TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

HÜSAM IBRAHIM BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/20131)

 

Karar Tarihi: 4/10/2023

R.G. Tarih ve Sayı: 9/1/2024-32424

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

 

 

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

Raportör

:

Sinan ARMAĞAN

Başvurucu

:

Hüsam IBRAHIM

Vekili

:

Av. Müslüm YILDIZ

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sınır dışı etme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/7/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Bölüm tarafından başvuru yapılan günde Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 73. maddesi uyarınca sınır dışı işleminin tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Genel Bilgiler

5. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. 1989 doğumlu olan Suriye Arap Cumhuriyeti (Suriye) vatandaşı başvurucu, ülkesindeki iç savaştan kaçarak Türkiye'ye geldiğini beyan etmiştir. Başvurucu 19/11/2015 tarihinde geçici koruma başvurusunda bulunmuş, 8/4/2019 tarihinde hakkında geçici koruma kimlik belgesi düzenlenmiştir.

7. Başvurucu 18/10/2019 günü gece saatlerinde İstiklal Caddesi'nde (İstanbul) aracıyla seyir hâlindeyken trafik denetimine girmiştir. Yapılan kontrolde başvurucuda 2,00 promil alkol tespit edilmiştir.

8. Başvurucu, Taksim Şehit Halim Usta Polis Merkezinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan aynı gün verdiği ifadesinde yaklaşık yedi yıl önce adını hatırlamadığı bir sınır kapısından geçerek Türkiye'ye geldiğini, geçimini berberlik yaparak sağladığını beyan etmiş; bir eğlence mekânında alkol aldıktan sonra araç kullandığını kabul etmiştir. Başvurucu, ifade işlemi sonrasında aynı gün serbest bırakılmıştır.

9. İstanbul Valiliğinin 23/10/2019 tarihli kararıyla, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan başvurucu hakkında adli işlem yapılması nedeniyle 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi (kamu düzeni veya güvenliği açısından tehdit oluşturma) uyarınca başvurucunun sınır dışı edilmesine ve idari gözetim altına alınmasına karar verilmiştir. Kararda, başvurucu hakkında gerekli değerlendirmelerin yapıldığı, neticede başvurucunun durumunun 6458 sayılı Kanun'un 4. ve 55. maddeleri kapsamında olmadığının tespit edildiği belirtilmiştir.

10. Başvurucu, anılan kararın iptali talebiyle İstanbul 1. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde sınır dışı etme kararının hukuka aykırı olduğunu, ailesiyle birlikte geçici koruma statüsünde Türkiye'de yaşadığını, ülkesinde devam eden iç savaş nedeniyle 6458 sayılı Kanun'un 55. maddesi gereği sınır dışı edilemeyecek kişilerden olduğunu iddia etmiştir.

11. İdare Mahkemesinin 28/2/2020 tarihli kararıyla davanın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...alkollü araç kullandığını ikrar ettiği, davacının alkollü araç kullanmasının kamu düzeni ve güvenliği ve sağlığı açısından tehdit oluşturduğu sabit olduğundan, davacının6458 sayılı Yasa'nın 54/1-d bendi uyarınca sınır dışı edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Öte yandan davacı her ne kadar ülkesine geri gönderilmesi halinde can güvenliğinin tehlikeye gireceğini, geçici koruma kapsamında Türkiye'de bulunduğunu iddia etmekte ise de, davalı idare tarafından davacının 6458 sayılı Kanunun 4. ve 55. maddeleri kapsamına girip girmediği hususunun değerlendirildiği ve davacının bu maddeler kapsamında olmadığına karar verildiği gibi Suriye'de güvenli bölgelerin oluşturulması, davacı tarafından 6458 sayılı Kanun'un 55. maddesinde öngörülen hususlara ilişkin ciddi emare oluşturacak bilgi ve inandırıcı delillerin de dosyaya sunulmaması nedeniyle geri gönderilemezlik iddiasına itibar edilmemiştir. "

