İş kazası durumunda Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sigortalıya ya da hak sahiplerine 5510 sayılı Kanun kapsamında bir takım parasal yardımlar yapılmaktadır. Söz konusu parasal yardımlardan kimlerin faydalanabileceği, faydalanma şartları, süresi gibi hususlar 5510 sayılı “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu” ilgili maddelerinde yer almaktadır. Bu nedenle, 5510 sayılı Kanun sistematiği ve yürürlüğe giriş sürecine değinilmesi uygulamada karmaşık olarak görünen konunun daha net anlaşılmasını sağlayacaktır.

20/05/2006 tarih ve 26173 sayılı Resmî Gazete ’de yayımlanıp yürürlüğe giren “Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu” ile Türkiye sosyal güvenlik sistemine ilişkin olarak verilen bütün hizmetler tek kurum çatısı altında toplanmıştır. Başka bir ifade ile bu kanunla T.C Emekli Sandığı ve BAĞ-KUR’un tüzelkişilikleri sona erdirilmiş ve bu hizmetlerin verilmesi Sosyal Güvenlik Kurumu’na devredilmiştir. Elbette sosyal güvenlik idari teşkilatında yapılan bu değişiklikler, tabi olunan kanunun da yeknesaklaştırılması zorunluluğunu beraberinde getirmiştir. 2006 yılından sonra sosyal güvenlik sisteminde "tek çatı" ve "tek kanun" modeli esas alınarak 5510 sayılı “Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu” kabul edilmiştir. 5510 sayılı Kanun’da sosyal risklere karşı kendilerine ekonomik güvence sağlanan kişilerin kimler olduğu Kanun’un 4. ve 5. maddelerinde belirlenmiş olup buna göre; 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılan kişiler üç grupta toplanmaktadır:  

1-) İş sözleşmesine göre çalışan sigortalılar (4A kapsamında çalışan sigortalılar)

2-) Bağımsız çalışan sigortalılar (4B kapsamında çalışan sigortalılar)

3-) Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri (4C kapsamında çalışan sigortalılar)

Kanun’un sistematiğini incelediğimizde; 4-10 maddeleri arasında sigortalılar ve sigortalı sayılmayanlar ile sigortalılığın başlangıcı ve sona ermesi, 11-12 maddeleri arasında işyerleri ve işverenlere ilişkin hükümler, 13-24 maddeleri arasında  4 A ve 4 B sigortalıların tabi olduğu kısa vadeli sigorta hükümleri, 25- 42 maddeleri arasında uzun vadeli sigorta hükümleri, 50-52 maddeler arasında isteğe bağlı sigortalılara ilişkin hükümler, 53- 59 maddeleri arasında kısa ve uzun vadeli sigorta hükümlerine ilişkin ortak hükümler,60-71 maddeleri arasında genel sağlık sigortasına ilişkin hükümler yer almaktadır. İş kazası sonrasında sigortalı ya da hak sahiplerine 5510 sayılı Kanun kapsamında yapılan parasal yardımlar ve bu yardımlara hak kazanabilmenin şartları, kanun sistematiği içerisinde kısa ve uzun vadeli sigorta hükümleri başlığı altında düzenlenmiştir. Bu nedenle; kısa ve uzun vadeli sigorta hükümleri yazımızın konusu kapsamında incelenmesi gereken temel kanun hükümleridir.

GENEL OLARAK KISA VADELİ SİGORTA HÜKÜMLERİ

“Kısa vadeli sigorta” kavramının tanımı Kanun’da yapılmamıştır. Kısa vadeli sigorta hükümlerinin hangi sigortalardan ibaret olduğunu Kanun’un 13.,14.ve 15. Maddelerinden ve kimlerin bu hükümlerden yararlanabileceğini madde hükümlerinin düzenlenmiş olduğu üçüncü bölümün başlığından anlamaktayız[1]. Buna göre kısa vadeli sigorta hükümleri; iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortası kollarını ifade etmekte ve söz konusu sigorta hükümlerinden 4A kapsamında hizmet akdiyle çalışan kişiler ile, 4B kapsamında kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar sigortalı oldukları andan itibaren yararlanabilmektedir. Dolayısıyla, kamuda çalışan 4C kapsamındaki sigortalı kişilerin kısa vadeli sigorta hükümlerinden yararlanması mümkün değildir. Belirtmek gerekir ki; 4A ve 4B kapsamındaki sigortalılar bakımından kısa vadeli sigorta hükümlerinden yararlanma konusunda bazı farklar bulunmaktadır;

1-) 4A kapsamında çalışan sigortalıların, kısa vadeli sigorta hükümlerinden yararlanabilmesi için prim borcu olup olmadığı hususu sorgulanmaz. Ancak 4B kapsamında çalışan sigortalıların, kısa vadeli sigorta hükümlerinden yararlanabilmesi için genel sağlık sigortası dahil prim borcunun bulunmaması gerekir.

