Ziynet Eşyası Nedir ve Hukuki Niteliği Nedir?
Ziynet eşyası; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış, insanlar tarafından takılan süs eşyasıdır. Evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen hediyeler bu kapsamda değerlendirilmekte; bilezik, kolye, küpe, yüzük, saat ve takı seti gibi eşyalar ziynet olarak kabul edilmektedir. TMK'nın 220. maddesi uyarınca eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya kişisel mal sayılmakta; ziynet eşyaları da kural olarak bu nitelikte değerlendirilmektedir.
Ancak bu nitelendirme, söz konusu eşyanın kime ait olduğu sorusunu tek başına çözememektedir. Düğünde kim tarafından kime takıldığı, taraflar arasında bir anlaşma bulunup bulunmadığı ve yerel örf ile adetin ne yönde olduğu, aidiyetin belirlenmesinde belirleyici rol oynamaktadır.
Yargıtay'ın Değişen İçtihadı
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu karara kadar ziynet eşyalarını aksine bir anlaşma ya da örf adet kuralı olmadığı sürece tümüyle kadına ait saymaktaydı. Daire, 2024/2402 sayılı kararında bu tutumdan ayrılarak ilkesel nitelikte yeni bir görüş benimsemiştir:
"Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir. Ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir. Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. Ne var ki takılar içinde karşı cinse özgü bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır." (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5704, K. 2024/2402, T. 04.04.2024)
Bu içtihat değişikliğinin arkasında toplum gerçekliğinden uzak olmayan bir gözlem yatmaktadır. Düğünlerde artık yalnızca kadına özgü ziynet eşyaları değil, ortak bir yaşam kurmak amacıyla her iki eşe de ekonomik değer taşıyan çeşitli şeyler takılmakta ve verilmektedir. Toplumun gelenek ve göreneklerindeki bu değişim eski içtihadın yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılmıştır.
Yeni içtihat üç aşamalı bir değerlendirme öngörmektedir:
1. Önce taraflar arasında bir anlaşma aranır.
2. Anlaşma yoksa yerel örf ve adetin varlığı araştırılır.
3. Her ikisi de yoksa takılan veya verilen her şey, takıldığı ya da verildiği eşe ait kabul edilir.
Karşı cinse özgü bir eşya söz konusuysa o cinse verilmiş sayılır; özgülük konusunda çekişme varsa bilirkişi incelemesine gidilir.
İspat Yükünün El Değiştirmesi
Bu kararda dikkat çeken ikinci mesele, ispat yükünün nasıl yer değiştirdiğidir. Ziynet alacağı davalarında olağan olan, kadına özgü ziynet eşyalarının kadının himayesinde bulunmasıdır. Kadın eş, eşyaların elinde olmadığını iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür.
Somut olayda kadın, düğün takılarının erkeğin ailesinde kaldığını ileri sürmüştür. Erkek ise ziynetlerin kadında olduğunu savunmuştur. Ne var ki dosyaya yansıyan mesaj kayıtlarında erkek, kadının altınları istemesi üzerine "söz getireceğim, bıktım artık bu konudan yeter" demiştir. Erkek daha sonra bileziklerin teslim edildiğini beyan etmiş; ancak bunu ispatlayamamıştır. Daire bu noktada şu tespite yer vermiştir:
"Bu durumda ispat yükü yer değiştirerek erkeğe geçmiş olup davalı karşı davacı erkek ziynetlerin uhdesinde olmadığını ve kadına iade edildiğini sunulan delillerle ispatlayamamıştır." (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5704, K. 2024/2402, T. 04.04.2024)
İspat yükünün yer değiştirmesi, bu tür davalarda sıkça karşılaşılan ama yeterince üzerinde durulmayan bir meseledir. Başlangıçta kadına düşen ispat yükü, karşı tarafın kendi beyan ve davranışlarıyla yarattığı çelişki sonucunda erkeğe geçebilmektedir. Mesaj kayıtları, bu geçişi tetikleyen delil işlevi görmüştür.
Sonuç
Ziynet alacağı davalarında artık tek bir kural geçerli değildir. Aidiyetin belirlenmesinde önce anlaşma, sonra örf ve adet, ardından takılma/verilme olgusu sırasıyla araştırılmalıdır. Bununla birlikte ispat yükü dinamik bir yapı taşımaktadır; başlangıçtaki yük dağılımı, tarafların yargılama sürecindeki tutum ve beyanlarına göre yer değiştirebilmektedir. Bu iki ilkenin birlikte gözetilmemesi, ziynet alacağı davalarında bozma sebebi oluşturmaya devam edecektir.
Av. Ziya CELEP