12. Başvurucu 16/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. Başvurucunun Diğer Bireysel Başvuru Dosyası

13. Başvurucu, aynı sınır dışı etme işlemine karşı İdare Mahkemesinde dava açmadan önce 25/10/2019 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır. Söz konusu 2019/35237 numaralı bireysel başvuru dosyası konu yönünden bağlantılı olması nedeniyle 2018/27603 numaralı dosya ile birleştirilmiştir. Birinci Bölüm tarafından bu dosyada 15/5/2020 tarihinde 6/12/2019 tarihli ve 7196 sayılı Kanun'un 75. maddesiyle 6458 sayılı Kanun'un 53. maddesinde yapılan değişiklik sonrasında idare mahkemelerinin etkili bir yol olduğu belirtilerek başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. 6458 sayılı Kanun'un "Sınır dışı etme kararı alınmayacaklar" kenar başlıklı 55. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) 54 üncü madde kapsamında olsalar dahi, aşağıdaki yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınmaz:

a) Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunanlar,

..."

15. 6458 sayılı Kanun'un "Geçici koruma" kenar başlıklı 91. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir. "

16. 22/10/2014 tarihli ve 29153 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Geçici Koruma Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) "Geçici koruma sağlanacak yabancılar" kenar başlıklı 7. maddesi şöyledir:

"(1) Geçici koruma; ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel veya bu kitlesel akın döneminde bireysel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılardan haklarında bireysel olarak uluslararası koruma statüsü belirleme işlemi yapılamayan yabancılara uygulanır.

 (2) Geçici koruma, Cumhurbaşkanı tarafından aksi kararlaştırılmadıkça, geçici koruma ilanının geçerliliğinden önce, geçici koruma ilanına esas teşkil eden olayların olduğu ülkeden veya bölgeden ülkemize gelmiş olanları kapsamaz.

 (3) Geçici korunanlar, Kanuna göre belirlenen uluslararası koruma statülerinden herhangi birini doğrudan elde etmiş sayılmaz."

17. Yönetmelik'in "Geçici koruma uygulamasının sona ermesi" kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:

"(1) Bakanlık, geçici korumanın sona erdirilmesi için Cumhurbaşkanına teklifte bulunabilir. Geçici koruma, Cumhurbaşkanı kararıyla sonlandırılır.

 (2) Cumhurbaşkanı, sonlandırma kararıyla birlikte;

a) Geçici korumayı tamamen durdurarak geçici korunanların ülkelerine dönmesine,

b) Geçici korunanlara, koşullarını taşıdıkları statünün toplu olarak verilmesine ya da uluslararası koruma başvurusunda bulunanların başvurularının bireysel olarak değerlendirilmesine,

c) Geçici korunanların, Kanun kapsamında belirlenecek koşullarda Türkiye’de kalmalarına izin verilmesine,

karar verebilir."

18. Yönetmelik'in "Geçici korumanın bireysel olarak sona ermesi veya iptali" kenar başlıklı 12. maddesi şöyledir:

"(1) Geçici korunanların;

a) Kendi isteğiyle Türkiye’den ayrılması,

b) Üçüncü bir ülkenin korumasından faydalanması,

c) Üçüncü bir ülkeye insani nedenler veya yeniden yerleştirme kapsamında kabul edilmesi ya da üçüncü bir ülkeye çıkış yapması,

ç) Ölmesi,

d) (Ek:RG-25/12/2019-30989-CK-1851/7 md.) Kanunda yer alan diğer yasal kalış türlerinden birisi ile kalış hakkı kazanması,

e) (Ek:RG-25/12/2019-30989-CK-1851/7 md.) Türk vatandaşlığını kazanması, hallerinde geçici koruma bireysel olarak sona erer.

 (2) 8 inci maddenin birinci fıkrası kapsamında yer alanların geçici korumanın kapsamı dışında tutulması gerektiğinin sonradan anlaşılması halinde geçici koruma, Genel Müdürlük veya valilikler tarafından iptal edilir.

 (3) (Ek:RG-25/12/2019-30989-CK-1851/7 md.) Mazeretsiz olarak bildirim yükümlülüğünü üç defa üst üste yerine getirmeyenlerin geçici korumaları Valilik tarafından iptal edilir. Bu maddenin uygulanmasında 13 üncü madde hükümleri uygulanır."

