TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

DENİZBANK A.Ş. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/9346)

 

Karar Tarihi: 25/1/2024

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Basri BAĞCI

 

 

Kenan YAŞAR

Raportör

:

Osman KODAL

Başvurucu

:

Denizbank A.Ş.

Vekili

:

Av. Özkan SARUHAN

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kıymet takdirine itiraz davasında keşif için gerekli olan gider avansının verilen kesin süre içinde yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/2/2020 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu 26/9/2019 tarihinde Uşak İcra Hukuk Mahkemesinde kıymet takdirine itiraz davası açmıştır. Mahkeme 3/10/2019 tarihli Tensip Tutanağı'ylabaşvurucuya toplam 1.464 TL gider avansını yatırması için yedi günlük kesin süre vermiştir.

8. Mahkemenin 3/10/2019 tarihli Tensip Tutanağı başvurucuya 8/10/2019 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu vekili tebliğden önce4/10/2019 tarihinde mahkeme veznesine 314 TL keşif harcı ve 1.150 TL gider avansı olmak üzere toplam 1.464 TL yatırmıştır. Mahkeme, başvurucunun gider avansını yatırmadığını belirterek davayı kesin olarak reddetmiştir. Karar gerekçesinde; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) yapılan incelemede yatırılan gider avansından ödenebilir tutarın 1.150 TL olduğunun görülmesi üzerine ücretin eksik yatırıldığı gerekçesiyle davanın reddedildiği belirtilmiştir.

9. Başvurucu, bu kararı 21/1/2020 tarihinde öğrendikten sonra 20/2/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

10. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "Kıymet takdirine ilişkin şikâyet" kenar başlıklı 128/a maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Kıymet takdirinin tebliğ edildiği ilgililer, raporun tebliğinden itibaren yedi gün içinde raporu düzenleten icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesinde şikâyette bulunabilirler. Şikâyet tarihinden itibaren yedi gün içinde gerekli masraf ve ücretin mahkeme veznesine yatırılması hâlinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabilir; aksi hâlde başka bir işleme gerek olmaksızın şikâyet kesin olarak reddedilir.

..."

11. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Dava şartları" kenar başlıklı 114. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Dava şartları şunlardır:

...

g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.

..."

12. 6100 sayılı Kanun'un "Dava şartlarının incelenmesi" kenar başlıklı 115. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.

(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.

..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Anayasa Mahkemesinin 25/1/2024 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

14. Başvurucu, kıymet takdirine itiraz davasında keşif için gerekli olan gider avansının yatırılması için Mahkemenin taraflara yedi gün süre verdiğini, 4/10/2019 tarihinde 7 günlük kesin süre içinde tensip zaptında belirtilen 1.464 TL gider avansını Mahkeme veznesine yatırdıklarını ancak Mahkemenin buna rağmen gider avansının eksik yatırıldığını belirterek davanın reddine karar verdiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

15. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

 “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özünün verilen kesin süre içinde gider avansını yatırmasına rağmen davanın reddine karar verilmek suretiyle uyuşmazlığın incelenmemesine yönelik olması nedeniyle başvuru, adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

18. Somut olayda keşif için gerekli olan gider avansının verilen kesin süre içinde yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalede bulunulduğu görülmüştür.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

19. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

20. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen şartları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu nedenle öncelikle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağı olup olmadığının incelenmesi gerekir. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî müdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin en önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § 60).

21. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik şartının sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önemlidir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların bulunmasını gerektirir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44). Kanunilik unsuru yönünden değerlendirme yapılırken müdahaleye imkân tanıyan kanun hükümlerinin derece mahkemelerince yorumu ve bu hükümlerin olaya uygulanması bariz takdir hatası ya da açık keyfîlik içermediği sürece bu alanda bir inceleme yapılması bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmaz. Ancak derece mahkemelerinin müdahaleye imkân tanıyan kanun hükmünü açık biçimde hatalı yorumladıklarının ve uyguladıklarının tespiti hâlinde müdahalenin kanunilik temelinden yoksun olduğu sonucuna ulaşılabilir (Ramazan Atay, B. No: 2017/26048, 29/1/2020, § 29).

22. Somut olayda Mahkeme 3/10/2019 tarihli Tensip Tutanağı'yla, keşif yapılması için gerekli olan 1.464 TL miktarındaki gider avansını yatırması için yedi günlük kesin süre verilmesine karar vermiş; söz konusu Tensip Tutanağı başvurucuya 8/10/2019 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu tebliğden önce 4/10/2019 tarihinde Mahkeme veznesine 314 TL keşif harcı ve 1.150 TL gider avansı olmak üzere toplam 1.464 TL yatırmıştır. Mahkeme, başvurucu gider avansının tamamını süresi içinde yatırdığı hâlde davanın reddine karar vermiştir. Gerekçeli kararda; UYAP üzerinden yapılan incelemede yatırılan gider avansından ödenebilir tutarın 1.150 TL olduğunun görülmesi üzerine ücretin eksik yatırıldığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de karar sonrası yapılan incelemede tensip kararında yatırılması hüküm altına alınan 1.464 TL'nin 314 TL'sinin harç olarak yatırılması nedeniyle tahsilat/reddiyat tablosunda "ödenebilir miktar" sütununda gözükmediği belirtilmek suretiyle hatalı karar verildiği açıklanmıştır.

23. Dolayısıyla Mahkeme her ne kadar 2004 sayılı Kanun'un 128/a maddesine dayanarak davayı reddettiğini belirtmiş ise de söz konusu kanun hükmünün uygulanmasında hata yapıldığı, bu hususun Mahkemenin de kabulünde olduğu açıktır. Bu hâliyle Mahkemenin süresi içinde gider avansı yatırılmasına rağmen gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinin kanunun açık hükmüne aykırılık taşıması nedeniyle bariz hata içerdiği görülmektedir. Bu itibarla Mahkemenin davanın esasını incelemeksizin reddetmesinin kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

24. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

VI. GİDERİM

25. Başvurucu, ihlalin tespiti ile sonuçlarının ortadan kaldırılması talebinde bulunmuştur.

26. Başvuruda tespit edilen adil yargılanma hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yeniden yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

VII. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Uşak İcra Hukuk Mahkemesine (E.2019/463, K.2020/83) GÖNDERİLMESİNE,

D. 446,90 TL harç ve 18.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 19.246,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 25/1/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.