Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.10.2025 Tarihli Kararı Işığında Orantısızlık Savunması, Kullanım Bedeli ve Kaza Kaynaklı Değer Kaybı

GİRİŞ

Sıfır kilometre alınan bir aracın motoru iki yıl sonra normalin üzerinde yağ yakmaya başlar. Tüketici yetkili servise gider, kontroller yapılır, sorun giderilemez ve tüketici aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesi için dava açar. Dava yıllarca sürer. Bu sürede araç kullanılmaya devam eder, kilometresi 180.000'i geçer, araç bir de kaza geçirir. Sonunda satıcı tarafı şu savunmayı yapar: “Bu kadar kullanılmış ve hasar görmüş bir araç için yeni araç istemek orantısızdır; motoru değiştirelim, yeter.”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tam olarak bu tabloyu 01.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karara bağladı ve savunmayı kabul etmedi (Yargıtay HGK, E. 2025/259, K. 2025/594, T. 01.10.2025). Karar, ayıplı araç uyuşmazlıklarında en sık duyulan iki itiraza, yani yargılamada artan kilometreye ve motor değişiminin yeterli olduğu iddiasına, Genel Kurul düzeyinde cevap vermektedir. Kararın daha az dikkat çeken bir yönü daha vardır: Değişime hükmedilirken, aracın tüketicinin kullanımındayken geçirdiği kazadan doğan değer kaybının satıcı tarafa iade edilmesi gerektiği de kabul edilmiştir.

Bu yazıda önce kararı ve yargılama sürecini özetliyoruz. Ardından kararın orantısızlık ve kötüye kullanma savunmalarına çizdiği sınırı, kullanım bedeli tartışmasını ve kaza kaynaklı değer kaybı kalemini güncel Yargıtay ve bölge adliye mahkemesi kararlarıyla birlikte değerlendiriyoruz. Son bölümde, uygulamada henüz tartışılmamış bir soruya geçiyoruz: Kaza karşı aracın kusuruyla olmuşsa, tüketicinin satıcıya ödediği bu değer kaybının akıbeti ne olacaktır?

I. OLAY VE ON ÜÇ YILLIK YARGILAMA

Davacı tüketici aracı 19.06.2012 tarihinde sıfır kilometre olarak satın almış, garanti süresini bedel ödeyerek uzatmış ve bakımlarını yetkili serviste yaptırmıştır. Yaklaşık iki yıl sonra yağ ikaz lambası yanmış, servis önce 60.000 km, sonra 68.000 km bakımında yeniden kontrol yapılacağını bildirmiş, sonunda motor bloğunun komple değiştirilmesi gerektiği söylenmiştir. Değişim talebi kabul edilmeyince tüketici 2015 yılında terditli olarak aracın öncelikle ayıpsız misliyle değiştirilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesinin değişim yönündeki kararı, (kapatılan) 13. Hukuk Dairesince bilirkişi raporunun yetersiz olduğu gerekçesiyle bozulmuş ve üniversiteden üç kişilik heyet raporu alınması istenmiştir (Yargıtay 13. HD, E. 2016/14023, K. 2018/12275, T. 18.12.2018). Bozmadan sonra alınan heyet raporunda, araca konulan yağın periyodik bakımlar arasında yaklaşık üçte birinin yakıldığı, bunun normal kabul edilemeyeceği ve ayıbın imalattan kaynaklı gizli ayıp olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme bu kez araçta önceki hasarlı kazayı, model yılını ve kilometreyi gözeterek değişimin orantısız olacağına karar vermiş ve motorun ücretsiz olarak yenisiyle değiştirilmesine hükmetmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu kararı bozmuştur. Daireye göre ayıbın niteliği, ancak motor değişimiyle giderilebilmesi ve arızanın sürücü güvenliği bakımından önemi gözetildiğinde, değişim talebine öncelik verilmeli; kaza sebebiyle araçta oluşan değer kaybı ise davalılara iade edilmelidir (Yargıtay 3. HD, E. 2022/6935, K. 2022/8760, T. 21.11.2022). Mahkeme önceki gerekçesini tekrarlayarak direnmiş, uyuşmazlık böylece Hukuk Genel Kuruluna gelmiştir.

