GİRİŞ:
Günümüzde, devletler ve toplumlar için en önemli tehditlerden birisi uyuşturucu-uyarıcı maddelerdir. Sadece kullanıcının hayatını karartmakla kalmayıp toplumu, kamu düzenini ve halk sağlığını da tehdit etmektedir. Çeşitli BM raporları ve akademik çalışmalar, küresel uyuşturucu ticaretinin yıllık parasal hacminin ortalama 400 milyar dolar ile 500 milyar dolar arasında olduğunu tahmin etmektedir. Bu, birçok ülkenin gayri safi yurt içi hasılasından (GSYİH) daha büyük bir meblağdır. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC), Dünya Uyuşturucu Raporlarında (World Drug Report) 2023’te dünya genelinde yaklaşık 316 milyon kişinin (15-64 yaş aralığında) uyuşturucu madde kullandığını bildiriyor. Bu, 2013’e kıyasla %28’lik bir artışı temsil ediyor. Bu 316 milyon kişinin dağılımında en yaygın madde kenevir; yaklaşık 244 milyon kişi. Onu sırasıyla opioidler (61 milyon), amfetamin-türleri (30.7 milyon), kokain (25 milyon) ve ekstazi (21 milyon) izliyor. Rapor aynı zamanda ‘kayıtlı olarak’ üretilen (dünya çapında 3708 ton) ve yakalanan (2270 ton) kokain miktarının da şimdiye kadarki en yüksek seviyelere ulaştığını belirtiyor. Laboratuvar ortamında üretilen ‘sentetik’ uyuşturucuların ise rekor seviyelerde ele geçirildiği belirtiliyor. Ülkemizde ise Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü 2025 yılı için bir rapor yayınlamıştır. Buna göre Türkiye’de 2024 yılında uyuşturucudan kaynaklı toplam ölüm sayısı 427 olarak açıklanmıştır. Bu sayı, bir önceki yıla göre yaklaşık %42 oranında bir artışa işaret etmektedir. Bunun dışında Ülkemizde 2023 yılında 251.851 uyuşturucu bağlantılı olay yaşanmıştır.2024 yılında ise 309.028 uyuşturucu bağlantılı olay yaşanmıştır.
Bu sayılar, küresel ve ulusal uyuşturucu sorununun artan boyutlarda kamu sağlığını tehdit ettiğini göstermektedir. Ülkenin potansiyelli genç kesimini pasifize ettiği ve daha da ötesinde suça teşvik ettiği için uyuşturucu sorunu aynı zamanda bir kamu düzeni sorunudur. Ancak verilerden de anlaşılacağı üzere sektör her sene büyümektedir. Ülkemiz; uyuşturucu-uyarıcı maddelerle mücadele için uluslararası organizasyonlarda yer almış, kolluk içinde özel birimleri kurmuş, yasal düzenlemeler getirmiştir. Ülkemizin tarafı olduğu “1961 tarihli Uyuşturucu Maddeler Tek Sözleşmesi”, “1971 tarihli Psikotrop Maddeler Sözleşmesi” ve “1988 tarihli Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi” de iç hukukumuzun birer parçasıdır. Anayasa’nın 90. maddesi çerçevesinde usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir (Anayasa, m. 90/5).1 Türk Ceza Kanununda ise uyuşturucu maddelere ilişkin suçlar; TCK’nın İkinci Kitap, Topluma Karşı Suçlar başlıklı Üçüncü Kısım, Kamu Sağlığına Karşı Suçlar başlıklı Üçüncü Bölümünde188 ilâ 192. maddeleri arasında belirtilmiştir. Bu makalede TCK’nın uyuşturucuya ilişkin maddeleri Yargıtay kararları ışığında değerlendirilecektir.
I. UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE İMAL VE TİCARETİ SUÇU
(TCK M. 188)
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti
Madde 188- (1) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve ikibin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı fiilinin diğer ülke açısından ithal olarak nitelendirilmesi dolayısıyla bu ülkede yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmı, Türkiye'de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılacak yargılama sonucunda hükmolunan cezadan mahsup edilir.
(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz.
(4) a) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, bazmorfin, sentetik kannabinoid ve türevleri, sentetik katinon ve türevleri, sentetik opioid ve türevleri veya amfetamin ve türevleri olması,
b) Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi,
hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
(6) Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır. Ancak, verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.