19. Ayrıca diğer ilgili hukuk için bkz. A.A. ve A.A. [GK], B. No: 2015/3941, 1/3/2017, §§ 28-34.

B. Uluslararası Hukuk

1. Uluslararası Mevzuat

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "İşkence yasağı" kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Uygulaması

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) sınır dışı kararının uygulanması hâlinde kötü muamele yasağının ihlal edileceğine ilişkin şikâyetlerle ilgili ilkesel yaklaşımı için bkz. A.A. ve A.A., § 38.

3. Suriye'nin Genel Güvenlik Durumuna İlişkin Bilgiler

22. AİHM, verdiği bazı kararlarda uluslararası kuruluşların raporlarından faydalanmış ve bu raporlarda geçen değerlendirmeleri kararlarına dayanak yapmıştır. Anayasa Mahkemesi de son dönemde verilen M.D. ve diğerleri/Rusya Federasyonu (B. No: 71321/17, 14/9/2021) kararındaki raporların şu kısımlarının başvurunun değerlendirilmesi açısından önemli olduğunu düşünmektedir (aynı kararda bkz. §§ 38, 39, 41, 46, 47):

"BMMYK’nın (Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği) 7 Mayıs 2020 tarihli Suriye’ye ilişkin raporundan: Suriye Hükümeti, eskiden muhaliflerine elinde olup şu an kontrolü altındaki bölgelerde hükümet karşıtlarını veya muhalif olduğunu değerlendirdiklerini -özellikle erkekleri ve savaşabilecek yaştaki gençleri- şiddetli bir şekilde bastırmaya ve cezalandırmaya devam etmiştir. Ayrıca Hükümetin kontrolündeki bölgelerde Hükümet karşıtı olduğu varsayılanlar da dahil olmak üzere geri dönenlerin, mülklerine el konulmasının yanı sıra tacize, keyfi tutuklamaya, kimseyle görüştürülmeden gözaltında tutmaya, işkenceye ve diğer kötü muamele biçimlerine maruz kaldığı bildirilmiştir.

29-30 Haziran 2020 tarihlerinde Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler eş başkanlığında Brüksel'de gerçekleştirilen 'Suriye ve Bölgenin Geleceğinin Desteklenmesi' konulu seksen ülke ve çeşitli uluslararası kuruluşların katıldığı konferansın sonuç bildirgesinden: Konferans katılımcıları yaklaşık on yıllık çatışmanın ardından şiddetin, uluslararası insani hukuk ve uluslararası insan haklarının ihlal edilmeye devam ettiğini hatırlatmıştır. Bu yılın başlarında İdlib bölgesinde yaşanan büyük askeri gerginlik ve kitlesel yerinden edilmelerin ardından kuzeybatı ve kuzeydoğu Suriye'de son zamanlarda huzursuz ve kırılgan bir sükûnet devam ederken güney Suriye'deki güvenlik koşulları kötüleşmeye devam etmekte ve daha fazla dikkat ve odaklanma gerektirmektedir. Orta ve doğu çölde DAEŞ’in endişe verici şekilde yeniden canlanması söz konusudur.

BM [Birleşmiş Milletler] İnsan Hakları Konseyi'nin 14 Eylül ila 2 Ekim 2020 tarihlerinde gerçekleşen 45. oturumunda Suriye Arap Cumhuriyeti Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonunun, Suriye'ye ilişkin bulgularından: Genel çatışma dinamikleri ve koronavirüs hastalığının etkisi nedeniyle son aylarda büyük ölçekli çatışmalarda nispi bir azalma olmasına rağmen, Suriye Arap Cumhuriyeti genelinde şiddet olaylarında düzenli artışlar ve sürekli insan hakları ihlalleri yaşanmıştır. İdlib Vilayeti ve çevresindeki bölgeler, 2020'nin ilk yarısında Hükümet yanlısı güçler ile muhalif silahlı gruplar arasındaki çatışmaların merkez üssü olmaya devam etmiştir.

