TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

A.A. VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/2778)

Karar Tarihi: 21/4/2026

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Yücel ARSLAN

Başvurucular

:

1. A. A.

2. H. G.

3. İ. A.

Vekili

:

Av. Yusuf GÜNEY

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurular, açık görüş sırasında masaların ziyaretçiler ile mahpuslar arasındaki teması ve geçişi engelleyecek surette bariyer şeklinde konulması nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular süresi içinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

3. 2020/5955 ve 2020/5366 numaralı başvurular, konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2020/2778 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmiş ve inceleme 2020/2778 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmüştür.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Birinci ve ikinci başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucular, başvuru tarihinde, Silivri 6 No.lu L Tipi Ceza İnfaz Kurumunda (Kurum) silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hükümlü olarak bulunmaktadır.

7. Başvurucular, Kuruma verdikleri dilekçelerinde açık görüşlerde yan yana dizilen masaların etrafında aileleri ve çocukları ile temasın engellendiğini belirterek ziyaretçiler ile mahpuslar arasında teması ve geçişi sağlayacak şekilde etrafı açık olan masalarda ziyaretçileri ile beraber oturabilecekleri bir oturma düzeninin oluşturulması talebinde bulunmuştur. Kurum İdare ve Gözlem Kurulu (Kurul) talepleri reddetmiştir.

8. Kurul kararlarında, Kurumda barındırılan mahpusların tutuklu oldukları ya da hüküm giydikleri suç tipleri belirtildikten sonra açık ziyaretlere günlük ortalama 1300 ila 1500 ziyaretçinin geldiği, buna karşılık 300 ila 330 mahpusun ziyarete çıktığı vurgulanmıştır. Kurul muhtemel bir kargaşaya, firara veya herhangi bir madde alışverişine meydan verilmemesi amacıyla masaların yan yana birleştirildiğini, bu şekilde denetim ve kontrollerin kolay ve sağlıklı bir şekilde yapıldığını, ziyaretçilerle mahpusların maddi temasının engellenmediğini, çocuklarını yanlarına almalarına ve oturtmalarına izin verildiğini belirtmiştir. Bu uygulamanın kurum asayiş ve güvenliği ile ilgili olduğuna dikkat çeken Kurul, Kurumda dört adet açık görüş salonu bulunduğunu, ziyaretçi ve mahpus sayıları dikkate alındığında masa düzeni ile ilgili tedbir alınması gerekliliğini ifade etmiştir.

9. Başvurucular, Kurulun söz konusu kararlarına karşı Silivri 1. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyet başvurusunda bulunmuştur.

A. Başvurucu A.A. Yönünden

10. İnfaz Hâkimliği 24/10/2019 tarihinde şikâyetin kabulüne karar vermiştir. Hâkimlik kararında, her ne kadar Kurul kararında temasın engellenmediği belirtilmişse de açık görüş usulüne aykırı hareket edildiği yönünde idarenin bir eylemine karşı şikâyet başvurusunda bulunulduğunu, başvurucunun şikâyetinin açık görüşe gelen ziyaretçileri ile maddi temasa izin verilmemesine ilişkin olduğunu belirtmiştir. Ziyaret esnasında madde alışverişi ve mesaj iletiminin engellenmesi yükümlülüğünün idarede olduğunu vurgulayan Hâkimlik; bu yükümlülüğü yerine getirmek amacıyla açık görüş ziyaret usulüne aykırı hareket edilemeyeceğini, kanuna aykırı hareket edilerek önlem alınamayacağını, ziyaret mahalline giriş ve çıkışlarda mahpusların üst aramasının yapıldığını ve kanunun izin verdiği sınırlar içinde hareket edilerek gerekli tedbirlerin alınabileceğini belirterek Kurumun takdir hakkını kullanmasının usul ve kanuna uygun olmadığına karar vermiştir.

11. Anılan karara karşı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı itirazı, Silivri Ağır Ceza Mahkemesi 26/11/2019 tarihli kararıyla kabul etmiş ve İnfaz Hâkimliği kararının kaldırılmasına karar vermiştir.

