|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
O.Y. BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2020/21436) |
|
Karar Tarihi: 2/9/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ Muhterem İNCE Yılmaz AKÇİL |
|
Raportörler |
: |
Sinan ARMAĞAN Leyla Nur ODUNCU |
|
Başvurucu |
: |
|
|
Vasisi |
: |
Mustafa AKYÜZ |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; sağlık durumu elverişli olmamasına rağmen ceza infaz kurumunda tutulma ve tek başına tutulmakla birlikte tutulduğu odadaki sıhhi alanların fiziksel durumuna uygun olmaması nedenleriyle kötü muamele yasağının, tutuklama tedbirinin azami süreyi aşması, adli kontrol tedbirlerine aykırı davranıldığı gerekçesi ile verilen tutuklama kararının ve süresinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, ceza davasında tanıklarının dinlenmemesi, yargılamanın uzun sürmesi, hatalı karar verilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Kamuoyunda Danıştay Saldırısı olarak bilinen olayda Danıştay İkinci Dairesine heyet hâlinde çalışmakta iken 17/5/2006 tarihinde silahlı saldırı gerçekleştirilmiş; bir kişi vefat etmiş, dört kişi yaralanmıştır. Anılan saldırının saldırıdan önceki bir tarihte Danıştay İkinci Dairesinin verdiği bir karar nedeniyle yapıldığı bir kısım sanıklar yönünden kabul edilmiş, yargı makamlarınca da bu yönde değerlendirmede bulunulmuştur.
3. Danıştay Saldırısı sonrasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ceza soruşturması başlatılmıştır. Öte yandan 5/5/2006, 10/5/2006 ve 11/5/2006 tarihlerinde günlük olarak yayımlanan bir ulusal gazetenin İstanbul'daki binasına gerçekleştirilen bombalı saldırıya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada yetkisizlik kararı verilmiş ve dosya Danıştay Saldırısı dosyası ile birleştirilmiştir.
4. Başvurucu, yürütülen soruşturma kapsamında 18/5/2006 tarihinde gözaltına alınmış ve 21/5/2006 tarihinde tutuklanmıştır.
5. Başvurucu; kollukça alınan ifadesinde sanık A.A. ile eylem kararı alıp sanıklardan önce E.T. daha sonra da onun vasıtası ile T. ve İ.S.yi bulduklarını, İ.S.nin maddi beklenti içinde olduğunu, kendisinin de bunu A.A. ile halledin dediğini, 14/5/2006 tarihinde A.A.nın kendisini arayıp Ankara'ya gideceklerini söylemesi üzerine çıkar amaçlı bir iş bitirme olayı sanarak "emanet" alıp alamayacağını sorduğunu, A.A.nın iki genç yeter demesi üzerine 15/5/2006 tarihinde A.A.ya ait araçla E.T. ve İ.S.yi de alarak yola çıktıklarını, Ankara'da aynı gece bir otele yerleştiklerini belirtmiştir. Ertesi gün diğer üç kişinin otelden birlikte ayrıldıklarını, bu kişilerle sonradan telefonla haberleşerek buluştuklarını, konunun ne olduğunu sorduğunda A.A.nın Danıştay üyelerine saldıracaklarını söylemesi üzerine kızdığını, sanıklar E.T. ve İ.S.yi böyle bir şey yapmamaları konusunda uyardığını, araçta torpidoda silah gördüğünü, 17/5/2006 günü öğleye doğru otelde iken Danıştay saldırısını televizyondan öğrendiğini beyan etmiştir.
6. Başvurucunun 21/5/2006 tarihinde Cumhuriyet savcısınca alınan ifadesinde başvurucuya isnat edilen başvuru konusu suç isnatları hakkındaki beyanı özetle şöyledir:
i. A.A.yı avukat olması nedeniyle yaklaşık üç yıldır tanıdığını, geçmişte çek-senet tahsilatıyla uğraştığını ancak 2000 yılından sonra bu işleri bıraktığını ve herhangi bir suça karışmadığını belirtmiştir. Yaklaşık iki ay önce A.A.nın kendisinden "eli yüzü düzgün kişiler" bulmasını istediğini, bunun tahsilat işi olabileceğini düşünerek E.T. ile A.A.yı tanıştırdığını, E.T.nin de İ.S.yi A.A. ile tanıştırdığını ifade etmiştir.
ii. Ankara’ya gitmeden önce A.A. ile iletişime geçtiğini, A.A., E.T. ve İ.S. ile birlikte Ankara’ya gittiklerini, bir otelde kaldıklarını anlatmıştır. Ertesi gün diğer kişilerle tekrar buluştuğunda A.A.nın Danıştaya yönelik bir saldırı planından bahsettiğini, bunun üzerine E.T. ve İ.S.yi bu işten uzaklaştırmak amacıyla araçtan indirdiğini ve A.A.yı anılan diğer iki genç sanığı bu işe alet edemeyeceği konusunda uyardığını, E.T. ve İ.S.ye de bilgisi dışında hiçbir şey yapmamaları konusunda ikazda bulunduğunu beyan etmiştir.
iii. Olay günü A.A.nın otelde olmadığını, daha sonra televizyondan Danıştaya silahlı saldırıyı gerçekleştiren kişinin A.A. olduğunu öğrendiğini, bunun üzerine E.T. ve İ.S.yi otogara götürerek İstanbul’a gönderdiğini aktarmıştır. Başvurucu, Danıştay saldırısıyla ya da Ankara’da gerçekleştiği belirtilen başka bir suçla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını beyan etmiştir.
7. Soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede başvurucunun anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, terör örgütüne üye olma, kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüse iştirak etme, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, mala zarar verme, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından cezalandırılması istenmiştir.
8. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde (CMK 250. maddesi ile yetkili) yapılan yargılama yirmi celsede tamamlanmıştır. Başvurucu ve müdafiinin bizzat hazır bulunduğu 21/9/2006 tarihli ikinci celsede tanıklar A.S., F.S.E. ve M.A. dinlenmiştir. Tanık A.S.nin beyanı özetle şöyledir:
i. Tanık A.S., olaydan bir gün önce 16/5/2006 tarihinde öğleden önce bir iş nedeniyle Danıştay binası önünden geçtiğini, bu sırada polis kulübesinin arkasında sanık A.A. ile birlikte tanımadığı iki kişiyi gördüğünü ifade etmiştir. Bu kişilerin ellerindeki çantalar nedeniyle duruşmaya gelen avukat olabileceklerini düşündüğünü belirtmiştir. Yaklaşık saat 11.00-11.30 arasında söz konusu şahısları gördüğünü, yoluna devam ederken A.A. ve yanındakilerin kendisine yol vermediğini, bu durumu ileride gördüğü iki kişiye işaretle anlatmak istediğini ancak bu kişilerin kendisine sırt çevirerek tepki vermediğini ve bu durumdan tedirginlik duyduğunu beyan etmiştir.
ii. Tanık; gördüğü kişilerden birinin Danıştay binasına girdiğini, diğerinin ise aniden döndüğü sırada belinde silah bulunduğunu gördüğünü ifade etmiştir. Kollukça beyanda bulunması için çağrıldığını, ifadesinin alındığını ve teşhis işlemi yaptırıldığını, bu işlem sırasında A.A.yı teşhis ettiğini belirtmiştir.
iii. Duruşma salonunda yapılan teşhis sırasında da sanık A.A.yı tanıdığını ancak diğer sanıkları teşhis edemediğini beyan etmiştir.
9. Tanık F.S.E. beyanında başvurucu ve diğer sanıkların Ankara'da konakladıkları otelde resepsiyon görevlisi olduğunu, sanıkların çalıştığı otelde kaldıklarını emniyet görevlilerinin yaptığı tahkikat neticesinde öğrendiğini, olay hakkında bilgi ve görgü sahibi olmadığını aktarmıştır.
10. Tanık M.A. beyanında başvurucu ve diğer sanıkların Ankara'da konakladıkları otelde otopark görevlisi olarak çalıştığını, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde teşhis ettiği sanık A.A.nın olayın meydana geldiği sabah kendisinden aracını talep ettiğini ancak aracın anahtarının kendisinde bulunmadığını ifade etmiştir. Sanık A.A.nın otelde bulunan arkadaşlarından anahtarı temin ederek aracına binip ayrıldığını, olayla ilgili herhangi bir bilgisi veya görgüsünün bulunmadığını, yalnızca bu şekilde başvurucuyu gördüğünü ve diğer sanıkları görmediğini belirtmiştir. Tanık; ayrıca sanık A.A.nın olay günü aracıyla tek başına ayrıldığını, yanında başka kimsenin bulunmadığını beyan etmiştir.
11. Anılan tanıkların dinlendiği ikinci celse tutanağında tanıkların beyanlarına karşı sanıklar ve müdafiilerinden ayrı ayrı sorulduğu, sanık ve müdafiilerin esas ile birlikte değerlendirmede bulunacaklarını beyan ettikleri zapta bağlanmıştır.
12. Başvurucu, kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmemiştir. Başvurucu, savunmasında -diğerlerinin yanında- şu şekilde açıklamada bulunmuştur:
i. A.A.yı tanıdığını, kahvehane işlettiğini ve olaylardan önce A.A., E.T. ve İ.S.nin kahvehanesine gelerek Ankara'ya gideceklerini söylediklerini, kendisinin de Ankara'daki akrabalarını görmek amacıyla bu kişilerle birlikte A.A.ya ait araçla Ankara'ya gittiğini beyan etmiştir. Gece otele yerleştiklerini, ertesi sabah A.A., E.T. ve İ.S.nin otelden ayrıldığını fark ettiğini ifade etmiştir.
ii. Akşam üzeri A.A.nın kendisini telefonla arayarak özellikle bir araç plakası sorduğunu ve Ankara'da tanıdığı olup olmadığını öğrenmek istediğini, bu sorudan A.A.nın tahsilat işi için Ankara'da bulunduğunu düşündüğünü belirtmiştir. Bunun üzerine Sıhhiye civarındaki bir benzinlikte A.A., E.T. ve İ.S. ile buluştuğunu, burada A.A.ya bu tür işlere girmemesi ve diğerlerini de tehlikeye atmaması yönünde uyarıda bulunduğunu, ardından E.T. ve İ.S. ile otele döndüklerini aktarmıştır.
13. Gizli Tanık 9, 12/3/2008 tarihli beyanında -diğerlerinin yanında- İstanbul'da gerçekleştirilen ve beyanında belirttiği eylem kapsamında başvurucuya verilmesi vaat edilen bir miktar para olduğunu, sanık A.A. ile başvurucu arasında anılan para meselesine ilişkin konuşma gerçekleştiğini, başvurucu parayı talep ettiğinde sanık A.A.nın "ben denizde boğulalım diyorum sen dere suyunda yıkanmaya çalışıyorsun" şeklinde beyanda bulunduğunu, bu beyandaki "deniz" ile kastedilenin Danıştay konusu olduğunu aktarmıştır. Ayrıca sanık A.A.nın bir gazete haberini ve gazetenin kupüründe yer alan Danıştay İkinci Dairesinin üyelerinin fotoğraflarını göstererek planladığı saldırıdan başvurucuya bahsettiğini, başvurucunun A.A.ya yapmayı planladığı eylemin sonuçları hakkında uyarıda bulunduğunu ifade etmiştir.
14. Yargılama sonunda 13/2/2008 tarihinde başvurucu, isnat edilen suçlamalardan mahkûm edilmiştir. Verilen karar Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından 16/12/2008 tarihinde yargılamanın İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde (CMK 250. maddesi ile yetkili) görülmekte olan yargılama ile birleştirilerek yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
15. Bozma üzerine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde başlayan yargılama, aynı Mahkemenin başka esası ile birleştirilmiş; yapılan yargılama sonunda 5/8/2013 tarihinde başvurucu hakkında beraat ve mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur. Ayrıca başvurucu, hükümle birlikte tahliye edilmiştir.
16. Kararın temyiz edilmesi üzerine (kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesi; 21/4/2016 tarihinde karar müzakeresi usulünün 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 227. maddesine açıkça aykırı olduğu, bu aykırılığın aynı Kanun uyarınca hukuka kesin aykırılık hâlleri arasında sayıldığı, hakkında birleştirme kararı verilen yargılamalar arasında hukuki ve fiilî bağlantının varlığının somut olarak ortaya konulması gerektiği, öldürme suçlarının örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlendiğinin tespiti hâlinde davaların birlikte görülmesi, sanıkların hukuki durumunun buna göre belirlenmesi gerektiği gerekçesi ile bozma kararı vermiştir. Bozma kararında ayrıca temyize konu kararın eksik değerlendirme ve gerekçe içerdiği, beraat hükmüne ilişkin nedenlerin hukuka uygun olmadığı gerekçesine dayanılmıştır.
17. Bozma kararı sonrasında dosya, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yeni esas numarası almıştır. Başvurucu ve bazı sanıklar yönünden dosyada tefrik kararı verilmiş, yetkisizlik kararı verilerek dosya Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesine (Ağır Ceza Mahkemesi) gönderilmiştir.
18. Dosya, Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/54 sayısına kaydedilmiş; bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucu yönünden Danıştay saldırısında vuku bulduğu iddia edilen kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs suçlarına ilişkin açılan kamu davalarının E.2017/54 sayılı dosyası üzerinden yargılamasının devamına; Anayasa'yı ihlal, silahlı terör örgütüne üye olma, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, mala zarar verme suçları yönünden açılan kamu davalarında tefrik kararı vererek karşı yetkisizlik kararı ile İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
19. Diğer suçlar yönünden olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkması üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesinin konu hakkındaki nihai kararı akabinde İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde diğer suçlardan yargılama başlamıştır. Ağır Ceza Mahkemesi nezdindeki başvuru konusu yargılama ise Danıştay saldırısına münhasır olaylar bakımından yürütülmüştür.
20. Ağır Ceza Mahkemesi 25/10/2017 tarihli duruşmada alınan ara kararla başvurucunun üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve tutuklu kaldığı süre de gözetilerek adli kontrol tedbirinin yeterli olacağı kanaatine vararak başvurucu hakkında yurt dışı çıkış yasağı konulmak ve haftanın iki günü ikametinin bulunduğu yere en yakın karakola imza atmak suretiyle adli kontrol altına alınmasına karar vermiştir.
