I. GİRİŞ

Uyuşmazlık çözüm yöntemleri; alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri ve yargılama yapılan çözüm yöntemleri olarak kategorize edilir. Yargılama yapılan çözüm yöntemleri, öğretide farklı görüşler olmakla birlikte, devlet mahkemesi yargılaması ve tahkim olarak ikiye ayrılır.

Devlet mahkemesi yargılaması, yetkisini kanundan alırken; tahkim, yargılama yetkisini tarafların iradesinden alır. Devlet mahkemesi yargılamasında hakim yahut mahkeme heyeti (bundan sonra hakem olarak anılacaktır) ve yargılamanın yapılacağı mahkeme uyuşmazlıktan önce bellidir. Tahkimde ise tarafların seçtikleri yahut seçtirdikleri hakem ya da hakem kurulu (bundan sonra hakem kurulu olarak anılacaktır) görev alır. Hakem kurulunun görev alanı kanunla sınırlandırılmışken, hakim için böyle bir kısıtlama söz konusu değildir. Hakimce gerçekleştirilen bazı yargısal işlemlerin hakem kurulunca gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Ancak tahkim, devlet yargılamasına göre daha az şekli ve usuli kurala tabi olduğundan esnek, hızlı ve basittir. Devlet mahkemesi yargılaması kural olarak aleniyken, tahkimde gizlilik esastır. Kural olarak, devlet mahkemesi yargılamasında istinaf ve temyiz yolu açıkken, tahkimde temyiz yolu kapatılmıştır. Ancak hakem kurulu kararının iptali talep edilebilir.

Geçici tedbir, yargılama sürecinde nihai karar verilene kadar geçecek sürede hakkın korunmasını sağlayan ve mevcut durumun muhafaza edilmesini amaçlayan hukuki bir koruma mekanizmasıdır. Bu çalışma kapsamında milletlerarası tahkim ve devlet mahkemesi yargılaması çerçevesinde geçici tedbirde yetki konusu incelenecektir.

II. MİLLETLERARASI TAHKİMDE GEÇİCİ TEDBİR

Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) m. 1 uyarınca MTK’nın amacı, milletlerarası tahkime ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. MTK m. 2’de ise tahkime milletlerarası niteliğini kazandıran yabancılık unsuru açıklanmıştır. MTK m. 6’da ise “ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz” başlığı altında geçici tedbirler düzenlenmiştir. Öğretide ve Yargıtay kararlarında MTK m. 6’nın, tahkim yeri Türkiye olmasa, hatta uyuşmazlığın çözümü için MTK seçilmemiş olsa dahi uygulanabileceği kabul edilmektedir.

A. Geçici Tedbir Talebinin Zamanı ve Yetkili Makamlar

MTK m. 6/1 uyarınca tahkim yargılamasından önce yahut tahkim yargılaması sırasında mahkemeden ihtiyati tedbir yahut ihtiyati haciz isteminde bulunulması ve bu yönde karar verilmesi tahkim anlaşmasına aykırılık anlamına gelmez. Başka bir ifadeyle, tahkim yargılamasından önce yahut tahkim yargılaması sırasında hakem kurulundan yahut mahkemeden geçici tedbir talebinde bulunmak mümkündür.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/3529, K. 2022/4699 ve T. 12.10.2022 tarihli kararında da belirtildiği üzere, "bir kısım geçici hukuki koruma önlemleri devletin cebri icra yetkisi ile yerine getirilmesi açısından mahkemeye başvuruyu zorunlu kılmaktadır". Öte yandan, taraflarca kurumsal tahkim seçilmişse geçici tedbir talebi acil durum hakemi tarafından değerlendirilir.

B. Hakem Kurulunun Geçici Tedbir Yetkisinin Kapsamı ve Sınırları

MTK m. 6/2 uyarınca, mahkemeden farklı olarak hakem kurulu; cebri icra organları yahut diğer resmi makamlar tarafından yerine getirilmesi gereken ya da üçüncü kişileri bağlayan geçici tedbirlere karar veremez. Başka bir ifadeyle, hakem kurulunun geçici koruma kararı vermesi, taraflardan birinin istemde bulunmasına ve taraflarca hakem kurulunun geçici koruma kararı verme yetkisinin kaldırılmamış olmasına bağlıdır. Öğretide bu yasağın “hakem kurulunun karar verebileceği geçici tedbirler” ve “hakem kurulunun karar veremeyeceği geçici tedbirler” şeklinde kategorize edilerek değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Hakem kurulunca geçici tedbir kararı verilirken tarafların talebi olmasa dahi güvence talep edilebilir.

C. Hakem Kurulu Kararlarının İcrası ve Devlet Mahkemesinin Yardımı

MTK m. 6/3 uyarınca hakem kurulunun verdiği geçici tedbir kararına uyulmaması halinde, kararın yerine getirilmesi istemiyle mahkemeden yardım istenebilir. MTK m. 3/1 uyarınca genel yetkili mahkeme; davalının yerleşim yeri yahut olağan oturma yeri ya da işyerinin bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesidir. Davalının Türkiye’de yerleşim yeri, olağan oturma yeri yahut işyeri yoksa İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi görevli ve yetkilidir.

Geçici tedbir kararı için talepte bulunulacak görevli ve yetkili mahkeme yönünden özel bir düzenleme yapılmamıştır. Bu noktada MTK m. 3/1 hükmünün mü yoksa HMK hükümlerinin mi uygulanacağı tartışmalıdır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2022/3529, K. 2022/4699, T. 12.10.2022 kararında, MTK m. 17/1’de aksi düzenleme bulunmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerinin tahkimde uygulanamayacağı belirtilmiştir. Aynı yöndeki öğreti görüşlerine göre de yetki ve görev yönünden MTK m. 3/1 hükmü uygulanmalıdır. Zira milletlerarası tahkim usulünün ana kaynağı bu kanundur.