BMMYK’nın 'Suriye Arap Cumhuriyeti'nden Kaçan Kişilerle İlgili Uluslararası Koruma Hususları' başlıklı 2021 Mart tarihli güncellenmiş raporundan: BMMYK, Suriye'deki nesnel koşullarda meydana gelen değişikliklerin bölgenin bazı kısımlarındaki göreceli güvenlik iyileştirmeleri de dahil olmak üzere temel, istikrarlı ve kalıcı nitelikte olmadığını belirtmiştir. BMMYK bu bölgelerde devam eden çatışmalar, askeri operasyonlar, güvensizlik ve insan hakları ihlalleri, gelecekte bölgesel kontrolün el değiştirme riski ve bu bölgelerde hem insani ihtiyaçların hem de sivil altyapıya yönelik tahribatın yüksek seviyelerde olması nedeniyle sonrasında veya daha önce hükümet kontrolü dışında olan bölgelerde bir iç kaçış veya yer değiştirme alternatifinin mevcut olmadığını değerlendirmiştir. BMMYK, Suriye Hükümetinin veya başka bir devletin ya da devlet dışı oluşumun kontrolü altında olup olmadığına bakılmaksızın, Suriye vatandaşlarının Suriye'nin herhangi bir bölgesine zorla geri gönderilmelerine ilişkin değerlendirmesini teyit etmiştir.

BM Genel Sekreteri'nin Suriye'deki çatışmanın tüm tarafları tarafından insani kararlarının uygulanmasına ilişkin 22 Nisan 2021 tarihli raporundan: Suriye Arap Cumhuriyeti genelindeki siviller silahlı çatışma ve şiddetin doğrudan ve dolaylı sonuçlarından zarar görmeye devam etmiştir. Gözlemlenen vakalar ve çok sayıda olay ile pazarlarda ve yerleşim alanlarında öldürülen ve yaralanan sivillere bakıldığında çatışmanın taraflarının sivilleri savaşçılardan ve sivil nesneleri askeri hedeflerden ayırt etme, ayrım gözetmeyen saldırılardan kaçınma, saldırıda orantılılığa riayet etme ve askeri operasyonların yürütülmesinde sivilleri ve sivil nesneleri korumak için sürekli özen gösterme gibi uluslararası insani hukukun temel ilkelerine saygı göstermedikleri anlaşılmaktadır. Çatışmanın tarafları, kontrolleri altındaki bölgelerde bireyleri keyfi olarak alıkoymaya devam etmiştir. BMMYK, Hükümetin kontrolü altındaki bölgelerde, doğal nedenlerle gözaltında öldüğü iddia edilen tutuklu vakalarını belgelemeye devam etmiştir. Bu tür birçok vakada kişilerin zorla kaybetmeye maruz kaldıkları ve Hükümet tarafından gözaltında tutulduklarının ölümler kabul edilene kadar bilinmediği görülmektedir.

..."

23. AİHM; Suriye'ye sınır dışı edilmesine karar verilen başvurucularla ilgili ihlal sonucuna ulaştığı kararında, uluslararası organlar tarafından hazırlanan ve günlük ateşkes ihlallerini ve ülke genelindeki çatışmaları açık şekilde ortaya koyan, güvenilir ve ayrıntılı raporlarda silahlı çatışmaların terörist grupların (DAEŞ ve Tahrir el-Şam dâhil) ve diğer devlet dışı aktörlerin ayrım gözetmeyen saldırılarının ülkede bulunan sivil nüfus üzerindeki yıkıcı etkisinin, ayrıca genç erkeklerin keyfî olarak gözaltına alınması ve zorla kaybedilmesi uygulamalarının devam ettiğinin bildirildiğini belirtmiştir (M.D. ve diğerleri/Rusya Federasyonu, § 106). AİHM'e göre incelenen materyaller ışığında istikrarsız güvenlik durumu nedeniyle mültecilerin hâlihazırda ve en azından yakın gelecekte Suriye'ye zorla geri gönderilmeleri mümkün görünmemektedir (M.D. ve diğerleri/Rusya Federasyonu, § 109).

24. AİHM, bu kez Türkiye'ye karşı verdiği başka bir kararında başvurucunun 2018 yılında Suriye'ye gönderilmesini Sözleşme'nin 3. maddesine aykırı bulmuştur. AİHM'e göre Birleşmiş Milletler organları tarafından o dönemde yayımlanan ve başvuranın geri gönderildiği anı da kapsayan bilgiler, devam eden çatışmalar ve sivillerin maruz kaldığı şiddet ve keyfî gözaltılar dikkate alındığında Suriyelilerin ülkelerine zorla geri gönderilmelerinin tavsiye edilmediğini açıkça ortaya koymaktadır (Akkad/Türkiye, B. No: 1557/19, 21/6/2022, § 72).

