Son dönemde özellikle İstanbul’da etkili olan aşırı yağışlar ve sel felaketleri, çok sayıda aracın, konutun ve iş yerinin zarar görmesine neden olmuştur. Yağışların yol açtığı bu zararların, altyapı yetersizlikleri, bakım ve temizlik çalışmalarının gereği gibi yapılmaması veya yağmur sularının etkin biçimde tahliye edilememesiyle bağlantılı olması, idarenin sorumluluğunu gündeme getirmektedir.
Bu tür olaylarda mağduriyet yaşayan vatandaşlar açısından, uğranılan maddi zararların hangi koşullarda idareden talep edilebileceği, idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı ve tazminat başvurusunda izlenmesi gereken hukuki yollar önem taşımaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125. maddesi uyarınca idare, kendi eylem ve işlemlerinden kaynaklanan zararları gidermekle yükümlüdür. Bu anayasal ilke doğrultusunda, kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında meydana gelen ve idareye atfedilebilen zararların tazmini gerekmektedir.
Kamu idareleri, yürüttükleri hizmetlerin gereği gibi yerine getirilmesini sağlamak ve hizmetin işleyişinden kaynaklanabilecek zararları önlemek amacıyla gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. İdari faaliyetler nedeniyle ortaya çıkan zararlar, olayın özelliklerine göre hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri kapsamında değerlendirilerek tazmin edilebilir.
Kamu hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde hizmet kusuru gündeme gelebilir. Örneğin yağmur suyu hatlarının bakımının yapılmaması, tahliye sistemlerinin yeterli şekilde işletilmemesi ya da sorumlu idarelerin gerekli önlemleri almaması nedeniyle sel suları araçlara, konutlara veya iş yerlerine zarar vermişse, ilgili idarenin tazminat sorumluluğu doğabilir.
Bununla birlikte, idarenin sorumluluğuna karar verilebilmesi için yalnızca zararın meydana gelmiş olması yeterli değildir. Zararın idareye yüklenebilen bir eylem veya işlemle bağlantısının bulunması, başka bir ifadeyle zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabilmesi gerekir.
Kural olarak doğal afet idarenin iradesi dışında meydana gelen kamu hizmeti ile ilgisi kurulamayan, öngörülemez ve önlenemez niteliklerini taşıdıkları takdirde mücbir sebep hali kabul edilir ve zarar ile idari eylem arasındaki illiyet bağını kısmen veya tamamen keser. Ancak şiddetli yağış veya sel yaşanmış olması, idarenin sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Doğal olayın mücbir sebep kabul edilebilmesi için olayın niteliği, öngörülebilirliği ve önlenebilirliği ile kamu hizmetinin işleyişi üzerindeki etkisi birlikte değerlendirilmelidir.
Yağışın olağanüstü olduğu ileri sürülse bile altyapının bakım ve işletme sorumluluğunun gereği gibi yerine getirilip getirilmediği araştırılmalıdır. Afet boyutundaki bir yağış sırasında dahi kamu hizmetindeki aksaklıklar zararın meydana gelmesine veya artmasına katkıda bulunabilir. Bu nedenle her olay, kendi koşulları içinde incelenmelidir. Zarar gören kişinin veya üçüncü kişilerin davranışlarının zararın oluşumuna ya da artmasına etkisi bulunuyorsa, bu durum tazminat miktarının belirlenmesinde de dikkate alınabilir.
Danıştay 8. Dairesinin 2024/4025 E., 2026/634 K. sayılı kararında; aşırı yağışa bağlı sel olayında, kamu hizmetlerinin kusursuz yürütüldüğü varsayımıyla ve yağışın olağanüstü bir doğa olayı olduğu kabulüyle talebin reddedilmesinin yeterli olmadığı vurgulanmıştır. Kararda, her bir idare yönünden hizmet kusuru bulunup bulunmadığının ayrı ayrı araştırılması; zararın oluşumunda etkili olan koşulların, varsa zarar görenin müterafik kusurunun ve olayın afet niteliğinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Gerekli görülmesi hâlinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması, ayrıca uyuşmazlığın niteliğine uygun uzmanlıkta bir meteoroloji mühendisinin görüşünün alınması gerektiğine işaret edilmiştir. Bu yaklaşım, sel zararlarında yalnızca yağışın şiddetine bakılarak sonuca gidilemeyeceğini; altyapının durumu, bakım ve işletme sorumlulukları ile zararın hangi nedenlerle meydana geldiğinin de incelenmesi gerektiğini göstermektedir; Bu durumda, hiçbir araştırma yapmadan yürütülen kamu hizmetlerinin kusursuz olarak yürütüldüğü varsayımı ile, zarara neden olan yağışın olağanüstü doğa olayı olarak kabulü ile istemin reddinde hukuka uyarlık bulunmamakta olup; uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, davaya konu işyerinde öne sürülen zararla ilgili davalı idareler yönüyle her bir idare açısından ayrı ayrı hizmet kusuru olup olmadığı, ayrıca davaya konu işyerinde ticari faaliyet yürütülmesinin ilgili mevzuatına uygun olup olmadığı, zararın oluşmasında basiretli bir tacir olan davacı şirketin müterafik kusuru olup olmadığı, söz konusu sel olayının ne kadar afet kapsamında kaldığı ve indirim kapsamında değerlendirilebileceği hususlarının gerekli araştırmalar yapılmak (gerek görülürse davaya konu taşınmazda keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak ve konusunda uzman meteoroloji mühendisinin de uyuşmazlıkla ilgili görüşü alınarak) suretiyle idarenin/idarelerin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusurunun tespiti halinde kusur oranlarının, ileri sürülen zarar kalemlerinin de somut olarak tespit edilerek varsa afet kapsamında indirim de yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir
Benzer bir olayda, 7 Haziran 2024 tarihinde meydana gelen yağışın ardından yağmur suyu hattındaki tıkanma nedeniyle bir konutu su basmış ve ev eşyaları zarar görmüştür. Dosyadaki meteorolojik verilerde yağışın ortalama dört yılda bir görülen nitelikte olduğu değerlendirilmiş; olay afet olarak kabul edilmemiştir.