(7) Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, sevk eden, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, sekiz yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(8) Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Uyuşturucu-Uyarıcı Maddenin Kapsamı:
Uyuşturucu veya uyarıcı madde, uygulamada ve TCK’da veya bir başka kanunda sınırları çizilmiş bir şekilde belirli maddeler değildir. Türkiye’nin 1995 yılında onayladığı 1988 tarihli Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı BM Sözleşmesi m. 1/n’de ‘‘1961 tarihli Uyuşturucu Maddeler Tek Sözleşmesinin ve 1961 Uyuşturucu Maddeler Tek Sözleşmesinde Değişiklik Yapan 1972 Protokolü ile Değiştirilmiş 1961 tarihli Uyuşturucu Maddeler Sözleşmesinin 1 ve 2 numaralı Cetvellerinde yer alan doğal veya yapay her türlü madde’’ uyuşturucu madde olarak tanımlanmıştır. 3298 sayılı kanunun 4/1. maddesinde hangi maddelerin uyuşturucu sayılacağı konusunda sınırlayıcı olmayan bir düzenlemeye yer verilmiştir. Buna göre ‘‘ham afyon, hazırlanmış afyon, tıbbi afyon ve bunların müstahzarları Türk Ceza Kanununun uygulanmasında uyuşturucu maddelerden sayılır’. Ancak bu tanım nelerin uyuşturucu madde sayılacağı konusunda sınırlayıcı olmayan bir düzenleme getirmektedir. Her gün sayıları ve çeşitleri giderek artan uyuşturucu maddeleri belirli bir tanım içine sıkıştırmak mümkün görünmemektedir.2 Bununla birlikte günümüzde klasik narkotik maddeler yanında tutku yapan
‘‘psikotropik’’(yapay) maddelerin de uyuşturucu madde sayılacağı konusunda görüş birliği bulunmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü uyuşturucu maddelerin belli özelliklerini ortaya koymak için şu tanımı geliştirmiştir: ‘‘Bitkisel veya sentetik menşeli olup merkezi sinir sistemini etkileyerek fizik ve veya psişik bağımlılık hallerine yol açan ve bazı hallerde tek konulu ve diğer bazı hallerde ise aynı kişinin değişik uyuşturucu kullanması gibi çift konulu tutku yaratan bütün maddeler uyuşturucu madde sayılırlar’’ 3 Yunanca Narke(uyku) kelimesinden türetilen narkotik(uyuşturucu madde) sözcüğü ile, uyuşturucu, sarhoş edici, keyif, tutku ve uyanıklık verici, tahrik edici doğal ve yapay maddeler anlaşılmaktadır.4
Uygulamada bir maddenin uyuşturucu niteliği taşıyıp taşımadığı konusunda duraksama ortaya çıktığı takdirde, bilirkişi aracılığıyla maddenin bu nitelikte olup olmadığı belirlenmeye çalışılmaktadır. 5
A: Korunan Hukuksal Yarar
Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçu, ‘‘kamunun sağlığına karşı suçlar’’ başlığı altında düzenlenmiştir. Bu nedenle bu suçla korunmak istenen hukuksal yarar ‘‘kamunun sağlığıdır’’. Bu suçun cezalandırılabilmesi için bir zarar veya tehlike neticesinin ortaya çıkması aranmadığından, bu suçlar soyut tehlike suçu niteliğindedir.
B: Fail-Mağdur
Gerek uyuşturucu madde imal, ithal, ihracı ve gerekse de diğer ticaret suçlarının faili herhangi bir kimse olabilir. Bununla birlikte, failin bazı meslek guruplarına dahil bir kişi olması cezayı ağırlaştırıcı bir neden sayılmıştır. (TCK m.188/8)
Ayrıca bu suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi durumunda, Tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. (TCK m.189)
C: Nitelikli Haller
Uyuşturucu maddenin niteliğine bağlı nitelikli haller (TCK m. 188/4-a)
TCK m. 188/4/a’ya göre uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçlarında uyuşturucu maddenin ‘ ‘eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoid ve türevleri veya bazmorfin’’ olması nitelikli haldir.6 Nitelikli halin dayanağı, sayılan uyuşturucu maddelerin sağlık için daha büyük zarar ortaya çıkarmasıdır. Bağımlılık yaratmadığı ve diğer uyuşturucu maddelerle aynı derecede yıkıcı etki yaratmadığı yönünde ileri sürülen esrarın, TCK’da eroin, kokain, baz morfin ve morfin gibi sert uyuşturucu maddeler sınıfına dahil edilmeyerek, bunlar kadar ağır bir ceza ile cezalandırılmasının önüne geçilmiştir.
Birden fazla fail yakalanmış ve bunların sadece bir kısmında bu fıkraya giren uyuşturucu ele geçirilmişse, diğer faillerin nitelikli hale giren maddeyle ilgileri saptanmadığı sürece, bunlar hakkında m.188/4’ün uygulanması mümkün değildir. 7
a): Suçun En Az Üç Kişi Tarafından Birlikte veya Bir Örgütün Faaliyeti Çerçevesinde İşlenmesi (TCK m.188/5):
Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
Suçun, bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesinin nitelikli hal sayılmasının gerekçesi, suçun işlenmesindeki kolaylık ve bununla mücadelede ortaya çıkan güçlüktür. Uyuşturucu madde ticareti amacıyla örgüt kurma, bunları yönetme ve üye olma, suç işlemek için örgüt kurma suçundan dolayı cezalandırılır. (TCK m.220) Failin bu suçtan dolayı cezalandırılabilmesi için, ayrıca uyuşturucu madde ticareti suçunun da işlenmiş olmasına gerek yoktur. Birden çok kişi uyuşturucu madde ticareti suçunu işlemek için örgüt kurduktan başka ayrıca uyuşturucu madde ticareti suçunu da işleyecek olursa, bu durumda hem TCK m.220 uyarınca örgüt kurma suçundan cezalandırılacak, hem de ayrıca TCK m. 188/5’teki nitelikli hal uygulanacaktır. 8
b): Suçun Sağlık Mesleğinde Çalışanlar Tarafından İşlenmesi (TCK m. 188/8)
Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Fıkrada sayılan meslekleri icra edenler; meslekleri ve bilgileri gereği, bu maddeleri üretebilme yeteneğine sahiptirler. Ayrıca bu meslekler, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarının işlenmesinde kolaylık sağlarlar. Fıkrada yer alan sıfatları taşımayan veya bu sıfatları taşıyan kişilerin yanında yardımcı eleman olarak bulunan kimseler tarafından suçun işlenmesi hâlinde, bu kişiler hakkında nitelikli hâlden ceza sorumluluğu gündeme gelmeyecektir. Bahsi geçen meslek sahiplerinin cezalandırılmaları için resmi bir kurumda görev yapmaları zorunlu değildir. Özel bir kuruluşta ya da serbest olarak çalışabilirler. Bununla birlikte failin suç tarihinde bu mesleklerden birini fiilen yapmakta olması zorunludur. Yani mesleğini icra eden şahsın eylemi işlediği sırada o işle iştigal etmeye devam etmesi, emekli olduktan veya mesleği bıraktıktan sonra fiili işlememesi gerekmektedir. TCK m.188/8’de sayılan sıfatları taşıyanlar, temas ettikleri uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri görevlerinden kaynaklanan mesleğin icrası dışında kullanarak, imal, ithal veya ihraç fiillerini işlemek suretiyle değerlendirdiklerinde, TCK m.188/8 uyarınca ceza miktarlarında artırım yapılacaktır.
Bununla birlikte, bu meslekleri icra eden kişilerin TCK m.188/1’de sayılan eylemleri işlemesi veya suça katılması hâllerinde doğrudan TCK m.188/8 kapsamına dâhil edilmemelidir. Örneğin bir doktorun, mesleğin getirdiği avantajı kullanmaksızın, halk tabiriyle “sade bir vatandaş” gibi uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi ithal ederek ülke içinde tedavüle sokulmasına sebebiyet vermesi veya uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi yurt dışına bir tırın gizli bir yerine yerleştirmek suretiyle göndermesi TCK m.188/8 hâli olarak değerlendirilmemelidir; zira burada fiillerin, failin doktor olmasının sağladığı kolaylıkla işlenmesi gibi bir durum bulunmamaktadır. Ancak doktor, mesleğinin sağladığı kolaylıkla uyuşturucu maddeyi getirttiği durumda TCK m.188/8’de yer alan cezayı artıran hâlin tatbiki yoluna gidilecektir. 9
c): Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Verilen Veya Satılan Kişinin Çocuk Olması (TCK m. 188/3)
‘‘…Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz.’’
Bu nitelikli hal 6545 s. K ile 2014 yılında kanuna eklenmiştir. Maddenin verilme veya satılma anındaki yaşa göre değerlendirme yapılır.
d): Suçun Belirli Yerlerde İşlenmesi (TCK m.188/4-b)
Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi, hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Kanun koyucunun buradaki amacı hassas grupları korumak; kullanım ve ticaretin sosyal mekanlardan uzak kalmasını sağlamaktır. Nitelikli hal, Türk Ceza Kanununa 27/03/2015 tarihinde eklenmiştir.
