Giriş

Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak anılan Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, 22 Haziran 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulmuştur. Teklif, TBMM’ye sunulmuş olmakla birlikte henüz kanunlaşmamış olup bu aşamada yürürlükte bulunan kesin bir kanun metni değil, yasama sürecinde değerlendirilen bir teklif niteliğindedir.

Teklifin genel gerekçesi incelendiğinde temel amacın hak arama hürriyetinin daha etkin kullanılmasını sağlamak, savunma hakkını ve hukuki güvenliği güçlendirmek, adalete erişimi kolaylaştırmak, makul sürede yargılanma hakkını gözetmek ve yargıya güveni artırmak olduğu görülmektedir. Bu yönüyle teklif yalnızca ceza hukuku ya da infaz hukukuna ilişkin sınırlı bir düzenleme değildir. İcra ve iflas hukuku, idari yargı, hukuk muhakemesi, ceza muhakemesi, borçlar hukuku, medeni hukuk, noterlik hukuku, kanuni faiz, Adli Tıp Kurumu ve hâkim-savcı disiplin hükümleri gibi farklı alanlarda değişiklik öngörmektedir.

Teklifin Genel Yaklaşımı

12. Yargı Paketi’nin genel yaklaşımı, yargılamaların daha kısa sürede sonuçlandırılması ve usul ekonomisinin güçlendirilmesi üzerine kuruludur. Bu kapsamda bazı dava türlerinin tek hakimle görülmesi, hukuk yargılamasında duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç ayı aşmaması, kanun yollarının daha belirli hale getirilmesi ve elektronik imkanlardan daha fazla yararlanılması hedeflenmektedir. Bunun yanında teklif, Anayasa Mahkemesi’nin norm denetimi çerçevesinde vermiş olduğu iptal kararları sonrasında oluşabilecek hukuki boşlukları doldurmayı da amaçlamaktadır.

İcra ve İflas Hukuku’nda Değişiklikler

Teklifin ilk önemli başlıklarından biri 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na ilişkindir. İdare aleyhine hükmedilen para alacakları, vekalet ücreti ve yargılama giderleri bakımından doğrudan icra takibi başlatılmadan önce idareye yazılı başvuru yapılması ve ödeme için banka hesap numarası bildirilmesi öngörülmektedir. İdareye bir aylık ödeme süresi tanınacak; bu sürede ödeme yapılmazsa ilamlı icra takibi başlatılabilecektir.

İcra ve İflas Kanunu bakımından ikinci önemli değişiklik miras yoluyla intikal eden taşınmazlarda ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkindir. Teklife göre, mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkı bulunmayan taşınmazlarda ilk açık artırma yalnızca malik olan mirasçılar arasında yapılacaktır. İlk artırmada alıcı çıkmaması halinde ikinci artırma genel hükümlere göre, herkese açık şekilde gerçekleştirilecektir. Bu düzenleme, mirasçıların mülkiyet hakkını koruma ve taşınmazın üçüncü kişilere düşük bedelle geçmesini önleme amacı taşımaktadır.

İdari Yargı ve Noterlik Alanındaki Düzenlemeler

Teklifte 1512 sayılı Noterlik Kanunu bakımından noterlik evrakının mahkeme, Sulh Ceza Hakimliği, Cumhuriyet Başsavcılığı ve ilgili resmi mercilere gönderilmesine ilişkin usul sadeleştirilmektedir. Noterlik evrakının onaylı örneğinin elektronik ortamda taranarak güvenli elektronik imza ile gönderilebilmesi kabul edilmektedir. Bu düzenleme, belge temininde hız sağlayabileceği için yargılamanın pratik işleyişi bakımından olumlu görülmektedir.

İdari yargı bakımından ise idare mahkemelerinde tek hakimle görülecek dava türlerinin genişletilmesi ve istinaf-temyiz sisteminin daha belirli hale getirilmesi öngörülmektedir. Özellikle bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararının sonucunu doğru bulmasına rağmen gerekçesini eksik veya yanlış görmesi halinde gerekçeyi değiştirerek istinaf başvurusunu reddedebilmesi, dosyaların gereksiz şekilde ilk derece mahkemesine dönmesini önlemeye yöneliktir.

