KARARLAR

AYM'nin 2023/4107 başvuru numaralı kararı

Anayasa Mahkemesi'nin 8/4/2026 tarihli ve 2023/4107 başvuru numaralı kararı

Abone Ol

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İ. A. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/4107)

Karar Tarihi: 8/4/2026

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Selahaddin MENTEŞ

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Tolga BAŞBOZKURT

Başvurucu

:

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; ceza infaz kurumunda slogan atılması dolayısıyla disiplin cezası verilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün, duruşmada hazır bulunma talebinin reddedilmesi nedeniyle de duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu, başvuruya konu olayların yaşandığı tarihte görevi yaptırmamak için direnme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından hükümlü olarak Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.

3. 6/6/2022 tarihli olay tutanağına ve 20/6/2022 tarihli soruşturma raporuna göre 6/6/2022 tarihinde hastaneye sevki bulunan başvurucu nakil için jandarma görevlilerine teslim edilmiştir. Başvurucunun jandarma görevlilerince yapılacak ağız içi aramayı kabul etmemesi üzerine hastaneye sevki yapılamamış, bunun üzerine "tedavi hakkımız engellenemez" şeklinde slogan attığı tespit edilmiştir.

4. Slogan atma eylemi nedeniyle başvurucu hakkında Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığınca (Disiplin Kurulu) disiplin soruşturması başlatılmıştır. Disiplin soruşturması sonucunda 21/6/2022 tarihinde başvurucuya 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 42. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinde düzenlenen gereksiz olarak marş söyleme veya slogan atma eyleminden iyi hâlli olmadığı da gözönünde tutularak 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince bir ay süreyle ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası verilmiştir.

5. Disiplin Kurulu kararında başvurucunun slogan atma eyleminin sabit olduğu ve söz konusu eylemi ikrar ettiği belirtilmiştir. Aynı zamanda olay anına ilişkin kamera görüntüsünün izleme kaydına da kararda yer verilmiştir. Anılan kayıttaki belirlemeler şöyledir:

"Kurumumuzda 06/06/2022 tarihinde saat 08:55 sularında görevli memurların hükümlü İ.A.ı mahkûm kabul birimi bekleme odasından alarak görevli jandarma personelinin bulunduğu alana getirdikleri, hükümlü İ. A. ve jandarma personellerinin diyalog halinde oldukları, hükümlü İ.A.'ın el kol hareketleriyle bir şeyler anlattığı, hükümlünün üst aramasının yapılmadan mahkûm kabul birimindeki bekleme odasına yeniden alındığı görülmüştür."

6. Başvurucu, Disiplin Kurulu kararına karşı Adana 4. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği/Hâkimlik) şikâyet başvurusunda bulunmuştur. Başvuru dilekçesinde ifade özgürlüğünün kullanılması sonucunda disiplin cezasına maruz bırakıldığını, slogan atmanın suç olmadığını, eylemin ceza infaz kurumunun düzenini ve güvenliğini bozduğunun somut olarak ortaya konulamadığını ve şikâyetinin inceleneceği sözlü yargılamaya doğrudan katılmak istediğini ifade etmiştir.

7. Şikâyet başvurusunu inceleyen Hâkimlik, başvurucunun sözlü yargılamaya katılma talebini 29/7/2022 tarihli tensip kararında savunmasını yapabilmesi için Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) salonunda hazır edilmesine, aynı zamanda hazır bulunması hâlinde avukatıyla birlikte savunma yapabileceğine karar vermiştir.