Genel Kurulun önündeki soru dar tutulmuştur: Ayıbın varlığı kesinleşmiştir; tartışma yalnız değişime ve kaza kaynaklı değer kaybının iadesine karar verilip verilmeyeceğidir. Genel Kurul Özel Daire kararını benimseyerek direnme kararını bozmuştur. Araç 2012'de alınmış, karar 2025'te verilmiştir. Bu on üç yıllık süre, kararın kilometre konusundaki gerekçesini anlamak için önemlidir.

II. SEÇİMLİK HAKLARDA SERBESTLİK VE SINIRLARI

Uyuşmazlığa, satış tarihinde yürürlükte bulunan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uygulanmıştır. Bu Kanunun 4. maddesi, tüketiciye sözleşmeden dönme, ayıpsız misliyle değiştirme, bedel indirimi ve ücretsiz onarım haklarını tanımış, satıcının tüketicinin tercih ettiği talebi yerine getirmekle yükümlü olduğunu belirtmiş, fakat bu tercihe herhangi bir sınır koymamıştır.

Bugün uygulanan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun aynı ilkeyi korumakla birlikte bir sınır getirir. Kanunun 11. maddesinin 3. fıkrasına göre ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değiştirme satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecekse tüketici sözleşmeden dönme veya bedel indirimi haklarından birini kullanabilir. Aynı fıkra ölçütleri de sayar: “Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.” Ticari satışlarda ise TBK m. 227/4, sözleşmeden dönme hâlinde durum haklı göstermiyorsa hâkime onarım veya bedel indirimine karar verme yetkisi tanır.

Genel Kurul, 4077 sayılı Kanun döneminde de sınırsız bir serbestlik bulunmadığını kabul eder. Ona göre tüketicinin tercihi bazı durumlarda TMK m. 2/2 anlamında hakkın kötüye kullanılması sayılabilir ve hâkim dürüstlük kuralına aykırı tercihe müdahale edebilir. Ancak kararın asıl vurgusu bu istisnada değil, kuraldadır. Genel Kurul, daha önce sıfır araçta gizlenmiş boya ayıbına ilişkin olarak kurduğu şu cümleyi bu kararda da tekrarlamıştır: “Seçimlik haklarına ilişkin tercihinde tüketicinin serbestliği asıl olduğundan, hak ve nesafet dengesinin gözetiminde somut olayın özelliklerinin titizlikle değerlendirilmesi gerekliliği gözden kaçırılmamalıdır.” (Yargıtay HGK, E. 2017/13-633, K. 2020/663, T. 23.09.2020). O dosyada onarım ve değer kaybı toplamı yalnız 2.000 TL olmasına rağmen değişim kararı onanmıştı.

Bu iki karar birlikte okunduğunda yük dağılımı açıktır: Serbestlik asıl, sınır istisnadır. Orantısızlık veya kötüye kullanma, satıcının ileri sürüp somut olgularla göstermesi gereken bir savunmadır. Genel Kurul da somut dosyada talebin “orantısız veya hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğundan da bahsedilemez” sonucuna varmıştır.

III. GENEL KURULUN ÖLÇÜTLERİ

Kararın değeri, direnme mahkemesinin dayandığı dört olguyu tek tek ele alıp hiçbirini değişime engel saymamasındadır: aracın model yılı, ulaştığı kilometre, geçirdiği hasarlı kaza ve ayıbın motor değişimiyle giderilebilmesi.

1. Yargılama süresi ve kilometre. Genel Kurula göre tüketici, aracını sıfır kilometre almış, iki yıl sonra ortaya çıkan ayıp için yaklaşık bir yıl sonuç alamayınca dava açmıştır. Bu nedenle “yargılama sırasında geçen süreden ve dolayısıyla bu süreçte aracın artan km’sinden tüketicinin sorumlu tutulmaması ve durumun aleyhine yorumlanmaması gerekir.” Bu cümle, uygulamada çok sık karşılaşılan bir savunmanın, yani yargılama uzadıkça değişim talebinin kendiliğinden zayıfladığı düşüncesinin önünü kesmektedir. Bölge adliye mahkemeleri de kararı izlemeye başlamıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, TBK m. 227 kapsamındaki bir ayıplı araç davasında Genel Kurul kararını açıkça anarak aynı cümleyle değişime hükmetmiştir (İstanbul BAM 43. HD, E. 2022/1625, K. 2026/249, T. 12.02.2026; kesinleşmemiştir).