Ceza Muhakemesi Alanındaki Değişiklikler

Teklifin ceza muhakemesi alanındaki en önemli yönlerinden biri, HAGB kurumuna ilişkin önemli bir sınırlama getirmiş olmasıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar bakımından uygulanmaması öngörülmektedir. Bu düzenleme, kamu görevlileri tarafından işlenen kötü muamele niteliğindeki fiillerde cezasızlık algısının önüne geçilmesi bakımından önemlidir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 80. maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle, moleküler genetik inceleme sonuçlarının nasıl ve ne kadar süreyle saklanacağı, hangi hallerde imha edileceği ve hangi amaçla kullanılabileceği düzenlenmektedir. Genetik veriler, kişisel veri niteliği bakımından en hassas veri türlerinden biri olduğundan, bu alandaki kanuni belirlilik son derece önemlidir.

Teklife göre genetik inceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde özel bir sisteme kaydedilecek; belirli kararların kesinleşmesi halinde derhal, mahkumiyet, davanın reddi veya düşmesi gibi hallerde ise kararın kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle Cumhuriyet savcısı huzurunda yok edilecektir. Ayrıca ilgili kişiye, saklama amacının ortadan kalkması veya haklı neden bulunması halinde bu verilerin silinmesini talep etme imkanı tanınacaktır. Bu düzenleme, ceza muhakemesinde maddi gerçeğe ulaşma amacı ile kişisel verilerin korunması hakkı arasında denge kurma çabasıdır.

AYM‘nin iptal ettiği CMK m.134 bakımından ise yeniden bir düzenleme yapılarak bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma sonucunda elde edilen dijital verilerin adli emanette saklanması, korunması ve belirli süre sonunda yok edilmesi öngörülmektedir. Dijital delillerin ceza yargılamasındaki önemi dikkate alındığında, bu verilerin süresiz ve belirsiz şekilde tutulmaması özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması bakımından yerinde bir yaklaşımdır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki Değişiklikler

Teklifin önemli düzenlemelerinden biri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesinde yer alan belirsiz alacak davasının kaldırılmasıdır. Teklif ile bu kurumu kaldırırken kısmi davaya yeni bir boyut getirilmesi amaçlanmaktadır. Buna göre davacı, alacağın sadece bir kısmını dava etmişse tahkikat sona erinceye kadar bir defaya mahsus olmak üzere talebini artırabilecek ve artırılan kısım bakımından zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır. Dava açılmış olduğu anda zamanaşımı duracaktır.

Bu değişiklik, belirsiz alacak davasının sağladığı korumayı kısmi dava içinde sürdürmeyi amaçlamaktadır.

Türk Medeni Kanunu’ndaki Değişiklikler

Teklifte Türk Medeni Kanunu’nun 440 ve 444. maddeleri bakımından vesayet altındaki kişilere ait taşınır ve taşınmaz malların UYAP’a entegre elektronik satış portalı üzerinden satılması öngörülmektedir. Bu düzenleme, satışa daha fazla kişinin katılmasını sağlayarak kısıtlının malının gerçek değerine daha yakın bedelle satılmasına katkı sunabilir.

Hakimler ve Savcılar Kanunu’ndaki Değişiklikler

Teklifte 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu bakımından iki başlık öne çıkmaktadır. Bunlardan ilki, hakim ve savcı yardımcılarının eğitim ve sınav süreçlerine ilişkin usul ve esasların kanuni düzeyde düzenlenmesidir. İkincisi ise hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulmasının disiplin yaptırımına bağlanmasıdır. Uygulamada zaman zaman bilirkişilerden hukuki değerlendirme istendiği, bunun hem yargılamayı uzattığı hem de hakimin yargısal sorumluluğunun bilirkişiye devredildiği yönünde eleştiriler bulunmaktadır. Bu nedenle hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurulmasının uyarma cezasına bağlanması, bilirkişilik kurumunun amacına uygun kullanılmasını sağlayabilecek bir düzenleme olarak değerlendirilebilir.