2-) Kısa vadeli sigorta hükümlerinden yararlanabilmek için sigortalılığın başlaması gerektiğini ifade etmiştik.  4A kapsamında çalışan sigortalılar bakımından, işçinin işverenin yanında fiilen işe başlaması ile sigortalılık başlamaktadır. İşveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu’na işe giriş bildirgesi verilmese bile işçi kısa vadeli, sigorta hükümlerinin sağladığı haklardan yararlanabilir. Oysa 4B kapsamında çalışan sigortalılar bakımından, sigortalılığın başlangıcı duruma göre farklılık gösterir. Örneğin; bir gelir vergisi mükellefinin sigortalılığı vergi mükellefiyetinin başladığı tarihten itibaren başlamaktayken bir anonim şirket ortağının sigortalılığı şirketin ticaret sicili müdürlüğünce tescil edildiği tarihten itibaren başlar[2].

1-) 5510 SAYILI KANUN MD.16’YA GÖRE İŞ KAZASI SONRASINDA KISA VADELİ SİGORTA KAPSAMINDA SAĞLANAN HAKLAR

İş kazaları sonrasında sigortalı derecesi ne olursa olsun yaralanabileceği gibi hayatını da kaybedebilir. Bu gibi durumlarda, sigortalıya ya da hak sahiplerine kısa vadeli sigorta hükümleri kapsamında sağlanan haklar şunlardır;

a-) Sigortalıya, geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneğinin verilmesi,

b-) Sigortalıya, sürekli iş göremezlik geliri bağlanması,

c-) İş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanması,

d-) Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi,

e-) İş kazası sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi.

a-) GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK ÖDENEĞİ

İş kazası sebebiyle işinde geçici olarak çalışamayacağı doktor raporuyla tespit edilen 4A ve (belli şartlar dahilinde) 4B kapsamındaki sigortalılara çalışamadıkları her gün için, istirahat raporunun ilk gününden başlamak üzere geçici iş göremezlik ödeneği ödenir. Sigortalıların iş kazasına bağlı olarak geçici iş göremezlik ödeneğinden yararlanabilmeleri için Kurum’a yapılan bildirimin iş kazası olarak kabul edilmesi gerekmektedir. İş kazası sonrasında, sigortalılara geçici iş göremezlik ödeneği ödenmesi hususu yasal dayanağı 5510 s. Kanun Md.18/a bendidir. Buna göre; “Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verilir.”  Belirtmek gerekir ki; iş kazası sonrasında geçici iş göremezlik ödeneğine hak kazanma, 4A kapsamında çalışan sigortalılar açısından prim ödeme ya da belli bir yaş şartını sağlama gibi koşullara bağlanmadığından sigortalı işe başladığı ilk gün bile iş kazasına uğrasa geçici iş göremezlik ödeneği almaya hak kazanır. İş kazası durumunda sigortalılara ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği; yatarak tedavilerde hesaplanacak günlük kazancın 1/2’si, ayakta tedavilerde ise hesaplanacak günlük kazancın 2/3’üdür.

Geçici olarak iş göremez hale gelen sigortalıya geçici iş göremezlik ödeneği sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödeneceği gibi işveren tarafından da ödenebilir. Sigortalıya işveren tarafından geçici iş göremezlik ödeneği ödenmişse, işveren sigortalının raporlu olduğunu, bu dönemde iş yerinde çalışmadığını ve geçici iş göremezlik ödeneğini sigortalıya ödediğine dair belgeyi Sosyal Güvenlik Kurumu’na ibraz etmesi durumunda, Sosyal Güvenlik Kurumu iş verenin sigortalıya ödemiş olduğu geçici iş göremezlik ödeneği miktarının tamamını işverene ödeyecektir. Eğer Sosyal güvenlik Kurumu tarafından geçici iş göremezlik ödeneği ödenecekse; gerekli belgeler sigortalı tarafından sunulduktan sonra ödeme yapılabilecektir.

