Kişilik Hakları ve Basın Özgürlüğü Bakımından İnternet, Gazete ve Televizyon Yayınlarının Mevcut Mevzuatı, Sorunlar ve Öneriler (1)

Abone Ol

Giriş

Yaptığımız çalışma ve değerlendirme sonucunda şunun tespiti yapılmıştır: Kitle iletişim araçlarının türü veya özelliği ile bu yayınların toplum hayatına girmesiyle ya da kamusal genel bir sorunun çıkmasıyla birlikte yasal düzenleme yapılması ihtiyacı hasıl olmuştur. Bu durum, daha çok farklı kanunların tercih edilmesi suretiyle gerçekleşmiştir. Sonuçta benzer alan ve hukuki yararları korumaya yönelik ama farklı usul ve esasları içeren kanunlar ortaya çıkmıştır: Başta 5187 sayılı Basın Kanunu olmak üzere 5651, 2954, 6112, 5809, 5411, 5846, 5894, 5395, 2860 sayılı ve kitle iletişim araçlarıyla ilgili olarak önemli ölçüde usul ve esasları farklı olan Kanunlar veya ilgili maddeleri tarihlerde yürürlüğe girmiştir. Bu farklı yasalarda sıklıkla değişiklik veya ilaveler yapılmıştır. Son temel değişiklik ise 7418 sayılı Kanun ile yapılmıştır. Buna göre temel husus, gerek basın yayın gerekse de kişi haklarının daha iyi korunması ile aralarında adil denge-ölçülülük (elverişlilik, gereklilik, orantılılık) ilkesi sağlanmak suretiyle daha hızlılık, etkinlik ve usul ekonomisine uygunluğun gerçekleşebilmesi bakımından, tüm paydaşların, başka bir deyişle basın yayın yetkilileri, ilgili kurum ve kuruluşlar, üniversiteler ve uygulama yapan yargı organlarının geniş katılımıyla tüm kitle iletişim yayınları için yapılacak ayrıntılı çalışma sonucunda, konunun hem genel hem de özel ve diğer yönlerine dair bölümler oluşturmak suretiyle kodifikasyona gidilmesi ile ilgili meslek mensuplarının gerek öğrencilik-mesleki staj-meslek öncesi gerekse de meslek içinde fiili uygulamadaki ihtiyaca cevap verebilecek derecede donatılmalarının yararlı olabileceği değerlendirilmiştir. Bu itibarla, aşağıda belirtilen sorunların ve bunlara ilişkin önerilerin tartışılıp değerlendirilmesinin yararlı olacağına dair kanaatimiz yüksek takdire maruzdur.

Özet

Gerek uygulamada görülen veya tereddüt oluşturan ya da tartışılmasında yarar görülen konular gerekse de yasaya aykırı olduğu düşünülen hususlar, daha çok “sorun ve çözüm önerisi” noktasında ele alınmıştır. Başka bir deyişle bir yüzünde kişilik hakları öbür yüzünde basın özgürlüğü olan madalyonun her iki yüzüyle de ilgili sorun ve önerilerimiz, ilgili paydaş veya kurumların yüksek takdirine maruz olmak üzere bir kısmı aşağıda kısaca gösterilmiştir. Daha ayrıntılı ve gerekçeli hali ise ilgili kaynakta gösterilmiştir.