D. Milletlerarası Tahkimde Geçici Tedbire İlişkin Eleştiriler ve Görüşler

Mevcut düzenleme ve uygulamalar öğretide çeşitli yönleriyle eleştirilmiştir:

· Terim Tercihi: MTK m. 6’da yer alan "ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz" başlığı eleştirilmekte; “geçici tedbir” ifadesinin daha kapsayıcı ve yerinde olduğu savunulmaktadır.

· Çelişkili Karar Riski: Geçici tedbir talebinde hem hakem kurulunun hem de devlet mahkemesinin yetkili kılınması çelişkili kararların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

· Usuli Belirsizlikler ve Gecikmeler: Tahkim yargılaması sırasında mahkemeden geçici tedbir talebinde bulunulması halinde, hakem kurulunun bu talebi bekletici mesele yapıp yapmayacağı belirsizdir. Ayrıca mahkemeye başvuru, süreci uzatabilir.

· Gizliliğin İhlali: Devlet mahkemesine yapılan talepler, tahkimin en temel özelliklerinden biri olan gizlilik ilkesini ihlal edebilir.

Bu sebeplerle, gerek tahkim yargılaması sırasında gerekse tahkim yargılaması öncesinde geçici tedbir taleplerinin doğal hakim konumundaki hakem kuruluna yapılması gerektiği görüşü ağırlık kazanmaktadır.

III. DEVLET MAHKEMESİ YARGILAMASINDA GEÇİCİ TEDBİR

Devlet yargılamasının temel kanunlarından olan HMK’nın 10. kısmı “geçici hukuki korumalar” başlığını taşımaktadır. Bu kısım, ihtiyati tedbir ile delil tespiti ve diğer geçici hukuki korumalar olmak üzere iki ayrı bölümde düzenlenmiştir.

A. İhtiyati Tedbir Kararı ve Şartları

HMK m. 389/1 uyarınca devlet mahkemesi yargılamasında; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yahut imkansız hale geleceğinden ya da gecikme sebebiyle bir sakıncanın veya ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir.

- İspat Ölçütü: HMK m. 390/3 uyarınca talepte bulunan taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.

- Teminat: Milletlerarası tahkimden farklı olarak, HMK m. 392/1 uyarınca kural olarak ihtiyati tedbir talep eden tarafın teminat göstermesi zorunludur.

B. Devlet Yargılamasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

HMK m. 390/1 uyarınca ihtiyati tedbir; dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden talep edilir. Dava açıldıktan sonra ise ancak esas davanın görüldüğü mahkemeden istenebilir.

C. Kanun Yolları ve Üçüncü Kişilerin Durumu

HMK m. 391/3 uyarınca aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf kanun yoluna başvurabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. HMK m. 393/5 uyarınca kanun yoluna başvurulması halinde, dosyaya ilişkin belge ve delillerin sadece örnekleri ilgili mahkemeye gönderilir.

Hakem kurulunun yetkisinden farklı olarak, devlet mahkemesi yargılamasında mahkeme üçüncü kişileri bağlayan ihtiyati tedbir kararları verebilir. Bu durumun dengelenmesi amacıyla HMK m. 394/3’te üçüncü kişilerin ihtiyati tedbir kararına itiraz edebileceği düzenlenmiştir.

D. Delil Tespiti ve Diğer Geçici Hukuki Korumalar

HMK m. 400/1 uyarınca taraflardan her biri mevcut yahut muhtemel davada ileri süreceği bir vakıanın tespitini talep edebilir. HMK m. 400/2 gereğince bu talebin yapılabilmesi için hukuki yararın bulunması şarttır.

· Dava Açılmadan Önceki Görev ve Yetki: HMK m. 401/1 ve HMK m. 402/2’de (Noterlik Kanunu uyarınca yapılacak vakıa tespitine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla) henüz açılmamış davalarda yetkili ve görevli mahkeme; esas hakkındaki davaya bakacak olan mahkeme yahut üzerinde keşif ya da bilirkişi incelemesi yapılacak olan şeyin bulunduğu yahut tanık olarak dinlenilecek kişinin oturduğu yer sulh mahkemesidir.

· Dava Açıldıktan Sonraki Görev ve Yetki: HMK m. 401/4 uyarınca görülmekte olan bir davada, yapılan her türlü delil tespiti talebi hakkında sadece davanın görülmekte olduğu mahkeme yetkili ve görevlidir.

IV. SONUÇ

Geçici tedbir mekanizması hem milletlerarası tahkimde hem de devlet mahkemesi yargılamasında nihai karara kadar geçecek sürede hakkın kayba uğramasını engellemek adına hayati öneme sahiptir.

Milletlerarası tahkimde hem hakem kuruluna hem de hakime geçici tedbir kararı verme yetkisi tanınmış olsa da hakem kurulunun cebri icra ve üçüncü kişileri bağlayıcı karar alma yetkisinin bulunmaması, devlet mahkemelerinin yardımını bir noktada zorunlu kılmaktadır. Buna karşılık HMK bünyesindeki devlet mahkemesi yargılaması, üçüncü kişileri bağlayan kararlar alma ve cebri icra gücünü kullanma bakımından daha geniş yetkilere sahiptir. Uygulamadaki çelişkili karar riskleri, sürecin uzaması ve gizliliğin ihlali gibi eleştiriler göz önüne alındığında; tahkimin ruhuna uygun olarak tarafların öncelikle hakem kurulunun (veya acil durum hakeminin) geçici hukuki koruma yetkisine başvurması, cebri icra gerektiren istisnai hallerde ise devlet mahkemelerinin desteğinin sağlanması ilkesi benimsenmelidir.