Avukat Doktor[1] yazımızı hatırladık mı? Hani ta Avukatlıkta Doğru Bilinen Yanlışlar[2]’dan beri gündeme getirdiğimiz hukuk alanında yapılan doktoranın avukatlık ünvanıyla beraber neden kullanılamayacağını Baro’da sempozyumda disiplinden sorumlu yönetim kurulu üyesiyle tartışmıştık, YöK m. 3 gereği akademik ünvanların doktor öğretim üyesiyle başladığı, doktoranın bir akademik ünvan olmadığı, her ne kadar yeni tarihli TBB Kararında tıp alanında yapılan doktoranın kullanılamayacağı yazsa da, Avukatın Disiplin El Kitabı’nda böyle bir eski karar vardı.

En sonunda da disiplin yönetim kurulu üyesi “burada doktor öğretim üyesi diyor, ben doktorayı da sayarım, önüme böyle bir dosya gelirse ihlal vermem” demişti, hepimiz de rahatlamıştık, işte YouTube kaydı orada, aksi bir durumda dayanak gösterilir diye.

Ancak bizim bu neş’eli hayatımız okuyucularımızdan Sayın Şahap ALTUNHAN’ın gönderdiği TBB 2025/1100 Esas ve 21.02.2026 Tarihli 2026/126 Kararı ile bozuldu. Şikayet edilen avukat aynı zamanda tıp doktoru ve dr. Ünvanını avukatlık ünvanıyla beraber kullandığı için şikayet edilmiş. Avukatın savunması kullandığı dr. Ünvanının hekimlikten dolayı değil, aynı zamanda hukuk doktorası yaptığından mütevellit.

İnceleyince bir bakıyoruz ki hukuk yüksek lisansı yapmış ama halen daha hukuk doktorası yapmakta, bitmemiş yani.

Sevgili TBB hikayeyi burada bitirse bize hiç yazı konusu çıkamayacaktı. Senin doktoran bitmemiş, o halde kullandığın dr. Kısaltması ancak hekimliğinden kaynaklanabilir, verdim cezayı.

Öyle yapmamış ama.

Hukukta hep Moliere’in Cimri’si gibi olmak gerektiğini unutmuş, gerektiğinden daha fazla asla açıklama yapmama kuralına belki de kasıtlı olarak değinmemiş; bir mesaj veriyor belki de ileride hukuk doktorasını avukatlık ünvanıyla beraber kullanacaklara.

AvK m. 12 açıkça hukuk alanında doçent ve profesör olanlar avukatlıkla birleşebilen işlerdendir demiş. Sonra YöK m. 3’e atıf yapmış ve doktoranın bir akademik unvan olmadığını, akademik ünvanların doktor öğretim üyesiyle başladığını ancak dr. Öğr. Üyesini de Avukatlık Kanunu’nun dışladığını bahsetmiş.

Bir yerde de yanlış yapmış ama. Şikayet edilen avukat incelemenin bir yıllık zamanaşımı süresi içerisinde yapılmadığı için kovuşturma yapılamayacağını söylemiş onlar da bu düzen hükmüdür diye işin içinden çıkmış. Düzen hükmü değildir, idareyi biran önce işleme başlaması, insanları da Demokles’in Kılıcı altında tutmamasını sağlar da, bu başka bir yazının konusu.

Adli Yıl Açılış Kokteyli vardı. Bir o sıraya giriyoruz, sıra bize gelince şarap bitti diyorlar, öbür tarafa geçiyoruz aynısı başımıza geliyor. Tam bu esnada sayın üyemizi gördüm. Karardan bahsettim, gönder bana bu çok önemli dedi. Gönderdim, teşekkür etti.

Acaba şimdi n’olacak? Aynı durum bizim Baro’nun önüne gelse YouTube kaydına rağmen artık güncel bir içtihat var, ceza vermek zorunda mıyım diyeceğiz? Yok TBB Kararı hatalı, ben de geri vites atmam, ihlal yok mu diyeceğiz? O zaman nasıl olacak? Aynı fiili Ankara Barosu’nda işlersen ceza alacaksın, İstanbul’da almayacak mısın? Başkanlık sistemine geçmekle federatif sisteme de mi geçtik? Ankaralı bu duruma itiraz ederse n’olacak?

Hepsini bir yana bırakalım, açalım bizim iki ayda bir yayınlanan Baro Dergimizi, bir bakalım orada künyede kaç av. Dr. Ünvanı var. Versen bana ceza, e ben demeyecek miyim senin dergine güvendim kullandım, bu ne perhiz ne lahana turşusu, o zaman kendi künyene de ceza ver.

Atilla İLHAN’ın dediği gibi, haydi şimdi tartışın.

----------

[1] https://www.hukukihaber.net/avukat-doktor-ozgur-turkes

[2] https://www.hukukihaber.net/avukatlikta-dogru-bilinen-yanlislar-ozgur-turkes