21. Esas hakkındaki mütalaanın açıklandığı celse olan 6/7/2018 tarihli duruşmada alınan ara kararla delil durumu itibarıyla başvurucu hakkında duruşma günleri haricinde ikametinin bulunduğu ili terk etmemek şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
22. Ağır Ceza Mahkemesi 31/8/2018 tarihinde başvurucunun maktul M.Y.Ö.yü tasarlayarak ve yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye yardım etme, müştekileri tasarlayarak ve yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme (dört kez) suçlarından hapis cezası ile cezalandırılmasına başvurucu müdafiinin huzurunda, başvurucunun yokluğunda karar vermiştir. Gerekçeli kararda;
i. Sanıklardan A.A., E.T., İ.S. ve başvurucu O. Y.'ın olaydan bir gün önce sanık A.A.ya ait araçla İstanbul'dan Ankara'ya geldikleri, Danıştay binası etrafına aracı park ettikleri, sanık A.A.nın beşinci katta bulunan Danıştay İkinci Daire Başkanlığına çıkarak keşif yaptığı, keşif sonrası sanık A.A.nın kendisini bekleyen diğer sanıklarla buluştuğunun sanık savunmaları ve baz kayıtlarının incelenmesi neticesinde anlaşıldığı,
ii. Olay tarihi olan 17/5/2006 günü saat 10.00 civarında Sıhhiye'de bulunan Danıştay binasına ruhsatsız silahla giren sanık A.A.nın önceki gün yaptığı keşif neticesinde öğrendiği İkinci Daire Başkanlığı katına çıktığı, bir görevliyi takip ederek toplantı hâlinde bulunan Daire Başkan ve üyelerini bir gazetede yer alan fotoğraflarından teşhis edip hedef olarak belirlediği, öldürmek kastıyla birkaç metre mesafeden maktul ve müştekilerin hayati bölgelerini hedef alarak silahla ateş ettiği, saldırı sonucu M.Y.Ö.nün vefat ettiği, dört hâkimin ise vücutlarının çeşitli yerlerinden yaralandıkları,
iii. Mağdurların raporlarında belirtildiği şekilde kafa, göğüs, kol, yüz gibi yerlerinden yaralandıkları, olayın geçtiği yer, atış mesafesi, hayati bölgelerin hedef seçilerek atış yapılması, sanık A.A.nın öldürme kastını açıkça ikrar etmesi, kullanılan silahın piyasadan kolayca tedarik edilemeyen nitelikli bir silah oluşu, öngörülebilir netice sebebiyle kast ilkesi de nazara alındığında eylemlerin her bir müştekiye karşı silahla yaralama eylemi olarak değil ayrı ayrı öldürmeye teşebbüs şeklinde olduğu,
iv. Eylemin Dairenin vermiş olduğu bir karar nedeniyle bir diğer ifadeyle yerine getirilen kamu görevi nedeniyle saldırının gerçekleştirildiği, olay sonrası kullanılan ifadeler, olay tutanakları, doktor raporları, sanık A.A.nın ikrarı ve toplanılan deliller karşısında sabit bulunduğu,
v. Olaydan önce başvurucunun da aralarında bulunduğu sanıkların İstanbul'da buluştukları, silahlarla ve silahların sağlamlığı ile ilgili konuştukları, sanık A.A.nın bir adet silahı bulunduğu hâlde olay öncesi piyasadan fazladan iki adet silahı temin ettiği, olaydan bir gün önce Ankara'da Danıştay İkinci Dairesi Başkanını arabada bekledikleri, Başkanın arabasını öğrenemeyince sanık A.A.nın saldırıyı Danıştay binası içinde gerçekleştirmeye karar verdiği,
vi. Başvurucunun da aralarında bulunduğu diğer sanıkların A.A. ile birlikte Danıştaya yapılacak saldırıyı önceden bilerek ve birlikte yapmak amacıyla İstanbul’dan Ankara’ya geldikleri, plan ve keşif yaptıkları, sanık A.A.yı suçun işlenmesine teşvik ettikleri ve suçu işleme kararını kuvvetlendirdikleri, silahlı saldırının nasıl olacağını tartıştıkları, yol gösterdikleri; başvurucunun da aralarında yer aldığı sanıkların eylem öncesi suç işleme kararını kuvvetlendirme, suç işleme sırasında yakınında bulunarak manevi destek olma şeklindeki davranışlarının, A.A.nın fail olarak gerçekleştirdiği nitelikli öldürme ve nitelikli öldürmeye teşebbüs fiillerine yardım suçunu oluşturacağı,
vii. Sanık A.A.nın suçları nasıl işlediğini aşamalarda ayrıntılı olarak anlattığını, Ankara'ya başvurucunun da aralarında bulunduğu diğer üç sanık ile geldiğini, eylemi gerçekleştirmeden bir gün önce Danıştay binasına sanıklarla birlikte geldiklerini, diğer sanıkların kendisini dışarıda arabada beklediğini, ertesi gün tekrar olay yerine geldiğini daha önceden temin ettiği silah ile avukatlık kimliği göstererek binaya girdiğini ve eylemini gerçekleştirdiğini kabul ettiği,
viii. Diğer sanık İ.S.nin kendi kabul ve beyanında Ankara'ya başvurucunun da aralarında bulunduğu diğer üç sanık ile birlikte para karşılığı adam öldürmek için geldiği, A.A.nın Necatibey Caddesine aracı park ettiğini ve iki saat sonra araca geri döndüğünü, daha sonra otele dönüp konakladıklarını, sabah A.A.nın otelden ayrıldığını beyan ettiği, bu hâli ile olay tarihinde Ankara'ya saldırı gerçekleştirmek maksadı ile geldiğinin anlaşıldığı,
ix. Sanık E.T.nin kendi kabul ve beyanında Ankara'ya diğer sanıklar ile birlikte A.A.ya ait araçla yola çıktıklarını, A.A.nın yolda Ankara'da Danıştay Başkanının öldürüleceğini, sebebinin ise verilen bir karar olduğunu söylediğini, Ankara’ya geldikten sonra A.A. ve İ.S. ile otelden çıkıp geyik heykelinin olduğu bir yerde aracı park ettiklerini, A.A.nın Danıştay binasına gidip sonra döndüğünü, "bu işi nasıl yaparız" deyince "sen bilirsin" dediklerini, "araçta vuralım" diye konuştuklarını, başvurucu Osman'a "bu işin sonu ne olacak" diye sorunca başvurucunun "rahat olmalarını bir şey olmayacağını" söylediğini beyan ettiği,
x. Başvurucunun şüpheli sıfatıyla verdiği ifadeden ve gizli tanık ifadesinden Ankara'ya Danıştay saldırısını yapmak amacıyla geldiğinin anlaşıldığı, olay tarihinden önce gerçekleştirilmesi planlanan saldırıdan haberdar olmasına rağmen Danıştay üyelerine yapılacak saldırı eyleminden vazgeçtiğine veya eyleminden gönüllü vazgeçerek asli fail olan A.A.nın eylemden vazgeçmesi için elinden gelen bütün gayreti göstermesine rağmen eylemi engelleyemediğine dair başvurucunun savunmasının olmadığı, ayrıca bu konuda Mahkemece yapılmış bir tespitin de bulunmadığı aksine olay öncesi ve sonrası davranışlarının saldırıda sebat ettiğini gösterdiği,
xi. Olaydan sonra başvurucunun Nevşehir’de, diğer sanıklar E.T. ve İ.S.nin İstanbul’da yakalanarak gözaltına alındığı, diğer bir ifadeyle A.A. eylemi gerçekleştirdikten sonra sanıkların olay mahallini hızla terk ederek kaçtıkları, sanık İ.S.nin ifadesinde E.T.nin de yanında bulunduğu sırada başvurucu Osman'ın otelden çıkmaları için kendisini aradığını beyan ettiği, bu hâli ile eylem gerçekleştikten sonra da sanıkların irtibat hâlinde olduklarının anlaşıldığı; başvurucunun suç işlemek için E.T. ve İ.S.yi sanık A.A. ile tanıştırdığı, sanıkların İstanbul'dan Ankara'ya birlikte suç işlemek için birlikte geldiklerinin sabit olduğu hususlarına dayanılmıştır.