D: Suçun Manevi Unsurları:
Uyuşturucu madde imal, ithal, ihraç suçlarının oluşması için genel kast yeterli olup başkaca herhangi bir saik aranmamıştır. Bununla birlikte bu suçun ‘uyuşturucu madde kullanmak maksadıyla bulundurma suçundan’ (TCK m.191) ayrılması bakımından, failin uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi ticari amaçla mı, yoksa kendi kullanımı için mi yanında bulundurduğu önemlidir. Failin uyuşturucu maddeyi hangi maksatla yanında bulundurduğu kişinin iç dünyasına ait bir olgu olduğu için, bazı dış belirtilerden yararlanmak suretiyle kastın belirlenmesi gerekir. 10
Bu noktada;
Uyuşturucunun miktarı
Sanığın uyuşturucu bağımlısı olup olmaması,
daha önce uyuşturucu madde ticaretinden mahkum edilmiş bulunması,
failin ele geçiriliş biçimi,
maddenin bulundurulduğu yer,
bulundurma şekli,
failin ekonomik durumu,
failin belirli bir işinin ve gelirinin olup olmaması gibi faktörler gözetilerek failin kastı tespit edilmeye çalışılır.
E: Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Suçlarında Kişisel Kullanım Amacının Belirlenmesi:
a): Failin Hareketleri:
Failin dışa yansıyan davranışları suçun manevi unsurunun tayininde önemlidir. Şayet, suça konu madde, kullanmak için alınmış ise ortada uyuşturucu madde ticareti yoktur. Ancak, düşük miktarda bir uyuşturucu madde söz konusu olsa dahi fail, kazanç sağlamak amacıyla bunu satın almış ise fiil, uyuşturucu madde ticaretini oluşturacaktır. Failin sırf ticari amaçla hareket etmesi; bu doğrultuda uyuşturucu maddeyi satın alması, bulundurması, depolaması uyuşturucu madde ticaretinin oluşması için yeterlidir.
Failin, fiili hâkimiyeti altında bulundurduğu uyuşturucu maddeyi satmaya yönelik potansiyel alıcılara ulaşma gayretleri ticarete yönelik hareketlerdir. Bu durumda teşebbüs edilmiş bir fiilden değil, tamamlanmış bir suç tan bahsedilmelidir. Esasen, bu tür davranışlar satışa arz mahiyetindedir. Bu manada, failin uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi satabileceği pazarlar araması, bu amaçla suç mahallerini keşfetmesi, gelir kaynakları ile ilgili araştırmalar yapması, sorular sorması, satışa ilişkin anlaşmalar yapması, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin pazarlanması, saklanması ve depo edilmesi için yer kiralaması gibi hareketler ticari maksada yönelik hareketlerdir. Keza, failin kazanç sağlamak amacıyla, sahip olduğu uyuşturucu maddelerin sevk ve naklinde kullanılmak üzere araç, donanım, eleman (kurye) temin etmesi de bu yönde hareketlerdir 11
b): Uyuşturucu veya Uyarıcı Maddenin Bulundurulduğu Yer ve Bulundurulma Şekli
Yargıtay uygulamasında uyuşturucu veya uyarıcı maddenin bulundurulduğu yer ve bulundurulma şekli kullanma amacının belirlenmesinde göz önünde bulundurulan bir diğer ölçüttür. Kullanmak için uyuşturucu madde bulunduran kişiler genellikle bu maddeleri rahatlıkla erişebilecekleri yerlerde muhafaza ederler. Maddenin ele geçirilme biçimi bu nedenle önemlidir. Bu anlamda uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ayrı bir depoda, söz gelimi samanlıkta ya da depodaki balyaların altında bulundurulması halinde kullanma maksadının olmadığı ileri sürülebilir. Keza bu madde veya maddelerin kahvehane, bar, bilardo salonu, internet kafe veya bir okul kantini işleten failin masasının çekmecesinde ele geçirilmesi halinde bulundurmanın kullanma amacı ile olmadığı kabul edilebilir. Benzer şekilde failin köylü garajı, eğlence merkezleri veya restoran gibi kalabalık ortamlara girerken veya park ve gezi yerleri, üniversite kampüsleri veya okul önünde yakalanması failin amacının belirlenmesinde göz önünde bulundurulmaktadır. 12 Ele geçirilen uyuşturucu veya uyarıcı maddenin özenle hazırlanmış çok sayıda küçük paketlerden oluşması, bu maddelerin yanında paketleme makinesi, hassas terazi, tartı gibi aletlerin bulunması 13 bilhassa bu aletlerde uyuşturucu madde kalıntılarının tespit edilmesi, keza uyuşturucu veya uyarıcı maddenin paketlenmesi için özel olarak hazırlanmış kâğıt parçaları, şeffaf poşet vb. malzemelerin elde edilmesi önemlidir 14 Örneğin, Yargıtay sanığın montunun sol dış cebinde bulunan poşette bir kısmı plaka, bir kısmı toz hâlinde ve ayrı ayrı şeffaf poşetler içerisindeki uyuşturucu maddenin toplam 17 parça ve her bir şeffaf poşetteki esrar gramajlarının yaklaşık aynı miktarlarda olması sebebiyle failin amacının kullanma olmadığına karar vermiştir.