Gerekçenin mantığı şudur: Yargılamanın süresi tüketicinin elinde değildir. Satıcı talebi dava öncesinde karşılasaydı araç o gün değiştirilecekti. Yargılama sırasında doğan kilometreyi tüketicinin aleyhine saymak, talebi karşılamayan tarafın gecikmeden yararlanmasına yol açar. Bu nedenle bize göre orantısızlık, kararın verildiği tarihteki duruma göre değil, hakkın kullanıldığı veya ayıbın ortaya çıktığı tarihteki duruma göre değerlendirilmelidir. Nitekim orantısız güçlük gerekçesiyle değişimi reddeden bir bölge adliye mahkemesi kararı da ölçü olarak “ayıp niteliğindeki teknik arızanın ortaya çıktığı tarih itibariyle kullanım durumu”nu esas almıştır (İstanbul BAM 13. HD, E. 2025/2212, K. 2026/1410, T. 09.07.2026; kesinleşmemiştir). Bu karar sonuç bakımından tüketici aleyhinedir; ancak ikinci el bir araçta ithalatçıya karşı açılmış olması nedeniyle Genel Kurul kararından farklı bir olaya ilişkindir ve değerlendirme tarihini doğru seçmesi bakımından aynı çizgidedir.

2. Motor değişimi ayıbı gidermiş sayılır mı? Direnme kararının çekirdeği, ayıbın motor değişimiyle giderilebileceğiydi. Genel Kurul bunu yeterli görmemiştir: Yağ yakma sorunu motor değişimiyle giderilebilse de “aracın değer kaybına uğrayacağı açıktır. Oysa ki tüketici sıfır km aracı hiçbir sorun yaşamamak adına daha fazla ücret ödeyerek satın almaktadır.” 3. Hukuk Dairesi de tüketicinin rızası olmadan motoru değiştirilen bir araçta aynı noktaya dikkat çekerek, arızanın ancak motor değişimiyle giderilebilmesinin sıfır alınmış bir araçta değer ve nitelik kaybı doğuracağını belirtmiş ve değişim lehine bozma kararı vermiştir (Yargıtay 3. HD, E. 2022/2305, K. 2023/1345, T. 09.05.2023). Bu yaklaşım ayıbı yalnız teknik bir arıza olarak değil, sıfır araçtan beklenen faydanın kaybı olarak görmektedir.

3. Güven ve güvenlik. Genel Kurul, yağ eksiltme sorununa bağlı olarak piston ve contaların zarar görebileceğini, motor ömrünün kısalabileceğini ve araçtan faydalanamamanın süreklilik arz ettiğini vurgulamıştır. 3. Hukuk Dairesi de hava yastığı ve emniyet kemeri arızasının birden fazla onarımla giderilemediği bir dosyada, sürücüde oluşan tereddüt ve “emniyetli sürüşe yönelik kaybolmuş güven duygusu ile işbu aracı kullanmasının tüketiciden beklenilemeyeceği” gerekçesiyle değişim kararını onamıştır (Yargıtay 3. HD, E. 2025/4677, K. 2026/1740, T. 30.03.2026).

4. Önceki kaza. Aracın tüketicinin kullanımında hasar görmüş olması da değişime engel sayılmamıştır. Genel Kurul bu olguyu değişimi reddetmenin değil, değişim sırasında yapılacak bir hesaplaşmanın konusu olarak görmüştür. Bu noktaya aşağıda ayrıca döneceğiz.

