MAKALE

KOMŞULUK HUKUKUNDA TAŞKIN BİTKİ VARLIKLARI: TMK 740 MADDESİNİN UYGULAMA ESASLARI VE HAK ARAMA SINIRLARI

Bu çalışma, TMK m. 740 uyarınca taşınmaz sınırını aşan bitki varlıklarına yönelik müdahale usulünü, Yargıtay içtihatları ve öğretideki "fedakarlığın denkleştirilmesi" ilkesi ışığında analiz etmektedir.

Abone Ol

Giriş: Usul Esastan Önce Gelir.

Hukuk sistemimizin en temel dayanaklarından biri olan "usulün esasa takaddümü" prensibi, maddi hukuk bakımından sabit olan bir hakkın, ancak kanunun öngördüğü şekli şartlara riayet edilerek kullanılması durumunda hukuki meşruiyet kazanacağını ihtar eder. Bu bağlamda, taşınmaz mülkiyetinin kısıtlamalarından biri olan komşuluk hukukunda da hak sahibinin maddi haklılığı (esas), kanuni yöntemin (usul) doğru işletilmesine bağlıdır. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan "taşkın dal ve kökler" meselesi, hak sahibinin kendi hakkını bizzat alması (ihkak-ı hak) ile haksız fiil sorumluluğu arasındaki ince çizgide yer almaktadır.

TMK m. 740’ın Yasal Çerçevesi

Türk Medeni Kanunu’nun 740. maddesi, taşınmaz mülkiyetinin mutlaklığını komşu lehine kısıtlayan özel bir düzenlemedir. Bu kısıtlamanın temelinde yer alan "Fedakârlığın Denkleştirilmesi" ilkesi, toplumsal yaşamın gereği olarak bitki varlığının korunması gibi üstün menfaatler adına malikin belli düzeydeki müdahalelere katlanma yükümlülüğünü ifade eder. Ancak mülkiyet hakkının ciddi şekilde zedelendiği ve katlanma sınırının aşıldığı durumlarda hukuk, bozulan menfaat dengesini yeniden tesis eder.

TMK m. 740’ın Lafzi Yorumu

Maddenin metnini lafzi ve sistematik yorum metoduyla analiz etmek, hak kaybını önlemek adına zaruridir:

1. Taşkınlık ve Mülkiyet Sınırı: Madde, mülkiyetin hava sahasını ve arzın derinliklerini kapsayan üç boyutlu egemenlik alanının ihlalini kapsar. Öğretide bu taşmanın arızi/geçici değil, sürekli ve kalıcı olması gerektiği kabul edilmektedir.

2. Zarar Şartı ve Teknik İnceleme: Kanun koyucu, sadece "taşma" olgusunu müdahale için yeterli görmemiş, mülkiyet hakkına yönelik somut bir zararın varlığını şart koşmuştur. Zararın niteliği ve tespiti hususunda Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihadı yol göstericidir:

“...TMK 740 uyarınca başkasının mülküne geçerek zarar veren dal ve köklerin kesilebilmesi olanaklıdır... Buradaki önemli unsur komşunun zarar görmesidir. Bu zarar; bitki küflenmesi sonucu oluşan kirlilik, gölge yapma (ışık kesme) veya köklerin taşınmaza sızması şeklinde

gerçekleşebilir. Zararın varlığının saptanması ise uzmanlık gerektirir. Mahkemece, sadece inşaat mühendisi raporuyla yetinilmeyip, ziraatçi bilirkişi aracılığıyla teknik bir inceleme yapılması zorunludur...” (Y. 14. HD, T: 07.04.2008, E: 2008/3859, K: 2008/4695).

3. İstem ve "Uygun Süre" Kavramı: Hak sahibinin bizzat kesme yetkisini kullanabilmesi için öncelikle karşı tarafa bildirimde bulunması (istem) ve "uygun bir süre" tanıması şarttır. Bu süre belirli bir gün sayısı olarak düzenlenmemiştir. Uygun süre, bitkinin biyolojik yapısı, mevsimsel budama koşulları ve ziraat teknikleri dikkate alınarak TMK m. 2 dürüstlük kuralı çerçevesinde tayin edilir. Ziraat tekniği açısından bitkinin zarar görmeyeceği uygun mevsimin beklenmesi, "uygun süre" kavramının dürüstlük kuralı uyarınca yorumlanmasının bir sonucudur.

