TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

K. Ç. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/6161)

 

Karar Tarihi: 15/3/2023

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

 

 

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

Raportör

:

Mehmet Yavuz YAŞAR

Başvurucu

:

K. Ç.

Vekili

:

Av. Baki KANTAR

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, aleyhine sonuçlanan yargı kararı üzerine görevine son verilmesine ilişkin işleme karşı açılan davada hakkaniyete uygun karar verilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu 2008 yılında Anadolu Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünden mezun olmuştur. Öğretmen olarak atanmak istemiyle 4/9/2013 tarihinde Millî Eğitim Bakanlığına (İdare) yaptığı başvuru, 40 yaşından gün aldığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucu tarafından bu işlemin iptali istemiyle açılan dava, Ankara 7. İdare Mahkemesince (Mahkeme) 14/3/2014 tarihinde kabul edilerek işlemin iptaline karar verilmiştir. Mahkeme kararı üzerine başvurucu Uşak'ın Banaz ilçesindeki bir okula öğretmen olarak atanmıştır.

3. İdare tarafından yapılan temyiz başvurusunu inceleyen Danıştay Onikinci Dairesi, 25/6/2015 tarihli kararla davanın süre aşımı nedeniyle reddinin gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararını bozmuştur. Bunun üzerine mahkeme bozma kararına uyarak 5/5/2016 tarihinde davanın süre yönünden reddine hükmetmiştir. Bu karar temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Bozma üzerine İdare, mahkeme kararına istinaden yapılan atama işlemini iptal etmiş ve başvurucunun görevine son vermiştir.

4. Başvurucu tarafından bu kez atamasının iptaline ilişkin İdare işlemine karşı açılan dava Manisa 2. İdare Mahkemesince 24/11/2016 tarihinde reddedilmiştir. Mahkeme gerekçesinde; başvurucunun Ankara 7. İdare Mahkemesinin iptal kararının yerine getirilmesi amacıyla atandığını ve atama işleminin dayanağını oluşturan bu kararın Danıştay Onikinci Dairesi tarafından bozulduğuna vurgu yapılmıştır. Buna göre yargı kararının gereği olarak başvurucunun görevine son verildiği belirtilerek dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir.

5. Başvurucu tarafından yapılan istinaf başvurusunu inceleyen İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi 4/4/2017 tarihli kararla istinaf talebinin reddine karar vermiştir. Yapılan temyiz başvurusu üzerine ise Danıştay Onikinci Dairesi (Daire) 5/12/2019 tarihli kararıyla temyiz başvurusunu reddetmiş ve kararı kesin olarak onamıştır.

6. Başvurucu, nihai kararı 7/1/2020 tarihinde öğrendikten sonra 4/2/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

7. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

8. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

A. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

9. Başvurucu; Danıştay kararının önceki içtihatla çeliştiğini, kazanılmış hak ilkelerine aykırı davranıldığını, yargı kararlarının hukuka uygun olmadığını, anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

10. Bakanlık görüşünde, başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların mahkemelerce delillerin değerlendirilmesine ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olduğunu, buna göre mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan hususun da bulunmadığı ve ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.

11. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında, daha sonradan yaş sınırının kalkmasıyla birlikte Kamu Personeli Seçme Sınavını kazanıp öğretmen olarak atandığını ve sözleşmeli öğretmen olarak çalışmaya başladığını, bu süreçte kademe ve derece ilerlemesi kaybı yaşadığını ve bu durumun mağduriyetine sebebiyet verdiğini belirtmiştir.

2. Değerlendirme

12. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiaları dikkate alındığında şikâyetin karar sonucuna yönelik olduğu anlaşıldığından incelemenin bu kapsamda yapılması uygun görülmüştür.

13. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

14. Somut olayda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı incelenerek yukarıda belirtilen (bkz. § 4) gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

15. Başvurucu, Danıştay kararının önceki içtihatla çeliştiğini, kazanılmış hak ilkelerine aykırı davranıldığını ileri sürmüştür. İleri sürülen bu iddialar derece mahkemesince delillerin değerlendirilmesine ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan başvurucu, içtihat değişikliğine gidildiğini belirterek bu hususun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüş ise de başvuru formu ve eklerinde başvurucunun bahsettiği içtihadın varlığına ilişkin herhangi bir karar sunmadığından bu hususta ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır.

16. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

17. Başvurucu; görevine son verilmesi nedeniyle mağdur olduğunu, bu şekilde başkalarına yük olmaya itildiğini, onurunun zedelendiğini, aynı şartlardaki başka kişilerin atamasının yapıldığını belirterek eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun anılan yükümlülüklere uymaması hâlinde şikâyetlerini temellendiremediği için başvurusu açıkça dayanaktan yoksun bulunabilir (Cemal Günsel [GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021, §§ 24-26).

19. Somut olayda başvurucu, eşitlik ilkesinin ne şekilde ihlal edildiğine dair herhangi bir açıklamada bulunmamıştır.

20. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiasını temellendirememiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 15/3/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.