4. İlgili Diğer Bilgiler

25. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü resmî internet sayfasında "Geçici Korumamız Altındaki Suriyeliler" başlığı altında şu açıklamalarda bulunmuştur (https://www.goc.gov.tr/gecici-korumamiz-altindaki-suriyeliler):

"2011 yılının Mart ayında, iç karışıklıkların başlamasından bu yana, günden güne artan sayıda Suriye Arap Cumhuriyeti (Suriye) vatandaşı Türkiye’ye uluslararası koruma bulmak amacıyla gelmektedir. Ülkemiz bu kişilere 'geçici koruma' sağlamaktadır. Suriye’deki insan hakları ihlallerinde 2012 ve sonrasında ortaya çıkan hızlı artış, insani yardım ihtiyaçlarında dramatik artışları da beraberinde getirmiştir. İç karışıklıkların başlamasından bu yana, Suriye ile güçlü tarihi, kültürel ve komşuluk bağları olan Türkiye Cumhuriyeti bu durumdan etkilenen Suriye vatandaşları için 'açık kapı' politikası izlemiştir.

Türkiye bu insani kriz neticesinde oluşan göç dalgaları sebebiyle 10 şehirde kurulan 26 geçici barınma merkezinde 256.971 Suriyeli yabancıya ev sahipliği yapmıştır. Suriye Arap Cumhuriyeti'nde barış ve güven ortamının sağlanamaması sebebiyle geçici koruma altındaki Suriyelilerin ülkemizde kalış süreleri uzamış bu durumda sosyal uyumun sağlanmasını gerekli kılmıştır. Bu gereklilik neticesinde de insanların geçici barınma merkezleri dışında hayatlarını idame ettirmeleri desteklenmiş olup 16 Eylül 2020 tarihi itibariyle 5 ilde 7 geçici barınma merkezinde 59.877 geçici koruma kapsamındaki Suriyeliler barındırılmaktadır. Bunun dışında, geçici barınma merkezleri dışında 3.559.041 geçici koruma sahibi Suriyeli yaşamaktadır. Türkiye'deki Suriyelilerin çoğu Suriye-Türkiye sınırına yakın olan bölgelerden gelmektedir. Bu bölgeler aynı zamanda yoğun çatışmaların olduğu bölgelerdir.

..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Anayasa Mahkemesinin 4/10/2023 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

27. Başvurucu, gelirinin bulunmadığı bildirerek adli yardım talebinde bulunmuştur.

28. Anayasa Mahkemesi tarafından adli yardım talebinin kabul edilebilmesi için gerekli şartlar Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013, § 23) kararında, yabancıların adli yardım talepleri konusunda benimsenen ilkeler ise Nadali Agheli Kohne Shari (B. No: 2014/12633, 9/9/2015, §§ 17, 18) kararında yer almaktadır. Anılan ilkelere göre adli yardım için gerekli şartlar mevcutsa karşılıklılık şartı gerçekleşmese bile yabancının adli yardım talebi kabul edilmelidir.

29. Somut olayda yabancı başvurucunun herhangi bir gelirinin veya mal varlığının tespit edilemediği, dolayısıyla geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu dosya kapsamından anlaşıldığından açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne ve yargılama giderlerini ödemekten geçici olarak muaf tutulmasına karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

30. Başvurucu; ülkesinde iç savaş ve mezhep çatışmalarının sürdüğünü, tüm dünya tarafından bilinen bu durum yüzünden üç buçuk milyon Suriyelinin Türkiye'de bulunduğunu, geçici koruma statüsüne sahip olduğunu, ülkesine gönderilmesi hâlinde yaşamının tehlikeye gireceğini, Suriye ordusu ya da muhalif gruplar tarafından kötü muamele görebileceğini ileri sürmüştür.

31. Bakanlık görüşünde özetle başvurucu hakkında düzenlenen sınır dışı etme kararı ve buna ilişkin iptal davası sürecinden bahsedilerek Anayasa Mahkemesinin daha önce benzer olaylarda belirlediği kriterlerin dikkate alınması gerektiğinden söz edilmiştir.