(Yargıtay CGK, 22.11.2018, 10-723/562)
c): Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanma Alışkanlığı:
Yargıtay kararlarında failin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma alışkanlığı; satın alma, kabul etme veya bulundurma amacını ortaya koymak bakımından önemlidir. Fail hakkında uyuşturucu madde kullanması sebebiyle soruşturma yapılması, hakkında tedbire hükmedilmesi, failin uyuşturucu madde bağımlısı olması uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kullanma amacıyla satın alındığı, kabul edildiği veya bulundurulduğuna delil teşkil edebilir. Bu anlamda failin kan ve idrar tetkiklerinde uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımına ilişkin bulguya rastlanması kullanma amacının varlığına yönelik bir delildir.
Başkaca bir delilin bulunmadığı durumlarda failin madde bağımlılığı, kullanma amacı lehinde bir durum olarak değerlendirilmelidir. 15
d): Failin Ekonomik Durumu:
Failin ekonomik durumunda hareketlilik görülmesi uyuşturucu veya uyarıcı maddenin hangi amaçlarla satın alındığı, kabul edildiği veya bulun durulduğu hususunu değerlendirmede yardımcı olabilir. Failin ekonomik durumunda normalin dışında hesap hareketlerinin bulunması, failin harcama eğiliminde radikal değişiklikler meydana gelmesi ticari amacın varlığına delil teşkil edebilir.
Bu anlamda failin daha önce uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma suçundan hükümlü olup olmadığı ve failin geçimini ne ile sağladığı da önemlidir.
Failin ekonomik durumu ve uyuşturucu veya uyarıcı maddenin miktarı ile bağlantılı olarak ele geçirilen maddenin piyasa değerinin gözetilmesi mümkündür. Miktarın yüksek olduğu veya failin ekonomik durumu ile uyumsuz olduğu hallerde ticari bir maksatla hareket edildiği yönünde bir değerlendirme yapılabilir. Ancak, sokak değeri her zaman sağlıklı sonuçlar vermeyebilir. Niteliği gereği konusu suç teşkil eden bir alım satımın veya tedarikte bulunmanın gerçek bir piyasa değerinden bahsetmek mümkün değildir. Bu durum kişiden kişiye, bölgeden bölgeye farklılıklar gösterebilir. 16
e: Uyuşturucu veya Uyarıcı Maddenin Miktarı
Hukukumuzda uyuşturucu maddenin miktarı ile orantılı bir nitelikli hal bulunmamaktadır. Kanun koyucu, uyuşturucu maddenin türüne göre bir nitelikli hal kabul etmiştir. Maddenin miktarı ise cezanın bireyselleştirilmesinde dikkate alınmaktadır. Uygulamada uyuşturucu veya uyarıcı maddenin miktarının fazla olduğu hallerde ceza miktarı asgari hadden ayrılmak suretiyle belirlenmektedir.
Yargıtay uygulamasında kişisel kullanım miktarı ile ilgili doğrudan bir tespite rastlanılmamaktadır. İzinsiz Hint keneviri ekme suçu ile ilgili kök sayısı itibarıyla bir belirleme yapılmasına rağmen, TCK m. 188/3 bakımından böyle bir durum söz konusu değildir. Ancak, Yargıtay kararlarından hareketle uyuşturucu veya uyarıcı maddenin türü ve miktarı ile ilgili bazı açıklamalarda bulunulabilir. 17
Yargıtay kararlarında kişisel kullanım amacının belirlenmesinde, kesin bir ölçüt olmamakla beraber, ortalama olarak bir kişinin kullanabileceği bir doz esrar miktarının 0.5 gram ve günlük doz sayısının en fazla 4 ila 6 doz olduğu ifade edilmiştir. Bir doz eroin miktarının 10 mg ve günlük doz sayı sının ise 4 ile 6 arasında olabileceği, buna göre ortalama bir insanın bir günde tüketebileceği esrar miktarının 3 gram, eroin miktarının ise 60 mg olduğu belirtilmiştir 18. Bu miktarlar ele geçirilen maddenin daralı ağırlığı yerine içerdiği etken madde itibarıyla belirlenmelidir. Buna göre maddenin net miktarları üzerinden kişisel kullanım sınırı tespit edilmelidir. 19 Ancak, daralı ağırlığın Yargıtay kararlarında tamamıyla göz ardı edildiğinden söz edilemez. Diğer delillerle birlikte buna da önem verilmektedir. 20