İş kazasına uğramış olan sigortalı, haklı bir sebep olmadan doktorun vermiş olduğu tedaviyi uygulamaz ve bunun sonucunda tedavi süresinin uzamasına, iş göremezlik oranının daha da artmasına veya maluliyete sebep olmuşsa, geçici iş göremezlik ödeneği Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 1/4 oranında azaltılacaktır. Eğer sigortalının iş kazasında cezai sorumluluğu varsa ve ağır kusurundan dolayı iş kazası geçirmişse, sigortalının kusur oranı dikkate alınarak geçici iş göremezlik ödeneğinin 1/3’ü Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından eksik ödenecektir. Eğer sigortalı, iş kazasına kasıtlı olarak sebebiyet vermişse, eski haline kavuşabilmesi için gerekli olan tedaviyi de kabul etmezse, bütün bu hallerde sigortalıya geçici iş göremezlik ödeneğinin yarısı ödenecektir.

b-) SÜREKLİ İŞ GÖREMEZLİK ÖDENEĞİ

Sürekli iş göremezlik ödeneğine hak kazanılması, başlangıcı hesaplanması gibi hususlar 5510 s. Kanun’un 19. Maddesi’nde düzenlenmiştir. Sürekli iş göremezlik ödeneği, iş kazası sonucunda meslekte kazanma gücünün en az %10 oranında azalmış olduğu Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlarla tespit edilen sigortalıya bağlanır. Bu şartları taşıyan sigortalıya sürekli iş göremezlik ödeneğinin bağlanması 4B kapsamında çalışan sigortalılar için 5510 s. Kanun ile gelmiş yeni bir düzenlemedir. 506 s. Kanun’da 4B kapsamında çalışan sigortalılar açısından böyle bir imkân söz konusu değildi. Ancak; 5510. S. Kanun’a göre 4B kapsamında çalışan sigortalılara sürekli iş göremezlik ödeneği bağlanabilmesi için, genel sağlık sigortası dahil prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması zorunludur.  Kanun hükmü gereği sigortalıya sürekli iş göremezlik ödeneğinin bağlanabilmesi için meslekte kazanma gücü oranının en az %10 azalmış olması şarttır. Dolayısıyla, iş kazası nedeniyle meslekte kazanma gücü %10’da az azalmış sigortalı sürekli iş göremezlik ödeneği bağlanamaz. Bu durumda sigortalı uğradığı maddi zararın tamamını işverenden kusuru oranında talep edebilir.

Sürekli iş göremezlik ödeneğinin hesaplanmasında; sürekli tam iş göremezlik, sürekli kısmi iş göremezlik ve sigortalının başkasının bakımına muhtaç olması durumuna göre üç ayrı formül kullanılmaktadır. Kısaca değinecek olursak;

- Sürekli tam iş göremezlik durumunda sigortalıya; aylık kazancının %70’i oranında gelir bağlanır. Sigortalı geriye kalan %30’luk kısmı işverenden talep edebilir.  Günlük kazanç X 30 X %70 şeklinde formulize edebiliriz.

- Sürekli kısmi iş göremezlik durumunda sigortalıya; sürekli tam iş göremezlikte olduğu gibi hesaplama yapılarak yani aylık kazancının %70’i hesaplanarak elde edilen tutarın iş göremezlik oranı kadar olan kısmı ödenir.

Günlük kazanç X 30 X %70 X Sürekli İş Göremezlik Oranı şeklinde formulize edebilir.

- Sigortalının başkasının sürekli bakımına muhtaç olması durumunda; %70 olan gelir bağlama oranı %100 olarak dikkate alınır.

Günlük kazanç X 30 X %100 x Sürekli İş Göremezlik Oranı şeklinde formulize edilebilir.

Sigortalının sürekli iş göremezlik geliri geçici iş göremezlik ödeneğinin sona erdiği takip eden ay başından başlayarak ödenir. Geçici iş göremezlik tespit edilmeden sürekli iş göremezlik durumuna geçilmişse buna ait sağlık kurulu raporu tarihini takip eden ay başından başlayarak ödenir.