2. Değerlendirme

32. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağı kapsamında olduğu değerlendirilmiş ve inceleme bu yasak bağlamında yapılmıştır.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

34. Kötü muameleye uğrama riski bulunan ülkeye sınır dışı etme konusunda benimsenen genel ilkeler A.A. ve A.A. (aynı kararda bkz. §§ 54-72) kararında yer almaktadır. Bu ilkeler kısaca şöyledir:

i. Anayasa’nın 17. maddesi, Anayasa’nın 5. maddesi ile Anayasa’nın temel hak ve hürriyetlerin yabancılar için milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabileceğine ilişkin 16. maddesi ile birlikte yorumlandığında devlete, egemenlik yetkisi alanında olup gönderildikleri ülkede kötü muameleye maruz kalabilecek yabancıların maddi ve manevi varlıklarına yönelik risklere karşı korunmaları yönünde pozitif yükümlülük de yüklemektedir. Nitekim Anayasa’nın 17. maddesinde devlete getirilen kötü muamelede bulunmama (negatif) yükümlülüğünün herhangi bir istisnasına yer verilmemiş, Anayasa’nın temel hak ve özgürlüklerin savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde kullanılmasının durdurulmasına imkân veren 15. maddesinde de maddi ve manevi varlığın bütünlüğüne dokunulamayacağı belirtilmiştir.

ii. Anılan pozitif yükümlülük kapsamında sınır dışı edilecek kişiye ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda bir koruma sağlanabilmesi için bu kişiye sınır dışı kararına karşı etkili bir karşı çıkma imkânı tanınması gerekir. Aksi hâlde sınır dışı edildiğinde kötü muameleye maruz kalma riski altında olduğunu iddia eden ve bu iddiasını delillendirme konusunda devlete göre daha kısıtlı imkânlara sahip olan yabancıya gerçek anlamda bir koruma sağlanabildiğinden bahsetmek mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla kötü muameleye karşı koruma pozitif yükümlülüğünün -anılan yasağın koruduğu hakların doğası gereği- hakkında sınır dışı kararı verilen bir yabancıya iddiaları araştırtma ve bu kararı adil bir şekilde inceletme imkânı sağlayan usul güvencelerini de içerdiği kuşkusuzdur. Bu çerçevede sınır dışı etme işlemi sonucunda yabancının gönderileceği ülkede kötü muamele yasağının ihlal edileceğine ilişkin iddianın savunulabilir (araştırılabilir/tartışılabilir /araştırmaya değer/makul şüphe uyandıran) ve belirli bir ciddilik seviyesinde olması ve ayrıca varsa sözü edilen iddiayı destekleyen bilgi ve belgelerin sunulması durumunda idari ve yargısal makamlar tarafından söz konusu ülkede gerçek bir ihlal riskinin bulunup bulunmadığı ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır. Anılan usul güvencelerinin bir gereği olarak idari makamlar tarafından alınan sınır dışı kararlarının bağımsız bir yargı organı tarafından denetlenmesi, bu denetim süresince sınır dışı kararlarının icra edilmemesi ve yargılama sürecine tarafların etkili katılımının sağlanması gerekir.

iii. Sınır dışı etme kararının uygulanması hâlinde kötü muamele yasağının ihlal edilebileceğine karar verilebilmesi için geri gönderilen ülkedeki riskin varlığının bir olasılığın ötesinde gerçek bir risk seviyesinde olduğu ispatlanmalıdır. Bu konudaki ispat külfeti iddianın niteliğine göre kamu makamlarına ve/veya başvurucuya ait olabilir.

iv. Gerçek riskin varlığına ilişkin maddi olguların bulunup bulunmadığı araştırılırken kural olarak sınır dışı kararının verildiği tarihteki şartlar dikkate alınmalıdır. Ancak yapılacak değerlendirmenin sonucunu doğrudan etkileyecek önemli gelişmeler olması hâlinde yeni durum da gözönünde tutulmalıdır.

