Uzun bir süredir, kolluğun (özellikle polisin) durdurma yetkisi sonrasında yapılan kontrol işlemi esnasında suça konu eşyanın (örneğin uyuşturucu madde veya kaçak eşya) tespit edilmesiyle ilgili yargı kararlarının paylaşıldığını görmekteyim. Soruna değinmeden önce çözümü ifade edeyim ki durdurma sonrası yapılan kontrol, arama işlemi değildir. O zaman durdurma sonrası yapılan kontrolün amacı ve sınırı nedir? Kolluk uygulaması ile yargı uygulaması neden farklıdır?

Polisin durdurma ve kimlik sorma yetkisi, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salȃhiyet Kanunu (PVSK olarak kısaltılacaktır) m. 4/A’da düzenlenmektedir. Kanunda hem durdurma hem kimlik sorma yetkisi aynı maddede düzenlenmektedir. PVSK’da 2007 yılında yapılan 5681 sayılı kanunla yapılan değişiklik öncesinde durdurma yetkisi açık bir şekilde yer almazken, kimlik sorma yetkisi daha dar kapsamlı düzenlenmektedir.

Durdurma ve kimlik sorma yetkisi aynı maddede düzenlenmiş olsa da durdurma ve kimlik sorma kavramları birbirinden farklıdır. Kanunda öncelikle durdurma yetkisi tanımlanmıştır. Durdurma, hareket hâlindeki kişi ve araçların hareketlerinin geçici bir süreyle engellenmesidir. Durdurma yetkisi bakımından kişi veya araçların hareket hâlinde olmaları şart olmadığından durdurma, hareket etmenin engellenmesi şeklinde de kullanılabilir. Bir araç durdurulduğunda hem araçtaki kişiler hem de araç kontrol edilmektedir. Araç içindeki kişiler için PVSK m.4/A’da sayılan sebeplerden işlemler yapılmakta (örneğin araçtaki kişilerin aranan kişilerden olup olmadığı amacıyla kimliklerinin sorulması), aracın ise gözle görünür kısımlarında herhangi bir tehlike unsuru olup olmadığı kontrol edilmektedir.

Durdurma işleminde, yakalama işlemindeki gibi muhatabın bedenî olarak kontrol altına alınması veya gözaltı işlemindeki bir yere kapatılarak hareketinin kısıtlanması söz konusu olamaz.

Durdurma yetkisinin nasıl uygulanacağı kanunda ve yönetmelikte açıklanmaktadır. Her şeyden önce durdurma yetkisine başvurulabilmesi için herhangi bir karara veya emre ihtiyaç yoktur. Durdurma işlemine karar verecek kişi, doğrudan kolluk personelinin kendisidir.

Polis, makul sebebe dayanarak kişiden veya araçtan durmasını ister. Polisin bu talebi, dur ihtarı olarak ifade edilmektedir. İlgili kişi veya araç bu ihtara uygun olarak durmak zorundadır. Eğer muhatap durmazsa kolluğa karşı pasif direnme göstermiş olur ve gerekiyorsa polis zor kullanarak kaçan kişiyi veya aracı yakalar.

Polis, durdurduğu kişi üzerinde ya da aracında silah veya tehlike oluşturan diğer bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphenin varlığı hâlinde, kendisine veya başkalarına zarar verilmesini önlemek amacına yönelik gerekli tedbirleri alabilir (PVSK m. 4/A-6). Burada alınacak tedbir, muhatabın silahla direnmesi gibi yeni bir suçüstü hâli olmadıkça, arama tedbirini kapsamaz. PVSK m. 4/A’da kolluğa arama yetkisi bilinçli olarak verilmemiştir.

Nitekim polise durdurma sonrası arama yetkisi veren 2015 yılındaki kanun değişikliği de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Durdurma yetkisi sonrasında yapılan kontrollerde kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın, dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemez. El ile dıştan kontrol, kişinin cinsiyetinde bulunan görevli tarafından yapılır. Bu kontrol, kişinin veya aracın ilk durdurulduğu yerde veya o yerin yakınında, mümkün olduğu kadar başkalarının göremeyeceği tarzda yapılır. Başka yere götürülerek kontrol yapılamaz (AÖAY m. 27). El ile dıştan kontrol yapılarak kişinin üzerinde sadece silah veya tehlike oluşturan diğer bir eşya araştırılabilir.

