Çoğu zaman tutanakta bu cümlenin ardından başka bir şey gelmez. Taraflara okunan belgeler hakkında ne diyecekleri sorulmaz, itirazları alınmaz. Duruşma bir sonraki işleme geçer. Bazen yüzlerce sayfalık bilirkişi raporu, bazen onlarca iletişim tespit tutanağı, bazen de bir soruşturmanın bütün koruma tedbiri kararları bu tek cümleyle duruşmadan geçer. Kâğıt üzerinde delil duruşmaya girmiş, dosyaya konulmuş ve iş tamamlanmıştır.

Bu yazının sorusu şudur: Tutanağa “okundu, dosyasına konuldu” yazılması, Ceza Muhakemesi Kanununun 217. maddesinin gerçekleştiği anlamına gelir mi?

CMK m. 217 ne istiyor?

CMK m. 217/1’e göre hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Hüküm iki ayrı şart içerir ve ikisi de ayrı ayrı gerçekleşmelidir.

Duruşmaya getirilme, delilin içeriğinin duruşmada ortaya konulmasıdır. Belgeler okunur (CMK m. 209), tanıklar dinlenir, bilirkişi raporları incelenir. Delilin dosyada bulunması, UYAP’a yüklenmiş olması ya da iddianamede adının geçmesi bu şartı karşılamaz.

Tartışılma ise bir adım daha ileridir. Ortaya konulan delil hakkında taraflara söz verilir (CMK m. 215). Taraflar delilin içeriğine, güvenilirliğine ve nasıl elde edildiğine itiraz eder. Mahkeme de bu itirazları değerlendirir.

Kanun koyucunun “tartışılmış” kelimesini seçmesi bilinçlidir. Tartışma, tek taraflı bir bildirim değildir. Delili ortaya koyan, delile itiraz eden ve itirazı değerlendiren makamın katıldığı çelişmeli bir süreçtir. “Okundu” bir işlemi, “tartışıldı” ise bir süreci anlatır.

“Okundu” gerçekten okunduğu anlamına gelir mi?

Avukatlar bu sorunun cevabını bilir. Tutanağa yazılan “okundu” ifadesi çoğu zaman gerçeği yansıtmaz. Belge duruşmada okunmamıştır. Çoğu durumda duruşmadan önce ya da sonra da okunmaz. Tutanaktaki kelime, gerçekleşmiş bir işlemi değil, gerçekleşmesi gereken bir işlemi kayda geçirir.

Kaldı ki belge duruşma dışında, örneğin hâkimin odasında incelenmiş olsa bile sonuç değişmez. CMK m. 217’nin aradığı, delilin duruşmaya getirilmesi, yani tarafların huzurunda ortaya konulmasıdır. Hâkimin dosyayı kendisinin bilmesi, sanığın ve müdafinin delili duruşmada öğrenmesinin yerine geçmez.

Tutanaktaki soyut ifade, hangi belgenin okunduğunu da göstermez. Belgenin tarihini, düzenleyenini ve içeriğini de göstermez. Otuz klasörlük bir dosyada bu cümle, gerçekte hangi belgenin duruşmaya getirildiğini belirsiz bırakır.

Yargıtay bu belirsizliği kabul etmemektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 28.06.2011 tarihli ve 2011/1-130 E., 2011/149 K. sayılı kararında, tutanaktaki soyut ifadelerin hükme esas alınan tutanağın da okunduğu anlamına gelmeyeceğini belirtmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi de 16.06.2020 tarihli ve 2020/2317 E., 2020/2326 K. sayılı kararında aynı sonuca varmıştır. İlk derece mahkemesinin tutanağında “mevcut arama kararları, mobese kayıtları, kamera izleme kayıtları okundu” yazılıdır. Daire, belge ve tutanakların isim, tarih ve içerikleriyle, başta sanık ve müdafi olmak üzere taraflara anlatılması gerektiğini vurgulamıştır.

Burada avukatlar için önemli bir tuzak vardır. CMK m. 222 uyarınca duruşmada uyulması gereken usule ilişkin işlemlerin yapıldığı ancak tutanakla ispat olunur ve tutanağın ispat gücüne karşı ancak sahtelik iddiasında bulunulabilir. Yani tutanakta “okundu” yazıyorsa, belgenin gerçekte okunmadığını sonradan ispat etmek son derece güçtür. Bu nedenle belgenin okunmadığına, o duruşmada ve o anda itiraz edilmeli, itiraz da tutanağa geçirtilmelidir.

