TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

AYLA UZAN ASHABOĞLU BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/12364)

 

Karar Tarihi: 2/5/2024

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

Raportör

:

C. Ece YALIM

Başvurucu

:

Ayla UZAN ASHABOĞLU

Vekili

:

Av. Zeki EDEBALI

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, mal varlığına haksız şekilde uygulanan el koyma tedbirinin uzun sürmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 19/3/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

2. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

3. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

A. Bireysel Başvuru Tarihine Kadarki Süreç

4. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) 3/7/2003 tarihli kararıyla bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketinin (İmar Bankası) ortaklarına menfaat temin etmek ve adlarına işlem yapmak amacıyla kurulan bir şirket olduğunu tespit etmiştir.

5. İmar Bankasının yönetim kurulu başkan vekili, icra müdürü ve bankanın hâkim ortağı olan başvurucunun babasının da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, zimmet ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından başlatılan soruşturma kapsamında Kapatılan Şişli 2. Sulh Ceza Mahkemesi (Sulh Ceza Mahkemesi) tarafından 11/9/2003 tarihinde, 31/7/2003 tarihli ve 4969 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi uyarınca başvurucuya ait mal varlığı üzerine tedbir şerhi konulmuştur.

6. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından başvurucunun babasının da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında 3/12/2003 tarihinde iddianame düzenlenerek İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmış, yargılama devam etmektedir.

7. Başsavcılık tarafından başvurucu hakkında 21/1/2004 tarihinde, banka parasını zimmete geçirmek suçundan delil yetersizliği nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

8. Başvurucu 20/9/2019 tarihinde Mahkemeden mal varlığına uygulanan elkoyma tedbirinin kaldırılmasını talep etmiştir. "Dava dışı" olarak belirtilen başvurucunun talebi, Mahkemece 11/11/2019 tarihli ara kararı ile katılan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) muvafakatinin olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

9. Başvurucu, anılan karara 2/1/2019 tarihli dilekçesi ile itiraz etmiş; itirazı inceleyen İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi, Mahkemenin ara kararında açıklanan gerekçelere ve tüm dosya kapsamına göre kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek 4/2/2020 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.

10. Başvurucu vekiline 20/2/2020 tarihinde nihai kararın tebliğ edilmesinin ardından başvurucu 19/3/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) Yapılan Başvuru

11. Başvurucu 24/5/2005 tarihinde hukuki sorumluluğunun bulunmamasına ve hakkında verilmiş bir mahkûmiyet kararı olmamasına rağmen mal varlığına konulan elkoyma tedbirinin kaldırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini belirterek AİHM'e başvuruda bulunmuştur.

12. AİHM 5/3/2019 tarihinde Uzan ve diğerleri/Türkiye (B. No: 19620/05) kararıyla başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

13. AİHM, başvurucuya "dava" dışı sıfatı verilmesinin ana davaya katılmasına engel olduğunu, söz konusu sıfatın verilmesinin dayanağının Mahkemece açıklanmadığını, başvurucunun "dava dışı" olması, ana davanın tarafı olmaması nedeniyle usuli güvencelerden yararlanamadığını belirtmiştir. AİHM, ayrıca başvurucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesine rağmen banka yöneticileriyle bulunan akrabalık bağı nedeniyle mal varlığına uygulanan tedbirin otomatik olarak uzun süre sürdüğü sonucuna varmış, adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğunu belirtmiştir.

C. Başvuru Tarihinden Sonraki Süreç

14. Başvurucu 21/6/2022 tarihli dilekçesiyle Mahkemeden taşınmazı üzerindeki elkoyma tedbirinin kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece TMSF'ye görüş sorulmuş, TMSF tarafından başvurucu hakkında yapılan takiplerin sonlandırıldığı, tedbirin kaldırılması hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkeme 11/10/2022 tarihinde başvuruya konu taşınmaz üzerindeki tedbirin kaldırılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

15. Başvurucu; hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olmasına rağmen mal varlığına elkoyma tedbiri uygulandığını, banka yöneticisi olan babası hakkında açılmış davada "dava dışı" sıfatıyla yer aldığını, uzun süren tedbir kararı nedeniyle mal varlığı üzerinde tasarruf yetkisini kullanmadığını, gerekçesiz şekilde salt TMSF görüşü alınarak tedbirin kaldırılması talebinin reddedildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, AİHM'e yaptığı başvuru sonucunda mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verildiğini, bunun üzerine tedbirin kaldırılması talebiyle yaptığı başvurunun reddedildiğini; somut delil bulunmadan, suç şüphesi gösterilmeden ve kanuni şartları oluşmadan keyfî bir şekilde mal varlığı hakkında elkoyma kararları verildiğini, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

16. Bakanlık görüşünde, başvurucunun mal varlığı hakkında uygulanan şerh koyma tedbirine ilişkin olarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası açma yolunu tüketip tüketmediğinin yapılacak kabul edilebilirlik incelemesinde dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür. Bakanlık esasa ilişkin değerlendirmesinde ise başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin kanuna dayandığı, kamu yararı amacı taşıdığı ve ölçülü olduğunu, başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda inceleme yapılırken yukarıda Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları ile somut olayın kendine özgü şartlarının da dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formunda dile getirdiği iddiaları yinelemiştir.

17. Başvurucunun mal varlığı hakkında elkoyma tedbirinin uygulanması kapsamında ileri sürdüğü şikâyetler esas itibarıyla mülkiyet hakkını ilgilendirdiğinden başvurucunun tüm iddialarının mülkiyet hakkı bağlamında incelenmesi uygun görülmüştür.

18. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).

19. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 4/7/2013 tarihli ve E.2013/8830, K.2013/18335 sayılı, 23/9/2013 tarihli ve E.2013/14435, K.2013/21106 sayılı ve 14/12/2015 tarihli ve E.2014/19906, K.2015/19237 sayılı ilamlarından da anlaşıldığı üzere 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde düzenlenen yol, bir yandan başvurucunun maruz kaldığı elkoyma işleminin hukuka aykırılığının tespitini, diğer yandan da uğradığı zararın tazmini imkânını sağlamaktadır. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi ile öngörülen hukuk yolu başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı, makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Mehmet Ali Aslan, B. No: 2013/2429, 30/3/2016, § 28).

20. Somut olayda, başvurucunun mal varlığına uygulanan elkoyma tedbiri, Mahkemece 11/10/2022 tarihinde kaldırılmıştır. Başvurucu vekili 14/12/2022 tarihli dilekçesiyle 20 yılı aşkın bir süredir devam eden haksız tedbirlerin kaldırılarak ilgili sicillerden silindiğini beyan etmiştir.

21. Öte yandan başvurucunun 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi ile öngörülen hukuk yoluna başvurduğuna ilişkin bilgi ve belge sunmadığını da vurgulamak gerekir. Bu doğrultuda başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarını 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi ile öngörülen hukuk yolunu tüketmeden bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 2/5/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.