12. Söz konusu kararda Ağır Ceza Mahkemesi, Kurul kararında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ve sol terör örgütleri suçundan barındırılmakta olan mahpusların içeriden dışarıya ya da dışarıdan içeriye açık veya şifreli mesajlar iletmesi ihtimaline karşı yoğun güvenlik önlemleri alındığının ve muhtemel bir kargaşaya ve bununla birlikte firara ve herhangi bir madde alışverişine meydan vermemek için kontrolü kolaylaştırmak amacıyla açık görüş mahallinde bulunan masaların yan yana birleştirilerek denetim ve kontrollerin kolay ve sağlıklı bir şekilde yapılmasının sağlandığının belirtildiğine yer vermiştir. Mahkeme, Kurul kararında mahpuslar ile ziyaretçilerin maddi temasının engellenmediğinin ve mahpusların çocuklarını yanlarına almalarına ve oturtmalarına izin verildiğinin belirtildiğini göz önüne alarak Kurul kararında yer verilen gerekçelerin yerinde olduğunu ifade etmiştir.

13. Başvurucu, nihai karar kendisine 11/12/2019 tarihinde tebliğ edildikten sonra 10/1/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. Başvurucular H.G. ve İ.A.Yönünden

14. İnfaz Hâkimliği 25/11/2019 tarihli kararlar ile başvurucuların şikâyetini reddetmiştir. Kararlarda Hâkimlik 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 86. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, kapalı ve açık ceza infaz kurumlarına ziyaret veya görüşe gelen resmî heyet ve özel kişilerin kurum güvenliğini tehlikeye sokacak davranışlarda bulunamayacağı, kurum güvenliği için alınan ve uygulanan yasal ve idari tedbirlerin değiştirilmesinin istenemeyeceğinin düzenlendiğini belirtmiştir.

15. Hâkimlik; Kurum tarafından suç grubu dağılımı gözönüne alındığında açık ya da şifreli mesajlar iletilmesi ihtimaline karşın yoğun güvenlik önlemlerinin alındığını, söz konusu uygulamanın olası bir kargaşaya, firara ve herhangi bir madde alışverişine meydan vermemek amacıyla denetim ve kontrollerin kolay ve sağlıklı bir şekilde yapılmasını sağlamaya yönelik olduğunu vurgulamıştır. Ek olarak Hâkimlik 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik'e (Ziyaret Yönetmeliği) uygun olarak mahpusların maddi temasının engellenmediği, mahpusların çocuklarını yanlarına almalarına ve oturtmalarına izin verildiği gözetildiğinde Kurum kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirtmiştir.

16. Başvurucuların bu kararlara itirazları Silivri Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 25/12/2019 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

17. Nihai kararlar başvuruculara 14/1/2020 tarihinde tebliğ edildikten sonra başvurucular 30/1/2020 ve 12/2/2020 tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

18. Öte yandan başvurucular 21/12/2022, 4/2/2022, 1/6/2023 tarihlerinde denetimli serbestlik tedbiri kapsamında tahliye edilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. 5275 sayılı Kanun'un başvuruya konu olan süreçte yürürlükte olan "Hükümlüyü ziyaret" başlıklı 83. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir...

...

(3) Görüşler, koşul ve süreleri Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır."

20. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Açık görüş" başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Açık görüş, hükümlü ve tutuklular ile ziyaretçilerinin maddi temasına imkan verecek şekilde, konuşulanların hazır bulunan görevli tarafından işitilebildiği ve izlenebildiği, ceza infaz kurumunun bu iş için tahsis edilmis özel bölümünde yapılan ziyaret ve görüşmelerdir.

21. Ziyaret Yönetmeliği'nin başvuruya konu olan süreçte yürürlükte olan "Ziyaret edebilecek kişiler" başlıklı 14. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Hükümlü ve tutuklular, anne, baba, eş, çocuk ve torunlarıyla ayda bir gün açık görüs yapabilir.

Görüş günleri kurumca belirlenir..."

