Dolandırıcılık suçlarıyla ilgili tartışmalar bir süredir kamuoyunun gündemindedir. Yaşanan mağduriyetleri gidermek amacıyla 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 Sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun m. 13’de;
“26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
(4) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir” hükmü eklenmiştir.
Aynı Kanun geçici m. 1/6’da
“(6) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde bulunan dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemelerine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir” denilmektedir.
Aynı Kanun geçici m. 1/7’de
“(7) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir. Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Bu fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşen hükümler bakımından da uygulanır” denilmektedir.
Bahse konu kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte "IBAN kullandırma" fiilinin cezai sorumluluğuyla ilgili olarak yeni bir dönem başlamıştır. Yeni durumla ilgili olarak bazı sorular ve cevaplar aşağıda ele alınmaktadır.
1- Yeni kanuna göre IBAN kullandıran "herkes" dolandırıcılık suçunu işlemiş sayılacak mıdır?
Yeni kanun, dolandırıcılık suçlarında IBAN kullandırma fiilini (daha doğru bir ifadeyle kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılması fiilini) açıkça suç olarak düzenlemektedir. Suçun oluşması için hesap sahibinin kasten hareket etmiş olması gerekir, hesap sahibi kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla dolandırıcılık suçuna iştirak etmiş olmalıdır.
Kamuoyunda IBAN mağduru olarak kendini ifade eden kişiler ise kendilerinde dolandırıcılık kastı olmamasına rağmen fail olarak yargılandıkları için mağdur olduklarını belirten kişilerdir. “TCK 158 mağdurları” veya "IBAN mağduru" olarak kendilerini ifade eden bu kişiler, banka hesapları dolandırıcılık suçunda kullanılanlardır. Bu kişiler, çoğu durumda yargılama aşamasında asıl işlenen “dolandırıcılık” suçundan haberdar olmadığını söylemektedir.
Gerçekten de hesabı kullanılan kişiler; dolandırıcılık kastıyla hareket ediyor olabilir (bu kişiler fail olarak cezalandırılması gerekir ki yeni kanun bu kişilere indirim yapılmasını düzenlemektedir), bu olaydan hiç haberi olmayabilir, belirli bir komisyon karşılığında hesabını kiralamış olabilir veya hiç haberi olmadan adına hesap açılmış olabilir.
Dolayısıyla hali hazırdaki durumda hesap kullandıranların, öncelikle kasten hareket edip etmedikleri araştırılmalı; kasten hareket ettiği kabul edilenlerin ise suça iştirak durumları belirlenmelidir.
2-Yeni Kanuna göre IBAN kullandıran "herkes" cezada indirimden faydalanabilecek midir?
Dolandırıcılık suçuna kasten iştirak ettiği anlaşılan IBAN kullandıran faillerden, sadece hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması gerekir. Bu cümleden anlaşılması gereken şudur IBAN kullandıran fail;
-Dolandırıcılık suçunu kendisi kurgulamamış olmalıdır,
-Dolandırıcılık suçunun işlenişine katılmamış olmalıdır,
-Mağduru aldatmak amacıyla hareket etmemiş olmalıdır,
-Mağdurdan elde edilen haksız kazançla işlem yapmamış olmalıdır,
-Dolandırıcılık suçu örgütlü olarak işleniyorsa bu örgütün üyesi olmamalıdır.
ATM’den para çekerek asıl faile götürme veya verme fiilinin de yukarıda sayılan durumlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim.
3-Soruşturması ve yargılaması devam eden dosyalar hakkında süreç nasıl işleyecektir?
Soruşturması ve yargılaması devam eden dosyalar için izlenecek usul geçici madde ile düzenlenmiştir. Bu maddeye göre yargılama neticesinde haklarında yeni kanuna göre mahkumiyet kararı verilecek veya verilmiş olup kesinleşmemiş dosyalar bakımından sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde bulunan dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemelerine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.
4-Kesinleşmiş dosyalar hakkında süreç nasıl işleyecektir?
Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, yeni kanundan faydalanabilmesi için öncelikle TCK m.168 hükümlerinden faydalanmamış olması gerekir. Eğer fail, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, TCK m.168/2’de düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir. Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez.