TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI VE BU HAKKA KAMU MÜDAHALESİNİN SINIRLARI - 5

Abone Ol

TOPLANTI ve GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI KULLANILDIĞI SIRADAKİ MÜDAHALELER

Toplantı ve gösteri yürüyüşü başladıktan sonra idarenin elinde bulundurduğu en önemli yetki, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşünü dağıtma yetkisidir. Dağıtma yetkisi toplantı ve gösteri yürüyüşlerine yapılan en esaslı müdahaleyi oluşturmaktadır.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü başladıktan sonra yapılan müdahalelerden diğerleri ise, göstericiler hakkında uygulanan yakalama ve gözaltı işlemleridir. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ile TVGYK doğrultusunda yapılacak olan yakalama ve gözaltı işlemelerinin öngörülen usul ve esaslara uygun yapılması gerekmektedir. Bu işlemler somut yasal gerekçelere dayanmalı ve eylemle orantılı olmalıdır. Hakkında bu tedbirler uygulanan kişinin yakalanması ve gözaltına alınması için öngörülen şartlar oluşmadan bu işlemlere muhatap olması toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlali niteliğinde olacaktır.

Toplantı ve gösteri yürüyüşünün dağıtılmasına karar verilmesi halinde kolluğun kuvvet kullanması gündeme gelmektedir.

Toplumsal Olaylarda Kuvvet Kullanımı

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı yönünden devletlerin temel yükümlülükleri, bireylerin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullanmaları için gerekli ortamı sağlamaktır. Bununla birlikte, zaman zaman kanuna aykırı nitelik kazanmış toplantı ve gösteri yürüyüşünün bir kısmına ya da tamamına kuvvet kullanarak müdahale bulunma ihtiyacı doğmaktadır. Kuvvet kullanma ihtiyacı toplantı ve gösteri yürüyüşünün tamamının veya bir kısmının dağıtılması, yakalama ve gözaltı işlemlerinin uygulanması gibi durumlarda kendisini göstermektedir.

Genel olarak barışçıl nitelikte olmayan toplumsal olaylarda kuvvet kullanılmasını gerektiren şartların varlığını belirlemek daha kolay olmakla birlikte, bu halde genellikle kuvvet kullanımının orantılılığı sorunu daha çok tartışma konusu olmaktadır. Bu halde şiddet hareketinin toplantı ve gösteri yürüyüşünün geneline şamil olup olmadığı, şiddete yönelen grubun izolasyonu ile sorunun çözülüp çözülemeyeceğinin belirlenmesi de diğer bir sorunu oluşturmaktadır.

Barışçıl nitelikteki kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine yönelik kuvvet kullanılmasını gerektiren nedenlerin oluştuğunun belirlenmesi ise, daha karmaşık şartların varlığını gerektirmektedir. Bu halde, kuvvet kullanımının, kanuni dayanağının ve meşru amacının varlığı, meşru amacı destekleyen somut bulguların bulunması, kuvvet kullanımının demokratik toplumda gerekliliği ve ölçülülüğü, takdir payının kullanımı, hoşgörü gösterilmesi gibi birçok bileşenin gözetilmesi gerekmektedir. Bu tespitlerden, barışçıl nitelikteki toplantı ve gösteri yürüyüşlerine hiç bir şekilde zor kullanılamayacağı gibi bir anlam çıkarılmamalıdır. Bu husus AYM tarafından, “Yasal düzenlemelere aykırı olarak gerçekleştirilen bir toplantı veya gösteri yürüyüşünün barışçıl olsa dahi dağıtılmasının toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kural olarak ihlal ettiği söylenemez. Ancak polisin makul ve itidalli davranışıyla yasadışı toplantı veya gösteri yürüyüşünü sonlandırılması ve yasadışı barışçıl gösteriye müdahalenin aşırı ve ölçüsüz olmaması gereklidir. Bununla birlikte, katılımcılar açısından derhal tepki verilmesinin haklı olduğu özel durumlarda ve protesto barışçıl yöntemlerle yapıldığında, bir eylemin, sadece bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesiyle dağıtılması ise barışçıl toplantı hakkına ölçüsüz bir sınırlama olarak değerlendirilebilmektedir” şeklinde belirtilmiştir (Osman Erbil Başvurusu).

