Devlet memurları ile öğretim elemanlarının YouTube, sosyal medya platformları, internet siteleri ve mobil uygulamalar üzerinden içerik üretmelerine ilişkin yasal yaptırımlar, kamuoyunda ve dijital mecralarda sıklıkla dezenformasyona uğramakta ve yanlış yorumlanmaktadır.

A. Ticari Kazanç Unsuru Bulunmayan İçerik Üretiminin Hukuki Boyutu

Bir devlet memurunun veya öğretim elemanının, herhangi bir maddi menfaat veya ücret temin etmeksizin; YouTube, sosyal ağlar, kişisel web siteleri ya da mobil uygulamalar vasıtasıyla içerik üretmesi, yasal olarak disiplin cezasına sebebiyet vermemektedir. Maddi kazanç gayesi gütmeyen bu faaliyetlerin yasaklanması hukuken mümkün değildir; zira aksinin kabulü halinde, kamu görevlilerinin sosyal mecralarda yaptıkları her türlü bilgi paylaşımı veya anlık ileti gönderimi de teknik olarak bir "içerik" teşkil ettiğinden, tüm sosyal medya kullanımının hukuka aykırı addedilmesi gibi anlamsız bir hukuki sonuç doğacaktır.

Diğer taraftan, üretilen dijital içeriğin yapısal olarak "ticari kazanç elde etme potansiyeli" veya “para kazanma altyapısı" barındırması, söz konusu faaliyetin idare tarafından inceleme veya soruşturmaya tabi tutulması için haklı bir gerekçe olduğu iddia edilse de, hukukun temel ilkeleri uyarınca, potansiyelin varlığı, ticari kazancın fiilen elde edildiğine dair tek başına bir karine ya da kesin delil teşkil etmez.

Pozitif hukukumuz ve mer’i mevzuat hükümleri, kamu görevlilerinin ticari bir gelir elde etmemek kaydıyla fikir ve sanat ürünleri veya dijital içerik üretmelerinin önünde yasal bir engel teşkil etmemektedir. Eğer bu tür faaliyetlerin bütünüyle sınırlandırılması ya da yasaklanması arzu ediliyorsa, anayasal hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması ilkeleri gereğince, mutlaka bu yönde açık bir kanuni düzenleme yapılması zaruridir. Özellikle akademisyenlerin en önemli görevlerinden biri de bilgi üretmek ve bilgiyi kamulaştırmaktır. Bu doğrultuda, toplumsal sorunlara sessiz kalmayıp bilimsel veriler ışığında çözüm üretmek, medya ya da konferanslar aracılığıyla fildişi kuleden çıkıp toplumu aydınlatmak ve kamu yararını savunmaktır. Dolayısıyla, fiilen gerçekleşmemiş ve unsurları oluşmamış bir ticari kazanç varsayımıyla, sırf içerik üretme eyleminden dolayı kamu görevlisine "ticaret yapıyormuş gibi" haksız bir disiplin cezası tesis edilemez.

B. Gelir Getirici Dijital Faaliyetlerin Disiplin Hukukundaki Yaptırımı

YouTube ve diğer sosyal medya ağları üzerinden içerik üreterek düzenli veya süreklilik arz edecek şekilde gelir elde eden kamu görevlilerinin bu eylemleri, mevzuatta yer alan "ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı" kapsamında disiplin suçunu oluşturmaktadır. Ancak bu fiilin hukuki yaptırımı, bazı basın kuruluşları ve sosyal medya platformlarında iddia edilenin aksine doğrudan doğruya "kamu görevinden çıkarma" veya "öğretim mesleğinden ihraç" değildir. Kanun koyucu, bu eylem için daha orantılı bir idari yaptırım öngörmüştür:

1) Öğretim Elemanları Açısından Yasal Mevzuat (2547 Sayılı YÖK Kanunu)

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53. maddesinin 4. fıkrasının (m) bendi uyarınca, öğretim elemanlarının "ilgili kanunların tanıdığı istisnalar dışında ticaret yapmak, yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak" fiilinin yasal yaptırımı kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme cezasıdır:

· Kademe İlerlemesinin Durdurulması: İlgili öğretim üyesinin bulunduğu kademedeki ilerlemesi, fiilin ağırlık derecesine göre 1 yıldan 3 yıla kadar askıya alınır.

· Maaş Kesintisi Yaptırımı: Şayet öğretim üyesi kariyerinin ve unvanının son kademesinde bulunuyorsa (ilerleyebileceği bir kademe kalmamışsa), ceza brüt aylığının 1/4’ü ila 1/2’si oranında kesinti yapılması şeklinde uygulanır.

· İdari ve Akademik Görev Yasağı: Bu disiplin cezasını alan öğretim üyeleri, cezanın kesinleştiği ve uygulandığı tarihten itibaren 5 yıl boyunca rektör, dekan, enstitü müdürü, yüksekokul müdürü veya bölüm başkanı gibi akademik yönetim ve idari amirlik görevlerine atanamazlar, bu görevleri ifa edemezler.

2) Devlet Memurları Açısından Yasal Mevzuat (657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu)

Genel idare hizmetleri ve diğer sınıflardaki devlet memurları için de benzer bir hukuki rejim geçerlidir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (h) alt bendi uyarınca; "Ticaret yapmak veya Devlet memurlarına yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak" fiili sarih bir şekilde kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziye edilmiştir. İhraç gibi ağır bir yaptırım, ancak kanunda sayılan yüz kızartıcı suçlar veya devlete karşı işlenen fiiller gibi istisnai hallerde (DMK Madde 125/E) söz konusu olabilmektedir.

SONUÇ

Devlet memurları ve öğretim elemanlarının dijital platformlarda varlık göstermesi ve içerik üretmesi mutlak bir yasak alan teşkil etmemektedir. Hukuki sınırları belirleyen temel unsur, bu faaliyetlerin "ticari bir kazanç" unsurunu barındırıp barındırmadığıdır. Herhangi bir maddi mülahaza ve menfaat gözetilmeksizin, münhasıran bilgi paylaşımı, bilimsel yaygınlaştırma ve kişisel ifade özgürlüğü sınırları dahilinde icra edilen dijital içerik üretimi; T.C. Anayasası’nın 25. ve 26. maddelerinde güvence altına alınan düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin tabii bir tezahürüdür. Dolayısıyla bu nevi faaliyetler yasal bir disiplin cezasına konu edilemez.

Ayrıca gelir getirici faaliyetlerin tespiti halinde ise mevzuatın öngördüğü ceza, kamuoyunda yaratılan algının aksine "meslekten ihraç" veya "memuriyetten çıkarma" gibi en ağır yaptırımlar değil, yasal sınırları belirlenmiş olan "kademe ilerlemesinin durdurulması" cezasıdır. Dolayısıyla, idari makamların dijital çağın getirdiği bu yeni çalışma ve üretim modellerini değerlendirirken varsayımlarla değil, somut delillerle ve ölçülülük ilkesine sadık kalarak hareket etmesi hukuki bir zorunluluktur.

Rauf Karasu

Prof. Dr. Rauf Karasu

Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku ABD Başkanı