GALERİDEN ALINAN AYIPLI ARAÇTA TÜKETİCİNİN HAKLARI: İKİ KATMANLI BİR KORUMA REJİMİ

Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in Garanti ve Ekspertiz Düzeni ile 6502 Sayılı Kanun'un Ayıp Hükümlerinin Kesişimi

GİRİŞ

İkinci el araç alımından doğan uyuşmazlıklar, uygulamada çoğu zaman tek bir soruya indirgenmektedir: «Galericinin verdiği garanti süresi doldu mu?» Oysa galeriden araç alan tüketici, birbirinden bağımsız işleyen iki ayrı koruma katmanına sahiptir. Birincisi, 27 Ağustos 2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in işletmeye yüklediği garanti ve ekspertiz yükümlülükleridir. İkincisi ise 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un ayıplı mala ilişkin genel rejimidir.

Bu iki katman arasındaki ilişki, Yönetmeliğin 17. maddesinin son fıkrasında açık biçimde kurulmuştur: «İkinci el motorlu kara taşıtı satışlarında tüketicilerin 6502 sayılı Kanunun ayıplı mal ve hizmetlere ilişkin hakları saklıdır.» Hüküm, sık rastlanan bir yanılgıyı baştan bertaraf etmektedir: Yönetmelik garantisi, tüketici hukukundaki ayıp haklarının yerine geçen bir düzenleme değil, onların yanına eklenen bir asgari güvencedir. Üç aylık garantinin sona ermesi, tüketicinin ayıptan doğan seçimlik haklarının sona ermesi anlamına gelmez.

Bu çalışmada önce her iki katmanın kapsamı ve sınırları ortaya konulacak, ardından ekspertiz raporunun ispat hukuku bakımından taşıdığı ağırlık, süre rejimi ve seçimlik hakkın kullanımını sınırlayan hâller güncel Yargıtay kararları ışığında değerlendirilecektir.

I. AYIP KAVRAMI VE ARAÇ SATIŞINDAKİ GÖRÜNÜMLERİ

6502 sayılı Kanun m. 8, ayıplı malı; tüketiciye teslimi anında kararlaştırılan örnek ya da modele uygun olmayan veya objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımayan mal olarak tanımlar. Maddenin ikinci fıkrası, tanımı reklam ve ilanlara da genişletir: ilanında yer alan özelliklerden birini taşımayan, satıcı tarafından bildirilen niteliğe aykırı olan ya da tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplıdır.

Bu üçlü ayrım, araç satışında somut karşılıklar bulur. Motor, şanzıman veya kaporta kaynaklı arızalar maddi ayıbı; araç üzerindeki rehin, haciz ya da tedbir şerhi hukuki ayıbı; kilometrenin düşürülmesi veya ağır hasar kaydının gizlenmesi ise tipik olarak ekonomik ayıbı oluşturur. İlan metninde yer alan «hatasız, boyasız» ya da «tramer kaydı yoktur» gibi ifadeler, m. 8/2 uyarınca doğrudan ayıp değerlendirmesine esas alınır; bu nedenle ilan çıktısı, uyuşmazlığın en değerli delillerinden biridir.

Ayıbın açık mı gizli mi olduğu ayrımı ise seçimlik hakların kullanılabilirliğini belirler. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bu ayrımı somut bir ölçüte bağlamaktadır: arızanın kullanılmaya başlandıktan sonra zamanla ortaya çıkması ve satın alınırken uzman olmayan bir kişi tarafından gözle veya basit bir muayene ile tespit edilmesinin mümkün olmaması hâlinde ayıp gizli ayıp niteliğindedir (Yargıtay 11. HD, 18.03.2025, 2024/1626 E., 2025/1923 K.). Aynı kararda, aynı arıza nedeniyle iki kez servise götürülmesine rağmen sorunu giderilemeyen araçta sözleşmeden dönme ve bedel iadesine hükmeden istinaf kararı onanmıştır.

