Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürolarının Kuruluş ve Faaliyetlerine İlişkin Rehber yayımlanmış ve adalet teşkilatına duyurulmuştur.
Naçizane,35 yıla yakın süredir uygulamanın içinde yer alan bir yargı mensubu olarak, özellikle ceza yargılamalarını hızlandıracağına, zaman, emek ve ekonomik yönden tasarruf sağlayacağına inandığım, bir kısmını daha önce de dile getirdiğim önerilerimi paylaşmak isterim;
1-Öncelikle,mesleğe başladığımız günden itibaren yıllardır söylenen, ancak bir türlü hayata geçirilemeyen “adli kolluk” teşkilatının kurulması, Cumhuriyet Başsavcılıklarına direkt olarak bağlanması, savcılık-adli kolluk ilişkisinin güçlendirilmesi,
2-Ağır Ceza Merkezi olmayan yer Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından bağlı oldukları yer Ağır Ceza Mahkemelerine fezleke düzenlenmesi uygulamasına son verilerek bu yer Cumhuriyet Başsavcılıklarının doğrudan bağlı oldukları yer Ağır Ceza Mahkemelerine iddianame düzenlemelerinin sağlanması,
3-İstanbul Anadolu CBS’de başlattığımız ve birçok Cumhuriyet Başsavcılığında başarı ile uygulanan sabit Cumhuriyet savcılarının görev yaptığı “Müracaat İşlemleri ve Nöbet Bürosu” uygulamasının tüm ağır ceza Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından uygulanmasının mecburi hale getirilmesi, böylelikle savcılık-kolluk ilişkisinde yeknesak, tutarlı, isabetli talimatlar verilmesi ile nöbet izinlerinden kaynaklı iş gücü kaybının engellenmesi,
4-Özellikle bilişim suçlarındaki artış ve bu suçların soruşturulmasındaki güçlük nedeni ile tıpkı zabıt katibi, mübaşir gibi adliyelerde yeterince adli bilişim uzmanı istihdam edilmesi,
5-Ceza soruşturmaları ile ceza ve hukuk yargılamalarında sıklıkla bilirkişi raporuna ihtiyaç duyulmakla özellikle fizik, grafoloji, ses ve görüntü karşılaştırması, trafik, iş ve meslek kusurları tespiti, akıl hastalığı veya zayıflığı, yaş küçüklüğü, uyuşturucu madde tespiti ve benzeri adli raporların doğrudan Adli Tıp Kurumu ya da Adli Tıp Şubelerinden alınması, bu amaçla Adli Tıp Kurumu ve Şubelerinin uzman ihtiyacı karşılanarak resmi bilirkişilik güçlendirilmek sureti ile bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerden kaynaklı gecikme ve suistimallerin önüne geçilmesi,
6-Adres sistemindeki eksiklikler nedeniyle özellikle tebligatların yapılmasında ve tarafların temininde yaşanan zorluklar nedeniyle her Türk vatandaşının sahip olduğu TC kimlik numarasına bağlı mutlak sahip olduğu bir adres bilgisi, yine ülkede yaşayan yabancı uyrukluların tamamı için yabancı kimlik numarası ve buna bağlı mutlak sahip olduğu adres bilgisi bulunması zorunluluğu getirilmesi, bu adreslere yapılacak usulüne uygun tebligatların yeterli sayılması,
7-E-Tebligat ve UYAP SMS sisteminin kamu spotları ile vatandaşlara tanıtımı yapılarak kullanımının yaygınlaştırılması,
8-Uygulamada zorla getirme emirlerinin kolluk tarafından fiilen yerine getirilemediği, tebligatla yetinildiği bilinmekle bu hususta İç İşleri Bakanlığı ile koordine edilerek zorla getirme emirlerinin infazının sağlanması,
9-UYAP ve POLNET arasında entegrasyon kurulduğu bilinmekle tüm Cumhuriyet Başsavcılıklarının bu entegrasyonu gerçekleştirerek, özellikle nöbet hizmetlerindeki gözaltı, arama, el koyma, savcı-kolluk görüşme tutanağı gibi tedbirlerin UYAP-POLNET sisteminden e-imza ile gönderilmesinin sağlanması,