22. Ziyaret Yönetmeliği'nin başvuruya konu olan süreçte yürürlükte olan "Bayramlarda ve özel günlerde açık görüş" başlıklı 15. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Hükümlü ve tutuklular, Bakanlıkça uygun görülen, dinî ve milli bayramlar ile özel günlere mahsus olmak üzere, belirlenen tarihlerde, anne, baba, eş, çocuk, torun, büyükanne, büyükbaba ve kardeşleriyle açık görüş yapabilir..."

23. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Açık görüş yapılacak yer" başlıklı 16. maddesi şöyledir:

"Açık görüşler, ceza infaz kurumunun oda ve eklentileri dışında, bu iş için ayrılmış özel bölümünde, bulunmadıgı takdirde, ceza infaz kurumu müdürünün uygun görecegi yerde yaptırılır."

24. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Açık görüşe iliskin diğer konular" başlıklı 18. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Hükümlü ve tutuklu sayısının, verilen açık görüş günü sayısına bölünmesi suretiyle, görüş gününe kadar gruplar oluşturulur, her grubun görüş günü ve saatleri, ailelerine bildirilmek üzere, hükümlü ve tutuklulara tebliğ edilir ve hazırlanan program ayrıca koğuşlara ve ziyaretçilerin görebilecegi uygun yerlere asılır.

...

Her grubun açık görüşü bittikten sonra, görüş yerinde bulunan hükümlü ve tutuklular, görevliler nezaretinde dikkatli bir sekilde arandıktan sonra koğuş veya odalarına götürülerek burada sayılır. Kimlikleri, fotoğraflı belgelerle kontrol edilir, grup mevcudunun tam olduğunun anlasılması üzerine, ziyaretçilerin kurum dışına çıkmasına izin verilir.

Açık görüşlerde, görüş mahallinde yeteri kadar dış güvenlik görevlisi gözlemci olarak bulundurulur..."

B. Uluslararası Hukuk

25. Uluslararası düzenlemeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı için bkz. Hüseyin Ekinci ([1. B.], B. No: 2016/38867, 3/7/2019, §§ 36-43).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Anayasa Mahkemesinin 21/4/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

27. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay ([2. B.], B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü

28. Birinci başvurucu; ziyaretçilerinin 1000 km uzaktan geldiklerini, açık görüşte eşiyle ve ağabeyiyle yan yana oturmasına izin verildiğini, onlarla fiziksel temas kurabildiğini ancak kızının ve yeğenlerinin karşısına oturtularak aralarında da geçişi engelleyecek şekilde masa düzeniyle bariyer oluşturulması nedeniyle kızına ve yeğenlerine sarılamadığını ve onlarla fiziksel temas kuramadığını belirtmiştir. Başvurucu, kendisiyle aynı koğuşta kalan başka bir mahpusun kendi başvurusundan sadece iki ay önce talebinin mahkeme kararlarıyla kabul edildiğini ve 7/10/2019 tarihli açık görüşten bu yana bahsi geçen mahpusa özel bir odada bariyer olmaksızın açık görüş yaptırıldığını belirterek bu kişinin talebinin kabulüne ilişkin mahkeme kararlarını dilekçesinin ekinde sunmuştur.

29. İkinci başvurucu eşi ve çocuklarıyla yan yana oturabilme hakkının elinden alındığını; üçüncü başvurucu da kapasitenin üstünde ve bariyer konularak açık görüş yaptırıldığını, küçük çocuğunun masanın altından yanına gelebildiğini ve fiziki temasın engellendiğini belirtmişlerdir. Başvurucular haberleşme hürriyeti, adil yargılanma hakkı, kötü muamele ve ayrımcılık yasağı ile aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

30. Bakanlık görüşünde; aile hayatına saygı hakkının ve diğer temel hak ve hürriyetlerin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunan ilk iki başvurucu başvuru dilekçesinde belirttikleri iddialarını ve taleplerini yinelemiştir.

2. Değerlendirme

31. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, ... aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. ... aile hayatının gizliliğine dokunulamaz."

32. Anayasa’nın 41. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Aile, Türk toplumunun temelidir ...

Devlet, ailenin huzur ve refahı ... için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar..."