5510 sayılı Kanun Md.22’ye göre; cezai sorumluluğu olmayanlar haricindeki sigortalılar ağır kusurlarından dolayı iş kazası geçirirlerse, ağır kusurun derecesine göre sürekli iş göremezlik geliri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 1/3 oranında azaltılır. Eğer sigortalı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan bir tebliğ olmasına karşın teklif edilen tedaviyi kabul etmez ya da tedbirleri uygulamaz ve bunun sonucunda da tedavinin daha da uzamasına sebebiyet verirse sürekli iş göremezlik ödeneği 1/2 oranında azaltılır.

c-)  ÖLEN SİGORTALININ HAK SAHİPLERİNE GELİR BAĞLANMASI (Ölüm Geliri)

İş kazası sonucu hak sahiplerine ölüm geliri bağlanması 5510 s. Kanun’un 20. Maddesinde düzenlenmiştir. 506 s. Kanun döneminde hak sahiplerine ölüm geliri bağlanabilmesi için sigortalının iş kazası (ya da meslek hastalığı sonucu) ölmesi veya sürekli iş göremezlik geliri almakta iken ölen sigortalının meslekte kazanma gücü kayıp oranının en az %50 olması şartları aranmaktaydı. 5510 s. Kanun ile meslekte kazanma gücü kaybı %50’nin altında iken ölen ve ölüm nedeni geçirdiği iş kazasına (ya da meslek hastalığına) bağlı olmayan sigortalıların hak sahiplerine de ölüm geliri bağlanması imkânı getirilmiştir.

Hak sahipleri 5510 s. Kanun’un 3. Maddesi 7. Bendine göre; eş, çocuk, ana ve babadır. Ölüm gelirinin düzenlendiği 20. Madde hükmüne göre; ölüm gelirinin başlangıcı, kesilmesi ve yeniden bağlanması konularında aynı Kanun’un 34. Ve 35. Maddeleri uygulanacaktır. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde; ölüm geliri öncelikle dul kalan eşe bağlanmaktadır. Dul kalan eşin çalışıyor olması ya da sonradan çalışmaya başlaması ölüm gelirinin kesilmesini gerektirmez. Dul kalan eşin ölüm gelirinin kesilmesinin tek sebebi; yeniden evlenmesi olabilir. Ölüm geliri sigortalının çocuklarına da bağlanmaktadır. Ancak, 5510 s. Kanun md.5/1-(a),(b) ve (e ) bentleri hariç 5510 sayılı Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık alan çocuklara (kız-erkek fark etmeden) ölüm geliri bağlanmaz. Kız çocuklarının ölüm geliri alabilmesi için evli olmaması ve gelir veya aylığı olmaması gerekir. Erkek çocuklarına ise 18 yaşına kadar, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşına kadar, yüksek öğrenim görmesi halinde 25 yaşını dolduruncaya kadar ölüm geliri bağlanır. Koşulların sağlanması halinde, sigortalının anne ve babasına da ölüm geliri bağlanabilir. Ancak bunun için, öncelikle sigortalının eşi ve çocuklarına ödenen ölüm gelirinden arta kalan bir pay bulunmalıdır.  Hak sahiplerine bağlanan ölüm geliri, sigortalıların desteğinden yoksun kalan anne, baba, eş ve çocukların işverene karşı açacağı destekten yoksun kalma tazminatı davasında ödenecek bedelden mahsup edilecektir. 

d-) ÖLÜM GELİRİ BAĞLANMIŞ OLAN KIZ ÇOCUKLARINA EVLENME ÖDENEĞİ VERİLMESİ.

5510 s. Kanun’un 37. Maddesi’ne göre; evlenmeleri nedeniyle, ölüm gelirleri kesilen kız çocuklarına evlenmeleri ve talepte bulunmaları halinde almakta oldukları ölüm gelirinin 2 yıllık tutarı bir defaya mahsus olmak üzere “evlenme ödeneği” olarak peşin ödenir. Evlenme ödeneği verilen kız çocukların ölüm gelirleri, evlenme tarihini izleyen ödeme dönemi başından itibaren durdurulacak, ölüm gelirinin durdurulduğu tarihten iki sene sonra da kesilecektir. Diğer hak sahiplerinin ölüm gelirleri, evlenen kız çocuğunun ölüm gelirinin kesildiği tarihten itibaren yükseltilecektir.