8. Hâkimliğin 1/8/2022 tarihli celsesinde başvurucu SEGBİS aracılığıyla yapılan sözlü yargılamaya katılım sağlamıştır. Başvurucu SEGBİS yerine fiilen hâkim huzurda ifade vermek istediğini beyan etmiştir. Bunun üzerine Hâkimlik başvurucunun bu talebini değerlendirerek duruşma salonunda bizzat bulunarak savunma yapmasının gerekli olmadığı sonucuna ulaşmış ve bir sonraki celseye kadar avukatıyla görüşmesi için süre verilmesine karar vermiştir. Hâkimlik kararının ilgili kısımları şu şekildedir:

"...dosyanın yapılan incelemesinde, ceza infaz kurumu tarafından tutanaktan sonra yapılan disiplin soruşturması neticesinde, tüm delillerin eksiksiz bir şekilde toplandığı, toplanmamış olsa dahi infaz hakimliğimizce resen eksik hususların tamamlanabileceği, ortada tartışılacak bir delilin bulunmadığı, hükümlü ve tutuklunun suç türü ve bulunduğu kurumun kapalı ve yüksek güvenlikli olması dikkate alındığında Adana Ceza İnfaz Kurumları kampüsünden Adana Adliyesine sırf iş bu dosyaya konu, basit nitelikteki bir disiplin cezasının duruşması için getirilmesinin hem kurum hem de sevk işlemini gerçekleştirecek kolluk görevlilerinin güvenliklerini tehlikeye düşürebileceği, ayrıca hükümlü tutuklunun firar etme gibi hareketlere tevessül edebileceği ve son olarak duruşma salonunda bizzat hazır edilmesinin usul ekonomisine uygun olmadığı değerlendirilmiştir. Bununla birlikte hakimliğimizce ceza infaz kurumu kampüsüne gidilerek hükümlü/tutuklunun savunmasının bizzat alınabileceği düşünülmüş ise de, Adana Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü alanında 8 adet kurumun bulunduğu, bunların birbirinden bağımsız ve duruşma salonunun kampüs girişinde hemen sağ tarafta bulunduğu, her bir ceza infaz kurumundan tüm hükümlü tutukluların ayrı ayrı söz konusu duruşma salonuna getirilmelerinin istenilmesi halinde hükümlü tutukluların bu duruşma salonuna getirilmelerindeki zorlukların Adana Adliyesinde İnfaz Hakimlikleri duruşma salonunda hazır edilmelerinin istenilmeleri halindeki ile aynı zorluklar ve güvenlik riskine haiz olduğu, ayrıca benzer bir olay sebebiyle Ankara Batı İnfaz Hakimliği'nin 26/01/2021 tarihli ve 2021/49 esas 2021/320 kararına konu olayda terör örgütü üyeliğinden tutuklu kişinin duruşma salonuna sevk edilirken, nakil aracı içerisindeki kameraya zarar vermeye çalışarak güvenlik riski oluşturduğu, yine benzer bir olay sebebiyle Ankara Batı İnfaz Hakimliği'nin 04/03/2022 tarihli ve 2022/740 esas 2022/1370 sayılı karar ile 2021/1649 esas 2021/4181 esas, 2021/4180 esas, 2021/4023 esas sayılı dosyalarında da terör örgütü üyeliğinden kurumda bulunan hükümlü ve tutukluların duruşmaya, adliyeye ve hastaneye giderken slogan atarak kapıya vurma eylemi gerçekleştirdikleri, oturma eylemi yaparak kurum görevlilerine zorluk çıkardıkları, ayrıca Ankara Batı İnfaz Hakimliği'nin 24/02/2022 tarihli ve 2022/485 esas 2022/1229 sayılı karar ile 2022/315 esas, 2021/5820 esas, 2020/569 esas sayılı dosyalarında hükümlü tutukluların çok iyi derecede Türkçe dilini bilmelerine rağmen ısrarla ana dillerinde savunma yapmak isteyerek şikayet sürecini sürüncemede bırakmaya çalıştıkları, bu kişilerin aynı zamanda duruşmada bizzat hazır bulunmak istediklerini de belirttikleri, yani bu taleplerinin şikayet sürecini uzatmak amacıyla yaptıklarının açık olduğu, dolayısıyla yukarıda belirtilen somut olaylardan da anlaşılacağı üzere güvenlik riski nedeniyle infaz hakimliği tarafından şikayet incelemelerinde şikayet edenin/edenlerin savunma alma işlemi sırasında bizzat hazır bulundurulmasının gerekmeyeceği değerlendirilmiştir."