33. Başvurucuların şikâyetinin özünün açık görüşte ziyaretçiler ile mahpuslar arasında teması ve geçişi engelleyecek şekilde masaların yan yana dizilmesi nedeniyle aileleriyle görüşme imkânından tam manasıyla yararlanamamalarına ilişkin olduğu anlaşıldığından başvurular aile hayatına saygı kapsamında incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

35. Aile hayatına saygı hakkı Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınmıştır. Madde gerekçesi de dikkate alındığında kamusal makamların özel hayata ve aile hayatına müdahale edememesi ile kişinin ferdî ve aile hayatını kendi anladığı gibi düzenleyip yaşayabilmesi gereğine işaret edildiği görülmekte olup söz konusu düzenleme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi çerçevesinde korunan aile hayatına saygı hakkının Anayasa’daki karşılığını oluşturmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın 41. maddesinin -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- özellikle aile hayatına saygı hakkına ilişkin pozitif yükümlülüklerin değerlendirilmesi bağlamında dikkate alınması gerektiği açıktır (Murat Atılgan [2. B.], B. No: 2013/9047, 7/5/2015, § 22; Marcus Frank Cerny [GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 36).

36. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin [1. B.], B. No: 2013/4708, 20/4/2016, § 36). Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken ceza infaz kurumunda tutulmanın doğal sonuçlarının gözetilmesi gerekmektedir.

37. Devletin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla iletişimini devam ettirecek önlemleri alması pozitif yükümlülüklerinin bir gereği olsa da hukuka uygun bir tutulmadan kaynaklanan kaçınılmaz sonuçlar nedeniyle aile hayatı kapsamındaki temasın sınırlandırılması doğaldır. Kamu düzeninin ve kurum güvenliğinin sağlanması yönündeki meşru amaç doğrultusunda ve makul bir gerekliliğin olması durumunda gerekçeleri ilgili ve yeterli şekilde açıklanarak belirli bir süre boyunca söz konusu pozitif yükümlülüğün karşılanmaması da olağan kabul edilebilir. Ancak aile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerine getirilmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yeniden sağlanması bir gerekliliktir (Hüseyin Ekinci, § 56; İsmail Ermiş [2. B.], B. No: 2019/35533, 13/4/2023, § 14).

38. Bu bağlamda tutuklu ya da hükümlünün aile hayatını sürdürmesini sağlamaya yeterli olacak şekilde yakın derecedeki aile bireyleriyle asgari düzeyde bir iletişim ve temas kurması her durumda sağlanmalıdır. Böylesi bir yükümlülüğün yerine getirilmesi ve tedbirler alınması, aile hayatına saygı hakkı kapsamında devletten beklenen asgari bir gerekliliktir. Birtakım teknik ya da fiziki olanakların bulunmaması, tutuklu ya da hükümlünün ailesiyle asgari şekilde iletişim ve temas kuramamasına gerekçe olarak gösterilemez. Zira mahpusun ailesiyle iletişim kurması her durumda mutlaka yüz yüze görüştürülmesi anlamına gelmemektedir (Hüseyin Ekinci, § 57).

39. Açık görüşlerde de mahpusların ziyaretçileri ile aralarında asgari temasın sağlanması ve imkânlar ölçüsünde yakınlarıyla yeterli temas edebilecekleri bir oturma düzeninin oluşturulması da devletin pozitif yükümlülükleri kapsamındadır. Asgari seviyede temastan daha üst seviyede bir imkânın sağlanmasında kamusal makamlardan beklenen tedbirlerin somut olayın koşullarında katlanılması güç bir külfet oluşturup oluşturmadığı dikkate alınmalıdır.

ii. İlkelerin Somut Olaya Uygulanması

40. Somut olayda başvurucular; açık görüşlerde masaların bariyer şeklinde konularak ziyaretçilerinin bir kısmı veya tamamı ile temasın engellendiğini, onlarla yan yana oturmalarına izin verilmediğini öne sürmüştür.

