Dolandırıcılık suçlarıyla ilgili tartışmalar bir süredir kamuoyunun gündemindedir. Özellikle dolandırıcılık suçunda banka hesabını başkasına kullandıranların sosyal medya üzerinden taleplerini ve mağduriyetlerini yüksek sesle dile getirdikleri görülmektedir. Nitekim bu talepler neticesinde 12. Yargı Paketine bir madde önerisi de eklenmiş olup bu yazının konusu bahse konu teklifin değerlendirmesini amaçlamaktadır.

Gerçekten de dolandırıcılık suçunun, artma eğiliminde olduğu bilinen bir gerçektir. Kriminolojide karanlık sayı olarak ifade edilen mağdurların, resmi makamlara başvurmadığı olaylar bir kenara bırakılıp adli istatistiklere bakıldığında bile dolandırıcılık olaylarının arttığı görülmektedir. Bu artışın sebebi olarak birçok neden sayılabilir, ekonomik sorunlar, kolay para kazanma hırsı, cezaların yeteri kadar caydırıcı görülmemesi, eğitim eksikliği bu nedenler arasındadır.

"IBAN Mağdurları" Gerçekten Mağdur mudur?

Dolandırıcılık suçunda esas mağdur, hileli hareketlerle dolandırılan kişilerdir. Mağdurlar; türlü hilelerle parasını, evini, arabasını kaybeden kişilerdir. Asıl dolandırıcılar ise dolandırıcılık için rolleri planlayan, iyi niyetli kişileri istismar eden, mağdurun malvarlığını kendi üstüne alan kişilerdir.

Dolandırıcılık suçunu işleyen asıl faillerin, çeşitli yollarla (gerekirse komisyon ödeyerek) ikna ettikleri kişilere ait hesabı kullanması soruşturma sürecinde bu hesap sahiplerinin "fail" olarak yargılanmasına neden olmaktadır. Bu kişiler, kendilerinde dolandırıcılık kastı olmamasına rağmen fail olarak yargılandıkları için mağdur olduklarını belirtmektedir. Basit bir ifadeyle IBAN mağduru, hukuk dilindeki anlamıyla mağdur değildir, kendi açılarından bakıldığında gerçek failler yerine olayın faili olarak yargılandıkları için kendilerini mağdur gören kişilerdir.

“TCK 158 mağdurları” veya "IBAN mağduru" olarak kendilerini ifade eden bu kişiler, banka hesapları dolandırıcılık suçunda kullanılanlardır. Bu kişiler, çoğu durumda yargılama aşamasında asıl işlenen “dolandırıcılık” suçundan haberdar olmadığını söylemektedir.

Gerçekten de hesabı kullanılan kişiler; dolandırıcılık kastıyla hareket ediyor olabilir (bu kişiler fail olarak cezalandırılması gerekir ki tartışmanın konusu bu kişiler değildir), bu olaydan hiç haberi olmayabilir, belirli bir komisyon karşılığında hesabını kiralamış olabilir veya hiç haberi olmadan adına hesap açılmış olabilir.

Dolandırıcılık suçu işlendiğinde, kolluk ve savcılık makamları ilk önce bu hesap sahiplerine, şüpheli olarak işlem yapmaktadır. Asıl dolandırıcılar, suçtan elde ettikleri haksız kazancın büyük kısmını kendine almakta, belki küçük bir kısmını hesap sahibine vererek bu kişileri, kendi yerlerine adalet sisteminin içine atmaktadır (Aşağıdaki şekilde soruşturma "1" numaralı ok yönünde ilerlemektedir). Zaten başkasına ait hesabı ve telefon hattını kullanmanın amacı da budur, kendi kimliklerini gizlemektir.

Dolandırıcılık kastı olmayan hesap sahiplerine dolandırıcılık suçunda tüm cezai sorumluluğun verilmeye çalışılması elbette bir adaletsizlik yaratmaktadır. Ancak bu kişilerin kabullenmekte zorlandıkları husus şudur ki; bu kişiler, gerçekten de dolandırıcılık kastıyla olmasa bile belirli bir kabullenme veya işlemle ilgili gerekli dikkat ve özeni göstermeyip asıl faillere yardım etmektedir. Başkasına hesap kullandırma nedeniyle asıl faillere ulaşılamamakta, bu kişiler cezalandırılamamaktadır. Ayrıca bu hesaplarda kaç işlem yapıldığı, kaç kişinin mağdur olduğunun tespiti de zorlaşmaktadır.

Teklif Maddesi Hakkında Değerlendirmeler

Kamuoyuna yansıyan teklif maddesine göre basit dolandırıcılık (TCK m. 157) ve nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158) suçlarında suça iştirakin hesap kiralama olarak kabul edilen fiiller ile sınırlı olması durumunda cezada indirim öngörülmektedir.

Öncelikle bu teklif, yukarıda bahsedilen "IBAN mağdurlarının durumu" ile örtüşmemektedir. Suça iştirakten bahsedilebilmesi için hesap kullandıranların bu suça kasten müdahil olmaları gerekir. Oysaki kamuoyunda kendilerini mağdur olarak ifade eden kişiler; hatır için, arkadaşlık veya akrabalık ilişkisi gibi sosyal bağlar nedeniyle hesaplarını kullandırdıklarını söylemektedir. Dolayısıyla "dolandırıcılık kastıyla" hareket etmediklerini iddia ederek kendi durumları lehine bir kanun değişikliği istemektedir.

Dolandırıcılık suçuna "kasten" iştirak edenler bakımından hali hazırda cezalandırmada sorun bulunmamaktadır. Hatta bu kişiler, fail olarak bile cezalandırılabilmektedir. Kanun değişiklik teklifi ise bu durumda fail olarak cezalandırma ihtimali ortadan kaldırılmakta sadece yardım eden olarak cezalandırılmanın önü açılmaktadır. Bu düzenleme, fail olarak cezalandırılmış mahkumiyetleri kesinleşmiş kişiler için bile "lehe kanun" olacağı için binlerce dosya yeniden ele alınması gerekecektir. Yine öngörülen ceza indirimi de genel hükümlerdekine benzerdir (TCK m. 39). Dolayısıyla kasten suç işleyip fail olarak cezalandırılanlar dışında "lehe" bir durum bulunmamaktadır.

Teklifte Ne Olmalı?

Asıl suçun müşterek faili olunmadığı sürece hesap kiralama başlı başına bir suç olmalıdır. Hesap kiralama; hırsızlık suçlarında, yasa dışı bahis suçlarında veya benzer suçlar için büyük bir sorundur. Düzenleme sadece dolandırıcılık ile sınırlı olmamalı, genele etkili olmalıdır. Bu konuda yapılacak düzenlemeye aklama suçlarında zaten mevcut olan 5549 sayılı kanun m. 15 örnek olabilir.

Hesap kiralayanların etkin pişmanlıktan faydalanabilmesi için suçun faillerini bildirmeleri ve mağdurun zararını karşılamaları da şart olmalıdır.

Hesaplarını suç için kiralayanların bankalar nezdinde hesap açması da bir güvenlik tedbiri olarak yasaklanmalıdır.