9. Hâkimliğin 10/8/2022 tarihli celsesinde başvurucu; huzurda savunma yapmak istediğini, aksi takdirde savunma yapmayacağını belirtmesi üzerine Hâkimlik başvurucunun bu talebini reddederek savunma hakkından vazgeçmiş sayılmasına karar vermiştir.

10. İnfaz Hâkimliği yaptığı değerlendirme sonucunda 16/8/2022 tarihinde başvurucunun slogan attığını kabul eden beyanları doğrultusunda gereksiz marş söylemek veya slogan atmak disiplin suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle verilen disiplin cezasının usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek şikâyetin reddine karar vermiştir. Hâkimlik gerekçesinde şu hususları belirtmiştir:

"Hükümlü/tutuklu hakkındaki disiplin soruşturmasının 5275 Sayılı Kanunun 47. maddesi uyarınca süresinde başlatılıp sonuçlandırıldığı, hükümlünün savunması ve tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; Hükümlü her ne kadar duruşmada bizzat hazır bulunma talebinde bulunmuşlarsa da şikayetin 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu'na göre neticelendirilmesi gerektiği, belirtilen kanuna göre infaz hakimliğinin duruşmalı inceleme yapma zorunluluğun olmaması, duruşma açılan şikayetlerle ilgili her ne kadar delillerin toplanması için gerekli yazışmaların yapılması veya hükümlünün taleplerinin değerlendirilmesi neticesinde kanunda belirtilen yedi günlük sürenin uzamasına sebebiyet verse de Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2012/16893-18285 Esas-Karar sayılı kararı da disiplin cezalarına itirazlarda da 1 haftalık sürenin kıyas yoluyla uygulanması gerektiği yönündedir. Bu sebeple Anayasa'nın 141. Maddesi uyarınca da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması ilkesine uygun olacak şekilde, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlık kapsamında olan disiplin cezalarının, yüz yüzelik ilkesini ihlal etmeyen, ceza infaz kurumunda bulunan kişilerin hızlıca hakim karşısına çıkarılmasını sağlayan ve nakillerde meydana gelebilecek her türlü zararı ortadan kaldırmaya yönelik en uygun yöntem olan Segbis ile hükümlülerin şikayetine ilişkin savunmaların alınması kararlaştırılmaktadır. Şikayete konu disiplin işleminin hükümlülerin cezaevi uygulamasına karşı slogan atma eyleminden kaynaklandığı, disiplin soruşturması esnasında alınan ifadelerinde hükümlülerin eylemlerini ikrar ettikleri, olayın karmaşık olmadığı, yazılı savunmalarının mevcut olduğu göz önünde bulundurulduğunda hükümlülere tanınan segbis aracılığıyla savunmalarını yapmasında herhangi bir hak kaybı yaşanmayacağı görülmektedir. Bunun yanında hükümlülerin duruşmada bizzat hazır bulunma talebinin reddine karar verilmesine sebep bir diğer gerekçe ise Covid 19 salgınının dünya ve ülke genelinde yeniden ve hızla artış göstermesi, Sağlık Bakanlığı'nın yakın tarihli, vaka sayılarının hızla artıyor olması yönündeki açıklamaları, ceza infaz kurumlarında hastalığa ilişkin vakalara rastlanıyor ve ceza infaz kurumlarında karantina uygulamalarının devam ediyor olması nedeniyle, hakimin duruşma esnasında duruşma salonunda bulunması gereken jandarma görevlileri, mahkeme personeli, varsa hükümlü avukatları, hükümlüler, infaz koruma memurlarının sağlığını da düşünerek buna ilişkin tedbirleri alması gerektiği göz önüne alındığında hastalığın bulaşma riskinin en aza indirilmesi gerektiği düşünüldüğünden hükümlülerin taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Her ne kadar hükümlünün savunma vermek istememesi nedeniyle savunmaları alınamamışsa da disiplin soruşturması esnasında alınan yazılı savunmalarında hükümlünün eylemi ikrar ettikleri bu nedenle disiplin cezasına konu suçun sabit olduğu anlaşıldığından şikayetin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."

11. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde başvurucu önceki iddialarına ek olarak İnfaz Hâkimliğinin SEGBİS ile sözlü yargılama yapmasının ve bu yolla savunma yapmaya zorlanmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. İtirazı inceleyen Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi/Mahkeme) ise İnfaz Hâkimliği kararında usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle 28/11/2022 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.

12. Başvurucu, nihai kararı 12/12/2022 tarihinde öğrendikten sonra 6/1/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

13. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

14. Başvurucu; ceza infaz kurumunda slogan atmanın tek başına disiplin suçunu oluşturmayacağını, hastaneye sevki sırasında yapılan aramanın usulsüz olması nedeniyle itiraz ettiğini, bunun üzerine hastaneye götürülmediğini ve bu haksızlığı protesto etmek için "tedavi hakkımız engellenemez" sloganını attığını, bu sebeple verilen disiplin cezasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca adil yargılanma hakkı kapsamında savunma hakkının kısıtlandığını, müdafi yardımından faydalandırılmadığını, hakkaniyete uygun yargılanmadığını belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır.

15. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Anayasa Mahkemesinin somut olaya benzer olaylarda verdiği bazı kararlara yer verilmiştir. Daha sonra Bakanlık, başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edilip edilmediği noktasında inceleme yapılırken görüşte değinilen Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiğini ifade etmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

16. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği birçok kararda, ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu/hükümlülerin kurumda attığı slogan nedeniyle disiplin cezasıyla cezalandırılmasını ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmiştir (ilgili kararlar için bkz. Cihat Özdemir [2. B.], B. No: 2015/214, 9/5/2018, § 19; Ömer Haran [1. B.], B. No: 2017/33744, 1/7/2020, § 21; Barış İnan (2) [1. B.], B. No: 2018/38006, 17/11/2021, § 17). Söz konusu kararlar çerçevesinde başvurucunun iddialarının bir bütün hâlinde ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

18. İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanmaması, bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi çok sayıda kararında ifade özgürlüğünün demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemde olduğunu belirtmiştir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan [1. B.], B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

19. Herkes gibi hükümlü ve tutuklular da Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65) ve bu bağlamda ifade özgürlüğüne de sahiptir (Murat Karayel (5) [2. B.], B. No: 2013/6223, 7/1/2016, § 27). Öte yandan ifade özgürlüğünün mutlak bir hak olmadığı ve Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen sebeplerle sınırlandırılabileceği unutulmamalıdır. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahpusların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir (Murat Karayel (5), § 29).

20. Kurum içinde attığı slogan nedeniyle hakkında disiplin cezası uygulanan başvurucunun ifade özgürlüğüne bir müdahalede bulunulmuştur. Müdahaleye dayanak olan 5275 sayılı Kanun'un 42. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı ve müdahalenin Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kamu düzeninin korunması meşru amacı kapsamında kaldığı anlaşılmıştır. O hâlde Anayasa Mahkemesinin yapması gereken, söz konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğunu denetlemektir.

21. İnfaz hukukuna ilişkin disiplin suç ve cezaları, 5275 sayılı Kanun'un sekizinci bölümünde düzenlenmiş; bu çerçevede uygulanacak disiplin suç ve cezalarının amacı, mahiyeti, kapsamı, sınırları ve uygulanma koşulları Kanun'un 37. maddesinde açıklığa kavuşturulmuştur. Kanun'daki disiplin suç ve cezaları yönünden genel hüküm niteliğindeki bu madde uyarınca, bu Kanun kapsamındaki bir disiplin suçunun oluşabilmesi ve cezasının uygulanabilmesi için sadece her bir disiplin suçu yönünden belirlenen özel hükümdeki şartların gerçekleşmesi yeterli olmayıp ayrıca 37. maddedeki şartların da gerçekleşmesi gerekmektedir. Kanun'un 37. maddesine göre, ceza infaz kurumunda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlal ettiğinde eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanacaktır (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013).

22. Mevcut başvuruda attığı bir slogan nedeniyle başvurucu hakkında disiplin cezası uygulanmıştır. Anayasa Mahkemesi 5275 sayılı Kanun'un 37. maddesi de dikkate alındığında ceza infaz kurumunda yalnızca slogan atılmasının aynı Kanun'un 42. maddesinde öngörülen disiplin suçunu oluşturabilmesi için yeterli olmayıp bu eylemin ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini kabul etmiştir (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013; Murat Karayel (5), §§ 43, 44; Cihat Özdemir, § 22). Bununla birlikte ceza infaz kurumlarında düzenin ve güvenliğin sağlanması için özellikle terör örgütlerine bağlılığı canlı tutmaya katkıda bulunabilecek toplu eylemlere karşı daha hassas olunması gerektiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı da ifade edilmiştir (Murat Karayel (5), § 46; Cihat Özdemir, § 22). Dolayısıyla başvurucunun gerçekleştirdiği slogan atma eyleminin kurumdaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek nitelikte kabul edilmesinin mümkün olup olmadığı ile bu hususta idare ve yargı mercilerince ilgili ve yeterli gerekçelerin ortaya konulup konulmadığı incelenmelidir.

23. Olay günü hastaneye sevki bulunması nedeniyle başvurucu hastaneye götürülmek üzere jandarma görevlilerine teslim edilmiştir. Jandarma görevlileri tarafından yapılan ağız içi aramasına karşı başvurucu yaptığı itiraz üzerine jandarma görevlileri başvurucuyu hastaneye götürmeyip bekleme odasına almıştır. Başvurucu bekleme odasına götürülürken "tedavi hakkımız engellenemez" şeklinde slogan atmıştır. Yapılan soruşturma sonucunda başvurucu hakkında disiplin cezası uygulanmıştır.

24. Disiplin Kurulu kararında başvurucunun yaptığı slogan atma eyleminin kurum düzeni ve güvenliği üzerindeki etkisi yönünden bir değerlendirmeye yer verilmemiştir (bkz. § 5). Dahası kararda yer verilen olay anına ilişkin kamera görüntülerinin tutanağa geçirilmesine ilişkin açıklamalarda başvurucunun jandarma görevlilerinin talimatları doğrultusunda hareket ettiği anlaşılmaktadır. Yargılama makamlarının da başvurucunun kabul ettiği slogan atma eyleminin ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirildiğine ilişkin bir belirlemesi bulunmamaktadır.

25. Mahkemelerce verilmiş hürriyeti bağlayıcı cezaların infaz edildiği yerler olan ceza infaz kurumları sıkı güvenlik koşullarına tabi olan, düzenli bir yaşamın sürdürülmesinin, güvenliğin ve disiplinin sağlanmasının son derece önem taşıdığı yerlerdir. Bu bağlamda mahpusların toplu olarak gerçekleştirdikleri özellikle terör örgütlerine bağlılığı canlı tutmaya yönelik toplu ve sistematik bir eylem niteliğindeki protesto eylemlerinin kurumun güvenliğini veya disiplinini bozacağı ya da kurumda düzenli yaşamı sürdürmeyi olumsuz etkileyeceği açıktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Murat Karayel (5), § 46; Cihat Özdemir, § 24; Şükrü Yıldız [2. B.], B. No: 2015/18720, 9/5/2018, § 27; Rıza Şahin [1. B.], B. No: 2016/12909, 22/7/2020, § 44). Ancak eldeki olayda başvurucunun yapılan ağız içi aramasına itirazı sonrasında bekleme odasına alınırken yaptığı eylemin kurumun güvenliği veya disiplini ya da kurumdaki düzenli yaşamı olumsuz etkilediği somut olgulara dayalı olarak ortaya konulmalıdır. Aksi hâlde başvurucunun attığını kabul ettiği sloganın disiplin cezasına konu edilebilmesi için 5275 sayılı Kanun'daki düzenlenme şekline göre neden "gereksiz" olduğu da anlaşılamayacaktır.

26. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin kamu makamları tarafından ortaya konulan gerekçelerinin ilgili ve yeterli olup olmadığını denetler (diğerleri arasından bkz. Kemal Kılıçdaroğlu [1. B.], B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 58; Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan, § 56; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 120; Sırrı Süreyya Önder [GK], B. No: 2018/38143, 3/10/2019, § 60; hükümlü ve tutuklulara uygulanan disiplin cezaları bağlamında bkz. Eşref Arslan [2. B.], B. No: 2014/14655, 18/7/2018, §§ 50-54; Abdulhamit Babat (3) [1. B.], B. No: 2015/3370, 9/1/2020, §§ 33-37). Somut olayda idare ve yargılama makamları, başvurucunun eylemi nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterememiştir. Bu nedenle başvurucunun ifade özgürlüğüne bir ay süreyle ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası vermek suretiyle yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olduğunun gösterilemediği değerlendirilmiştir.

27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

28. İfade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna ulaşılması ve buna dair hükmedilen giderim dikkate alındığında başvurucunun disiplin soruşturması sürecindeki usulü eksikliklerle bağlantılı olarak ileri sürdüğü iddiaların ayrıca incelenmesine gerek olmadığı değerlendirilmiştir.

B. Duruşmada Hazır Bulunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

29. Başvurucu Hâkimlik ve Ağır Ceza Mahkemesine yaptıkları itirazlarda SEGBİS ile sözlü yargılama yapılmasının yüz yüzelik ilkesine aykırı olduğunu, bu konuda Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarının bulunduğunu, Hâkimliğin gerekçelerinin müdahaleyi haklı kılabilecek nitelik taşımadığını belirterek duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

30. Bakanlık görüşünde; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ve Anayasa Mahkemesinin benzer olaylarda verdiği bazı kararlara yer verilmiştir. Daha sonra Bakanlık, başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği noktasında inceleme yapılırken görüşte değinilen Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiğini ifade etmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

31. Anayasa Mahkemesi eldeki başvuru ile aynı nitelikteki ihlal iddialarını incelediği Emrah Yayla ([GK], B. No: 2017/38732, 6/2/2020) ve Emrah Yayla (2) ([2. B.], B. No: 2017/34742, 13/10/2020) kararlarında duruşmada hazır bulunma hakkı ile ilgili uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi, bu kararlarda öncelikle disiplin cezası nedeniyle yapılan şikâyetlerin infaz hâkimliği tarafından incelenmesinin medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlık kapsamında kaldığını ve kişilerin talebine aykırı olarak SEGBİS yoluyla duruşmaya katılmasının duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik bir müdahale teşkil ettiğini tespit etmiştir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 196. maddesinin söz konusu müdahalenin kanunilik ölçütünü karşıladığı ve müdahalenin usul ekonomisinin gerçekleştirilmesine yönelik meşru bir amaca dayandığı değerlendirmelerine yer verilen kararda, ölçülülük yönünden yapılan incelemede infaz hâkimliği tarafından şikâyet incelemelerinde başvuruda bulunanların her durumda duruşmada bizzat hazır bulundurulmasının gerekmeyebileceği vurgulandıktan sonra başvurucunun hâkim huzurunda fiziken dinlenilme talebinin hangi zorlayıcı nedene dayanılarak kabul edilmediğinin ortaya konulmadığı, SEGBİS yoluyla katıldığı celselerde ise esaslı işlemlerin yapıldığı belirtilmiş; başvurucunun duruşmada hazır bulunma talebinin alternatif yöntemler değerlendirilmeden genel ve kategorik bir yaklaşımla reddedilmesi nedeniyle duruşmada hazır bulunma hakkına müdahale için en uygun aracın seçilmemesinin anılan hakka yönelik müdahaleyi gereklilik unsurundan yoksun bıraktığı ve hakkın ihlaline yol açtığı sonucuna ulaşılmıştır.

