamıştır.
SEDDK Sirkülerinin Değerlendirilmesi
Bu noktada SEDDK tarafından çıkarılan Sirkülerin ilgili hükmünü incelemek gerekir. Motorlu Araç Sigortaları Kapsamında Sigorta Tahkim Komisyonuna Yapılacak Başvurular Hakkında Kurum Sirküleri (2026/02, Kurul Karar Sayısı: 1862, Karar Tarihi: 5/8/2026) uyarınca:
“Sigorta kuruluşu tarafından, ilgili mevzuatta yer alan süre içerisinde eksper ataması yapıldığının ve sigortacıya yüklenemeyecek etkenler sebebiyle eksper raporunun tamamlanamadığının Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi sistemleri üzerinden belgelendirilmesi halinde, talebin kısmen veya tamamen olumsuz sonuçlandığı ya da cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olduğu kabul edilmez.”
Her ne kadar Sirküler’de "sigorta şirketi tarafından atanan eksper" ifadesi kullanılmışsa da bu ifadenin "SBM tarafından atanan eksper" şeklinde anlaşılması veya değiştirilmesi gerekir. Zira 12 Şubat 2026 tarihli ve 33166 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği’nde yapılan son değişiklikle birlikte, trafik sigortasında eksper atanacaksa ilgili atama EKSİST üzerinden sıralı olarak yapılmaktadır.
Ayrıca trafik sigortasında; ilgili dosyaya ilişkin muallak hasar tutarının veya yapılacak ilk inceleme ve hasar sürecindeki sonraki incelemeler sonucudur belirlenecek toplam hasar tutarının, asgari maddi teminat tutarının 1/10’unu aşması durumunda hasar tespitinin eksper tarafından yapılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu oranı sıfıra kadar indirmeye veya iki katına kadar artırmaya Kurum yetkilidir. Birinci ve ikinci fıkralar kapsamında atanan eksper tarafından değer kaybı tazminatı da gerçek zarar ilkesi gözetilerek ve detaylara yer verilerek aynı raporda hesaplanır. Yine Yönetmeliğin 5. maddesine göre sigorta eksperi, Kurumca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde sadece sigortacı tarafından değil; sigortalı, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişilerin talebi üzerine de atanabilmektedir.
Yapılan değişiklikle, eksper atama zorunluluğu getirilmiş olup, atama sürecinin de bağımsız ve tarafsız bir kurum olan SBM tarafından gerçekleştirileceği öngörülmüştür. Bunun yanı sıra hasar bedeliyle birlikte değer kaybı bedelinin de tespit edileceği; değer kaybının maktu bir formüle göre değil, reel değer kaybı tespitine ilişkin kriterlere göre belirleneceği düzenlenmiştir.
Ek:6 (Değişik: RG-12/6/2026-33278) uyarınca, tazminat ödemelerinde istenecek belgeler arasında "araç hasarına ilişkin ekspertiz yapıldıysa eksper raporu" da sayılmıştır. Yukarıda belirtilen hükümler uyarınca, belirli bir hasar miktarının üzerindeki durumlarda eksper ataması zaten zorunlu olduğundan, eksper raporu düzenlenmeden sigorta şirketlerine yapılan başvurular usulüne uygun bir başvuru sayılamaz. Usulüne uygun bir başvuru olmaksızın da taraflar arasında hukuki anlamda bir uyuşmazlığın oluştuğu kabul edilemez.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de Genel Şartların ekinde sayılan zorunlu belgeler olmaksızın yapılan başvuruları usulüne uygun bir başvuru olarak kabul etmemektedir. Yargıtay, bazı şeklî eksikliklerin varlığı hâlinde doğrudan usulden ret kararı verilmesi yerine eksikliğin giderilerek dava şartının tamamlattırılması gerektiğini belirtse de, özellikle zorunlu belgelerin hiç sunulmaması veya esasa etkili önemli eksikliklerle başvuru yapılması hâlinde yerel mahkemelerin verdiği usulden ret kararlarını onamaktadır (Yargıtay 4. HD., E. 2021/23765, K. 2023/1845).
Yrg. 4.HD. E. 2021/23765 K. 2023/1845 T. 15.2.2023
“İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " 2918 Sayılı Kanun'un 97.maddesi ve aynı Kanun'un 99.maddelerine göre gerekli evraklarla ve bu arada usulüne uygun hazırlanmış engellilik raporu ile dava açmadan önce davalıya müracaat, sonradan yargılama sırasında tamamlanamaz bir dava şartı eksikliği olduğunu, Alt ekstremiteye ilişkin maluliyetlerde, mağdurun sürekli iş görmezlik tespitinin yapılabilmesi için yönetmeliğe göre 1 yıllık iyileşme sürecinin tamamlanmasının gerekmesine rağmen başvuran tarafından ibraz edilen raporun bir yıllık iyileşme süreci tamamlanmadan tanzim edildiğinin anlaşıldığı, davalıya müracaat sırasında sunulan raporun belirtilen gerekçe nedeni ile Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun hazırlanmış bir rapor olarak kabul edilemeyeceği gerekçesi ile " davalının itirazının kabulüyle başvurunun usulden reddine karar verilmiştir….
Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre devamlı engellik raporu verilmeden önce hastanın iyileşmesinin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı hususunun tespit edilmesi gerektiğinin belirtildiği, davacının, davalıya başvuru esnasında ibraz ettiği raporun söz konusu yönetmelik hükmüne uygun olarak tanzim edilmediği, bu hususun dava sırasında tamamlanamaz dava şartı olduğundan, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.”
Yargıtay içtihatları uyarınca; belirli arazlar yönünden sürekli iş göremezlik oranının tespiti ve sigorta şirketine başvuru yapılabilmesi için kaza tarihinden itibaren en az 1 yıllık sürenin geçmesi gerekmektedir. Bu süre beklenmeden yapılan başvurular usulden reddedildiğine göre; Genel Şartlar ve yönetmelikler uyarınca ibrazı zorunlu olan eksper raporları sunulmaksızın yapılan başvuruların da aynı gerekçeyle usulden reddedilmesi gerektiği kanaatindeyiz.
Dikkate alınması gereken bir diğer husus ise zarar görenlerin tazminat haklarının objektif, tarafsız ve gerçek zarar ilkesine uygun şekilde tespitine yönelik böylesine işlevsel bir mekanizma ve süreç kurulmuşken; bu mekanizma işletilmeksizin sigorta kuruluşuna başvurulmasının hem özel mevzuat hükümlerine hem de dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceğidir. Kaldı ki, bu süreç işletilmeden başvuru yapma hakkının varlığı kabul edilse dahi, bu durum hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Zira dürüstlük kuralına aykırılık ve hakkın kötüye kullanılması yasağı, genellikle hakkı kullananın bu kullanımdan hukuki bir menfaatinin bulunmadığı ve yalnızca karşı tarafın zarara uğradığı hallerde uygulama alanı bulur. Ancak bir hakkın kullanılması hak sahibine yarar sağlasa bile, elde edilen bu menfaat ile karşı tarafa verilen zarar arasında aşırı bir dengesizlik bulunuyorsa, bu hakkın kullanımı yine dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık oluşturacaktır (Bkz. Karasu, Rauf; Sigorta Uyuşmazlıklarında Tarafların Dürüstlük Kuralına Aykırı Davranışları ve Sonuçları, HÜ Hukuk Fakültesi Sigorta Hukuku ve Şirketler Hukuku Sempozyumu Bildiri Kitabı, Yetkin Yayınları, Ankara 2023, s. 76 vd.).
Benzer olaylarda Yargıtay da aynı yönde karar vermiştir.
Yrg. 4. HD, E. 2023/9773, K. 2025/5472, T. 09.04.2025
“Dosyanın incelenmesinde davacı vekilinin aynı kaza ve aynı maluliyete ilişkin olarak 12.08.2022 tarihli Sigorta Tahkim başvurusu ve 04.04.2023 tarih 2023/İHK-18033 sayılı İtiraz Hakem Heyeti dosyası ile geçici ş göremezlik tazminatı talebinde bulunduğu ve 20.871,20 TL geçici iş göremezlik tazminatına ayrıca davacı lehine 9.200,00TL vekalet ücretine hükmedilmiş, ayrıca 60 günlük bakıcı gideri ve tedavi gideri taleplerine yönelik olarak 06.05.2023 tarih K-2023/131783 sayılı Uyuşmazlık Hakem Heyeti dosyasından davacı lehine 4.579,20 TL geçici bakıcı gideri, 1920,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 6.446,20 TL tazminata ve 6.446,20 TL vekalet ücretine karar verilmiştir. Somut dosyada ise sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunulmuş yine davacı lehine 9.200,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. Davacı vekili tek dosya ile talep edebileceği alacaklar bakımından üç farklı dosya ile dava açarak talepte bulunmuş, her üç dosya için davalı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmiştir. Açıklanan gerekçeler çerçevesinde; davacının gerçek zarar kalemlerini öğrendikten sonra ikinci ve üçüncü kez dava açarak; davalıyı icapsız yere her dava dosyası için ayrı vekalet sözleşmesi yapmak zorunda bırakmak, ilave yargılama giderine yol açmak, keza gereksiz yere emek ve mesai harcamasına sebebiyet vermek, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gereken, ‘’yargısal taciz’’(TDK Sözlük: taciz: yıldırma, tedirgin etme) mahiyetindedir. Diğer yandan en ziyade tek davaya konu olabilecek uyuşmazlıkların zincirleme davalara konu yapılması usul ekonomisi ilkesinin de ihlali niteliği taşımaktadır. Davacı vekili tarafından aynı kazaya ilişkin açılmış dosyaların celp edilip incelenmesi ve yukarıda açıklanan hususlarda değerlendirilerek davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti bakımından tekrar bir değerlendirme yapılması amacıyla kararın bozulması gerekmiştir.”
Anayasa Mahkemesi de verdiği güncel bir kararında daha fazla vekalet ücreti almak için tek bir dava yerine çok sayıda dava açılmasını hakkın kötüye kullanılması saymıştır. (Karar tarihi, 28.05.2025, RG. Tarih ve Sayı 28/11/2025-33091).
Prof. Dr. Rauf Karasu
Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölüm Başkanı
KAYNAKÇA
Acar, M. Q. (2020). Karayolları Trafik Kanunu m. 97 Kapsamında Sigorta Kuruluşuna Başvuru Zorunluluğu ve Dava Şartı Niteliği. Ankara: Adalet Yayınevi.
Dırenisa, H. (2019). Sigorta Hukukunda Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları ve Sigorta Tahkim Komisyonu Uygulaması (2. Baskı). İstanbul: Vedat Kitapçılık.
Kartal, S. (2022). Zorunlu Sigorta Başvurusunun Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemi Olarak Değerlendirilmesi ve Arabuluculuk Kurumu ile İlişkisi. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 28(1), 275-295.
Okay, A. (2021). Ticari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk ve KTK m. 97 Karşısındaki Durumu: Uygulamada Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, 79(3), 995-1012.
Seven, Ş. (2018). Karayolu Trafik Kazalarından Doğan Tazminat Davalarında Sigortacıya Başvuru Zorunluluğu. İstanbul: On İki Levha Yayıncılık