Evlenme ödeneği alan kız çocuğunun ölüm gelirinin kesildiği tarihten itibaren 2 yıl içerisinde yeniden hak sahibi olması halinde, bu süre içerisinde yeniden ölüm geliri bağlanmayacak, bu durumda kız çocuğuna bağlanacak olan ölüm geliri başlangıcı, 2 yıllık sürenin dolduğu tarihi izleyen ay başı olacaktır. Kurum tarafından ödenen evlenme ödeneği kusuru oranında işverene rücu edilebilir. Sigortalının kız çocuğu/çocukları tarafından işverene karşı destekten yoksun kalma tazminatı davası açılması halinde işverene rücu edilen evlenme ödeneği kız çocuk/çocuklar lehine hesaplanan maddi tazminattan mahsup edilecektir.

e-) İŞ KAZASI SONUCU ÖLEN SİGORTALI İÇİN CENAZE ÖDENEĞİ VERİLMESİ

5510 s. Kanun’un 37/3. Maddesi’ne göre; “İş kazası veya meslek hastalığı sonucu…. ölen sigortalının hak sahiplerine Kurum Yönetim Kurulunca belirlenip Bakan tarafından onaylanan tarife üzerinden cenaze ödeneği ödenir. Cenaze ödeneği, sırasıyla sigortalının eşine, yoksa çocuklarına, o da yoksa ana babasına, o da yoksa kardeşlerine verilir.”

Madde hükmünün açıklığı karşısında; cenaze ödeneğinin sırasıyla ölen sigortalının eşine, eşi yoksa çocuklarına, çocukları yoksa anne-babasına, anne-babası yoksa kardeşlerine verilecektir. Cenazenin bu kişiler dışında gerçek veya tüzel kişiler tarafından kaldırıldığının belgelenmesi durumunda, cenaze ödeneği tutarını geçmemek üzere belgelere dayana tutar, masrafı yapan gerçek veya tüzel kişiye ödenebilir. SGK tarafından yapılan bu ödemeler, kusuru oranında işverene rücu edilebilir.

Cenaze ödeneği tutarı her yıl bir önceki yıl için Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı tarafından açıklanan Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) değişim oranında artırılarak belirlenmekte olup, “2023 yılı için cenaze ödeneği miktarı 2.054,00 TL’dir.”

GENEL OLARAK UZUN VADELİ SİGORTA HÜKÜMLERİ

“Uzun vadeli sigorta” kavramın tanımı kanunda yapılmamıştır. 5510 s. Kanun’un 4. Bölümü “Uzun Vadeli Sigorta Hükümleri” başlığını taşımakta ve bu bölüm altında malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası kolları düzenlenmektedir. O halde uzun vadeli sigorta kavramından malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası kollarından ibaret olduğunu söylemek mümkündür. Sigortalıya malullük ve yaşlılık hallerinde bizzat kendisine, ölümü halinde ise hak sahiplerine uzun vadeli sigorta primleri dikkate alınarak Kurum tarafında ödemeler yapılmaktadır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun “Prim Oranları ve Devlet Katkısı” başlığına sahip 81. maddesine göre uzun vadeli sigorta kolları primi; çalışanların prime esas kazançları dikkate alınarak %9’u işçi, %11’i ise işveren tarafından ödenmektedir. Emekli olup çalışmaya devam edenlerden ise uzun vadeli sigorta primi kesintisi yapılmamaktadır.

Uzun vadeli sigorta hükümlerinden sağlanan haklarından yararlanabilmek için sadece sigortalı olmak yeterli değildir. Bu husus, uzun vadeli sigortaları kısa vadeli sigortalardan ayıran en önemli özelliklerden biridir. Uzun vadeli sigortalı hükümlerinden yararlanabilmek için ayrıca- belirli bir prim ödeme ve/veya yaş şartını da sağlamak- Kanun’un öngördüğü diğer şartların da oluşması gerekmektedir. Dikkat edilirse; uzun vadeli sigorta kolları, sigortalının ödediği prim karşılığında ona sağlanan faydalar niteliğindedir. Bir nev’i özel sigorta hükümlerinde olduğu gibi, Sosyal Güvenlik Kurumu ödenen prim karşılığında sigortalının belli risklerini üstlenmekte ve ona güvence sağlamaktadır. Bu nedenledir ki; uzun vadeli sigorta hükümleri ile bağlanan ölüm aylığı ve malullük aylığı, iş kazası nedeniyle sigortalı tarafından işverene karşı açılacak maddi tazminat davasında tazminattan indirilemez. Çünkü belirttiğimiz gibi; sigortalı ödediği prim karşılığında bu haktan faydalanmaktadır. Yine aynı şekilde, uzun vadeli sigorta hükümlerinden bağlanan ölüm aylığı ve malullük aylığı ödemeleri iş kazasının oluşumunda kastı olsa dahi işverene rücu edilemez.  Uzun vadeli sigorta hükümlerinden kümler faydalanabilir sorusuna da kısa vadeli sigorta hükümlerinden farklı cevap verebiliriz. Zira, uzun vadeli sigorta hükümlerinden yalnızca hizmet akdiyle çalışan (4 A) ve kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan (4B) sigortalılar değil aynı zamanda kamu kurumlarında çalışan (4C) sigortalılar da faydalanabilmektedir.