Durdurma yetkisiyle bağlantılı bir işlem olan el ile dıştan kontrol, bazı kaynaklarda ve kararlarda yoklama, sıvazlama, kaba arama veya kaba üst araması şeklinde geçmektedir. Bu ifadeler içinde özellikle kaba üst araması, en hatalı olanıdır. Kaba üst araması adında geçen arama ifadesi gerçek arama işlemiyle kafa karışıklığına neden olmaktadır. Arama, bir araştırma işlemi olup bu işlemle gizli bir şeyin ortaya çıkarılması amaçlanır. Arama; önleme amacı taşıyan önleme araması ve bastırma amacı taşıyan adli arama olmak üzere ikiye ayrılır. Önleme araması, PVSK m. 9’da; adli arama ise CMK m. 116’da düzenlenmiştir. Dolayısıyla durdurma sonrasındaki kontrolün adı el ile dıştan kontroldür. Kontrol ve arama işlemleri, temel hak ve hürriyetleri kısıtlama düzeyine göre mevzuata göre teknik cihazlarla kontrol, el ile dıştan kontrol, arama ve iç beden muayenesi olmak üzere dört düzeyde uygulanmaktadır. Tüm uygulamalar farklı hükümlere tabidir.

Durdurma yetkisi sonrasında polis, kişinin üstünde el ile dıştan kontrol yapabilir ve aracın dışarıdan bakıldığında içerisi görülebilen kısımlarını kontrol edebilir. Hem kişi üzerinde hem araç içinde yapılabilecek kontrolün dar kapsamlı düzenlendiği görülmektedir. Bu kontrolün amacı da durdurulan kişi üzerinde veya aracında silah veya tehlike oluşturan diğer bir eşyanın bulunduğuna yönelik duyulan şüphenin kontrol edilerek giderilmesidir (PVSK m. 4/A-6). PVSK m. 4/A, kolluğa yalnızca durdurma yetkisi vermekte; aramaya ilişkin herhangi bir yetki tanımamaktadır. Dolayısıyla silah veya benzeri bir tehlike oluşturan eşya dışında bir şeyin araştırılması bu kontrollerin amacı dışında, arama yetkisinin kapsamı içinde kalmaktadır.

El ile dıştan kontrolde uyuşturucu madde araştırılıp araştırılamayacağı konusundaki karışıklık AÖAY m. 27/6’deki durdurma üzerine yapılacak işlemler arasında sayılan “e) Yapılan kontrolün neticesinde suça ilişkin iz, eser, emare ve delil elde edilirse, kişi yakalanır. f) Uyuşturucu gibi belirli bir şeyin, kişinin herhangi bir yerinde gizlendiği düşünülüyorsa, daha geniş çaplı kontrol yapılabilir.” hükümlerinden kaynaklanmaktadır. AÖAY m. 27/6-e’de yer alan hüküm sanki genel bir arama işlemi yapıldığı izlenimi vermekteyse de bu hükümden, kontrol neticesinde silah veya benzeri bir tehlike oluşturan eşya tespit edilmişse ve bu eşyalar bir ceza normunu ihlal ediyorsa bu kişinin yakalanması anlaşılmalıdır.

AÖAY m. 27/6-f’de yer alan hükmün ise kanuni bir dayanağı bulunmamaktadır. Başka bir ifadeyle kanunda verilmeyen bir yetki, yönetmelikte verilmektedir. Bu karışıklığın sebebi de yürürlükten kaldırılan 24/5/2003 tarihli ve 25117 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği m. 21’de yer alan hükmün aynen yeni yönetmeliğe aktarılmasıdır. Mülga yönetmelikte “Durdurma ve Arama, Araçlarda Arama” aynı başlık altında düzenlenmiştir ve o dönemde durdurma, kanunda başlı başına bir yetki olarak düzenlenmemiştir. Dolayısıyla mülga yönetmelikten aktarılan bu hükümlerin, sonradan yapılan kanuni değişikliklere uyumlu olmadığı açıktır. Yine bu noktada durdurma üzerine yapılacak işlemleri açıklayan “ğ) Makul sebebi oluştuğu takdirde, daha geniş kapsamlı kontrol yapılması için, kolluk aracından veya yakındaki kapalı bir yerden yararlanılabilir” şeklindeki ifadenin arama yetkisini çağrıştırdığı için kaldırılmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Sonuç olarak durdurma sonrası yapılan kontrol, arama işlemi değildir. Amacı, o anda kolluk personeli ve toplum için tehlike oluşturan bir silah veya benzeri bir şeyin olup olmadığını tespit etmektir. Mevzuattaki hükümler arasında bir uyumsuzluk olduğu ve bu uyumsuzluğun kolluk uygulaması ile yargı uygulamasını da farklılaştırdığı açıktır. Tabiki suçüstü haline ilişkin hükümler saklıdır.