II. BİRİNCİ KATMAN: YÖNETMELİK GARANTİSİ VE SINIRLARI

Yönetmelik m. 17/1, model yılına göre sekiz yaşın veya yüz altmış bin kilometrenin altında olan ve tescil belgesinde araç sınıfı M1, M1G, N1 ve N1G olan taşıtların motor ve şanzımanı ile elektrik ve elektronik sistemlerini, satış tarihinden itibaren üç ay veya beş bin kilometre süreyle işletmenin garantisi altına almıştır. Üretici tarafından yenilenmiş ikinci el taşıt satışlarında bu süre bir yıl veya yirmi bin kilometreye çıkar.

Garantinin işleyişi de düzenlenmiştir. Kapsamdaki parçalarda meydana gelen arızalar azami kırk beş iş günü içinde giderilir; sürenin başlangıcı, taşıtın işletmeye teslim tarihi veya tüketicinin il müdürlüğüne yazılı başvurusu üzerine işletmeye yapılan bildirim tarihidir. Onarım masrafları işletmeye aittir. İşletme, arızalı taşıtı teslim aldığına dair iki nüsha belge düzenlemek ve bir nüshasını taşıt sahibine vermekle yükümlüdür; arıza nedeniyle taşıtın kullanılamadığı süre garanti süresine eklenir.

Katmanın sınırları da açıktır. m. 18 uyarınca sekiz yaş veya yüz altmış bin kilometre üzerindeki taşıtlar, satış sırasında alıcı tarafından bilindiği işletmece belgelendirilen arıza ve hasarlar, ekspertiz raporunda belirtilen arıza ve hasarlar ile olağan kullanımdan kaynaklanan aşınma parçaları garanti kapsamı dışındadır. Buradaki üçüncü bent uygulamada özellikle önemlidir: ekspertiz raporuna yazılan her arıza, aynı zamanda garanti dışına çıkarılan bir arızadır. Bu nedenle raporun satıştan önce ve dikkatle okunması, tüketici açısından hak kaybını önleyen ilk adımdır.

III. EKSPERTİZ RAPORU: ZORUNLULUK, İÇERİK VE EKSPERTİZ İŞLETMESİNİN SORUMLULUĞU

Yönetmelik m. 16, TSE hizmet yeterlilik belgesine sahip ekspertiz işletmesi bulunmayan illerdeki işletmeler hariç olmak üzere, M1, M1G, N1 ve N1G sınıfı taşıt satışlarından önceki on gün içinde ekspertiz raporu alınmasını zorunlu kılar. Rapor üç nüsha düzenlenir, iki nüshası satıcı işletmeye verilir ve rapor hem satıcı hem ekspertiz işletmesi tarafından en az beş yıl saklanır. Sekiz yaş veya yüz altmış bin kilometre üzerindeki taşıtlarda rapor zorunluluğu bulunmamaktadır.

Raporun ispat hukuku bakımından asıl ağırlığı, noter aşamasında ortaya çıkar. İşletme, ekspertiz raporunun bir nüshasını satış sırasında notere ibraz etmekle yükümlüdür (m. 15). Noterler ise m. 27 uyarınca satış sözleşmesine raporun tarih ve sayısı ile TSE hizmet yeterlilik belgesi numarasını ve kilometre bilgisini yazar; rapor ibraz edilmemişse bu husus ile satış anında taşıtın kilometresine ilişkin alıcı ve satıcı beyanı sözleşmeye geçirilir. Böylece kilometre bilgisi, tarafların sonradan tartışamayacağı resmî bir belgeye bağlanmış olur; kilometre düşürme iddialarında ilk bakılacak belge bu sözleşmedir.

Nihayet m. 16/5, ekspertiz işletmesini raporun taşıtın gerçek durumunu yansıtmamasından açıkça sorumlu tutmakta ve aldatıcı ya da yanıltıcı ekspertiz raporları bakımından tüketicinin 6502 sayılı Kanun'un ayıplı hizmete ilişkin haklarının saklı olduğunu belirtmektedir. Bu hüküm, uygulamada yeterince kullanılmayan bir imkân yaratır: gerçeğe aykırı rapor hâlinde tüketicinin muhatabı yalnızca galerici değil, ekspertiz işletmesidir de. Ayrıca Bakanlıkça yapılan uyarıya rağmen aynı takvim yılı içinde aykırılığın tekrarlanması hâlinde ekspertiz işletmesinin hizmet yeterlilik belgesi TSE tarafından iptal edilir.

