A. Giriş ve Hukuki Sorunun Ortaya Konuluşu
7589 sayılı Kanun ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 107. maddesinde düzenlenen "Belirsiz alacak davası" hukuk sistemimizden kaldırılmış; anılan Kanun'un Geçici 1. maddesinin 10. fıkrasında ise mülga 107. maddenin, yürürlük tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunacağı hüküm altına alınmıştır.
Konuya ilişkin kaleme aldığım makalemin hukukihaber.net ve sosyal medya platformlarında yayımlanmasının ardından okuyuculardan yoğun sorular gelmiştir. Bu sorular özellikle; 7589 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce açılmış olan "kısmi davalar" bakımından bu geçiş hükmünün geçerli olup olmadığı, derdest kısmi davalarda davacıların bakiye alacak taleplerini yeni m. 109/4 hükmüne göre artırıp artıramayacağı ve en önemlisi, bakiye alacak için zamanaşımı süresinin dava tarihinde kesilmiş sayılıp sayılmayacağı noktalarında düğümlenmektedir. Bu çalışma, söz konusu hukuki duraksamaları gidermek amacıyla kaleme alınmıştır.
B. Yeni Düzenleme İle Birlikte Yargıda İkili Usul Rejimi Dönemi
7589 sayılı Kanun ile HMK m. 107 ve 109 hükümlerinde yapılan radikal değişiklikler, Türk yargı uygulamasında uzunca bir süre iki farklı usul rejiminin birlikte varlığını sürdürmesine yol açacaktır. 31 Temmuz 2026 tarihinden önce açılmış bulunan davalarda mülga HMK m. 107 hükümlerinin uygulanmasına aynen devam edilecektir. Dolayısıyla bu tarihten önce ikame edilmiş belirsiz alacak davalarında eski hüküm geçerliliğini koruyacaktır.
Buna karşılık, 31 Temmuz 2026 ve sonrasında açılacak davalar artık belirsiz alacak davası olarak nitelendirilemeyecek, HMK m. 109 uyarınca kısmi dava olarak açılacaktır. Bu yeni dönemde davacılar, m. 109/4 çerçevesinde tahkikat sona erene kadar bir defaya mahsus talep artırım imkânından yararlanabilecek ve bu durumda bakiye alacak için de zamanaşımı süresi geriye etkili olarak dava tarihinde kesilmiş sayılacaktır.
Bu genel tespitten sonra, çalışmamızın esas odak noktasına geçebiliriz: HMK m. 109'a eklenen 4. fıkradaki talep artırım hakkı ve zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesilmesi imkânı, yürürlükten önce açılmış ve henüz derdest olan kısmi davalar için de uygulanabilir mi?
C. 7589 sayılı Kanun'un Geçici Madde 1/10'un Kapsamı ve Kısmi Davaların Hukuki Statüsü
Usul hukukunda kanunların zaman bakımından uygulanmasını düzenleyen HMK m. 448 uyarınca usul hükümlerinin derhâl uygulanması asıldır. Ancak istisnaları düzenleyen geçici maddelerin dar yoruma tabi tutulması gerekliliği ile derdest kısmi davalardaki usuli işlemlerin niteliği birbiriyle çatışmaktadır.
7589 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 10. fıkrası münhasıran mülga 107. maddeye atıf yapmaktadır. Geçici hükümde açıkça; "yürürlükten kaldırılan 107 nci maddesi, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur" ifadesine yer verilmiş olup, kanun koyucu doğrudan mülga belirsiz alacak davası olarak açılmış dosyaları hedeflemiştir.