41. Mevzuatta mahpusların ziyaret haklarının kapsamı ve görüşlerin ne şekilde yapılacağı belirlenmiştir. 5275 sayılı Kanun'un 83. maddesinde hükümlüyü ziyaret, Ziyaret Yönetmeliği'nde de açık görüşe ilişkin olarak ziyaret edebilecek kişiler, ziyaret gün ve saatleri, görüşme yapılacak yer gibi hususlar ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Yönetmelik'in 13. maddesinde açık görüşün, hükümlü ve tutuklular ile ziyaretçilerinin maddi temasına imkân verecek şekilde yapılacağı belirtilmiştir.

42. İnceleme konusu uygulamada, mahpusların bütün ziyaretçileriyle yan yana oturabilmelerinin mümkün olmadığı, bütün ziyaretçilerle sarılma imkânı tanınmadığı ancak masanın boyutları mümkün kıldığı ölçüde elle maddi temas gerçekleşebilecek şekilde masa düzeni kurulduğu anlaşılmaktadır. Birinci başvurucu; söz konusu uygulamanın kaldırılması talebiyle idari ve yargısal makamlara sunduğu dilekçelerde, ziyaretçilerinin 1000 km uzaktan geldiğini, kızı ve yeğenlerinin karşısına oturtulduğu ve onlara sarılmasına izin verilmediğini, bir kez ziyaretine gelen yaşlı annesine sarılamadığını, bu uygulamanın ailesinin ziyarete gelme isteklerini azalttığını ve bunun aile hayatına zarar verdiğini vurgulamıştır. Diğer başvurucular da kalabalık ortamda maddi temasın kurulamadığı koşullarda ziyaretçileriyle sağlıklı iletişim kuramadığını, ziyaretin bir nevi kapalı görüşe dönüştüğünü belirtmiştir.

43. Başvurucuların çocukları ve aileleriyle birlikte açık görüşlerde maddi teması sağlayacak şekilde açık görüş yapabilmelerinin aile birlikteliğini ve ailenin devamlılığını korumaya hizmet eden bir hak ve imkân olduğu söylenebilir. Dolayısıyla mahpusların açık görüş aracılığıyla uzun süreden beri görmedikleri yakınları ve aile bireyleri ile bir araya gelme fırsatı elde ettikleri de gözetildiğinde ziyaretin belli bir yakınlıkta maddi teması da içerecek şekilde yapılacağına yönelik beklentileri olması makul karşılanmalıdır. Mahpusların ziyaretçileri ile yapacakları açık görüşlerde maddi temasın şeklinin idare tarafından belirlenmesinin ise mahpusların bu haktan tam olarak yararlanamama riskini barındırdığı vurgulanmalıdır. Nitekim başvurucular, ceza infaz kurumunda bulundukları süre zarfında açık görüşlerde geçişi engelleyen masa düzeni nedeniyle bazı aile bireyleriyle yan yana oturamadıklarını ve asgari maddi teması sağlayamadıklarını iddia etmektedir.

44. Tutuklu ya da hükümlünün aile hayatını sürdürmesini sağlamaya yeterli olacak şekilde yakın derecedeki aile bireyleriyle asgari düzeyde bir iletişim ve temas kurması için devlete yüklenen yükümlülüğün yerine getirilmesi ve tedbirler alınması, aile hayatına saygı hakkı kapsamında devletten beklenen asgari bir gerekliliktir (Hüseyin Ekinci, § 57). Öte yandan açık görüşlerde devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında mahpusların ziyaretçileriyle asgari maddi temasın sağlanması bakımından hangi seviyede bu yükümlülüğü yerine getirmesi gerektiğinin tespitinde ceza infaz kurumunun kapasitesi ile görüşme yapanların sayısından kaynaklanan zorluklar ile idare tarafından kamu düzeninin ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin sağlanması ile suç işlenmesinin önlenmesi amaçlarının gözetilmesi gerektiği dikkate alınmalıdır. Kurum güvenliği ya da kamu düzeni aksini gerektirmedikçe ilgili idari mercilerce mahpusların ziyaretçileriyle temas kurmalarını sağlayacak şekilde görüş düzeninin sağlanması ve muhtemel kısıtlamaların keyfîlik içermemesi gerekir. Bununla birlikte somut olayın özelliklerine göre tüm unsurlar dikkate alınarak bu yükümlülüğün kamusal makamlara yüklediği külfetin katlanılması güç bir durum oluşturup oluşturmadığı gözetilmelidir.