Kolluk görevlilerinin, görevini yaparken direnişle karşılaşması hâlinde bu direnişi kırmak amacıyla ve direnişi kıracak ölçüde; fiilî bir saldırının varlığı hâlinde ise meşru savunma kapsamında zor kullanma yetkisine sahip oldukları, bununla birlikte kuvvet kullanımının yalnızca zorunlu hâllerde başvurulabilecek bir yol olduğu ve başvurulacak gücün ölçülü ve kademeli olması gerektiği AYM tarafından kabul edilmektedir. Kuvvet kullanımının orantılılığına dair kişiselleştirme yapılması ve kişinin kendi davranışından veya tutumundan dolayı fiziksel güce başvurulması kesinlikle zorunlu hâle gelmedikçe bu neviden fiillerin prensip olarak ihlal oluşturacağı gözetilerek kuvvet kullanımının genele değil hedefe yönelik olması gerekmektedir (Alp Altınörs Başvurusu).

Toplumsal olaylara kuvvet uygulanması halinde, müdahaleye neden olan davranışları sergilemeyen göstericiler ile özellikle 3. kişilerin bu müdahaleden etkilenmemesi için gerekli özenin gösterilmesi gerekmektedir. Bu durum özellikle basınçlı su, göz yaşartıcı gaz ve spreyler gibi yöntemlerin kullanıldığı müdahaleler yönünden önemlidir. AYM birçok kararında, toplumsal bir olayda yaşanan kargaşa ortamında kolluk görevlilerinin kontrollü hareket etme ve müdahaleyi gerektiren duruma yol açan kişiler dışındakilerin müdahaleden mümkün olduğunca etkilenmemesi için gerekli tedbirleri alma yükümlülükleri bulunduğunu belirtmektedir (İbrahim Akan; Alp Altınörs Başvuruları).

Bu noktada, toplumsal olaylarda kuvvet kullanımının orantısız olması halinde, AİHM ve AYM’nin toplanma hakkı yanında kişi güvenliği, kötü muamele ve yaşam hakkı gibi diğer yönlerden de müdahaleyi değerlendirdiğini ve bu yönlerden de hak ihlali kararı verebildiğini belirtmekte fayda görüyoruz.

Uygulanan kuvvet kullanımının meşru olup olmadığını belirlemede, kuvvet kullanmadan önce göstericilerin şiddete başvurup başvurmadığı, şiddetin grubun geneline yaygın olup olmadığı, sadece şiddete yönelen gruba kuvvet kullanılmasının yeterli olup olmayacağı, yakalama, gözaltı işlemi ya da kuvvet kullanımına muhatap olan kişilerin şiddet içeren davranışlar gösterip göstermediği gibi hususlar önemli göstergeleri oluşturmaktadır.

Bir toplantı ve gösteri yürüyüşünün kanuna uygun başlayıp sonradan kanuna aykırı hale gelmesi hali ile baştan itibaren kanuna aykırı olması halindeki dağıtma prosedürü birbirinden farklılık göstermektedir. Bu farklılıklar ve izlenmesi gereken prosedür TVGYK’nun 24. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

TVGYK kolluğa, toplantı ve gösteri yürüyüşü kanuna uygun başlayıp sonradan kanuna aykırı hale gelmiş olsa bile, güvenlik kuvvetlerine karşı fiili saldırı veya mukavemette bulunulması ya da güvenlik kuvvetlerinin korudukları yerlere ve kişilere karşı fiili saldırıda bulunulması halinde kanunda öngörülen prosedür uygulanmadan ve ihtar yapılmadan zor kullanılarak müdahalede bulunulup dağıtma yetkisini de vermiştir (TVGYK m. 24/3).

