1. OLAY

29/9/2026 tarihli Resmi Gazete’de yer alan Aydın Toksöz Başvurusu’na (Başvuru Numarası: 2022/104137) konu olay şöyledir:

"2. Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) gerçekleşen trafik kazasına ilişkin olarak başvurucu hakkında taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan soruşturma başlatmıştır.

3. Başsavcılık, başvurucunun taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılması talebiyle 3/3/2014 tarihli iddianame düzenlemiş; iddianamede müşteki M.A.nın kullandığı motosiklete plakası tespit edilemeyen bir aracın çarparak kaçtığını, motosiklet sürücüsü M.A. ile motosiklette yolcu olarak bulunan O.A.nın motosikletten düşerek yaralandıklarını, plaka tanıma sisteminden kaza saatinde olay yerinden geçen araçların kayıtlarının incelenmesi neticesinde kaza saatine yakın bir zamanda olay yerinden bir otomobil şirketinin servisine ait deneme aracının geçtiğinin tespit edildiğini, servisin yetkilisi olan şüphelinin (başvurucu) aracı Suriye uyruklu başka bir kişiye teslim ettiğini, kazayı kendisinin yapmadığını beyan ettiğini, yapılan tespitlerde servis aracında hasar olduğunun belirlendiği hususları gözönünde bulundurulduğunda başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğini ileri sürmüştür…

5. Birinci celsede beyanı alınan müştekiler; arkadan gelen bir aracın üzerinde bulundukları motosiklete çarpmasının akabinde durmadan yoluna devam ettiğini, motosiklete çarpan aracı görmediklerini, aracın rengini ve plakasını alamadıklarını, tanık S.E. ise Mahkeme huzurunda alınan ifadesinde beyaz renkli bir aracın motosiklete çarparak, durmadan yoluna devam ettiğini, çarpan aracın plakasını alamadığını ifade etmiştir. Mahkeme, başvurucu hakkında zorla getirme emri düzenlenmesine karar vermiştir.

6. İkinci celsede başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu; savunmasında olay günü şirkete ait aracı Suriye uyruklu bir müşterisinin kullandığını, suçsuz olduğunu ileri sürmüştür. Mahkeme olay yerinde keşif yapılmasına karar vermiştir...."

II. DEĞERLENDİRME

…

24. Trafik kazasına ilişkin olarak taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan yürütülen yargılamada kazaya karışan aracın sürücüsünün kim olduğu hususu esası etkileyebilecek önemli nitelikte bir unsur olarak kabul edilmelidir. Başvurucu, aşamalarda kazaya karışan aracı olay günü Suriye uyruklu birine verdiğini, aracın şirkete ait olduğunu, aracın malikinin kendisi olmadığını, aracı olay günü kullanmadığını ileri sürmüştür. Yargılama dosyası kapsamındaki katılanlar ve tanığın olay günü kazaya karışan aracı başvurucunun kullandığına yönelik bir beyanı veya teşhisi bulunmadığı gözönüne alındığında başvurucunun bu yöndeki itirazlarının uyuşmazlığın sonucuna etkili olduğunun kabulü gerekir.

25. Mahkeme, aracı başvurucunun kullandığı kabulüyle cezalandırılması yoluna gitmiştir. Buna karşılık Mahkeme, gerekçeli kararında kazaya karışan aracı başvurucunun kullandığına ilişkin kabulü hangi delile dayandırdığını ayrı ve açık şekilde ele almamıştır…

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,… karar verilmiştir.

2. SÜRÜCÜ BİLGİSİNİ BİLDİRME MECBURİYETİ

Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan 2025 Yılı Trafik Kazalarına Ait Özet Bilgiler adlı rapora göre 2025 yılında trafiğe kayıtlı araç sayısı 33.612.650 adede ulaşmış ve bu dönemde ülkemizde toplam 1.549.574 trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kazaların 1.261.253’ünü maddi hasarlı kazalar oluştururken, 288.321’i ölümlü ve yaralanmalı kaza olarak kayıtlara geçmiştir. Söz konusu ölümlü ve yaralanmalı kazalar sonucunda toplam 6.035 kişi hayatını kaybederken, bu ölümlerin 2.541’i kaza yerinde, 3.494’ü ise kaza sonrasında sağlık kuruluşlarında gerçekleşmiş, ayrıca kazalarda 403.937 kişi de yaralanmıştır (s. 4).

Sayılardan anlaşılacağı üzere ülkemizde trafik kazaları önemli bir uyuşmazlık nedenidir. Başta trafik kazaları olmak üzere trafikte işlenen idari yaptırım gerektiren ihlallerle ilgili olarak Türk hukukunda "ben sürmüyordum" itirazı, güçlü bir itirazdır. Bazı ihlallerde araç sahiplerine yaptırım uygulanması için araç sahibinin bizzat kullanması gerekli değilse bile ceza hukuku uyuşmazlıklarında bu itiraz, geçerlidir. Nitekim yukarıdaki olayda, Anayasa Mahkemesi kararında anlatıldığı şekliyle araç şirkete aittir, araca malik olmadığını, aracın başka biri tarafından kullanıldığını söylemektedir. Ne müşteki ne de tanık beyanlarında bu hususta, başvurucunun aracı sürdüğüne dair bir beyan bulunmamaktadır. Başvurucunun itirazı, kovuşturma aşamasında dikkate alınmamış mahkumiyete karar verilmişse de Anayasa Mahkemesi kararında vurgulandığı üzere maddi gerçekliğe dair şüpheler halen devam etmektedir.

Karşılaştırmalı hukukta "Sürücü Bilgisini Bildirme" konusunda trafik hukukunda geçerli bir mecburiyet bulunmaktadır (Avusturya Motorlu Taşıtlar Kanunu m. 103/2). Araç sürücü, trafik ihlalini veya kazasını kendisi yapmadığını iddia ediyorsa aracın sürücüsünün kim olduğunu kolluğa doğru bir şekilde bildirmek zorundadır. Bu bildirimi, zamanında (kanundaki düzenlemeye göre bir hafta veya iki hafta olabilir) yapmazsa yüksek miktarda para cezası uygulanmaktadır. Adli dosyalarda da ayrıca suçluyu kayırma veya duruma göre yalan tanıklık gibi farklı ceza sorumlulukları açısından da değerlendirme yapılabilmektedir. Bu düzenlemenin "kendini ve yakınlarını suçlamama" hakkı kapsamında anayasaya aykırılığı öne sürülebilirse de bu mecburiyetin bir istisna olarak kabul edildiğini de belirtmek gerekir.

Hali hazırda ülkemizde böyle bir mecburiyet, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda yer almamaktadır. Sürücü Bilgisini Bildirme Mecburiyetinin, kanunda tanımlanmamış olmasından dolayı, Mahkeme kararına konu olayda olduğu gibi, araç sahibinin "Ben Sürmüyordum" itirazı yeterli düzeyde araştırılmazsa yanlış suçlamalara neden olabilir.