32. Öte yandan Anayasa Mahkemesi Emrah Yayla kararında belirtilen medeni hak yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklarda duruşmada hazır bulunma hakkının daha esnek uygulanabileceği değerlendirmesine (anılan kararda bkz. § 70) Ercan Yıldız ve diğerleri (2) ([GK], B. No: 2022/60188, 8/7/2025) kararında açıklık getirmiştir. Buna göre ilk olarak ceza infaz kurumunda verilen disiplin cezalarına karşı şikâyette bulunanların her durumda duruşmada bizzat hazır bulundurulması gerekmeyebileceği belirtilmiştir (aynı kararda bkz. § 59). Kararda, duruşmada hazır bulunma konusunda; başvurucuların kişisel özellikleri ve davranışlarının, başvurucuların davanın karşı tarafınca sözlü olarak sunulan görüş ve kanıtlar, bilgi ve belgeler hakkında bilgi sahibi olup olamadıkları ile bunlara karşı kendi delillerini sunma hususunda dezavantajlı konuma düşüp düşmediklerinin, yargılamanın niteliği, şeklî ve teknik nitelikte bir incelemeden ibaret olup olmadığının, ceza infaz kurumundan duruşma salonuna transfer edilmedeki zorlukların, başvurucuların duruşmada bizzat hazır bulunmak istemelerine yönelik ileri sürdükleri gerekçelerin duruşmada bizzat hazır bulunmayı gerektirip gerektirmediğinin, davanın konusunun, karşı tarafın konumu ve tanık sorgulama veya bu türden duruşmada bizzat hazır bulunmayı gerektirebilecek kabul edilebilir gerekliliklerin yapılacak değerlendirmede dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır (aynı kararda bkz. § 60).

33. Başvuruya konu olayda sözlü yargılama hazırlığı işlemleri kapsamında Hâkimlikçe düzenlenen tensip tutanağında başvurucunun SEGBİS aracılığıyla hazır edilmesine karar verilmiştir. Hâkimlik, sözlü yargılamanın SEGBİS aracılığıyla yapılacağı hususunu da içeren tensip tutanağını başvurucuya tebliğ etmiştir. Başvurucu SEGBİS yoluyla yapılan sözlü yargılamada, duruşma salonunda yüz yüze savunma yapma hakkı verilmesini talep etmişse de Hâkimlik sıraladığı birçok gerekçeyle bu talebi reddederek celseyi sonlandırmış, sonraki celsede başvurucunun bizzat hâkim önünde savunma talebinde ısrar etmesi üzerine ise İnfaz Hâkimliği başvurucunun savunma hakkından vazgeçmiş sayılmasına karar vermiştir (bkz. §§ 8, 9).

34. İncelenen başvuruda, başvurucunun sözlü yargılamada bizzat hazır bulunmak istemesine yönelik herhangi bir gerekçe öne sürmediği görülmekle birlikte davanın konusuna, tanık sorgulamaya veya bu türden sözlü yargılamaya bizzat hazır bulunmayı gerektirebilecek bir hususa ilişkin resen dikkate alınabilecek başvuru kapsamında bir bilgi de bulunmamaktadır. Öte yandan İnfaz Hâkimliğinin gerekçeli kararında başvurucunun yüz yüze duruşma salonunda savunma yapma talebinin davanın konusu bağlamında değerlendirilerek ilgili ve yeterli bir gerekçeyle reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda Ercan Yıldız ve diğerleri (2) kararında belirtilen ilkeler uyarınca başvurucunun duruşmada hazır bulunma hakkına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

35. Açıklanan gerekçelerle duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

36. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

37. Başvuruda, başvurucunun disiplin cezasıyla tecziye edilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verilmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi Ceza İnfaz Kurumu ekranında yapılan sorgulamada başvurucunun ceza infaz kurumunda tutulmasının sona erdiği görüldüğünden yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

38. Bununla birlikte yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında ve eski hâle getirme kuralı çerçevesinde başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için Adana 4. İnfaz Hâkimliğine (E.2022/3366, K.2022/3976) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 8/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.