Yargıtay önceki uygulamalarında kişisel kullanım miktarının belirlenmesinde “1 yıllık kullanım miktarını” esas almaktaydı.21 Son yıllarda verilen kararlarda bu ölçüt yerine somut olayın özelliklerine göre belli bir zaman dilimi içinde sanık tarafından tüketilebilecek miktar esas alınmaktadır.22 Uygulamada kişisel kullanım miktarının belirlenmesinde failin ikametinden ayrıldığı, şehir dışına çıktığı hallerde orada geçireceği süre dikkate alınmaktadır. Sözgelimi, Yargıtay bir haftalık tatil için 10 gram eroin maddesini üzerinde bulunduran failin amacının kullanma olmadığına, failin bulundurduğu miktarın tüketmesi muhtemel miktarın çok üzerinde olduğuna karar vermiştir23. Keza, failin kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde ile satın almanın gerçekleştiği veya ikamet ettiği şehir dışında başka bir yerde yakalanması Yargıtay kararlarında dikkate alınmaktadır. Failin başka bir şehirde yakalanmış olması kazanç sağlama amacının bulunduğuna delil teşkil etmektedir.24
F: İlgili Yargıtay Kararları
a) Ceza Genel Kurulu - Karar: 2019/114
Uyuşturucu madde ticareti suçu ile uyuşturucu madde kullanma suçu arasındaki fark nedir?
Sanıktan ele geçirilen sentetik kannabinoid türü uyuşturucu maddenin ayrı ayrı paketler içerisinde toplam 13 parça hâlinde olması, her bir paketteki uyuşturucu madde gramajlarının yaklaşık aynı miktarlarda bulunması, sanığın bu maddelerle akşam saatlerinde arkadaşı olan tanık M. ile birlikte sokakta motosiklet ile gezerken yakalanması karşısında; sanığın, suç konusu uyuşturucu maddeyi kullanmak için satın aldığına ilişkin savunmasına itibar edilemeyeceğinden, ticaret amacıyla bulundurduğunun kabulü gerekmektedir.
Uyuşturucu madde bulundurma eyleminin, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu mu, yoksa uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu mu oluşturduğunun tespitinde belirgin rol oynayan husus, bulundurmanın amacıdır. Ceza Genel Kurulunun 06.03.2012 tarihli ve 387-75 sayılı, 20.02.2018 tarihli ve 10-57 sayılı, 22.11.2018 tarihli ve 723-562 sayılı kararları başta olmak üzere bir çok kararında da belirtildiği üzere, uyuşturucu madde bulundurmanın, hangi maksada matuf olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken ve öğreti ile uygulamada da kabul görmüş olan bazı kriterler bulunmaktadır. Bunlardan ilki; failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediğidir.
İkinci kriter, uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimidir. Kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde, örneğin genellikle evinde veya iş yerinde bulundurmaktadır. Buna karşın uyuşturucunun ev veya iş yerine uzakta, çıkarılıp alınması güç ve zaman gerektiren depo, mağara, samanlık gibi bir yere gizlemesi kullanma dışında bir amaçla bulundurulduğunu gösterebilir. Yine, uyuşturucunun çok sayıda özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler hâlinde olması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yerde veya yakınında, hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli belirtilerdir.
Üçüncü kriter de, bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşit ve miktarıdır. Uyuşturucu madde kullanan kimse genelde bir ya da benzer etki gösteren iki değişik uyuşturucu maddeyi bulundurur. Bu nedenle değişik nitelikte ve farklı etkileri olan eroin, kokain, esrar ve amfetamin içeren tabletleri birlikte bulunduran sanığın bunları satmak amacıyla bulundurduğu kabul edilebilir. Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine göre değişiklik göstermekle birlikte, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir. Esrar kullanma alışkanlığı olanların bunları göz önüne alarak, birkaç aylık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri de adli dosyalara yansıyan ve bilinen bir husustur. Buna göre, esrar kullanan faillerin olağan sayılan bu süre içinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları hâlinde, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir.