İlgili Sorun ve Çözüm Önerileri

1

Gerek haklarının ihlal edildiğini belirten başvuru-talep sahibi kişiler gerekse de yayın yapan-gazeteciler yönünden yasal işlem veya karar süreçleri ile infazların, usul ekonomisi içinde, daha az iş ve emekle, daha hızlı ve etkin olarak yerine getirilmesinin sağlanması önemlidir. Öyle görünüyor ki farklı bir yayın türü hayata girdikçe veya genel bir sorun meydana çıktıkça bir kanuni düzenlemeye ya da var olan kanunda değişiklik-ilave hüküm getirilmesine ihtiyaç duyulmuştur. Bunun sonucunda aslında çok yakın amaç ile hukuki yararı koruyan ama farlı hükümler içeren kanunlar karşımıza çıkmıştır. Uygulamada görüldüğü üzere kişilik haklarının ihlaline konu yayın, bazen aynı bazen de farklı zamanda, kısmen ya da neredeyse tüm yayın türlerinde yer alabiliyor. Başka bir deyişle, ihlale konu başvuru-talep gazete, dergi, radyo, televizyon, internet haber sitesi, internet sosyal medya gibi yayın türlerinin birkaçında veya hepsinde de çıkabiliyor. Olası hukuki uygulamalarda yayın türüne göre yasal usul ve esaslar farklı olduğundan farklı süreç ve sonuçlarla karşılaşmak mümkün olabiliyor. Buna göre aynı konudaki yayın nedeniyle yasal hakların kullanılabilmesinin yolu daha sade, ekonomik, hızlı ve etkin olmalıdır. Bunun için de şimdiki mevzuat itibariyle usul ve esasları farklı yasal yola başvurmak durumunda kalınmaması, özellikle hızlılık ve etkinlik açısından, önem arz edebilir. Aynı hukuki yararları koruyabilmek adına yayın türüne göre birbirinden farklı süre, başvurabilenler, başvuru makamı, kanun yolu, yaptırım durumlarını olabildiğince birbirlerine yaklaştırılmalıdır. Zira daha az emek ve süreyle sonuca gidilmesinde üstün kamu yararı olabileceği gibi daha isabetli sonuçlar doğurabilecektir. Günümüzde gittikçe daha da karmaşık hal alan hukuki sorunların çözümünde, farklı yasal düzenleme ve hükümler kısmi yetersizliklere neden olabiliyor. Bu gibi nedenlerle benzer hukuki konuların uygulamalarında farklı kararlar çıkabiliyor. Özellikle Basın Kanunu’nun yeniden (tekrar) ve internet, radyo ve televizyonla ilgili düzenlemelerle birlikte gelişen hukuki ihtiyaçları karşılayabilecek şekilde sorunların ele alınması, çok boyutlu bir şekilde, geniş tabanlı ilgili paydaş katılımcılarla birlikte uygulama ve teorinin tartışılması sonucunda, kodifikasyona gidilmesi yararlı olabilecektir. Her ne kadar 13.10.2022 tarihli ve 7418 sayılı Kanun ile bu yönden önemli ve yararlı olduğu düşünülen düzenlemeler getirilmiş ise de tüm sorun veya tereddütlerin önüne geçebilmek için imkan oldukça 5187, 5651, 2954, 6112, 5809, 5411, 5846, 5894, 5395, 2860 yasaların iletişim hukukunun hak ve sorumlulukları yönünden ilgili kısımları birlikte ele alınarak tek bir yasa çatısı altında ve ihtiyaca, fiili uygulamaya daha iyi cevap verecek şekilde ele alınması, tartışılması ve sonuca bağlanması yararlı olabilecektir.

2

Basın yayında veya kimi iletişim fakültelerinde daha çok usule yönelik olarak verilen ve “bilişim hukuku” diye tabir edilen bu alan, günümüzde iletişimin (özellikle internetin) gittikçe önem kazanması ve fiili hukuki duruma yansıması nedeniyle hukuk fakültelerinde ya da müfredatında hukuk programlarına yer verilen fakültelerde veya iletişim fakültelerinde, ilgili akademi ve mesleki eğitim birimlerinde temel ders olarak okutulması, diğer hukuk alanları gibi yararlanılabilecek ilgili akademik eserlerin artırılması, hukuk meslekleri stajı ve ilgililerine meslek içi eğitimlerde müfredata daha fazla dahil edilmesi halinde bu alanda nispeten daha fazla görülen uygulamadaki hukuki hataların azalabileceği gibi uygulamada birliğin sağlanmasına katkı vermesi de mümkün olabilecektir.

3

Basın Kanun’da “eser sahibi” tanımı yapılmakla beraber “eser” tanımı yapılmamıştır. 5187 sayılı Kanun’un 2. maddesinde “basılmış eser” deki “eser” kavramının, 7418 sayılı Kanun öncesinde olması ve burada eklemenin olmaması karşısında internet yayınlarını kapsayıp kapsamadığı tartışmaya açık olabileceğinden “eser” yerine “yayın” ibaresi getirilerek veya “eser ya da internet haber sitesi yayını” ibaresi getirilerek olası tereddütlerin önüne geçilebileceğini düşünüyoruz. 5187 sayılı Kanun’da “eser sahibi” tanımının yapılması ama “eser” tanımının yapılmaması karşısında 5846 sayılı Kanunu’nun tanımları düzenleyen 1/B maddesinde “eser” tanımı yapılmıştır. 5846 sayılı Kanun’unda eser veya bununla bağlantılı olarak ilgililerin hakları hukuki ve cezai olarak korumuştur. Basın Kanunu’nun süreli yayınlara özgü olması, 5187 ve 5846 sayılı kanunların farklı alanlar düzenlemesi gibi nedenlerle 5846 sayılı Kanun’dan farklı olarak Basın Kanunu’nda “eser” kavramının tartışılıp kapsamının belirlenmesi yararlı olabilecektir. Mevcut halde, bir haberin veya yayının telifinin verilmesi ile buna aykırı davranılması karşısında hak sahibinin korunmasının açıkça temini için ya 5187 sayılı Kanun’da “eser” kavramının tanımı ve kapsamı düzenlenip 5846 sayılı Kanun’a atıf yapılması veya 5846 sayılı Kanun’a gazetecilik-yayıncılık kapsamındaki haber veya yayının da dahil edilmesi (haberin telifinin eklenmesi) gibi bir düzenlemenin getirilmesi gerekir.