v. Sınır dışı etme kararıyla ilgili bireysel başvurularda Anayasa Mahkemesinin öncelikli rolü, geri gönderilen ülkede kötü muamele riskinin varlığına ilişkin savunulabilir bir iddianın bulunduğu durumlarda idari ve yargısal makamlar tarafından anılan yasak kapsamındaki usul güvencelerinin sağlanıp sağlanmadığını denetlemekten ibarettir. Anayasa Mahkemesi, usul güvencelerinin sağlanmadığını değerlendirdiğinde ikincillik ilkesi gereği kural olarak yeniden yargılama yapılması amacıyla ihlal kararı verir. Usul güvencelerinin sağlandığı durumlarda ise geri gönderilen ülkede gerçek bir kötü muamele riskinin bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, somut olayın özel şartları altında gerekli gördüğü hâllerde geri gönderilen ülkede gerçek bir kötü muamele riski bulunup bulunmadığını istisnai olarak ilk elden kendisi de inceleyebilir. Böyle bir durumda Anayasa Mahkemesi, sınır dışı işleminin gerçekleşmesi hâlinde kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edilip edilmeyeceğine ilişkin bir değerlendirme yapabilir.

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

35. Başvurucu, ülkesinin genel durumundan bahsederek kötü muameleye maruz kalma riskinin olduğu Suriye'ye geri gönderilecek olmaktan yakınmıştır. Başvurucu hakkında tesis edilen sınır dışı etme işlemine bakıldığında gerçekten de başvurucunun menşe ülkesine gönderilebileceği karar altına alınmıştır.

36. Somut olayda öncelikle geri gönderilen ülkede kötü muamele riskinin varlığına ilişkin savunulabilir bir iddia olup olmadığı, olması hâlinde idari ve yargısal makamlar tarafından kötü muamele yasağı kapsamındaki usul güvencelerinin sağlanıp sağlanmadığı incelenecektir.

37. Açık kaynaktaki resmî bilgilere göre 2011 yılı Mart ayından beri kitlesel hâlde Türkiye'ye gelen Suriyelilere uluslararası koruma ve insani yardım sağlanmıştır, sağlanmaya da devam edilmektedir. Bu kapsamda şimdiye kadar üç buçuk milyonun üzerinde kişiye geçici koruma statüsü verilmiştir (bkz. § 25). 6458 sayılı Kanun'un 91. ile Geçici Koruma Yönetmeliği'nin 7. maddelerine göre ülkesinden ayrılmaya zorlanmış ve ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen yabancılar geçici korumadan faydalanmaktadır. Bu statüyle Türkiye'de bulunduğunu belirten başvurucunun sunduğu geçici koruma kimlik belgesine göre 2015 yılında bunun için başvuru yaptığı görülmüştür.

38. Geçici koruma statüsü verilmesinden anlaşılacağı üzere başvurucunun da milyonlarca Suriyeli gibi ülkesinden ayrılmak zorunda kaldığı ve ülkesine geri dönemediği kamu makamlarınca kabul edilmiştir. Dolayısıyla en azından bu statünün tanındığı an itibarıyla başvurucunun ülkesine dönemeyeceği, başka bir anlatımla ülkesinde kötü muameleye maruz kalabileceği öngörülmüştür. Öte yandan İdare Mahkemesinin 28/2/2020 tarihli kesin kararıyla sınır dışı etme kararı icra edilebilir hâle gelmiştir. Geçici koruma verilmesinin üzerinden uzunca bir zaman geçmesi nedeniyle tanınan bu statüyle yanında değerlendirme yapmaya elverişli diğer veriler de menşe ülkedeki riskin belirlenmesinde dikkate alınacaktır.

