Menfi tespit davalarında ihtiyati tedbirin sona ermesi, diğer hukuk davalarında uygulanan genel ihtiyati tedbir rejiminden farklı ve özel bir düzenlemeye tabidir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72/2. maddesinde, icra takibinden önce açılan menfi tespit davasında, talep halinde ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında, ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulmasına karar verilebileceği düzenlenmiştir.

Buna karşılık aynı maddenin 4. fıkrasında açıkça; “Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar.” hükmüne yer verilmiştir.

Dolayısıyla kanun koyucu, menfi tespit davalarında ihtiyati tedbirin ne zaman sona ereceğini ayrıca ve özel olarak düzenlemiştir. Bu nedenle, genel ihtiyati tedbirlere ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin menfi tespit davalarına doğrudan uygulanması mümkün değildir.

Nitekim HMK’nın 397/2. maddesinde genel kural olarak;“İhtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder.” hükmü düzenlenmiş ise de menfi tespit davaları bakımından İİK m. 72/4 özel hüküm niteliğindedir.

İcra ve İflas Kanunu, icra takip hukuku bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre özel kanun niteliğindedir. Bu nedenle, takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle İİK hükümlerinin uygulanması gerekir. İİK’da özel olarak düzenlenen bir hususta HMK’nın genel hükümlerine başvurulması mümkün değildir.

Bu düzenlemenin en önemli sonucu şudur: Menfi tespit davasının reddine karar verilmesiyle birlikte, ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden ve karar tarihi itibarıyla ortadan kalkar.

Tedbirin ortadan kalkması için; ayrıca bir tedbirin kaldırılması kararı verilmesine, hüküm fıkrasında tedbirin kaldırıldığının ayrıca belirtilmesine, ret kararının kesinleşmesine gerek bulunmamaktadır.

Başka bir ifadeyle, menfi tespit davasının reddine ilişkin karar henüz kesinleşmemiş olsa dahi, ret kararı verildiği anda İİK m. 72/4 gereğince ihtiyati tedbirin hukuki varlığı sona erer.

Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2021/3099 E., 2021/8182 K. sayılı kararında da; menfi tespit davasında verilen tedbir kararının İİK m. 72 kapsamında bulunduğu ve davanın reddine karar verilmesi üzerine İİK m. 72/4 uyarınca ihtiyati tedbirin kendiliğinden sona ermesi nedeniyle alacaklı tarafından takibe devam edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir; “Somut olayda, menfi tespit davasında “... bononun icraya konulmasının ve protestonun tedbiren durdurulması ...” şeklinde verilen ihtiyati tedbir kararı İİK’nun 72. maddesi kapsamında kaldığı anlaşılmakla, menfi tespit davasının reddine karar verilmesi üzerine İİK’nun 72/4. maddesi hükmü uyarınca ihtiyati tedbirin kendiliğinden sona ermesi nedeni ile alacaklı tarafından dava konusu bonoya dayalı olarak takip yapılmasında yasaya uymayan bir hal bulunmamaktadır

Yine Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında da aynı ilke benimsenmiştir. Özellikle, menfi tespit davasının reddi ile birlikte tedbirin devamına ilişkin ayrıca bir hüküm kurulmasına gerek olmadığı, kanunun emredici hükmü gereği tedbirin kendiliğinden kalkacağı ve ret kararının kesinleşmesinin beklenemeyeceği açıkça ifade edilmiştir.

Eldeki dava, İİK gereğince açılmış menfi tespit davası olup İİK 72/4. maddesi gereğince “dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar” emredici hükmüne rağmen ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmesi yanlış olmuştur. İlk derece mahkemesinin menfi tespit davasının reddi ile birlikte, ihtiyati tedbirin devamına ve kaldırılmasına ilişkin bir hüküm kurmasına gerek bulunmamaktadır. Nitekim, kanunun emredici hükmü gereği, menfi tespit davasının reddi ile birlikte ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalkacaktır. Bu durumda, ilk derece mahkemesinin hükmündeki, ihtiyati tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına ilişkin bölümün kaldırılması gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince düzeltilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi)

İİK'nun 72/4. Maddesindeki “Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kalkar." şeklindeki açık hüküm karşısında ihtiyati tedbirin karar tarihi itibari ile kalktığı kabul edilmelidir. Bu durumda, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı kararın verilmesi isabetsizdir. (Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi)

Sonuç itibarıyla, mahkemece borçlu tarafından açılan menfi tespit davasının reddine karar verildiği, bu durumda davanın alacaklı lehine sonuçlandığı halde, 2004 sayılı İİK'nın 72/4. c.1. maddesindeki mutlak (kesin) hüküm nedeniyle menfi tespit davasının reddi kararından sonra bu ret kararının kesinleşmesine kadar ihtiyati tedbirin devamına karar verilmesi yerinde görülmemiştir. (Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesi )

Sonuç olarak; menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir, genel ihtiyati tedbirlerden farklı olarak İİK m. 72/4’te özel olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle HMK m. 397/2’de öngörülen “tedbirin nihai karar kesinleşinceye kadar devam etmesi” şeklindeki genel kural menfi tespit davalarında uygulanamaz. Menfi tespit davasının reddine karar verilmesi, davanın alacaklı lehine sonuçlandığını ifade ettiğinden, İİK m. 72/4 gereğince ihtiyati tedbir kararının ayrıca kaldırılmasına gerek olmaksızın, karar tarihi itibarıyla kendiliğinden sona ermesi sonucunu doğurur. Bu nedenle mahkemenin, ret kararında tedbirin kaldırılmasına ayrıca karar vermesi zorunlu olmadığı gibi, tedbirin karar kesinleşinceye kadar devam edeceğine karar vermesi de İİK m. 72/4’ün açık ve emredici hükmüne aykırılık teşkil edecektir. Dolayısıyla menfi tespit davasının reddine ilişkin kararın verildiği tarih itibarıyla ihtiyati tedbirin hukuki etkisi sona ermiş olup, ret kararının kesinleşmesi beklenmeksizin icra takibine devam edilmesi mümkündür.