Toplantı ve gösteri yürüyüşüne TVGYK’nın 23/b maddesinde sayılan silah, araç, alet veya maddeler veya sloganlarla katılanların bulunması halinde, bu kişilerin güvenlik kuvvetlerince alandan uzaklaştırılarak toplantı ve gösteri yürüyüşüne devam edilmesi, bununla birlikte bu kişilerin sayıları ve davranışlarının toplantı veya gösteri yürüyüşünün kanuna aykırı addedilerek dağıtılmasını gerektirecek derecede yoğun olması halinde toplantı ve gösteri yürüyüşüne müdahalede bulunularak dağıtma işlemi yapılabileceğine de kanuni düzenlemede yer verilmiştir (TVGYK m.24/4).

Kanuni düzenlemelere göre, ister kanuna uygun başlayıp sonradan kanuna aykırı hale dönüşsün isterse baştan itibaren kanunsuz olsun –TVGYK 24/3. madde saklı kalmak kaydıyla- topluluğa yapılan ihtardan sonra makul süre verilerek topluluğun dağılması beklenmelidir. Toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapıldığı yerin fiziki özellikleri, konumu, katılımcı sayısı gibi hususlar gözetilerek makul sürenin ne kadar olacağı belirlenmeli ve bu süre göstericilere alanı boşaltmaları imkanını sağlayacak yeterlilikte olmalıdır.

Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin kuvvet kullanılarak dağıtılmasının şartlarının oluşması halinde, kuvvet kullanımının kademeli olması en temel esası oluşturmaktadır. Kademeli güç kullanımın esasları, Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun (PVVSK) 16. ve Polis Çevik Kuvvet Yönetmeliği’nin (PÇKY) 4. maddesinde düzenlenmiştir. PVSK’ya göre, kolluk zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet (direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullanılan bedenî güc), maddî kuvvet (direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullanılan kelepçe, cop, basınçlı ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçları) ve kanunî şartları gerçekleştiğinde ateşli silah kullanılabilme yetkisine sahiptir.

PÇKY’nin 4. maddesinde ise, zor kullanma; kanunsuz toplu hareket haline gelen bir toplumsal olayın etkisiz hale getirilmesi veya önlenmesi veya dağıtılması için; toplu hareketin niteliğine veya dağıtma sırasında meydana gelen cebir ve şiddet veya saldırı veya direnişin derecesine ve gereğine göre kademeli şekilde artan ölçüde bedeni kuvvet, maddi güç ve silah kullanılması hali olarak tanımlanmıştır.

---

>> TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI VE BU HAKKA KAMU MÜDAHALESİNİN SINIRLARI - 1

---

>> TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI VE BU HAKKA KAMU MÜDAHALESİNİN SINIRLARI - 2

---

>> TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI VE BU HAKKA KAMU MÜDAHALESİNİN SINIRLARI - 3

---

>> TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI VE BU HAKKA KAMU MÜDAHALESİNİN SINIRLARI - 4

-----------------

* Bu çalışma yazarın “Toplumsal Olaylarda Adli Sorunlar” (Kara, Eyüp, Toplumsal Olaylarda Adli Sorunlar, Adli Bil. ve Kriminalistik Ansiklopedisi, 7. Cilt, s. 3639-3656, Adalet Yayınevi, 2023) adlı makalesinden yararlanılarak hazırlanmıştır.

Atıf yapılan kararlar:

Alp Altınörs Başvurusu, https://www.hukukihaber.net/sorusturma-veya-kovusturmanin-makul-surede-sonuclandirilmasi-kotu-muamele-yasagina-dair-usuli-yukumlulukler

Osman Erbil Başvurusu, https://www.hukukihaber.net/aymnin-20132394-basvuru-numarali-karari