Öte yandan, amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” şeklinde, Latincede ise “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi hâlinde uygulanabileceği gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimalile değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimalile dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konuları birlikte değerlendirildiğinde;
31.05.2013 tarihinde saat 20.30 sıralarında B. Mahallesi E. Sokak üzerinden D. Caddesi istikametine seyir hâlinde olan ekiplerin, karşı istikametten gelen sanık S.G.’nin kullandığı, tanık M.’nin de bulunduğu motosikleti anons etmek suretiyle durdurdukları, sanığın başındaki kaskı çıkarıp motosikletin üzerine koyduğu sırada kaskın içerisine bir poşet bıraktığının görülmesi üzerine poşetin içerisinden 13 paket hâlinde uyuşturucu madde ele geçirildiği anlaşılan olayda; sanıktan ele geçirilen sentetik kannabinoid türü uyuşturucu maddenin ayrı ayrı paketler içerisinde toplam 13 parça hâlinde olması, her bir paketteki uyuşturucu madde gramajlarının yaklaşık aynı miktarlarda bulunması, sanığın bu maddelerle akşam saatlerinde arkadaşı olan tanık M. ile birlikte sokakta motosiklet ile gezerken yakalanması karşısında; sanığın, suç konusu uyuşturucu maddeyi kullanmak için satın aldığına ilişkin savunmasına itibar edilemeyeceğinden, ticaret amacıyla bulundurduğunun kabulü gerekmektedir.
Öte yandan, kendisinden ayrı ayrı kâğıda sarılı paketlerde, satışa hazır ve 13 parça hâlinde uyuşturucu madde ele geçirilen sanığın, uyuşturucu madde kullandığını açıklaması nedeniyle, hakkında ayrıca “Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan dava açılmış ise de uyuşturucu madde kullanımının teknik yöntemlerle saptanmadığı da dikkate alındığında, suç konusu uyuşturucu maddeyi içmek için bulundurduğuna yönelik savunmasının, uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu gizlemeye ve bu suçun cezasından kurtulmaya yönelik olduğunun, bu bağlamda kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun sübut bulmadığının kabulü gerekmektedir.
b) Ceza Genel Kurulu 2017/723 E. , 2018/562 K.
Üzerindeki montunun sol dış cebinde bulunan poşette bir kısmı plaka, bir kısmı ise toz hâlinde ve ayrı ayrı şeffaf poşetler içerisinde toplam 17 parça hâlinde suç konusu esrarların ele geçirilmesi, her bir şeffaf poşetteki esrar gramajlarının yaklaşık aynı miktarlarda olmaları nedeniyle sanığın suç konusu uyuşturucu maddeleri ticaret amacıyla bulundurulduğunun kabulü gerekmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” başlıklı 188. maddesinin suç ve hüküm tarihininde yürürlükte bulunan 3. fıkrası; “Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, beş yıldan onbeş yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” biçiminde olup, madde gerekçesinde de vurgulandığı gibi üçüncü fıkrada, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticaretine ilişkin çeşitli fiiller, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Buna göre; uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satışı, satışa arzı, başkalarına verilmesi, sevk edilmesi, nakli, depolanması ya da kazanç amacıyla satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması, bir ve ikinci fıkralara göre ayrı bir suç oluşturmaktadır. Fıkradaki suçun oluşabilmesi için maddede belirtilen seçimlik hareketlerden herhangi birisinin yapılmış olması gerekir.
Aynı Kanun’un “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak” başlıklı 191. maddesinin suç ve hüküm tarihininde yürürlükte bulunan 1. fıkrası ise; “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş olup, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak fiilleri suç olarak tanımlanmıştır. Uyuşturucu madde bulundurma eyleminin, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu mu, yoksa uyuşturucu madde ticareti suçunu mu oluşturduğunun tespitinde belirgin rol oynayan husus, bulundurmanın amacıdır. Ceza Genel Kurulunun 06.03.2012 tarihli ve 387-75 sayılı ile 20.02.2018 tarihli ve 10-57 sayılı kararları başta olmak üzere bir çok kararında da belirtildiği üzere, uyuşturucu madde bulundurmanın, hangi maksada matuf olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken ve öğreti ile uygulamada da kabul görmüş olan bazı kriterler bulunmaktadır.
Bunlardan ilki; failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediğidir. İkinci kriter, uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimidir. Kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde, örneğin genellikle evinde veya iş yerinde bulundurmaktadır. Buna karşın uyuşturucunun ev veya iş yerine uzakta, çıkarılıp alınması güç ve zaman gerektiren depo, mağara, samanlık gibi bir yere gizlemesi kullanma dışında bir amaçla bulundurulduğunu gösterebilir. Yine, uyuşturucunun çok sayıda özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler hâlinde olması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yerde veya yakınında, hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli belirtilerdir.