IV. KARŞI GÖRÜŞ: 180.000 KİLOMETRE YAPAN ARAÇ AYIPLI MIDIR?

Genel Kurul görüşmelerinde ileri sürülen ve çoğunlukça benimsenmeyen görüş üç noktaya dayanmaktadır: Araçta esaslı bir hata olsaydı davacı aracı 180.000 km kadar kullanamazdı; yeni nesil motorlarda yağ yakma normaldir; motorun ücretsiz yenilenmesi mümkün olduğundan değişim talebi hakkın kötüye kullanılmasıdır.

Bu görüşün ilk iki dayanağı, kesinleşmiş bir tespiti yeniden tartışmaya açmaktadır. Ayıbın varlığı ve gizli ayıp niteliği, Genel Kurulun da belirttiği gibi bilirkişi heyet raporuyla tespit edilmiş ve aşamalarda kesinleşmiştir. Bir aracın kullanılabilmesi, ayıplı olmadığını göstermez; ayıp kavramı malın hiç kullanılamamasını değil, değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydayı azaltan eksikliği ifade eder. Somut dosyada yağ yakımının genel koşullarda normal kabul edilemeyecek düzeyde olduğu da raporla belirlenmiştir.

Üçüncü dayanak ise daha güçlüdür ve gelecekteki dosyalarda yeniden karşımıza çıkacaktır. Gerçekten de 6502 sayılı Kanun, orantısızlığı artık kanuni bir ölçüt hâline getirmiştir ve ayıbın önemi bu ölçütlerden biridir. Bununla birlikte kanun koyucu, orantısızlık hâlinde tüketiciyi onarıma değil, sözleşmeden dönme veya bedel indirimine yönlendirmektedir. Bu nedenle 6502 sayılı Kanun döneminde dahi orantısızlık savunmasının mahkemeye, tüketicinin istemediği ücretsiz onarımı dayatma imkânı verip vermediği ayrıca tartışılmalıdır. Direnme kararı tam olarak bunu yapmıştır.

Karşı görüşün haklı olduğu nokta, her ayıbın değişimi haklı kılmayacağıdır. Ayıbın önemsiz olduğu, tek seferde ve kalıcı olarak giderildiği, tüketicinin uzun süre sorunsuz kullandığı dosyalarda sonuç farklı olabilir. Genel Kurul kararı bu ihtimali kapatmamaktadır; yalnızca yargılamanın uzunluğunun ve satıcının talebi karşılamamasının sonuçlarını tüketiciye yüklememektedir.

V. KULLANIM BEDELİ İSTENEBİLİR Mİ?

Satıcı tarafın sık başvurduğu bir diğer talep, tüketicinin aracı yıllarca kullanmasının karşılığı olarak kullanım bedelinin mahsubudur. 3. Hukuk Dairesi bu talebi 6502 sayılı Kanun dönemindeki kararlarında açıkça reddetmektedir. Daireye göre kullanım bedelinin mahsubuna ilişkin Kanunda düzenleme bulunmamaktadır ve davacı aracı kullanırken davalı da ödenen bedeli kullanmıştır; bu nedenle talep “anılan Kanunun özü ve ruhuna aykırı”dır (Yargıtay 3. HD, E. 2025/3115, K. 2026/126, T. 15.01.2026; aynı yönde Yargıtay 3. HD, E. 2025/4677, K. 2026/1740, T. 30.03.2026). Keşif tarihinde yaklaşık 60.000 km yapmış bir araçta da faydaların mahsubu ve kullanımdan kaynaklanan değer kaybı talebi kabul görmemiştir (Yargıtay 3. HD, E. 2025/4689, K. 2026/1844, T. 02.04.2026).

Bu çizginin bir zayıf noktası vardır. TBK m. 229/1, satış sözleşmesinden dönen alıcının satılanı “ondan elde ettiği yararları ile birlikte” geri vermesini öngörür. Satıcı tarafı bu hükme dayanarak genel hükümlerin tüketici satışlarına da tamamlayıcı olarak uygulanması gerektiğini ileri sürebilir. Daire ise karşılıklı yararlanmayı, yani tüketicinin aracı, satıcının da bedeli kullanmasını, iki tarafın birbirini dengelediği bir durum olarak görmektedir. Bize göre bu yaklaşım Genel Kurulun yargılama süresine ilişkin gerekçesiyle de uyumludur: Uzayan kullanım, çoğu kez satıcının talebi zamanında karşılamamasının sonucudur.