23. Ayrıca başvurucu hakkında tutuklu kaldığı süre gözetilerek imza atma, yurt dışına çıkmama ve yerleşim yerini terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin devamına karar verilmiştir.
24. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca 31/8/2018 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesine ivedi olarak gönderilen müzekkerede 31/08/2018 tarihinde gece saat 01.45 sıralarında Edirne Merkez Elçili köyü bölgesinde icra edilen önleyici kolluk devriyesi esnasında Yunanistan'a olan sınır bölgesinde 2. derecede askerî yasak bölge içinde yol kenarında sırt çantalı bir şahsın şüpheli şekilde beklediğinin görülmesi üzerine şahsın yapılan kimlik kontrolünde başvurucu O. Y. olduğunun tespit edilerek gözaltına alındığı, başvurucu hakkında Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan araştırmada Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi ve İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yürütülen yargılamalarda sanık olarak yer aldığının anlaşıldığı bildirilmiştir.
25. Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun bulunduğu yasak bölge itibarıyla yurt dışına çıkış yasağı konulması ve ikametinin bulunduğu ili terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirine ilişkin yükümlülüklerine uymadığı, bulunduğu yer ve askerî bölge itibarıyla kaçma şüphesi ve hazırlığı içinde bulunduğuna ilişkin kuvvetli somut şüphe oluştuğu, hakkındaki adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağının anlaşıldığı gerekçesiyle iddia makamının başvurucu hakkındaki adli kontrol tedbirinin devamına ilişkin karara itirazının kabulü ile başvurucunun hükmen tutuklanmasına 31/8/2018 tarihinde karar vermiştir.
26. Başvurucunun tutuklama kararına yaptığı itiraz, Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/9/2018 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Bu karar 19/9/2018 tarihinde başvurucunun tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu aracılığıyla başvurucuya tebliğ edilmiştir.
27. Başvurucu; mahkûmiyet kararına karşı -diğerlerinin yanı sıra- olayın gerçekleştiği Ankara'ya başka bir amaçla gittiğini, olayın yaşandığı gün kalmakta olduğu otelin resepsiyon ve otopark görevlisi olan kişiler ile saldırıyı gerçekleştiren A.A.nın Danıştay binasına girerken yanında bulunan iki kişiden birinin başvurucu olmadığı yönünde ifade veren A.S.nin beyanlarının Mahkeme huzurunda başvurucunun masumiyetini ortaya koyduğunu, anılan tanıkların beyanlarının hükme esas alınmadığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
28. Dosya henüz temyiz aşamasında iken başvurucu, avukatı aracılığıyla 13/5/2020 tarihinde hem Yargıtaya hem de Ağır Ceza Mahkemesine hitaben iki dilekçe sunmuştur. Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun sunduğu iki dilekçeyi de dosya temyiz aşamasında olduğu gerekçesiyle 20/5/2020 tarihinde Yargıtay 1. Ceza Dairesine göndermiştir. Başvurucu, dilekçelerde özetle 14/4/2020 tarihinde Edirne 1. Sultan Murat Devlet Hastanesinde (Edirne Devlet Hastanesi) açık kalp ameliyatı olduğunu, ameliyattan sonra entübe şekilde yoğun bakımda kaldığını, buna rağmen ameliyatın üzerinden bir hafta geçtikten sonra yeniden tutulmakta olduğu Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Edirne Ceza İnfaz Kurumu) geri getirildiğini belirtmiştir. Başvurucu, en son tutuklamasından itibaren söz konusu Ceza İnfaz Kurumunda tek kişilik odada tutulduğunu, tekerlekli sandalye ile hareket edebildiğini, kalp ameliyatı sonrasında tek başına hayatını idame ettirmesinin mümkün olmadığını, ayrıca Covid-19 salgınının da kendisi için yüksek risk oluşturduğunu, 5271 sayılı Kanun'un 109. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca hakkında tutuklama kararı yerine adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını talep etmiştir. Başvurucu, Yargıtaya sunduğu dilekçede sağlık durumu dışında tutuklama kararının hukuksuz olduğuna ve azami tutukluluk süresinin aşıldığına ilişkin iddialar da ileri sürmüştür. Başvurucu, sağlık durumuyla ilgili belgeleri dilekçesine eklemiştir. Buna göre; Edirne Devlet Hastanesi tarafından 6/5/2020 tarihinde düzenlenen epikriz raporunda başvurucunun 10/4/2020 tarihinde koroner arter hastalığı nedeniyle ameliyat edildiği, ameliyat sonrası entübe edilerek yoğun bakıma alındığı, sonrasında sorunsuz şekilde ekstübe