İş kazası nedeniyle bir sigortalının ölümü ya da malullüğü mümkünken, yaşlılık iş kazası sonucu gerçekleşemeyeceğinden, uzun vadeli sigorta hükümleri kapsamında ölüm sigortası ve malullük sigortası hükümlerini incelemenin gerekli ve yeterli olduğu kanısındayız.

a-) ÖLÜM SİGORTASI

5510 sayılı Kanun’a göre hak sahibine, ölüm sigortasından hak sahiplerine ölüm aylığı mı yoksa kısa vadeli sigorta hükümleri uyarınca ölüm geliri mi bağlanacağı hususu ve usulleri ölümün gerçekleşme nedenine göre değişmektedir. Konuyla ilgili madde 54/I,c bendine göre;

è Ölüm olayı iş kazası ya da meslek hastalığı nedeniyle gerçekleşmişse; hak sahiplerine kısa vadeli sigorta hükümleri olan iş kazası ya da meslek hastalığı sigortasından ölüm gelir ve ayrıca şartları mevcutsa uzun vadeli sigorta hükümlerinden ölüm aylığı bağlanacaktır. Ancak bu durumda, (yani ölüm aylığı ve ölüm gelirinin birleşmesi durumunda hak sahiplerine bu aylık veya gelirlerden yüksek olanın tamamı, az olanın yarısı, eşitlik halinde ise iş kazası ve meslek hastalığından bağlanan gelirin tümü ve malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığının yarısı bağlanır.

è Ölüm olayı iş kazası ya da meslek hastalığı dışında herhangi bir nedenden dolayı gerçekleşmişse ve şartlar mevcutsa sadece uzun vadeli sigorta hükümlerinden ölüm aylığı bağlanacaktır.

Görüldüğü üzere; uzun vadeli sigorta hükümleri uyarınca hak sahiplerine ölüm sigortasından ölüm aylığı bağlanabilmesi için ölüm olayının gerçekleşmesi ve kanunda belirtilen prim ve/veya yaş şartının sağlanması yeterlidir.

4A kapsamında çalışan sigortalıların ölüm aylığına hak kazanabilmesi için aşağıda belirtilen iki şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir:

1-) En az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları priminin işveren tarafından bildirilmesi (bildirim yeterli olup işveren tarafından sigorta primlerinin ödenmesi şart değildir)  VEYA

2-) Her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı olup toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları priminin bildirilmiş olması gerekir. (Bildirim yeterli olup işveren tarafından sigorta primlerinin ödenmesi şart değildir)

4B kapsamında çalışan sigortalıların ölüm aylığına hak kazanabilmesi için, en az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları priminin bildirilmiş olması ve ölen sigortalının genel sağlık sigortası primi dahil kendi sigortalılığından kaynaklanan prim ve prime ilişkin borcunun olmaması ya da ödenmesi gerekmektedir.

4C kapsamında çalışan sigortalıların ölüm aylığına hak kazanabilmesi için, en az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları priminin bildirilmiş olması gerekmektedir.