Buradan çıkan sonuç açıktır; toplu ve soyut bir “okundu” ifadesi, CMK m. 217’nin ilk şartını, yani delilin duruşmaya getirilmesini dahi karşılamaz.

Taraflara söz bile verilmiyorsa

CMK m. 217’nin ikinci şartı, delilin tartışılmasıdır. Tartışmanın kanundaki ilk adımı CMK m. 215’tir. Buna göre her tanığın dinlenmesinden, her bilirkişi incelemesinden ve her belgenin okunmasından sonra Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiye o delil hakkında söyleyecekleri sorulur.

“Okundu, dosyasına konuldu” uygulamasında bu adım çoğu zaman hiç yer almaz. Tutanakta yalnızca “okundu, dosyasına konuldu” yazan bir delil hakkında taraflara söz verilmemiş, dolayısıyla tartışma hiç başlamamıştır. Bu delil, CMK m. 217 anlamında tartışılmış bir delil değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun önceki kanun döneminden beri, belgelerin okunup sanığa diyeceğinin sorulmamasını mutlak bozma nedeni sayması da bu yüzdendir (örneğin 30.05.1994 tarihli, 1/143-161 sayılı karar). Sorun yeni değildir; Yargıtay bunu otuz yılı aşkın süredir tespit etmektedir.

Tutanağa “diyecekleri soruldu” cümlesinin eklendiği durumlarda da sorun tam olarak çözülmüş olmaz. Bu soru tartışmanın başlangıcıdır, kendisi tartışma değildir. Somut olarak ortaya konulmamış yüzlerce sayfa için sorulan tek bir “Diyeceğiniz var mı?” sorusuna somut bir cevap verilemez. Gerçek bir tartışma en az üç unsur içerir:

1. İçerik: Delil ne söylüyor? Hangi olguyu, hangi sanık ve hangi eylem bakımından ispatladığı ileri sürülüyor?

2. Kaynak: Delil nasıl elde edildi? Hukuka uygun mu?

3. Cevap: Savunmanın itirazı nedir? Mahkeme bu itirazı hangi gerekçeyle kabul ya da reddetti?

Savunmanın delil talepleri de ancak kanunda sayılan sınırlı sebeplerle ve gerekçe gösterilerek reddedilebilir (CMK m. 206/2, m. 34). Kısacası “okundu, dosyasına konuldu” uygulamasında tartışma eksik yapılmış değildir, hiç yapılmamıştır.

Tartışılması gereken, delilin sonucu kadar kaynağıdır

Delil tartışmasında en çok atlanan unsur, delilin nasıl elde edildiğidir. CMK m. 217/2 uyarınca suç ancak “hukuka uygun şekilde elde edilmiş” delillerle ispat edilebilir. Anayasanın 38. maddesi de kanuna aykırı elde edilen bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini söyler. Hukuka uygunluk, delilin içeriğinden önce çözülmesi gereken bir ön şarttır.

Bu en belirgin biçimde koruma tedbirlerinde görülür. İletişimin denetlenmesi (CMK m. 135) veya teknik araçlarla izleme (CMK m. 140) sonucunda elde edilen bir kayıt, duruşmada çoğu zaman yalnızca çözüm tutanağının okunmasıyla “tartışılmış” sayılır. Oysa çözüm tutanağı tedbirin yalnızca sonucunu gösterir. Tedbirin hukuka uygunluğu ise tutanakta değil, ona uzanan zincirdedir: kolluğun talep yazısı, Cumhuriyet savcısının talebi ve sulh ceza hâkimliği kararı. Tedbir uzatılmışsa zincir her uzatma için yeniden kurulur.

Bu belgeler dosyada bulunduğu hâlde duruşmada ortaya konulmuyorsa, tedbir kararının somut delillere dayanıp dayanmadığı, kişiselleştirilmiş bir gerekçe içerip içermediği ve delilin kararın süre ve kapsamı içinde elde edilip edilmediği hiç tartışılmamış olur. Görüşmenin içeriği ne kadar önemli görünürse görünsün, “çözüm tutanakları okundu” cümlesi bu sorulara cevap vermez.

Tartışılmayan delil nereye gider?

Duruşmada tartışılmayan delil dosyadan çıkmaz. Yargılamanın daha geç ve düzeltme imkânının daha dar olduğu aşamalarında yeniden ortaya çıkar.