IV. İKİNCİ KATMAN: SEÇİMLİK HAKLAR

6502 sayılı Kanun m. 11, malın ayıplı olduğunun anlaşılması hâlinde tüketiciye dört seçimlik hak tanır: satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme, aşırı masraf gerektirmediği takdirde ücretsiz onarım isteme ve imkân varsa ayıpsız misli ile değiştirilmesini isteme. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değiştirme talepleri, yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü içinde karşılanmalıdır.

Maddenin altıncı fıkrası uyarınca tüketici, bu seçimlik haklardan biri ile birlikte Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde tazminat da talep edebilir. Araç uyuşmazlıklarında bu, aracın onarımda kaldığı sürede uğranılan zararların ve ayıbın giderilmesi için yapılan masrafların ayrıca istenebilmesi anlamına gelir.

V. SÜRELER: ALTI AYLIK KARİNE, ZAMANAŞIMI VE HİLE İSTİSNASI

Süre rejimi üç kademelidir. Birincisi, m. 10/1'deki karinedir: teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim tarihinde var olduğu kabul edilir ve malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu karine, tüketicinin elindeki en güçlü usulî araçtır ve ilk altı ayın harcanmaması gerektiğini gösterir.

İkincisi zamanaşımıdır. m. 12/1'e göre ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile teslimden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. İkinci el satışlar bakımından m. 12/2, satıcının sorumluluğunun bir yıldan az olamayacağını hükme bağlayarak asgari bir taban çizmiştir.

Üçüncüsü ve uygulamada en belirleyici olanı, m. 12/3'teki istisnadır: ayıp ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz. Kilometrenin düşürülmesi veya ağır hasar kaydının bilerek gizlenmesi, niteliği gereği bu kapsamda değerlendirilmeye elverişlidir. Ne var ki istisnadan yararlanmak, gizlemenin ispatına bağlıdır; ilan çıktısı, taşıt tanıtım kartı, noter sözleşmesindeki kilometre beyanı ve hasar kayıtları bu ispatın malzemesini oluşturur.

VI. SEÇİMLİK HAKKIN SINIRLARI: HAKKANİYET DENETİMİ VE ARACIN DEVRİ

Seçimlik hakkın kural olarak tüketici tarafından serbestçe belirlenmesi, bu hakkın sınırsız olduğu anlamına gelmez. Hukuk Genel Kurulu, üç parçası standart üstü kalınlıkta boyanmış ve ayıbı sabit görülen bir araçta, aracın yaklaşık beş yıl kullanılmış olması ile ayıbın aracın kullanımını değil yalnızca değerini etkilemesi karşısında sözleşmenin feshinin satıcı yönünden ağır sonuçlar doğuracağını belirterek, bedel iadesi yerine ayıp oranında bedel indirimi yoluna gidilmesini hakkaniyete uygun bulmuştur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 06.11.2015, 2015/2692 E., 2015/2487 K.). Karar, gizli ayıbın varlığının tek başına dönme hakkını garanti etmediğini; kullanım süresi ile ayıbın ağırlığı arasındaki dengenin gözetildiğini göstermesi bakımından yol göstericidir.

İkinci ve daha keskin sınır, aracın elden çıkarılmasıdır. Türk Borçlar Kanunu m. 228/2, satılanın alıcıya yüklenebilen bir sebeple yok olması, alıcının onu başkasına devretmesi veya biçimini değiştirmesi hâlinde alıcının ancak değerindeki eksiklik karşılığının satış bedelinden indirilmesini isteyebileceğini öngörür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, yargılama sürerken ayıplı aracı üçüncü kişiye satan davacı bakımından bu hükmü uygulamış; bedel iadesi ve misliyle değişim taleplerinin artık ileri sürülemeyeceğini, buna karşılık seçimlik hakkın «tükendiği» gerekçesiyle davanın konusuz sayılmasının da hatalı olduğunu belirterek ayıp nedeniyle değer azalmasının araştırılması gerektiğine hükmetmiştir (Yargıtay 11. HD, 06.09.2023, 2022/4913 E., 2023/4690 K.).