10-SEGBİS sistemimin yaygın olarak kullanılması nedeniyle özellikle cezaevlerinden bağlantılarda yaşanan güçlük ve sırf bu sebeple yargılamaların uzadığı gözetilerek cezaevlerinde ve adliyelerde yeterince SEGBİS kurulumu yapılarak SEGBİS odalarının artırılması,
11-Yakalama emri ile aranan sanık ya da sanıkların bulunduğu dosyalarla ilgili mahkemelerince esas ve usule dair tüm işlemler tamamlanmış, sadece yakalama emrinin infazı bekleniyorsa bu dosyalarla ilgili zamanaşımı süresince “yakalama emrinin infazının beklenilmesine” karar verilerek mahsus defterine kaydedilmesi, böylelikle duruşma listesine alınmayarak usuli duruşma talikinden kaynaklı zaman, emek ve ekonomik kaybın önüne geçilmesi,
12-Özellikle tanıkların duruşmalara katılımlarını teşvik etmek için gidiş-geliş yol giderleri ile o günkü harcırahlarını karşılayacak nispette ödeme yapılması, bu ödemeleri derhal almalarının sağlanması,
13-Vatandaşlar arasındaki ihtilafların en aza indirgenmesi, gerektiğinde hukuki yardımdan yararlanabilmeleri için tıpkı aile hekimliği gibi aile avukatlığı uygulamasının hayata geçirilmesi, bu uygulamayı teşvik için vatandaşların sigorta yaptırmaları karşılığında belli oranda devlet desteği sağlanması ya da ekonomik gücü olmayan vatandaşların devlet tarafından sigortalanması,
14-5271 sayılı CMK’nın 86/3 maddesindeki “Ölünün Kimliğini Belirleme ve Adli Muayene” başlığı altında “Bu muayene, Cumhuriyet savcısının huzurunda ve bir hekim görevlendirilerek yapılır.” şeklindeki düzenlemenin, 5271 sayılı CMK’nın 86/3 maddesinde yapılacak bir değişiklikle “Bu muayene, Cumhuriyet savcısının talimatı üzerine ve bir hekim görevlendirilerek yapılır.” şeklinde düzenleme yapılmak suretiyle Cumhuriyet savcısının katılımı olmaksızın talimatı ile ölü muayene ve otopsi işlemi yapılarak büyük ölçüde emek, zaman ve ekonomik tasarruf sağlanması,
15-Ülkemizin her dönem terör örgütleri ile mücadele etmesinin gereği ve gerçeğinden hareketle ülke genelinde terör suçlarını tek elden soruşturacak Cumhuriyet Başsavcılığının kurulması, bunun için Anayasal değişiklik gerekmeksizin, CMK’da yapılacak değişiklikle, örneğin parlementer suçlarını Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturduğu gibi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde Terör Suçları Soruşturma Bürosunun bir Cumhuriyet Başsavcı Vekiline bağlanarak, terör suçlarını soruşturmakta tecrübeli, kıdemli, yeterince Cumhuriyet savcısı atayarak, bu Cumhuriyet savcılarının terör örgütlerinin yurt genelinde gerçekleştirdikleri eylemleri -ayrı masalar halinde-soruşturmaları için uzmanlaşmaları, aynı zamanda terör suçları yargılamaları için de Ankara Terör Ağır Ceza Mahkemelerinin görevlendirilmesi, böylece terör suçları ile ilgili soruşturma ve kovuşturmalarda tek başlılık, etkinlik, sürat, isabet ve hukuk güvenliğinin sağlanması,
16-TCK’nın 220. maddesi kapsamında örgütlü suç soruşturmalarının yürütülmesindeki güçlük ve teşkilatta nisbeten genç meslektaşların bulunduğu gözetilerek CMK’da yapılacak değişiklikle örgütlü suç soruşturmalarının İl Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yürütülmesi,
17-Ceza adalet teşkilatımızdaki yapılanmada;
a-5235 sayılı Teşkilat Kanunumuzda 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten öncesinde olduğu gibi 5235 sayılı Teşkilat Kanunumuzun 8. maddesinde tanımlanan ceza mahkemelerinin sulh ceza, asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleri (3’lü yapılanma) ile özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemeleri olarak tanımlanması,
