TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

AHMET TUNÇAY BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/15191)

 

Karar Tarihi: 18/10/2023

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Basri BAĞCI

 

 

Kenan YAŞAR

Raportör

:

Kübra KAYA

Başvurucu

:

Ahmet TUNÇAY

Vekili

:

Av. Adile YAVUZ

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, tutukluya annesinin cenaze törenine katılması için izin verilmemesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvuru tarihinde, Şırnak T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan tutuklu bulunan başvurucunun annesi 22/3/2020 tarihinde vefat etmiştir. Başvurucu 23/3/2020 tarihinde yargılamasının devam ettiği Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinden (Daire) cenazeye katılım izni talebinde bulunmuştur. Dairece gereği yapılmak üzere başvurucunun izin talebi ve annesine ait ölüm belgesi eklenerek 2/4/2020 tarihinde Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) müzekkere yazılmıştır. Aynı gün içerisinde Başsavcılık tarafından İnfaz Kurumuna müzekkere yazılarak gereğinin yapılması talep edilmiştir.

3. İnfaz Kurumunun 3/4/2020 tarihli yazısında 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 94. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile 116. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan düzenlemelere yer verilmiştir. Bu kapsamda, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün (Genel Müdürlük) 12/7/2013 tarihli hükümlü ve tutukluların yakınlarının birisinin ölümü hâlinde cenaze defnedilse dahi taziye için ölüm tarihinden itibaren üç gün içinde mazeret izni verilmesinin uygun olduğunu öngören yazısına işaret edilmiştir. Somut olayda ise başvurucunun annesinin 22/3/2020 tarihinde vefat etmiş ve ölüm belgesinin üzerinden üç gün geçmiş olması sebebiyle yapılacak herhangi bir işlemin bulunmadığı belirtilmiştir. Başsavcılık, Genel Müdürlüğün 12/7/2013 tarihli ve İnfaz Kurumunun 3/4/2020 tarihli yazılarına istinaden başvurucunun annesinin ölüm tarihinden itibaren üç günlük sürenin geçmiş olması sebebiyle yapılacak bir işlem olmadığına 8/5/2020 tarihinde karar vermiştir.

4. Başvurucu, Başsavcılık kararını 8/5/2020 tarihinde öğrendikten sonra 15/5/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

II. DEĞERLENDİRME

5. Başvurucu, yargılamanın devam ettiği Dairenin annesinin cenazesine katılmasına izin verdiğini ancak İnfaz Kurumunca gereğinin yapılmadığını, adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkı ile aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Bakanlık görüşünde; Daire müzekkeresinin "gereğinin yapılması" ibaresini içermekte olup izin talebinin kabulü niteliğinde olup olmadığı hususu ile Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı annesinin 22/3/2020 tarihinde vefat ettiğini, kendisinin 23/3/2020 tarihinde süresinde izin talebinde bulunduğunu, Dairece 5275 sayılı Kanun'un gereği yerine getirilmek üzere müzekkere yazıldığını, İnfaz Kurumunun üç günlük sürenin geçtiğinden bahisle Daire kararının gereğini yerine getirmemesinin adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkı ile aile hayatına saygı hakkının ihlali teşkil ettiğini ileri sürmek suretiyle beyanda bulunmuştur.

6. Başvurucunun iddialarının özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

7. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

8. Başvurucunun özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına yönelik müdahalenin 5275 sayılı Kanun'un 116. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan düzenlemeler gereğince kanuni temelinin bulunduğu ve infaz kurumunun güvenliğinin sağlanması şeklinde meşru amacının bulunduğu açıktır (Ahmet Kolakan, B. No: 2020/12197, 16/3/2023, § 9; Rasul Kocatürk, B. No: 2016/8080, 16/12/2019, §§ 45-50). Özel hayata ve aile hayatına yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir (Ahmet Kolakan, § 10; Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45; Abuzer Uzun, B. No: 2016/61250, 13/6/2019, § 38).

9. 5275 sayılı Kanun'da yakınlarının ölümü hâlinde hükümlüye mazeret izni verilmesi düzenlenmiştir. Ülkemiz geleneklerinde cenazenin bekletilmeden defnedildiği, bilinen bir olgudur. Bu nedenle yakını ölen hükümlünün izin talebinin kamu makamlarınca süratle harekete geçilerek ve şartlar da dikkate alınarak mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılması önem arz etmektedir. Ayrıca talebin karşılanmasında kamu makamlarının kendilerinden beklenen özeni göstermeleri gerekmektedir. Talebin karşılanması imkân dâhilinde görülmezse bu duruma ilişkin zorunluluk hâllerinin ve güvenlik risklerinin somut olgu ve olaylara dayalı olarak açıklanması gerekir (Ahmet Kolakan, § 12; Rasul Kocatürk, § 62).

10. Somut olayda başvurucunun izin talebi hakkında, ölüm belgesinde yer alan tarihten itibaren üç günlük sürenin dolmuş olması sebebiyle işlem yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Annesi 22/3/2020 tarihinde vefat eden başvurucunun 23/3/2020 tarihinde izin talebinde bulunduğu görülmüş, talep tarihinde Genel Müdürlüğün 12/7/2013 tarihli yazısında öngörülen üç günlük sürenin dolmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca İnfaz Kurumu tarafından 3/4/2020 tarihinde cevap verilmiş olmasına karşın Başsavcılık yaklaşık bir ay sonra 8/5/2020 tarihinde karar vermiştir. Başvurucu annesinin ölüm tarihini takip eden günde izin talebinde bulunmuş iken talebi hakkında cenazeye katılımını fiilen imkansız kılacak şekilde yaklaşık iki ay sonra karar verildiği, kamusal makamlarca sürecin mahiyeti gereği kendilerinden beklenen özen ve süratle hareket edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, başvurucunun cenazeye katılma ve ailesine destek olma imkânından yoksun kalmasında kamu makamlarının işlem yapılmasına yer olmadığı şeklindeki kararlarıyla yapılan müdahalenin özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

11. Açıklanan gerekçelerle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

12. Başvurucu, ihlalin tespiti ve 75.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

13. Başvurucunun annesinin 22/3/2020 tarihinde vefat ettiği ve ölüm tarihinden itibaren ise yaklaşık üç yıl geçtiği görülmekle yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

14. İhlalin niteliği dikkate alınarak başvurucuya 18.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 18.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. 446.90 TL harç ve 18.800 TL vekalet ücretinden oluşan toplam 19.246,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 18/10/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.