Kısmi dava ile belirsiz alacak davasının tamamen farklı ve bağımsız dava türleri olduğu gerçeği, usul hukukunda istisnai geçiş kurallarının dar yoruma tabi tutulması ilkesiyle birlikte değerlendirildiğinde; Geçici 1/10 hükmünün yürürlük öncesinde açılmış kısmi davaları kapsamadığı sonucuna varılmaktadır. Nitekim Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre de dava açılması tamamlanmış bir usul işlemi olduğundan, kısmi dava olarak ikame edilen bir davanın sonradan yürürlüğe giren usul kurallarına dayanılarak (ıslah yoluyla veya mahkemece re'sen) belirsiz alacak davasına dönüştürülmesi hukuken mümkün değildir (Bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, T. 24.05.2022, E. 2019/332, K. 2022/724).
D. Tamamlanmamış Usul İşlemleri Bağlamında Talep Artırımı Ve Zamanaşımı
Kanun koyucu kısmi davalara ilişkin özel bir geçiş hükmü öngörmediği için, yürürlük tarihinden önce açılmış kısmi davalarda yapılacak yeni usul işlemlerinde, kural olarak yürürlükteki güncel usul hükümleri (HMK m. 109/4 veya m. 176 vd. ıslah hükümleri) dikkate alınmalıdır. HMK m. 448 uyarınca yeni usul kuralları sadece tamamlanmamış işlemlere derhâl uygulanacağından, tahkikatı devam eden derdest kısmi davalarda davacılar bakiye alacaklarını genel ıslah hükümleri (HMK m. 176-177) veya HMK m. 109'a eklenen 4. fıkradaki bir defaya mahsus talep artırımı mekanizması çerçevesinde ileri sürebilmelidir. Zira derdest kısmi davalarda tahkikat aşamasında henüz gerçekleştirilmemiş olan talep artırımı veya ıslah işlemleri, doğası gereği "tamamlanmamış işlem" mahiyetindedir. Dolayısıyla bu işlemlere yürürlükteki güncel hükümlerin uygulanması hukuki bir zorunluluktur.
Bilindiği üzere değişiklik öncesi HMK rejiminde, kısmi dava açılması durumunda zamanaşımı yalnızca dava dilekçesinde açıkça talep edilen miktar için kesilmekte; fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması bakiye kısım yönünden zamanaşımının işlemesini durdurmamaktaydı (Bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, T. 07.02.2024, E. 2023/915, K. 2024/80). Buna karşılık yeni getirilen HMK m. 109/4 kapsamında, bir defaya mahsus yapılan talep artırımlarında zamanaşımının artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağı açıkça hükme bağlanmıştır.
Kanun koyucunun kısmi davalar için özel bir sınırlayıcı geçiş hükmü sevk etmemiş olması karşısında, yürürlük tarihinden önce açılmış kısmi davalar için de HMK m. 109/4 hükmü uygulanmalı ve bakiye alacak için zamanaşımı dava tarihi itibarıyla kesilmiş sayılmalıdır.
E. Anayasal Güvenceler Perspektifi ve Sonuç
Usul hukuku rejiminin anayasal güvenceler perspektifinden değerlendirilmesi, derdest kısmi davalarda zamanaşımı süresinin bakiye alacak için de dava tarihinde kesilmesinin kabulünü zorunlu kılmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, maddi gerçeğin ve adaletin aşırı şekilci, katı usul yorumlarına kurban edilmemesi gerekir.
Kısmi dava yoluyla hak arama özgürlüğünü kullanan bir davacının bakiye alacağına ulaşmasının, geçiş hükümlerinin amacını aşar şekilde geniş ve aleyhe yorumlanması suretiyle engellenmesi, doğrudan "mahkemeye erişim hakkının" özüne dokunacak ağır bir hak ihlali yaratacaktır. Bu nedenle, derdest kısmi davalarda tahkikat bitene kadar m. 109/4'teki talep artırım mekanizmasının ve bu mekanizmanın sağladığı geriye etkili zamanaşımı korumasının uygulanması hukuka ve hakkaniyete en uygun çözüm tarzıdır.
Prof. Dr. Rauf Karasu
Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölüm Başkanı
Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakemi