Kiracının Haklı Tahliyesi[1]’nde gördük ki bir yıl diye kiracı olarak girdiğimiz evde biz istemediğimiz sürece on iki yıldan önce çıkartılamayacağız. Ancak bizim bu neş’eli hayatımızı bozacak bir madde var; TBK m. 351 ev sahibinin ihtiyacı dolayısıyla tahliye imkanı. Eğer alt soyunun konut ihtiyacı varsa sözleşme bitiminden itibaren bir ay içerisinde dava açması gerekir.
Olayımızda da aynen böyle oldu. Ancak zorunlu arabuluculuğa sözleşme bitiminden önce başvurdu. Biz de Dava Açma Hakkından Önce Zorunlu Arabuluculuk[2]’ta bahsettiğimiz gibi ilgili istinaf içtihat birleştirme kararını göstererek önce usulden itiraz ettik, daha sonra da ev sahibinin başka evlerinin de olduğunu, ülkesindeki karışıklıktan dolayı ülkesine dönemeyen kiracının yalnız yaşayan bir kadın olmasından ötürü bu evin işine yakın olduğu için onun için çok önemli olduğunu, ev sahibinin oğlu için böyle bir öncelik olmadığını ileri sürdük.
Tabii ileri sürdük dediysek dilekçesini yazdık. Allahtan AvK m. 164 ücretsiz dava alınmasını bildirim şartı koyarak zora sokuyor da rahatça hayır diyebiliyoruz tanıdıklara. Bir de barolar şu ücretsiz dilekçe yazma külfetine el atsalar harika olacak.
Mahkeme kalemine teslim et dedim o da gitmiş postayla göndermiş! Daha da bombası, dilekçe kaleme ulaşıyor ve UYAP girişi yapılıyor. Tamam, kanunda postayla gönderilmesini yasaklayan bir madde yok ama biz UYAP’tan gönderdiğimiz icra emirlerini işleme sokamazken (bkz. İcra Memuru İcra Emrini Göndermezse[3]), vatandaşın, pardon yabancının, postayla gönderdiği dilekçeyi işleme koymak da ayrı bir güzellik.
Napoleon’a bir generali övüyorlar, işte efendim şöyle zeki, şöyle çalışkan, böyle askeri deha…Onu bunu bırakın demiş Napoleon, yeterince şanslı mı, bana onu söyleyin.
Ancak maalesef derece mahkemesi Yargıtay’ın eski içtihatlarında kaldığı için zaten bu dava her sene açılma hakkı veriyor, usul ekonomisi gereğince ret etmedi.
İstinafa başvurduk haliyle. Ancak bu esnada kira sözleşmesinin yıllık yenilenme zamanı geldi ve baktım bizim uyanık müstakbel müvekkil yıllık kirayı ödeyeyim ben dedi.
Hemen anladım niyetini. Senin bir yılı peşin ödemen istinaf aleyhe karar verdiğinde o ödediğin süre kadar orada oturma hakkı vermeyecek sana. Gene tahliye edecekler seni, sonra da o oturamadığın kısmı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yıllar sürecek, sonunda enflasyondan dolayı kuşa dönmüş bir para olarak geri alacaksın.
E o zaman ben kirayı aylık aylık ödemeye başlasam.
Durdum bir. Sözleşmeye aykırı olarak kira ödenmemesinden dolayı konutun tahliyesini isteyecek. Biz de itiraz edeceğiz haliyle. Önünde iki seçenek var; ya gidip İİK m. 67 gereği bir yıl içerisinde genel mahkemelere başvuracak itirazın iptali için, ya da altı ay içerisinde İİK m. 68 gereği itirazın kaldırılmasını isteyecek icra mahkemesinden.
İlkini seçerse hiç sıkıntı yok; yıllar sürer o dava.
Ancak ikincisini seçerse n’olur? Var mı alacaklının elinde kanunda tahdidi olarak sayılmış imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senet veya resmi dairelerin yahut yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir belge?
İhtiyaca dayalı tahliye davamızın ilamı var. Orada kira sözleşmemiz var ve buna itiraz edilmedi. Bu kullanılabilir mi? Peki kullanıldığında hakkın kötüye kullanımı olmaz mı? Hem tahliye etmek istiyorsun hem de bir yıllık parayı da almak istiyorsun oturamasa dahi. Hepsinden önemlisi, acaba icra mahkemesi bu esasları denetleyebilecek mi?
--------------
[1] https://www.hukukihaber.net/kiracinin-hakli-tahliyesi-ozgur-turkes
[2] https://www.hukukihaber.net/dava-acma-hakkindan-once-zorunlu-arabuluculuk-ozgur-turkes
[3] https://www.hukukihaber.net/icra-memuru-icra-emrini-gondermezse-ozgur-turkes
Next