TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MÜSLİM MACİT BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/28608)

 

Karar Tarihi: 5/10/2023

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Basri BAĞCI

 

 

Kenan YAŞAR

Raportör

:

Şeyda Nur ÜN

Başvurucu

:

Müslim MACİT

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan başvurucunun üniversite derslerine ve sınavlarına çevrim içi katılma talebinin reddedilmesi nedeniyle eğitim hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. 1988 doğumlu olan başvurucu, başvuru tarihinde silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan tutuklu olarak Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır. Olayların meydana geldiği tarihte başvurucu ayrıca Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde (Fakülte) öğrencidir.

3. Başvurucu; 2020 yılında yapılan Yükseköğretim Kurumları Sınavını kazanarak Fakülteye kaydını yaptırmıştır. Akabinde Ceza İnfaz Kurumuna dilekçe yazarak dersleri ve sınavları çevrim içi takip etmek istediğini belirtmiştir. Ceza İnfaz Kurumu 11/11/2020 tarihli kararı ile başvurucunun talebini reddetmiş, başvurucunun söz konusu karara itirazı üzerine Ankara Batı 1. İnfaz Hâkimliği 14/12/2020 tarihli kararı ile başvurucunun çevrim içi sınavlara katılma talebinin kabulüne, derslere çevrim içi katılma yönünden ise gerekli araştırmalar yapılarak talebinin bu aşamada kabulüne karar vermiştir. Bu esnada Fakülte Yönetim Kurulu 4/12/2020 tarihinde almış olduğu kararda, hükümlü ve tutuklu olarak bulunan öğrencilerin derse devam zorunluluğunu yerine getirememeleri nedeniyle yapılacak sınavlara da katılamayacaklarını belirtmiştir.

4. Akabinde tüm dünyada meydana gelen COVID-19 pandemisi nedeniyle Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı tarafından 11/2/2021 tarihli karar ile 4/12/2020 tarihinde alınan kararın uygulanmamasına karar verilmiştir. Bu karar üzerine başvurucu Ceza İnfaz Kurumuna yeniden başvuruda bulunarak çevrim içi ders ve sınavlara katılma talebinde bulunmuştur.

5. Ceza İnfaz Kurumu 15/3/2021 tarihli kararla ve "kapalı ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu ve hükümlülerin örgün eğitimden yararlanmalarına imkan bulunmadığı, kurumda bulunan bilgisayarlarda online eğitimin teknik olarak yapılamayacağı" gerekçesiyle başvurucunun talebinin reddine karar vermiştir.

6. Başvurucu Ceza İnfaz Kurumu kararına yönelik infaz hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. Şikâyeti inceleyen Ankara Batı 2. İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hakimliği) 12/4/2021 tarihli kararla ve "kapalı ceza infaz kurumlarında bulunanların örgün eğitimden yararlanma imkanının bulunmadığı, pandemi dönemi derslerin online yapılmasının örgün eğitime yaygın eğitim vasfı kazandırmayacağı" gerekçesiyle başvurucunun şikâyetinin reddine karar vermiştir.

7. Başvurucu İnfaz Hâkimliğinin kararına itiraz etmiş ve itirazı inceleyen Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesi 3/5/2021 tarihinde kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurucunun itirazını kesin olarak reddetmiştir.

8. Başvurucu nihai hükmü 18/5/2021 tarihinde öğrendikten sonra 4/6/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

10. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

11. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Eğitim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia Yönünden

12. Başvurucu; COVID-19 salgını nedeniyle öğrencisi olduğu Fakültenin çevrim içi eğitim ve çevrim içi sınav sistemine geçtiğini ancak Ceza İnfaz Kurumu ve hâkimliklerin bu imkândan yararlanmasını hukuka aykırı şekilde engellediğini belirterek eğitim hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

13. Bakanlık görüşünde; başvurucunun eğitim hakkının ihlal edildiği iddiaları incelenirken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşulları ile derece mahkemelerinin gerekçelerinin de dikkate alınması gerektiği bildirmiştir.

14. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı önceki beyanlarını tekrarlamıştır.

15. Başvuru, eğitim hakkı kapsamında incelenmiştir.

16. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65). Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların eğitim hakkı da Anayasa ve Sözleşme kapsamında koruma altındadır.