b-5235 sayılı Teşkilat Kanunumuzda 10. maddede belirtilen “sulh ceza hakimliği”nin “sorgu hakimliği” olarak değiştirilmesi, böylece sulh ceza hakimliğinin ilga edilip sorgu hakimliğinin yeniden ihdası ve bu madde ile sulh ceza hakimliğine verilen görevlerin sorgu hakimliği tarafından yerine getirilmesi, buna bağlı olarak mevcut mevzuatımızdaki “sulh ceza hakimliği” biçimindeki atıfların “sorgu hakimliği” ibaresi olarak değiştirilmesi,
c-5235 sayılı Teşkilat Kanunumuza eklenecek 10-a maddesi ile “sulh ceza mahkemesinin görevi” başlığı ile sulh ceza mahkemesinin görevinin “Kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak üzere üç yıla kadar (üç yıl dahil) hapis cezaları ve bunlara bağlı adli para cezaları ile bağımsız olarak hükmedilecek adli para cezalarına ve güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanması, Ceza Muhakemesi Kanunu 251 çerçevesinde basit yargılama usulüne göre yürütülen dava ve işler sulh ceza mahkemelerinin görevi içindedir.” düzenlemesinin yapılması,
d-Mevzuat taraması sonrasında özel kanunlarda ve üç yıla kadar (üç yıl dahil) hapis cezaları ve bunlara bağlı adli para cezaları ile bağımsız olarak hükmedilecek adli para cezalarına ve güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin ve Ceza Muhakemesi Kanunu 251. madde çerçevesinde basit yargılama usulüne göre yürütülecek dava ve işlerin de sulh ceza mahkemelerince uygulanması,
e-5235 sayılı Teşkilat Kanunumuzun 11. maddesinde düzenlenen asliye ceza mahkemesinin görevinin “Kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak üzere sorgu hakimliği, sulh ceza mahkemesi ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.” şeklinde düzenlenmesi,
f-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunumuzun “soruşturmanın sulh ceza hakimi tarafından yapılması” başlıklı 163. maddesinin ilga edilmesi,
g-5235 sayılı Teşkilat Kanunumuzun 12. maddesinde ağır ceza mahkemesinin görevi alanında yer alan suçlardan resmi belgede sahtecilik (m. 204/2), hileli iflas (m.161) suçlarının çıkarılması,
(Söz konusu değişikliklerle birlikte ceza adalet sistemimizdeki teşkilatın yapılanması daha sağlıklı, etkin ve adil yargılamaya katkı sağlar nitelikte olacaktır. Böylece Anayasamızda 2. maddede yer alan “hukuk devleti” ilkesi güçlendirilerek; eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına saygı gösterip, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup geliştiren, yargı denetiminin etkinliğini sağlayan daha güçlü bir ceza adalet sistemi meydana getirilecektir. Son olarak belirtmemiz gerekir ki, ileri sürdüğümüz çözüm önerileri Anayasamızın 141. maddesinin son cümlesinde yer alan “usul ekonomisi” ilkesinin ceza muhakemesi bakımından gerçekleştirilmesi hususunda fazlasıyla katkı sağlar niteliktedir.)
h-Cumhuriyet savcılarının Ağır Ceza ve Asliye Ceza Mahkemelerinde iddia makamını temsil etmeleri, Sulh Ceza Mahkemelerine katılmamaları düzenlemesi getirilmeli,
(Böylelikle, Asliye Ceza Mahkemelerinin görevine giren birçok iş Sulh Ceza Mahkemelerince yerine getirileceğinden sayıları azalan Asliye Ceza Mahkemeleri gözetildiğinde çok sayıda Cumhuriyet savcısı tasarrufu sağlanacak, sayıları artan Cumhuriyet savcıları daha etkin ve süratli soruşturmalar yürüteceklerdir.)
Önder YAMAN
Bakırköy Cumhuriyet Savcısı