Yanlışı Sahiplenmeyen ve Hesap Sorma İradesini Öne Çıkararak Siyasi Ahlakın Hakkını Vermek
Ülke gündemini sarsan fon krizi patlak verdiğinden beri yanlışı sahiplenmeyip üzerine giden, kurumsal yenilenme refleksini ve adalet vurgusunu açık yüreklilikle ortaya koyan, hesap sorma iradesini öne çıkaran, siyasi ahlakın hakkını veren Sayın @samiltayyar27'ın kaleme aldığı "Bir hakkı teslim edelim" analizini çok kıymetli buluyorum. Şahsi heveslerin değil milletin terazisinin yanında duran çok güçlü bir analiz.
Başta Şamil Tayyar olmak üzere, yanlışı sahiplenmeyen, hakikati teslim eden, "Milletin terazisi şaşmaz" diyen ilkeli duruşu gösteren herkesi yürekten takdir ediyorum.
Fon krizinde olduğu gibi, bütün krizler birer yenilenme ve arınma fırsatına dönüştürülmelidir. Bu durumlarda kamu kurum ve kuruluşlarımız başta olmak üzere herkes hukuki meşruiyeti ve "milletin terazisini" şahsi ajandaların üstünde tutmalıdır.
Fon Krizinde İlkeli Duruş Gösterenlere Hukuki Katkı: Hukuki ve Akademik Açıdan Bir Değerlendirme
Fon krizinde yanlışı sahiplenmeyip ilkeli duruş gösteren başta Sayın Şamil Tayyar ve tüm duyarlı aktörlerin bu duruşuna, bir sermaye piyasası hukukçusu olarak hukuki bir perspektifle katkı sunmak istiyorum:
Sayın Tayyar’ın merhum Alev Alatlı’ya atıfla sorduğu "Bu işlemler hukuki olabilir, peki ya helal mi?" sorusu hayati bir ahlaki neşterdir. Ancak bir sermaye hukukçusu olarak bu değerlendirmeye hukuki bir teknik boyut eklemek gerekiyor. Bu işlemler sadece ahlaken "haram" değil, yürürlükteki hukukumuza göre de açıkça "SUÇTUR." 23 yıl önce Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi’nde yayımlanan makalemde bu konuda ayrıntılı değerlendirmeler yapmışım. (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2003, Cilt 52, Sayı 4, s. 299-334)
Bugün küresel ve yerel finansal piyasalarda 'erken bilgi akışı', 'network gücü' veya 'stratejik fon yönetimi' gibi rasyonel kavramların arkasına gizlenen insider trading (içeriden öğrenenlerin ticareti), özü itibarıyla organize bir hak gaspıdır. Kamuya açık olmayan kurumsal gelişmeleri kapalı kapılar ardında öğrenip, pozisyonlarını buna göre alan ve servetlerini katlayan fon zenginleri aslında hukuki olamayan bir işlem yapmaktadır. Yapılan iş ve işlemler Sermaye Piyasası Kanununa göre suçtur. "Stratejik fon yönetimi" veya "erken bilgi akışı" gibi kavramların arkasına gizlenerek, kamuya açıklanmamış bilgilerle kapalı kapılar ardında servet katlamak, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunun 106. maddesi kapsamında net bir şekilde İçeriden Öğrenenlerin Ticareti suçudur. Bilgiye asimetrik erişim sağlayan güç odaklarının, finansal okuryazarlığı düşük küçük yatırımcıların birikimlerini sömürmesi piyasa bütünlüğünü yok etmektedir. SPK ve MASAK gibi kurumların, yasaları sadece kağıt üstünde bırakmayıp adli süreçleri ve denetimleri proaktif şekilde işletmesi zorunludur. Özetle; finans dünyasında ahlaki eşiği aşmanın ve küçük yatırımcıyı korumanın tek yolu, piyasa adaletini ve yasal yaptırımları tavizsiz bir şekilde uygulamaktır. Sermaye piyasalarında tam şeffaflık sağlanana dek akademinin, yargının ve denetim organlarının tavizsiz duruşu şarttır.
Prof. Dr. Rauf Karasu
Hacettepe Üni. Hukuk Fak. Ticaret Hukuku ABD Başkanı
Next