45. Başvuruya konu olayda uygulanan mevzuatın değerlendirilmesinde, mahpuslar ile ziyaretçileri arasında maddi temasın nasıl gerçekleşeceğine dair açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda uygulamada idareye düşen asgari temasın sağlanmasında pozitif yükümlülüklerini elindeki imkânlar ve takdir yetkisi çerçevesinde yerine getirmesidir. Örneğin asgari seviyenin üzerinde olacak şekilde her bir ailenin ayrı odada görüştürülmesi ve her bir ziyaretçi ile çok yakın temasın sağlanması -her olayın koşullarına göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmekle birlikte- ceza infaz kurumları idareleri açısından aşırı bir külfet doğurabilir. İncelenen olaylarda başvurucuların ziyaretçileriyle maddi temasının tamamen engellendiği iddiası bulunmamaktadır. Birden çok kişiyle aynı anda her bir mahpusun görüşme gerçekleştirdiği, arada uzun masaların bulunduğu, bazı ziyaretçileri ile kucaklaşma seviyesinde temas kurulamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda devletin pozitif yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediği hususu irdelenirken idarenin uygulaması ile yargı mercilerinin gerekçelerine bakılması gerekir.

46. Kurul kararlarında, açık ziyaretlere günlük ortalama 1300 ila 1500 ziyaretçinin geldiği, buna karşılık 300 ila 330 mahpusun ziyarete çıktığı vurgulanmıştır. Başvurucuların talebini reddeden İnfaz Hâkimliği ve itiraz mercii kararlarında 5275 sayılı Kanun'un 86. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, kapalı ve açık ceza infaz kurumlarına ziyaret veya görüşe gelen resmî heyet ve özel kişilerin, kurum güvenliğini tehlikeye sokacak davranışlarda bulunamayacağı, kurum güvenliği için alınan ve uygulanan yasal/idari tedbirlerin değiştirilmesinin istenemeyeceğinin düzenlendiği ifade edilmiştir. Kararlarda, söz konusu uygulamanın denetim ve kontrollerin kolay ve sağlıklı bir şekilde yapılmasını sağlamaya yönelik olduğu belirtilmiştir. Ayrıca Ziyaret Yönetmeliği'ne uygun olarak mahpusların maddi temasının engellenmediği, mahpusların çocuklarını yanlarına almalarına ve oturtmalarına izin verildiğine yer verilmiştir.

47. Somut olayda başvurucuların talebine yönelik olarak başvuru konusu edilen görüşün koşulları irdelenerek ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmelerin yeterli olduğu ve keyfîlik içermediği söylenebilir. Ayrıca başvurucuların aileleri ile görüşme imkânından yararlandırıldıkları, bir araya gelmelerinin ve asgari şekilde de olsa temas kurmalarının sağlandığı, söz konusu açık görüş hakkından başvurucuların ve ailelerinin düzenli ve belirli aralıklarla yararlanma haklarının bulunduğu da açıktır. İlgili uygulamanın başvurucuların ailesiyle temas kurma ve aile ilişkilerini sürdürme imkânını ortadan kaldırmadığı, ceza infaz kurumunun koşulları içinde gerçekleştirilen kısıtlamaların aile hayatını etkilemesinin kaçınılmaz olandan öte olmadığı ve uygulamanın infaz kurumlarının imkânları ölçüsünde makul kabul edilebileceği değerlendirilmektedir. Bununla beraber yakınılan durumun süreklilik arz etmediği, iletişim ve temas kurma hakkının sağlandığı görülmektedir. Bu doğrultuda idari ve yargısal makamlar tarafından açıklanan gerekçelerin hakkın güvencelerinin gerisinde kalınmadığını ortaya koyacak nitelikte ilgili ve yeterli olduğu ve kamusal makamlarca aile hayatına saygı hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerin gereğinin yerine getirilmediğinin söylenemeyeceği kanaatine varılmıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

Ç. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 21/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.