Uygulama açısından sonuç nettir: uyuşmazlık sürerken aracın satılması, tüketicinin en güçlü iki talebini kullanılamaz hâle getirir. Bu husus, dosyanın başında müvekkile açıkça hatırlatılmalıdır.

VII. USUL: HAKEM HEYETİ, ARABULUCULUK VE MAHKEME

Başvurulacak merci, uyuşmazlığın değerine göre belirlenir. 6502 sayılı Kanun m. 68 uyarınca belirlenen parasal sınır, 23 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Tebliğ ile 2026 yılı için 186.000 TL olarak uygulanmaktadır. Bu tutarın altındaki uyuşmazlıklarda Tüketici Hakem Heyetine başvuru zorunlu, üzerindeki uyuşmazlıklarda ise hakem heyetine başvuru kapalıdır.

Tüketici mahkemesi yolunda ayrıca bir dava şartı bulunmaktadır. m. 73/A uyarınca tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; ancak tüketici hakem heyetinin görev kapsamındaki uyuşmazlıklar bu şartın dışında tutulmuştur. Dolayısıyla parasal sınırın altındaki dosyalarda arabuluculuk aşaması işletilmez.

Garanti kapsamındaki arızalar bakımından idarî yol da açıktır: Yönetmelik m. 17/2, tüketicinin il müdürlüğüne yazılı başvurusu üzerine işletmeye yapılan bildirim tarihini kırk beş iş günlük sürenin başlangıcı saymaktadır. Başvuruya satış sözleşmesinin bir örneği ile arızaya ilişkin belgeler eklenir. Bu yol, süreyi resmî biçimde başlatması nedeniyle ispat açısından değerlidir.

SONUÇ

Galeriden alınan ayıplı araç uyuşmazlıkları, tek bir garanti süresine indirgenemeyecek kadar katmanlıdır. Yönetmelik, motor, şanzıman ve elektrik-elektronik sistemler için üç ay veya beş bin kilometrelik bir asgari güvence ile ekspertiz ve bilgilendirme yükümlülükleri getirmiş; 6502 sayılı Kanun ise bunun ötesinde, iki yıllık zamanaşımı ve dört seçimlik hakla işleyen genel bir ayıp rejimi kurmuştur. Yönetmelik m. 17/8 bu iki rejimin birbirini dışlamadığını açıkça belirtmektedir.

Uygulamada belirleyici olan üç eksen öne çıkmaktadır. Birincisi ispat: ekspertiz raporu, noter sözleşmesindeki kilometre kaydı ve taşıt tanıtım kartı, ayıbın varlığını olduğu kadar gizlendiğini de ortaya koyan belgelerdir. İkincisi süre: ilk altı aydaki karine tüketici lehine ispat yükünü tersine çevirirken, hile veya ağır kusurla gizlenen ayıpta zamanaşımı hiç işlemez. Üçüncüsü ise seçimlik hakkın kullanım biçimidir; hakkın yazılı olarak ve açıkça bildirilmesi, aracın uyuşmazlık süresince elden çıkarılmaması gerekir.

Ekspertiz işletmesinin rapor içeriğinden doğan sorumluluğunu düzenleyen m. 16/5 ise henüz yeterince işletilmeyen bir imkândır. Gerçeğe aykırı ekspertiz raporlarının yaygınlığı dikkate alındığında, bu hükmün tüketici lehine ikinci bir muhatap yarattığının hatırlanması yerinde olacaktır.

KAYNAKÇA / ATIFLAR

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 8, 10, 11, 12, 68, 73/A.

Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik (RG 27.08.2024) m. 15, 16, 17, 18, 20, 27, 28.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 228/2.

6502 sayılı Kanunun 68 inci ve Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliğinin 6 ncı Maddelerinde Yer Alan Parasal Sınırların Artırılmasına İlişkin Tebliğ (RG 23.12.2025).

Yargıtay 11. HD, 18.03.2025, 2024/1626 E., 2025/1923 K.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 06.11.2015, 2015/2692 E., 2015/2487 K.

Yargıtay 11. HD, 06.09.2023, 2022/4913 E., 2023/4690 K.