VI. KAZA KAYNAKLI DEĞER KAYBI: KULLANIM BEDELİNDEN FARKI

Kullanım bedeli istenemiyorsa, Genel Kurulun kaza kaynaklı değer kaybının iadesini kabul etmesi ilk bakışta çelişkili görünebilir. Oysa iki kalem birbirinden farklıdır. Kullanım bedeli, malın olağan kullanımından doğan yıpranmanın karşılığıdır. Kaza kaynaklı değer kaybı ise ayıpla ilgisi olmayan, tüketicinin hâkimiyet alanında doğmuş ayrı bir zarardır. Değişimde satıcı ayıplı aracı geri alacaktır; bu araç ayıbın yanında bir de kaza hasarı taşımaktadır.

Bu kalemin kaynağı eskidir. (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi, tüketicinin kullanımında kaza geçiren bir araçta şöyle demiştir: “Bu kaza nedeniyle meydana gelen değer kaybı araç ayıplı da olsa ürünün satıcısına ve ithalatçısına yüklenemez.” Daire, ilk derece mahkemesinin bu tutarı yalnız infazda gözetilecek bir kalem olarak bırakmasını yeterli görmemiş, tutarın davacı tarafından davalılara ödenmesine hükmederek kararı düzelterek onamıştır (Yargıtay 13. HD, E. 2020/658, K. 2020/3120, T. 10.03.2020).

Güncel kararlar aynı çizgidedir ve kalemin nasıl kurulacağına ilişkin farklı teknikler göstermektedir:

· Ayrı ödeme borcu: Bölge adliye mahkemesinin “yeni aracın davacıya tesliminde araçta oluşan 11.203 TL değer kaybının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine” şeklindeki hükmü onanmıştır (Yargıtay 3. HD, E. 2022/2869, K. 2023/604, T. 14.03.2023). Benzer şekilde 6.193 TL değer kaybının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine ilişkin hüküm de onanmıştır (Yargıtay 3. HD, E. 2025/4624, K. 2026/3824, T. 16.06.2026).

· Birlikte ifa: Ticari bir araçta ek bilirkişi raporuyla belirlenen 7.640 TL değer kaybının, birlikte ifa kuralı gereği teslim sırasında ödenmesi hâlinde aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesine ilişkin hüküm onanmıştır (Yargıtay 11. HD, E. 2025/310, K. 2025/2867, T. 28.04.2025). Bu kurgu TBK m. 97'deki ödemezlik def'inin değişim kararına yansımasıdır.

· Kaza yoksa kalem de yoktur: Araç kazaya karışmadığı için değer kaybı öngörülmeyen dosyada değişim kararı onanmış ve kullanım bedeli talebi ayrıca reddedilmiştir (Yargıtay 3. HD, E. 2025/4677, K. 2026/1740, T. 30.03.2026). Kalem otomatik değildir; somut bir hasar olayına dayanmalıdır.

İncelediğimiz kararlardan çıkan üç uygulama gözlemi vardır. Birincisi, kalem her dosyada davalının savunması veya kanun yolu başvurusuyla gündeme gelmiştir; mahkemenin bunu resen kurduğuna dair bir ifadeye rastlamadık. İkincisi, tutar her dosyada bilirkişi tarafından, çoğu kez ek raporla belirlenmiştir; 2026 tarihli kararda hesabın yalnız hasar kaydı esas alınarak yapıldığı itirazı da reddedilmiş ve hesap dosya kapsamına uygun bulunmuştur. Üçüncüsü, hesapta hangi tarihin esas alınacağını, yani kaza tarihindeki değer farkının mı yoksa teslim tarihindeki değer farkının mı ödeneceğini açıkça belirleyen bir karar bulamadık. Yıllar süren yargılamalarda bu fark küçük değildir.