Ölüm aylığı ile ilgili son olarak önemli bir hususu belirtmekte fayda bulunmaktadır. Hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanabilmesi için Sosyal Güvenlik Kurumu’na yazılı talepte bulunulması şarttır. Hak sahipleri tarafından böyle bir talepte bulunulmadığı sürece ölüm aylığı bağlanmayacaktır. Hak sahiplerinin, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren 5 yıl içinde talepte bulunmaları önem arz etmektedir. Zira, 5 yıl içinde talep edilmeyen ölüm aylıkları 5510 sayılı Kanun Md. 97 uyarınca zamanaşımına uğramaktadır.

b-) MALULLÜK SİGORTASI

“Malullük” kelime anlamı itibariyle sakat kalmayı ifade etmektedir. 5510 sayılı Kanun uyarınca ise; 4A ve 4B kapsamında çalışan sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası nedeniyle meslekte kazanma gücünün en az %60’ını, 4C kapsamında çalışan sigortalılar için çalışma gücünün en az %60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulu tarafından tespit edilen sigortalı, malul sayılmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulu tarafından verilen maluliyet raporlarına karşı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’na itirazda bulunulabilir. Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından verilen kararlar Sosyal Sigortalar Kurumu açısından bağlayıcı olsa da ilgililer Yüksek Sağlık Kurulu kararlarına karşı iş mahkemesinde dava açabilirler. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 28.06.1976 tarih ve 1976/6-4 sayılı Kararı.)

Tüm sigortalılar yönünden, malullük sigortası kapsamında malullük aylığına hak kazanabilmek için; malul olmanın yanında en az 10 yıldan beri sigortalı olup toplam 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları priminin bildirilmiş olması gerekir. Ancak, başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul olan sigortalılar için 10 yıllık sigortalılık süresi aranmamakta ve sadece toplam 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları priminin bildirilmiş olması gerekli ve yeterli görülmektedir. 4B kapsamında çalışan sigortalılar bakımından aranan ek şart ise; kendi sigortalılıkları nedeniyle genel sağlık sigortası primi dahil prim ve prime ilişkin hiçbir borçların bulunmaması veya ödenmesidir. Malullük aylığının bağlanabilmesi için ayrıca sigortalının çalıştığı işten ayrılması ve bağımsız çalışanların (4B kapsamında çalışan sigortalılar) iş yerini kapatması gerekmektedir. Malullük aylığı re’sen bağlanmamakta, hak sahibinin Kurum’dan bu yönde yazılı bir talebi gerekmektedir.

Malul olan bir sigortalının bir süre sonra şartlar oluştuğunda yaşlılık aylığına da hak kazanması kuvvetle muhtemeldir. Hem malullük hem yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalıya bu aylıklardan sadece fazla olanı ödenir. Hem malullük aylığı hem de sürekli iş göremezlik geliri alan sigortalıya bu aylık gelirlerden en yüksek olanın tamamı, düşük olanın ise yarısı verilir. Malullük aylığı ve sürekli iş göremezlik geliri eşit ise; malullük aylığının yarısı, sürekli iş göremezlik gelirinin tamamı verilir.

detail-photo-fancybox-0

Av. Arb. Sinem KAZAR

KAYNAKÇA

Akın Levent,“İş Kazasından Doğan Maddi Tazminat” 1.Baskı, Yetkin Yayınları, 2001,Ankara.

Süzek Sarper,“İş Hukuku” 4. Baskı, Beta Yayınları,2008, İstanbul.

Pehlivan Metin, “Türk Sosyal Güvenlik Hukuku’nda Kısa Vadeli Sigorta Kolları ve Sağlanan Yardımlar”, 1. Baskı, Hukuk Yayınları, 2020, Ankara.

Görgöz Oğuzcan, “İşverenin İş Kazası Sonrası Tazminat ve Rücu Ödemeleri” 1. Baskı, Seçkin Yayınları,2019, Ankara.

 

İNTERNET KAYNAKLARI

https://sgk.gov.tr/Content/Post/fd3822ec-1d90-49fb-bd98-09ba1560465a/Cenaze-Odenegi-2023-01-24-09-49-51

https://sozluk.gov.tr/

---------------

[1] 5510 s. Kanun Madde 13 “İş kazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması”, Madde 14 “Meslek hastalığının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması” Madde 15 “Hastalık ve analık hali” başlığını taşımaktadır. 5510s. Kanun Üçüncü Bölüm Başlığı “Hizmet Akdiyle veya Kendi Adına ve Hesabına Bağımsız Çalışan Sigortalıların Tabi Olduğu Kısa Vadeli Sigorta Hükümleri” şeklindedir.

[2] 5510 s. Kanun Md. 7 “Sigortalılığın Başlangıcı” nı, 5510 s. Kanun Md.9 “Sigortalılığın Sona Ermesi” ni düzenlemektedir.