İlk olarak mütalaada ortaya çıkar. Duruşmada tek cümleyle geçilen deliller, esas hakkındaki mütalaada sanık aleyhine değerlendirilir. Savunma, bir delilin neyi ispatladığının ileri sürüldüğünü çoğu zaman ilk kez bu aşamada öğrenir ve cevabını esas hakkındaki savunmaya sıkıştırmak zorunda kalır.

Sonra gerekçeli kararda ortaya çıkar. Duruşmada tartışılmayan delil, gerekçede de tartışılamaz. Bu nedenle gerekçelerde delillerin tek tek değerlendirilmesi yerine “dosya kapsamı”, “tüm dosya içeriği” ve “toplanan deliller” gibi toplu ifadeler görülür. Duruşma tutanağındaki “okundu” cümlesinin gerekçedeki karşılığı “dosya kapsamı” ifadesidir.

Avukat ne yapabilir?

“Okundu, dosyasına konuldu” cümlesi mahkemenin tutanağıdır. Ancak bu cümleye itiraz edilmemesi, kanun yolunda “delil tartışılmadı” iddiasını zayıflatır. Bu nedenle avukatın bu aşamada şunları yapması önem taşır:

• Söz verilmesini istemek ve tutanağa geçirtmek: Belgeler okunduktan sonra taraflara söz verilmemişse, CMK m. 215 uyarınca söz istenmeli ve hem talebin hem de yapılan beyanın tutanağa geçirilmesi sağlanmalıdır. Tutanakta yer almayan beyan, kanun yolunda yapılmamış sayılır.

• Delilin tek tek ortaya konulmasını talep etmek: Toplu okumaya ve belge fiilen okunmadığı hâlde tutanağa “okundu” yazılmasına itiraz edilmeli; hangi belgenin, hangi tarih ve içerikle ortaya konulduğunun tutanağa geçirilmesi istenmelidir.

• Hukuka uygunluk zincirini istemek: Özellikle gizli tedbirlerde kolluk talebi, savcılık talebi, hâkimlik kararı ve uzatma kararlarının duruşmada ayrı ayrı ortaya konulması talep edilmelidir.

• Somut itiraz etmek: “Aleyhe hususları kabul etmiyoruz” yerine delilin hangi yönüne, hangi gerekçeyle itiraz edildiği söylenmelidir.

• Ret kararını tutanağa geçirtmek: Talep reddedilirse, ret kararının ve gerekçesinin tutanağa yazılması sağlanmalıdır.

Duruşmada bu yönde bir beyan şu şekilde olabilir:

“Dosyaya gelen belgelerin ‘okundu, dosyasına konuldu’ şeklinde toplu olarak tutanağa geçirilmesine ve okunan belgeler hakkında tarafımıza CMK m. 215 uyarınca söz verilmemesine itiraz ediyoruz. Hükme esas alınması muhtemel belgelerin isim, tarih ve içerikleriyle duruşmada ayrı ayrı ortaya konulmasını, özellikle sanık hakkındaki CMK m. 135 kapsamındaki tedbire ilişkin kolluk ve savcılık talepleri ile hâkimlik kararlarının okunarak tartışmaya açılmasını talep ediyoruz.”

Böyle bir beyan, kanun yolunda genel bir “deliller tartışılmadı” itirazı yerine denetlenebilir bir itiraz sunulmasını sağlar: Hangi delilin, hangi celsede, hangi talebe rağmen ortaya konulmadığı tutanakta yazılı olur.

Sonuç

Yazının başındaki soruya dönelim: “Okundu, dosyasına konuldu” demekle CMK m. 217 gerçekleşmiş olur mu?

Hayır. Toplu ve soyut bir “okundu” ifadesi, delilin duruşmaya getirildiğini göstermez. Tutanakta çoğu zaman taraflara söz verildiği dahi yazmaz ve CMK m. 222 uyarınca tutanağa geçmeyen usul işlemi yapılmamış sayılır. Bu kalıp, CMK m. 217’nin iki şartından hiçbirini karşılamaz. Yalnızca bu şartların karşılandığı izlenimini yaratır.

Duruşma, soruşturmada oluşturulan dosyanın onaylandığı yer değildir. Delillerin hâkim huzurunda ilk kez gerçekten sınandığı yerdir. Bu sınama yapılmadığında dosya, duruşmadan geçmiş ama duruşmada tartışılmamış delillerle hükme ulaşır.

Av. Lale DEMİRKAZAN