Bilirkişi değerlendirmesinde, yağmur suyu hattının tesis, bakım ve işletmesinden sorumlu idareye yüzde 75; yol ile kaldırım kotları arasındaki farkın bulunmaması nedeniyle ilgili büyükşehir belediyesine ise yüzde 25 kusur atfedilmiştir. Eşyalarda meydana gelen 272.250 TL tutarındaki zarar belirlenmiş; daha önce yapılan 30.000 TL tutarındaki destek ödemesi düşülerek 242.250 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca olayın koşulları ve yaşanan manevi sıkıntı dikkate alınarak 25.000 TL manevi tazminata karar verilmiştir;
Davacının yaşamakta olduğu dairenin 07.06.2024 tarihinde yağan yağmurlar nedeniyle yağmur suyu hattında meydana gelen tıkanma sonucunda sel baskınına maruz kaldığı ve davacının evine sel suları girerek maddi zarara sebep olduğu, bölgedeki en yakın meteoroloji istasyonlarının ölçümlerine göre, söz konusu yağışın ortalama dört yılda bir görülen yağış karakteristiğine sahip olduğu, olayın, afet olarak değerlendirilmediği, dava dosyasında bulunan bilirkişi raporuna göre, yağmur suyu hattının tesis, bakım ve işletme sorumluluğunun … Genel Müdürlüğü'ne ait olması nedeniyle kusurun %75'inin davalı … Genel Müdürlüğüne ait olduğu, yol ile kaldırım üst kotunun arasında kot farkının bulunmaması nedeniyle, söz konusu caddeden sorumlu olan …Büyük Şehir Belediyesinin kusurunun %25 olduğu değerlendirildiğinde, davacının bilirkişi raporunda tespit edilen hasar gören eşyaların takribi fiyatları dikkate alındığında 272.250,00-TL maddi zararı bulunduğu, ancak …Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığınca afet değerlendirme sonucu, davacıya yapılan 30.000,00-TL destek yardımı ödemesi düşüldükten sonra geriye kalan 242.250,00-TL maddi zararının davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından, davacının 242.250,00-TL maddi tazminat talebinin kabulüne, geriye kalan maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, manevi tazminat istemi yönünden; davacının evinde yer alan eşyalarının zarar görmesi ile sonuçlanan dava konusu olayda görevlerini yerine getirmeyen davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu ve buna istinaden oluşan davacıların zararlarının giderilmesinden kusuru çerçevesinde sorumlu olduğu anlaşıldığından, manevi tazminatın bir tatmin aracı olması, tazminat tutarının zenginleşmeye sebebiyet vermeyecek, ancak olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı olacak şekilde duyulan elem ve ızdırabın ağırlığı gözetilerek belirlenmesi yönelik olduğu hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı için. 25.000-TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi ve fazlaya ilişkin istemin reddedilmesine karar verilmiştir.
Bu örnek, yağışın meydana gelmiş olmasının tek başına idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını; altyapı hizmetindeki eksiklikler ile zararın oluşumu arasındaki ilişkinin bilirkişi incelemesiyle ortaya konulmasının önemini göstermektedir. Bununla birlikte, her olayda tazminat miktarı ve sorumluluk oranı somut delillere göre belirlenir.
Özetlemek gerekirse, evi, aracı veya iş yeri sel nedeniyle kayba uğrayan kişiler, zararın kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmemesinden kaynaklandığını ortaya koyabildikleri takdirde ilgili idarelerden maddi; şartları oluşmuşsa manevi tazminat talep edebilirler. Ancak her sel olayında idarenin otomatik olarak sorumlu tutulması mümkün değildir. Sel nedeniyle zarara uğrayan kişilerin, zararın ve olayın koşullarının sonradan ispatlanabilmesi için mümkün olduğunca kapsamlı kayıt tutması önemlidir. Hasarın fotoğraf ve videolarla belgelenmesi; araç, yapı ve eşyalara ilişkin ekspertiz raporları, servis kayıtları, onarım teklifleri, faturalar ve diğer masraf belgelerinin saklanması yararlı olacaktır. Her olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan, tazminat talebinin başarıya ulaşması için zararın belgelenmesi, sorumlu idarelerin belirlenmesi ve zarar ile idari faaliyet arasındaki nedensellik bağının ortaya konulması önemlidir. Sel nedeniyle mağdur olan kişilerin, hak ve süreler bakımından somut olaylarına uygun hukuki destek almaları yerinde olacaktır.
Next