edildiği, 11/4/2020 tarihinden 14/4/2020'ye kadar yoğun bakımda takip altında olduğu, 14/4/2020 tarihinde servis takibine alındığı, servis takibinde hayati bulgularının stabil seyrettiği, genel durumunun iyi olduğu, güvenlik nedeniyle kardiyoloji kliniğine sevk edildiği belirtilmiştir. Raporda çıkış tarihi 17/4/2020 olarak gösterilmiş, 4/5/2020 tarihinde poliklinik kontrolüne gelmesinin uygun olacağı kayıt altına alınmıştır. UYAP üzerinden bakıldığında başvurucunun dilekçelerindeki talebine ilişkin verilmiş bir karara rastlanılmamıştır. Başvurucu, talebine cevap alamadığını belirterek 23/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
29. Başvurucunun temyiz talebi (kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20/11/2020 tarihli kararıyla reddedilerek mahkûmiyet hükmü onanmıştır. Başvurucu, 9/3/2021 tarihinde kesinleşme şerhi düzenlenmesiyle verilen kararı öğrendiğini belirterek aynı gün 2021/12195 başvuru numaralı bireysel başvuruda bulunmuştur.
30. Başvurucu 23/7/2020 tarihli ve 2020/21436 başvuru numaralı bireysel başvurusunda sağlık durumu nedeniyle tahliye edilmesi yönünde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından tutulmakta olduğu Edirne Ceza İnfaz Kurumuna yazı yazılarak sağlık durumuyla ilgili bilgi ve belgeler istenmiştir. 24/7/2020 tarihli cevap yazısında -yukarıda (bkz. § 28) belirtilen dışında- başvurucuya 20/4/2020 tarihinde Edirne Devlet Hastanesi tarafından ilaç reçete edilerek taburcu edildiği, 12/5/2020 ve 2/6/2020 tarihlerinde Edirne Devlet Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Polikliniğinde sağlık kontrollerinin yapıldığı, başvurucunun genel durumunun iyi olarak değerlendirilmesi nedeniyle ilaç tedavisine devam etmesi önerilerek 7/12/2020 tarihine kontrol randevusu verildiği belirtilmiştir. Ayrıca yazıda ameliyat tarihinden sonra 12/5/2020, 2/6/2020 ve 1/7/2020, 2/7/2020 tarihlerinde revire çıkarılarak doktor muayenelerinin yapıldığından bahsedilmiş ve ilgili belgeler yazı ekinde gönderilmiştir. Gelen yazı cevabı sonrasında Anayasa Mahkemesi 29/7/2020 tarihli Komisyon kararıyla başvurucunun ceza infaz kurumunda tutulması nedeniyle yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlikenin ortaya çıktığına dair bilgi ya da bulgunun olmadığını değerlendirmiştir. Başvurucunun ikinci bireysel başvurusunda talep ettiği tedbir talebiyle ilgili olarak da 6/4/2021 tarihinde önceki doğrultuda karar verilmiştir.
31. 2021/12195 sayılı bireysel başvurunun kişi yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2020/21436 sayılı bireysel başvuru dosyası üzerinde birleştirilmesine karar verilmiştir. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Sağlık Durumu Elverişli Olmamasına Rağmen Ceza İnfaz Kurumunda Tutulma Nedeniyle Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
32. Başvurucu; kalbindeki rahatsızlık nedeniyle ameliyat olmak zorunda kaldığını, ameliyattan sonra entübe edilerek yoğun bakımda yattığını, sağlık durumu elverişli olmamasına rağmen ameliyat olduktan bir hafta sonra tutulmakta olduğu ceza infaz kurumuna geri götürüldüğünü, hastalığı nedeniyle bakıma muhtaç olduğunu ve ceza infaz kurumunda hayatını idame ettiremediğini, tahliye talepli dilekçe sunmasına rağmen yargılanmakta olduğu mahkeme tarafından hakkında bir karar verilmediğini belirterek yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; ilgili mevzuat hükümlerine ve içtihatlara yer verildikten sonra mevcut başvuruda Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede görüşte yer verilen Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında önceki iddialarını yinelemiştir.
33. Başvuru, kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.
34. Anayasa’nın 17. maddesi, ceza infaz kurumundaki bir hükümlü veya tutuklunun içinde bulunduğu şartların insan onuruna yakışır bir şekilde olmasını da koruma altına almaktadır. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların mahkûmları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerekir. Ceza infaz kurumunda tutulmanın pratik gerekleri çerçevesinde mahkûmların sağlık ve esenlikleri gibi hususların yeterli bir şekilde güvence altına alınması ve gerekli tıbbi yardımın sağlanması da insan onuruna yakışır koşulların sağlanması için gereklidir (Turan Günana [1. B.], B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 39).
35. Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin hasta olmaları durumunda devletin kontrolü altında tuttuğu bu kişilere gerekli tıbbi yardımı sağlama yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülüğün hiç veya gerektiği gibi yerine getirilmemesi sonucunda kişinin yaşamı veya vücut bütünlüğü bakımından tehlike arz eden acil bir duruma, ağır veya uzun süreli bir acı çekmesine sebebiyet verilmesi, belirtilen sonuçlar ortaya çıkmamakla birlikte kişinin tıbbi yardımdan mahrum kalmış olması nedeniyle yaşadığı stres, huzursuzluk veya aşağılanma hissinin -olayın kendine has koşulları çerçevesinde- insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele düzeyine ulaşacak ciddiyette olması hâlinde Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiği kabul edilebilir. Bu kapsamdaki değerlendirmede kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasına bağlı dezavantajlı konumunun da dikkate alınması gerekir (Hayati Kaytan [2. B.], B. No: 2014/19527, 16/11/2016, § 44).
36. Somut olayda başvurucunun geçirdiği kalp ameliyatı sonrasında sağlık durumunun bozulduğu, bu nedenle ceza infaz kurumunda tutulamayacağını iddia ettiği görülmektedir. Öte yandan başvurucunun ceza infaz kurumundaki sağlık hizmetlerinin yeterliliği ile ilgili şikâyeti bulunmamaktadır. Başvurucunun iddiasına dayanak olarak gösterdiği en temel belgenin Edirne Devlet Hastanesinden almış olduğu 6/5/2020 tarihli epikriz raporu olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucu; söz konusu raporu dilekçesine ekleyerek Ağır Ceza Mahkemesinden tahliye edilmesi yönünde talepte bulunmuştur. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından başvurucunun tahliye talebi konusunda bir karar verilmemiş ise de dile getirilen iddialar ve dosya kapsamındaki belgeler incelenerek başvurucunun ceza infaz kurumunda tutulmasının kötü muamele yasağı için gereken asgari ağırlık eşiğine ulaşıp ulaşmadığı değerlendirilmelidir.
37. Edirne Devlet Hastanesi tarafından 6/5/2020 tarihinde düzenlenen epikriz raporuna bakıldığında başvurucunun 10/4/2020 tarihinde ameliyat edildikten sonra yaklaşık bir hafta boyunca takip ve tedavisinin hastane şartlarında yapıldığı, bu süre sonunda genel durumunun iyi olduğunun gözlendiği ve başvurucuya 4/5/2020 tarihinde kontrol muayenesi önerildiği görülmüştür. Edirne Ceza İnfaz Kurumundan gönderilen belgelere göre (bkz. § 30) başvurucuya 20/4/2020 tarihinde ilaç reçete edilmiş, ayrıca 12/5/2020 ve 2/6/2020 tarihlerinde Kalp Damar Cerrahisi Polikliniğinde ameliyat sonrası kontrolleri yapılmış, kontrollerde de genel sağlık durumunun iyi olduğunun tespit edilmesi üzerine yaklaşık altı ay sonra kontrol muayenesi randevusu verilmiştir. Ayrıca başvurucu, Edirne Ceza İnfaz Kurumu revirinde 1/7/2020 ve 2/7/2020 tarihlerinde doktora muayene olabilmiştir. Dosya kapsamı itibarıyla sağlık durumunun ceza infaz kurumunda tutulmasına engel oluşturduğuna ilişkin olarak başvurucunun soyut iddiası dışında bir veri bulunmamaktadır. Bu şartlar altında başvurucunun -sağlık durumunun elverişli olmamasına rağmen- ceza infaz kurumunda tutulmasının kötü muamele yasağı için gereken asgari ağırlık eşiğine ulaştığından bahsetmek mümkün görünmemektedir.
38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Tek Kişilik Odada Tutulma ve Odadaki Sıhhi Alanların Fiziksel Durumuna Uygun Olmaması Nedeniyle Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
39. Anayasa Mahkemesine göre infaz hâkimliği, başvurucunun anılan şikâyetleri konusunda başvurucuya başarı sunabilecek etkili bir yoldur. Başvurucu bu yolu tükettiğine ilişkin bilgi ve belge sunmamıştır. Başvurucunun ceza infaz kurumundaki tutulma şartlarının yetersizliğine ilişkin iddialarının Beyza Demir ([2. B.], B. No: 2019/1463, 11/1/2023, §§ 88, 89), Mehmet Baransu ([2. B.], B. No: 2015/8046, 19/11/2015) ve Süleyman Araç ([2. B.], B. No: 2015/7985, 20/9/2018) kararları doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
40. Başvurucunun yargılandığı dosyada azami tutukluluk süresinin aşıldığına ilişkin iddiasının Ahmet Kubilay Tezcan ([2. B.] B. No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle; adli kontrol tedbirlerine aykırı davranıldığı gerekçesi ile verilen tutuklama kararının hukuki olmadığı, adli kontrol tedbirine aykırılık nedeniyle tutuklama kararı verilse dahi bu gerekçeye dayalı tutuklama süresinin dokuz ayı aşamayacağı iddiasının ise Ahmet Sağlam ([2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, §§ 22-28) kararı doğrultusunda süre aşımı nedeniyle (bkz. § 26) kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
Ç. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Tanık Dinletme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
41. Başvurucu; diğer sanıklarla Ankara'da konakladıkları otelin resepsiyon ve otopark görevlisi olan kişilerin sanık A.A.nın olay günü otelden tek başına ayrıldığını beyan ettiklerini belirtmiş, anılan kişilerin kovuşturma aşamasında dinlenmediğinden şikâyet etmiştir. Başvurucu; ayrıca saldırıyı gerçekleştiren A.A.nın olay günü Danıştay binasına girerken yanında iki kişi bulunduğu, başvurucunun bu iki kişiden birisi olmadığı yönünde ifade veren A.S.nin dinlenmediğini iddia etmiştir. Bu kapsamda başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
42. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan tanık dinletme hakkı kapsamında incelenmiştir.
43. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü başvurulara ilişkin birçok kararda tanık dinletme hakkıyla ilgili ilkeleri belirlemiştir.
44. Savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını isteme hakkı, silahların eşitliği ilkesinin bir gereğidir. Tanıkların dinlenmek üzere çağrılmasının uygun olup olmadığının değerlendirmesi, kural olarak yargı mercilerinin takdir yetkisi dâhilindedir. Ancak bu hak, sanığın lehine olan bütün tanıkların çağrılmasını ve dinlenmesini gerektirmez. Bu düzenlemenin esas amacı, sanığın aynı koşullar altında ve silahların eşitliği ilkesine uygun olarak tanık dinletme talebinde bulunabilmesinin sağlanmasıdır. Dolayısıyla bir sanığın bazı tanıkları dinletemediğinden şikâyet etmesi yeterli olmayıp ayrıca bu tanıkların dinlenmesinin hangi nedenlerle önemli olduğunu ve gerçeğin ortaya çıkması için neden gerekli olduğunu açıklamak suretiyle tanık dinletme talebini desteklemesi gerekmektedir (Atila Oğuz Boyalı [2. B.], B. No: 2013/99, 20/3/2014, § 47; Ahmet Zeki Üçok [1. B.], B. No: 2013/1966, 25/3/2015, § 70).
45. Öte yandan yargılama makamları yargılamanın taraflarınca ileri sürülen iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla birlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi esasen yargı mercilerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevi başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının değerlendirilmesidir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).
46. Somut başvuruya konu yargılamada Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun gerçekleştirilmesi planlanan eylemden olay günü öncesinde haberdar olmasının yanı sıra olay günü ve eylemin gerçekleşmesi akabinde başvurucunun icra ettiği faaliyetlerden başvurucunun asıl suçun işlenmesine yardım eden olarak cezalandırılması gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Başvurucu; olay günü A.A. ile birlikte Danıştay binasına gitmediğini, olay günü eylemin başvurucunun kendisi ya da iştiraki ile gerçekleşmediğini ileri sürerek bu hususta bilgi sahibi olduklarını beyan ettiği kişilerin tanık olarak mahkeme huzurunda dinlenmediğini belirtmiş; adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmiştir.
47. Öncelikle başvuru formunda hangi aşamada tanıkların dinlenmesi -yeniden dinlenmesi- konusunda talepte bulunulduğu, talebin şekli, zamanı, Ağır Ceza Mahkemesince talep hakkında ne tür bir karara varıldığı (ya da talep hakkında karar verilip verilmediği), karara karşı hangi yollara başvuru yapıldığı hususlarında açıklama yapılmamış; iddiaya ilişkin bilgi ve belgeler başvuru formuna eklenmemiş, bu başlık altındaki şikâyet soyut bir şekilde ileri sürülmüştür. Ayrıca temyiz dilekçesinin incelenmesinden başvurucunun tanıklarının dinlenmediği ya da tekrar dinlenmesi gerektiği yönündeki itirazını ileri sürmediği görülmüştür. Kaldı ki başvurucunun başvuru formunda belirttiği tanıklar A.S., F.S.E. ve M.A.nın Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesince (CMK 250. maddesi ile yetkili) 21/9/2006 tarihinde icra edilen ve başvurucu ile müdafiinin bizzat hazır bulunduğu ikinci celsede dinlendiği, aynı celse başvurucu ve müdafiine tanıkların beyanlarına karşı diyeceklerinin sorulduğu tespit edilmiştir (bkz. §§ 8-11). Başvurucunun tanıkların beyanları hakkında açıklamada bulunma imkânından mahrum bırakıldığına ilişkin itirazı da bulunmamaktadır.
48. Açıklanan gerekçelerle başvuru formunda iddia edilen tanık dinletme hakkına yönelik iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkı ve Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
49. Başvurucunun; tanıklar A.S., F.S.E. ve M.A.nın lehe olan beyanlarının hükme esas alınmaması, suç işlediğine dair tek bir delil bulunmamasına rağmen mahkûmiyet hükmü kurulması nedenleriyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Ahmet Sağlam (§§ 39-46) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023), Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024, §§ 25-42) kararları doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Sağlık durumu elverişli olmamasına rağmen ceza infaz kurumunda tutulma nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tek kişilik odada tutulma ve odadaki sıhhi tesislerin fiziksel durumuna uygun olmaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru yollarının tüketilmemesi ve süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Tanık dinletme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 2/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Next