4

Gerek 5651 sayılı Kanun’da yer alan haller gerekse de 5846, 2860, 5411, 5395 ve 5894 sayılı Kanunlarda yazılan hallerde internet haber sitesi-sosyal medya yoluyla yapılan yayınların içeriğinin çıkarılmasına ve/veya erişiminin engellenmesine karar verilebilir. 5651 sayılı Kanun’un hallerinden olan “kişilik hakkının ihlal edilmesi” nedenine dayanan 9. madde ile “özel hayatın gizliliğinin ihlali” nedenine dayanan 9/A maddesinde ifade edilen ve korunan hukuki yararın neredeyse birbiriyle aynı olması, birinin ihlal edilmiş olmasının diğerini de önemli ölçüde kapsaması, onu da ihlal etmesi, uygulamada birinin ihlali halinde madde içerikleri itibariyle hangi madde kapsamında başvurulacağının karıştırılmasına neden olunması, kısmen de olsa iki maddenin farklı usul ve esasları içermesi gibi nedenlerle iki maddenin birlikte ele alınarak yeniden düzenlenmesi yararlı olabilecektir. Korunan yararlar olarak “kişilik hakkı” ile “özel hayatın gizliliği” kavramlarının birbirlerinden çok da farklı olmadığı, aksine iç içe sayılan yakın kavramlar olduğunu söylemek mümkündür. “Özel hayatın gizliliği”nin, “kişilik hakkı” içerisinde ele alınıp alınmayacağı tartışılabilir. Dolayısıyla 9 ve 9/A maddelerinin her iki ihtiyacı da karşılayacak şekilde 9. maddede bir araya getirilmeleri, kanun tekniği yönünden daha isabetli olabilecektir.[1]

5

Yukarıda belirtilen bakış açısı ve benzer gerekçeler, “belli (katalog) suçların işlenmesi” nedenine dayanan 8. madde ile “genel güvenlik veya suç işlenmesinin önlenmesi” nedenine dayanan 8/A maddesi için de geçerli olduğundan bu iki maddenin de birlikte ele alınmasında yarar olabilecektir. Yine yukarıda belirtilen bakış açısı ve benzer gerekçelerle benzer hukuki yararları ve usulleri içeren 5846, 2860, 5411, 5395 ve 5894 sayılı Kanunlarda yer alan internet içeriklerinin engellenmesi (çıkarılması) hakkındaki hallerin ise kodifikasyon çalışmaları kapsamında birlikte değerlendirilmesi gerekir. Buna göre ve madde içerikleri itibariyle 5846 sayılı Kanun’un 4. Ek, 5894 sayılı Kanun’un 1. Ek, 5395 sayılı Kanun’un 41/G, 5411 sayılı Kanun’un 150. maddelerindeki hallerin 5651 sayılı Kanun’un 9 ve 9/A maddeleriyle; 2860 sayılı Kanun’un 6. maddesindeki halin ise 5651 sayılı Kanun’un 8 ve 8/A maddeleriyle birlikte ele alınması düşünülebilir. Ayrıca farklı bir konuda olsa bile korunan hukuki yarar ve getirilen usuller dikkate alınarak başka kanunlarda yapılması muhtemel internet içeriğinin çıkarılması ve/veya erişiminin engellenmesi de 5651 sayılı Kanun’un ilgili maddelerine veya basın yayın mevzuatının birlikte değerlendirilmesi çalışmalarına dahil edilebilir.

Yukarıdaki Sorunlar İtibariyle Sonuç Olarak,

Belirtilen uygulamaların gerek yayınlara konu kişiler gerek basın yayın mensupları yönünden daha hızlılık ve etkinlik bakımından tüm yönleriyle tartışılması yararlı olabilecektir.

Cumhuriyet Savcısı

Asım EKREN

Alıntı yapılan kaynak:

Asım EKREN, İnternet, Gazete, Televizyondaki HUKUKA AYKIRI YAYINLARA KARŞI
BAŞVURU USUL ve ESASLARI, Ankara, Adalet Yayınevi, 2025

------------

* Diğer sorunlar ve yayın türleri (internet, gazete-dergi, radyo-televizyon yayınları ile ilgili) konulara devamındaki bölümde yer verilecektir.

[1] AYM İptal Kararı: 11.10.2023, E.2020/76, K.2023/172 sayılı ilamı ile 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi tamamen, 8/A maddesi ise kısmen iptal edilmiştir. R.G.’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. R.G. 10.012024-32425, Yürürlük: 10.10.2024. AYM iptali sonrası düzenleme henüz yapılmamıştır.