VII. AÇIK SORU: KAZA KARŞI ARACIN KUSURUYLA OLMUŞSA

Kararlarda kaza, tüketicinin kendi hâkimiyet alanında doğmuş bir olay olarak ele alınmaktadır. Oysa uygulamada kazaların önemli bir kısmında kusur karşı araçtadır. Bu durumda tüketici, bir yandan değişim davasında kaza kaynaklı değer kaybını satıcıya ödemekle yükümlü tutulacak, diğer yandan aynı zarar için karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısına veya işletenine başvurma hakkına sahip olacaktır.

Satıcıya ödenen değer kaybı ile zorunlu trafik sigortasından alınan değer kaybı arasındaki ilişkiyi doğrudan tartışan bir Yargıtay veya bölge adliye mahkemesi kararına rastlamadık. Bu nedenle aşağıdaki değerlendirme görüşümüzdür; ancak dayandığı ilkeler kararlarla desteklenmektedir.

Değer kaybı alacağı, kaza tarihinde aracın maliki olan kişide doğar. Yargıtay, dava tarihinden önce üçüncü kişiye devredilmiş bir araç için açılan davada, olay tarihinde aracın davacı adına kayıtlı olduğunu ve onun mülkiyeti ile zilyetliği altında bulunduğunu belirterek işin esasının incelenmesi gerektiğine hükmetmiştir (Yargıtay 4. HD, E. 2019/469, K. 2019/1701, T. 21.03.2019). Bölge adliye mahkemeleri de aracın onarılmadan hasarlı olarak satılmasının değer kaybı talebine engel olmadığını kabul etmektedir (İzmir BAM 11. HD, E. 2021/1843, K. 2024/1046, T. 23.05.2024). Araç kazadan sonra satılmışsa da değer kaybı, kaza tarihindeki rayiç değer ile onarılmış hâldeki rayiç değer arasındaki farka göre belirlenir; satış bedeli bu hesabın yerine geçmez (Ankara BAM 26. HD, E. 2021/2523, K. 2024/149, T. 02.02.2024).

Bu ilkeler değişim davasına taşındığında şu sonuç çıkar: Aracın değişim sonucunda satıcıya iade edilmesi, tüketicinin karşı tarafa karşı doğmuş değer kaybı alacağını ortadan kaldırmaz. Tüketici bu alacağı sigortacıdan tahsil eder ve aynı ekonomik değeri değişim sırasında satıcıya öder. Bu yapıda çifte zenginleşme yoktur; zarar gerçekte iadeyle birlikte satıcıya geçen araçta somutlaşır, alacak ise kazanın tarafı olan tüketicide kalır. Tüketici sigortacıdan tahsilatı değişim kararından önce yapmışsa bu tutarı satıcıya aktarmış olur; sonra yapacaksa, satıcıya ödediği tutarın karşılığını sigortacıdan ister.

Sorun, iki hesabın birbirini tutmamasıdır. Değişim davasındaki bilirkişi ile tahkimdeki veya trafik davasındaki bilirkişi aynı kaza için farklı tarihler ve farklı yöntemlerle hesap yapabilir. Tüketici sigortacıdan daha az alıp satıcıya daha fazla ödemek zorunda kalabilir. Ayrıca değer kaybı talebi için öngörülen zamanaşımı süresi, değişim davasının süresinden kısa olabilir; değişim davası sürerken trafik sigortasına karşı talep zamanaşımına uğrarsa tüketici satıcıya ödediği tutarı hiçbir yerden geri alamaz. Bu iki risk, tüketici vekilinin iki dosyayı birlikte yönetmesini zorunlu kılar.

VIII. UYGULAMA NOTLARI

· Tüketici vekili, dava dilekçesinde ayıbın ortaya çıktığı tarihi, ilk başvuruyu ve satıcının talebe verdiği cevabı açıkça göstermelidir. Orantısızlık tartışması bu tarihteki duruma göre yapılmalı, sonradan artan kilometrenin tüketiciye yüklenemeyeceği Genel Kurul kararına dayanılarak baştan belirtilmelidir.

· Satıcı tarafının ücretsiz onarım veya motor değişimi önerisi, tek başına değişim talebini haksız kılmaz. Sıfır araçta ana parça değişiminin değer ve nitelik kaybı doğurduğu bilirkişiye ayrıca sorulmalıdır.

· Araç dava sırasında kaza geçirmişse bu durum gizlenmemelidir. Kalem davalı tarafından mutlaka ileri sürülecektir. Bilirkişiye kaza kaynaklı değer kaybının hangi tarih esas alınarak hesaplandığı açıkça sorulmalıdır.

· Kaza karşı aracın kusuruyla olmuşsa, trafik sigortasına değer kaybı başvurusu değişim davasından bağımsız olarak ve süresinde yapılmalıdır. Değişim davasında ödenecek değer kaybı ile trafik sigortasından tahsil edilen değer kaybının aynı kazaya ilişkin olduğu dosyaya yansıtılmalıdır.

· Satıcı vekili bakımından etkili savunma, kilometreye dayanan genel bir orantısızlık itirazı değil; ayıbın önemsizliğini, kalıcı olarak giderildiğini ve hakkın kullanıldığı tarihte değişimin orantısız güçlük doğurduğunu gösteren somut verilerdir. Kullanım bedeli talebi 3. Hukuk Dairesinin güncel kararları karşısında sonuç vermemektedir; kaza kaynaklı değer kaybı ise ayrıca ve açıkça talep edilmelidir.

SONUÇ

Hukuk Genel Kurulunun 01.10.2025 tarihli kararı, ayıplı araç davalarında yargılama süresinin tüketicinin aleyhine işlemeyeceğini Genel Kurul düzeyinde açıkça ortaya koymuştur. Kilometre, model yılı, önceki kaza ve motor değişimi imkânı, tek başına değişim hakkını ortadan kaldırmaz. Tüketicinin seçimlik haklar arasında serbestliği asıldır; orantısızlık ve hakkın kötüye kullanılması, somut olgularla gösterilmesi gereken istisnalardır.

Kararın ikinci mesajı ise dengeye ilişkindir. Kullanım bedeli istenemese de tüketicinin hâkimiyet alanında doğan kaza hasarının değer kaybı satıcıya yüklenmez ve değişim sırasında iade edilir. Bu kalemin hangi tarihe göre hesaplanacağı ve kaza karşı aracın kusuruyla olmuşsa trafik sigortası alacağıyla nasıl uyumlu hâle getirileceği henüz yargı kararlarıyla netleşmiş değildir. Ayıplı araç ile trafik sigortası hukukunun kesiştiği bu noktada, iki dosyanın birlikte yönetilmesi tüketicinin hak kaybını önlemenin en güvenli yoludur.

KAYNAKÇA

· 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (mülga), m. 4.

· 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 8, 11, 12.

· 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 97, 227, 229.

· 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 2.

· Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/259, K. 2025/594, T. 01.10.2025.

· Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/13-633, K. 2020/663, T. 23.09.2020.

· Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4624, K. 2026/3824, T. 16.06.2026.

· Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4689, K. 2026/1844, T. 02.04.2026.

· Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4677, K. 2026/1740, T. 30.03.2026.

· Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3115, K. 2026/126, T. 15.01.2026.

· Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/2305, K. 2023/1345, T. 09.05.2023.

· Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/2869, K. 2023/604, T. 14.03.2023.

· Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/6935, K. 2022/8760, T. 21.11.2022.

· Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/310, K. 2025/2867, T. 28.04.2025.

· Yargıtay 13. Hukuk Dairesi (kapatılan), E. 2020/658, K. 2020/3120, T. 10.03.2020.

· Yargıtay 13. Hukuk Dairesi (kapatılan), E. 2016/14023, K. 2018/12275, T. 18.12.2018.

· Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2019/469, K. 2019/1701, T. 21.03.2019.

· İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/2212, K. 2026/1410, T. 09.07.2026.

· İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2022/1625, K. 2026/249, T. 12.02.2026.

· İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/1843, K. 2024/1046, T. 23.05.2024.

· Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2021/2523, K. 2024/149, T. 02.02.2024.