IBAN Mağdurları

12. Yargı Paketi 29 maddelik bir reform paketidir. TBMM Adalet Komisyonu görüşmeleri sırasında kabul edilen önerge ile kamuoyunda "IBAN mağdurları" olarak adlandırılan kişilere ilişkin önemli bir düzenleme de kanun teklifine eklenmiştir. Bu kapsamda, Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesine yeni bir 4. fıkra eklenerek, dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirakinin yalnızca kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla banka hesabı, IBAN, ödeme aracı veya bu hesapların kullanılmasını sağlayan bilgi ve araçların başkalarına verilmesi fiiliyle sınırlı kalan kişiler bakımından hükmolunacak cezanın yarı oranında indirilmesi öngörülmüştür.

Ayrıca soruşturma aşamasında zarar giderilmişse 2/3, yargılama aşamasında giderilmişse yarı oranında daha indirim alınacağı öngörülmüştür.

IBAN mağdurları olarak kamuoyunda bilinen kişilere ilişkin bir düzenleme yapılması olumlu bir adım olarak değerlendirilebilirse de, söz konusu değişikliğin sorunu kökten çözeceğini söylemek güçtür. Düzenlemenin mevcut haliyle, Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun hukuki niteliğini değiştirmediği, yalnızca belirli sonuçlar bakımından sınırlı bir etki doğurduğu görülmektedir. Bu nedenle, uygulamada yaşanan mağduriyetlerin önemli bir kısmının devam etmesi kuvvetle muhtemeldir.

Bunun yanında, yapılan değişiklik hukuk tekniği bakımından da tartışmaya açıktır. Zira suçun unsurları ve hukuki niteliği aynı şekilde korunurken, yalnızca belirli bir mağdur grubuna yönelik farklı bir sonuç öngörülmesi sistematik açıdan izahı güç bir görünüm ortaya çıkarmaktadır. Ceza hukukunda düzenlemelerin bütüncül ve sistematik bir yaklaşımla yapılması gerekirken, bu değişiklik uygulamadaki temel sorunu çözmekten uzak kalmaktadır.

Kanaatimizce, IBAN mağdurları sorununa kalıcı çözüm getirilebilmesi için asıl değerlendirilmesi gereken husus, bu fiillerin belirli şartlar altında uzlaştırma kapsamına alınmasıdır. Özellikle failin haksız bir menfaat elde etmediği, yalnızca hesabını kullandırdığı ve mağdurun uğradığı zararın tamamen giderildiği durumlarda uzlaştırma mekanizmasının işletilebilmesi, hem mağdurun zararının kısa sürede karşılanmasını sağlayacak hem de ceza adalet sisteminde yaşanan bu özel soruna daha etkin ve kalıcı bir çözüm sunacaktır.

Sonuç

Sonuç olarak 12. Yargı Paketi Kanun Teklifi, yargının etkin ve verimli işlemesini sağlamak amacıyla birçok kanunda değişiklik öngören kapsamlı bir düzenlemedir. Teklifin temel ekseni makul sürede yargılanma hakkının güçlendirilmesi, usul ekonomisinin sağlanması, kanun yollarının daha işlevsel hale getirilmesi ve Anayasa Mahkemesi’nin norm denetimi çerçevesinde vermiş olduğu iptal kararları sonrasında oluşan hukuki boşlukların doldurulmasıdır.

Teklifin olumlu yönleri arasında noterlik evrakının elektronik ortamda gönderilebilmesi, genetik ve dijital verilerin saklanması ile imhasına ilişkin düzenleme yapılması, vesayet altındaki kişilerin mallarının elektronik satış yoluyla satılabilmesi ve kötü muamele niteliğindeki suçlarda HAGB uygulanmamasının öngörülmesi sayılabilir. Buna karşılık idare aleyhine ilamlı icra takibinden önce başvuru zorunluluğu, belirsiz alacak davasının kaldırılması ve IBAN mağdurlarına ilişkin açık düzenleme yapılmaması uygulamada tartışma yaratabilecek başlıklardır. Bu nedenle teklif, genel olarak yargının hızlandırılmasını amaçlayan önemli bir adım olmakla birlikte, hak arama özgürlüğü, adil yargılanma hakkı ve kusur ilkesi bakımından dikkatle değerlendirilmesi gereken yönler de taşımaktadır. Sonuç olarak, 29 maddeden oluşan bu kanun teklifinin, yargı sisteminde uzun süredir devam eden yapısal sorunlara kalıcı ve köklü bir çözüm getirmesi mevcut haliyle mümkün görünmemektedir.