39. Suriye'nin güncel durumuna bakıldığında başvurucunun iddialarının AİHM'in uluslararası kuruluşların raporlarını da dayanarak verdiği kararlarla desteklendiği görülmektedir (bkz. § 22). Bu rapor ve kararlarda sınır dışı etme kararının icra edilebilir olduğu 2020'de rejim güçleri ile çeşitli silahlı gruplar arasında çatışmaların devam ettiği, ülkenin genelinde iç karışıklık ve istikrarsızlık olduğu, muhalif olduğu varsayılanlar da dâhil olmak üzere geri dönenlerin kamusal güçler tarafından kötü muamele biçimlerine maruz bırakıldığı değerlendirilmiştir. Bunun yanında 2021 yılında da iç çatışmaların ve ayrım gözetmeyen insan hakları ihlallerinin ülke genelinde yaşanmaya devam ettiği, Suriyelilerin ülkenin herhangi bir yerine zorla geri gönderilmesinin yakın gelecekte dahi bu kişiler için sorun doğuracağı kabul edilmiştir. AİHM silahlı grupların neden olduğu iç çatışma ortamının yıkıcı etkisinin ülkenin her yerindeki sivil nüfus üzerinde varlığını sürdürdüğünü söylemektedir (M.D. ve diğerleri/Rusya Federasyonu, §§ 106, 109).

40. Yukarıda değinilen uluslararası kuruluşların raporları, AİHM kararları ve başvurucuya geçici koruma sağlanması gibi olgular ışığında başvurucunun iddialarının savunulabilir ve araştırmaya değer olduğu anlaşılmıştır. Bu aşamadan sonra idari ve yargısal makamların gerçek bir kötü muamele riskiyle karşı karşıya kalacağı anlaşılan başvurucuyla ilgili olarak sergiledikleri tutum incelenmelidir.

41. Başvurucu, geçici korumadan faydalandırılmıştır ve yaklaşık sekiz yıldır Türkiye'de bulunmaktadır. Bu durumda sınır dışı etme işlemi tesis edilirken menşe ülkenin genel durumunun sebep olduğu riskin günceliğini yitirdiğinin tespit edilmesi yahut başvurucu özelinde ülkesine geri gönderilmesinin kötü muamele riskine sebep olmayacağının somut veri ve değerlendirmelerle kamu makamlarınca ortaya konulması beklenmelidir.

42. Öncelikle belirtilmelidir ki geçici koruma sağlanmasına neden olan riskin ortadan kalkması nedeniyle bu statünün kamu makamlarınca iptal edildiğine yönelik bir bilgi dosyada bulunmamaktadır. Başvuru konusu olayda sınır dışı etme kararını veren idari makamlar başvurucunun geri gönderme yasağı kapsamındaki kişilerden olmadığını değerlendirmiş, İdare Mahkemesi de bu değerlendirmeye gerekçesinde yer vermiştir (bkz. § 11). Ne var ki nasıl bir araştırma yapıldığı veya hangi verilerden hareketle bu sonuca varıldığı sınır dışı etme kararından anlaşılamamıştır. Bununla birlikte İdare Mahkemesi de kamu makamlarının ulaştığı bu sonucu neden kararına dayanak aldığını, hangi bilgi ve belgeleri gözettiğini gerekçesinde ortaya koymamıştır.

43. Sonuç olarak somut olayda, Suriye'nin genelinde şiddet hareketlerinin hâkim olduğuna ve yaygın insan hakları ihlalleri yaşandığına ilişkin savunulabilir bir iddia ileri sürülmüştür. İdare Mahkemesinin Suriye'de güvenli bölgelerin oluşturulduğu ve geri gönderme yasağı bağlamında başvurucunun ülkesine gönderilmesinde sorun olmadığı değerlendirmesi herhangi bir rapor veya belgeye dayanmayan, kaynağı belirsiz tespitler olarak gözükmektedir. Başvurucunun Suriye'ye sınır dışı edilmesinin geri gönderme yasağı kapsamında gerçek bir risk oluşturduğu idari ve yargısal makamlar tarafından gözardı edilmiştir.

44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. Giderim Yönünden

45. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini talep etmiştir.

46. Tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin usul ve esaslar 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinde yer almaktadır. Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

47. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

48. İncelenen başvuruda, başvurucunun ülkesine sınır dışı edilmesine karar verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.

49. Bu durumda kötü muamele yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

50. 18.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 1. İdare Mahkemesine (E.2019/2830, K.2020/579) GÖNDERİLMESİNE,

E. 18.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Başvurucu hakkında İstanbul Valiliği tarafından tesis edilen 23/10/2019 tarihli sınır dışı etme kararıyla ilgili yargılama sonuçlanıncaya kadar başvurucunun SINIR DIŞI EDİLMEMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE,

İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/10/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.