17. Anayasa Mahkemesi Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri kararında, Sözleşme gibi Anayasa'nın da devlete ceza infaz kurumlarında hükümlü ve tutuklulara eğitim-öğretim imkânı sağlanması yönünde pozitif bir yükümlülük yüklemediğini belirtmiştir. Bununla birlikte 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve ilgili diğer düzenleyici işlemlerde mahpuslar için eğitsel, kültürel ve sosyal faaliyetlerin önemi vurgulanarak bu tür faaliyetler ile mahpusların topluma kazandırılmasındaki öneminin ortaya konulduğunu, yasal olarak devletin mahpuslara ceza infaz kurumunun imkânları çerçevesinde eğitim ve öğretim sağlama yükümlülüğü altına girdiğini eklemiştir (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 72).

18. Yasalar uyarınca mahpuslara tanınan eğitim hakkının sınırlandırılması hususunda Anayasa ve Sözleşme’de bir yükümlülük yüklenmediği gerekçesi ile idarenin sınırsız bir takdir alanı olduğundan bahsedilemeyeceğini ifade eden Anayasa Mahkemesi, bununla birlikte ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal ve kaçınılmaz sonuçlarının gözönünde tutulması gerektiğini zira tutuklu ve hükümlülerin temel hak ve hürriyetlere genel olarak sahip olmalarının bu hakların onlar için ceza infaz kurumu dışındaki bireyler kadar güvence altına alındığı şeklinde de yorumlanamayacağını belirtmiştir. Dolayısıyla anılan kararda, eğitim ve öğretim faaliyetlerine katılımın ceza infaz kurumunun imkânları çerçevesinde tanınması hâlinde bu katılımın ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonuçları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 73).

19. Somut olayda Fakültede öğrenci olan başvurucu COVID-19 salgını nedeniyle, öğrenim gördüğü Fakültede ders ve sınavların uzaktan öğretim yoluyla internet üzerinden gerçekleştirilmeye başladığını, kendisinin de internet yoluyla ders ve sınavlara girme talebinde bulunduğunu fakat Ceza İnfaz Kurumunca bu talebinin hukuka aykırı şekilde reddedildiğini belirterek eğitim hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmektedir.

20. Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruya benzer bir başvuruyu incelediği Mehmet Al (B. No: 2021/6664, 6/10/2021) kararında yaptığı değerlendirmede, ders ve uygulamaların yüz yüze gerçekleştirildiği ve kural olarak devam zorunluluğu bulunan örgün eğitimden yararlanma konusunda ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonuçları ve kurumların olanakları çerçevesinde devletin sınırlı yükümlülükler üstlendiğini belirtmiştir. Mahkeme; 5275 sayılı Kanun'da kapalı ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu ve hükümlülerin örgün eğitime (kural olarak derslere yüz yüze devam zorunluluğu bulunan öğretim usulü) devamları konusunda bir düzenleme bulunmadığını, yalnızca yaygın eğitime devamlarının sağlanacağının öngörüldüğünü belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi söz konusu kararında, mevcut olay yönünden devletin tutuklu ve hükümlülerin örgün öğretimedevamları konusunda bir yükümlülüğü bulunmadığını belirterek COVID-19 salgını nedeniyle geçici olarak uzaktan eğitim usulüne geçildiği anlaşılan örgün öğretimlerine internet kullanarak devam etme talepleri reddedilen mahpusların -salgın koşullarının böyle bir pozitif yükümlülük doğmasına sebep olamayacağı da dikkate alınarak- eğitim haklarının ihlal edilmediğinin açık olduğuna karar vermiştir.

21. Somut olayda da başvurucunun Fakültede örgün öğretim öğrencisi olarak kaydının bulunduğu ve COVID-19 salgın dönemine özgü ders ve sınavların geçici olarak uzaktan öğretim yoluyla gerçekleştirildiği göz önüne alındığında başvurucunun eğitim hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiaları yönünden Anayasa Mahkemesinin Mehmet Al kararından ayrılmayı gerektirir bir yön bulunmadığı ve başvurucunun eğitim hakkına yönelik bir müdahalenin mevcut olmadığı değerlendirilmiştir.

22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda bir ihlal bulunmadığı açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

23. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

24. Başvurucu; henüz hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmadığını ancak buna rağmen Ceza İnfaz Kurumunun kararında "örgüt üyesi olduğu, tehlikeli tutuklu statüsünde bulunduğu, örgütlü suç işlediği" gibi ifadeler kullanılarak masumiyet karinesinin ihlal edildiğini belirtmiştir.

25. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).

26. Mevcut başvuruda Ceza İnfaz Kurumu kararında geçen ifadeler nedeniyle başvurucunun masumiyet karinesinin ihlal edildiğine dair iddialarını itiraz merciine usulüne uygun olarak ilettiğine dair herhangi bir bilgi ve belge ileri sürmediği görülmektedir. Bu hâliyle anılan başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı açıktır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 5/10/2023tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.