Hukuki Uygulama Süreçleri ve Usuli Güvenceler

Hak sahibinin maddi haklılığını yargısal bir güvenceye kavuşturması için şu hukuki süreçleri işletmesi önem arz etmektedir:

İspat Hukukuna İlişkin Mülahazalar: Harekete geçmeden önce, mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin ve zararın ispatı için somut delil tespiti yapılmalıdır. Sadece görsel kayıtlar (fotoğraf/video) ile yetinilmeyip, uyuşmazlığın boyutu büyükse HMK m. 400 uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesi aracılığıyla yapılacak bir delil tespiti, olası tazminat davalarında kesin delil niteliği taşıyacaktır.

İhbar ve Süre Unsuru: TMK m. 740’ın aradığı "istem" şartı, ispat kolaylığı açısından noter kanalıyla yapılması öğretide tavsiye edilir. İhtarnamede, verilen süre sonunda kesim işleminin bizzat yapılacağı ve doğacak masrafların rücu edileceği kaydı düşülmelidir.

Ölçülülük ve Sorumluluk Rejimi: İhbar süresi sonunda komşunun hareketsiz kalması halinde hak sahibi bizzat müdahale edebilir. Ancak bu yetki kullanılırken; sadece kendi mülkiyet sınırına taşan kısımlara müdahale edilmeli; komşu taşınmazın dokunulmazlığı ihlal edilmemelidir. Bu mekânsal bir sınırdır. Bu işin biyolojik sınırı ise yapılan müdahale ile ağacın kurumasına veya ölümüne yol açmamalıdır. Ağacı öldürecek düzeyde bir müdahale, TMK m. 2 uyarınca hakkın kötüye kullanılması ve TCK m. 151 uyarınca mala zarar verme suçunun unsurlarını oluşturabilir.

Meyve Toplama Hakkı (TMK 740/2)

Komşuluk hukuku, fedakarlığın karşılıksız kalmamasını esas alır. Taşmaya ses çıkarmayan (katlanan) komşu, bu sabrın karşılığı olarak o dallarda yetişen meyveleri toplama hakkına sahip olur. Bu durum, menfaat dengesinin hukuk tarafından zarif bir biçimde tesisidir.

Sonuç

Türk Medeni Kanunu’nun 740. maddesi, taşınmaz mülkiyetinin mutlaklığını toplumsal düzen ve kamu yararı gereği kısıtlayan istisnai bir hükümdür. Ancak bu madde, sadece bir müdahale izni değil; komşular arasındaki "katlanma borcu" ile mülkiyet hakkı arasındaki dengeyi kuran bir adalet terazisidir. İncelediğimiz üzere hukuk düzenimiz, maddi haklılığı tek başına yeterli görmemekte; ihtar, süre ve zarar şartları gibi prosedürel güvencelere riayet edilmesini meşruiyet şartı olarak aramaktadır. Bu usul kurallarına riayet edilmeksizin gerçekleştirilen fiili müdahaleler, hak sahibini "haksız fiil faili" konumuna düşürebilir.

Nihai olarak; uyuşmazlığın konusu ne olursa olsun asıl korunan değer toplumsal barıştır. Bir hukukçu olarak tavsiyemiz; uyuşmazlıklarda dürüstlük kuralı çerçevesinde iletişim kanallarının zorlanması, sonuç alınamaması halinde ise noter ihtarı ve delil tespiti gibi usuli güvencelerin asla ihmal edilmemesidir. Zira kanunun gösterdiği yoldan yürünerek elde edilen hak, sarsılmaz bir hukuki meşruiyet kazanır.

Stj. Av. Alperen AKYÜZ

Samsun Barosu

KAYNAKÇA

Yargıtay Kararları:

Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, T. 07.04.2008, E. 2008/3859, K. 2008/4695.

İnternet Kaynakları ve Doktrin:

HELVACI, İlhan, "Türk Medeni Kanunu Madde 740", İlhan Helvacı Dersleri, [https://www.ilhanhelvacidersleri.com/turk-medeni-kanunu/turk-medeni-kanunu-madde-740], (Erişim Tarihi: 08.01.2026).