Üçüncü kriter de, bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşit ve miktarıdır. Uyuşturucu madde kullanan kimse genelde bir ya da benzer etki gösteren iki değişik uyuşturucu maddeyi bulundurur. Bu nedenle değişik nitelikte ve farklı etkileri olan eroin, kokain, esrar ve amfetamin içeren tabletleri birlikte bulunduran sanığın bunları satmak amacıyla bulundurduğu kabul edilebilir. Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine göre değişiklik göstermekle birlikte, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir. Esrar kullanma alışkanlığı olanların bunları göz önüne alarak, birkaç aylık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri de adli dosyalara yansıyan ve bilinen bir husustur. Buna göre, esrar kullanan faillerin olağan sayılan bu süre içinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları hâlinde, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir.
Öte yandan, amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” şeklinde, Latincede ise “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi hâlinde uygulanabileceği gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konuları birlikte değerlendirildiğinde;
Yapılan istihbarat çalışmaları sırasında “…. İkiz Sokak içerisinde, 55-60 yaşlarında, kır saçlı, 165-170 cm boylarında, düzgün giyimli, Mustafa isminde bir şahsın uyuşturucu madde sattığı” bilgisine ulaşan ve bahsi geçen yere giderek eşkâl bilgileri belirtilen şahsı beklemeye başlayan görevlilerin, bir süre sonra eşkâle uygun sanığı sokak içerisinde görüp izlemeye ve takip etmeye başladıkları, sanığın sürekli olarak cep telefonu ile görüştüğünü, sokak içerisinde dolaştığını, bir süre sonra bahse konu sokaktan çıkıp yaya olarak hızlı bir şekilde uzaklaşmaya başladığını gördükleri, görevlilerce takibine devam edilen sanığın 500 metre kadar ileride etrafına bakındığını ve tedirgin olduğunun gözlendiği, Akdeniz Caddesi üzerinde bulunan Şenol Güneş Parkı önüne geldiğinde ise aniden hızlandığı görülen sanığın görevlilerce durdurulduğu, yapılan kaba üst yoklamasında montunun sol dış cebinde bulunan poşette toplam 17 parça esrar ele geçirildiği, Erciyes Polis Merkezi Amirliğinde yapılan üst aramasında ise pantolon ve montunun ceplerinde dağınık vaziyette toplam 560 ABD doları ile 1000 Türk Lirası bulunduğu anlaşılan olayda; yapılan istihbarat çalışmaları sonucunda uyuşturucu madde sattığı bilgisine ulaşılan sanığın ismi, yaşı, saç rengi, boyu ve giyimi ile uyuşturucu satışı yaptığı yere ilişkin bilgi elde edilmesi, istihbarat bilgisinin doğruluğunu araştırmak üzere adı geçen yere giden görevlilerin, bir süre sonra edinilen eşkâl bilgisi ile uyumlu olduğu görülen sanığın geldiğini, sürekli olarak cep telefonu ile görüşüp sokak içerisinde dolaştığını görmeleri, sokaktan çıkarak hızlı bir şekilde uzaklaşmaya başladığı görülen ve görevlilerce takibe alınan sanığın sürekli olarak etrafına bakınıp tedirgin olduğunun ve kısa bir süre sonra aniden hızlandığının görülmesi, üzerindeki montunun sol dış cebinde bulunan poşette bir kısmı plaka, bir kısmı ise toz hâlinde ve ayrı ayrı şeffaf poşetler içerisinde toplam 17 parça hâlinde suç konusu esrarların ele geçirilmesi, her bir şeffaf poşetteki esrar gramajlarının yaklaşık aynı miktarlarda olmaları, sanığın görevlilerce görüldüğü İkiz Kardeşler Sokaktan çıkıp yaya olarak uzaklaşması sonrasında durdurulduğu yer olan Şenol Güneş Parkının ikametinin aksi istikametinde olması karşısında; sanığın, suça konu uyuşturucu maddeleri kullanmak için satın aldığına ve evine doğru giderken yakalandığına ilişkin savunmasına itibar edilemeyeceği anlaşıldığından, sanığın suç konusu uyuşturucu maddeleri ticaret amacıyla bulundurulduğunun kabulü gerekmektedir.
Öte yandan, üst yoklamasında ayrı ayrı şeffaf poşetlerde, satışa hazır ve 17 parça hâlinde esrar ele geçirilen sanığın, uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle de saptanmadığı dikkate alındığında, suç konusu uyuşturucu maddeleri içmek için bulundurduğuna yönelik savunmasının, uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu gizlemeye ve bu suçun cezasından kurtulmaya yönelik olduğunun, bu bağlamda kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun sübut bulmadığının kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükümlerinin, sanığın; uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyeti yerine beraatine, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ise beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmelidir.
c) Ceza Genel Kurulu 2018/10 E. , 2018/57 K.
Suç konusu esrarın toplam altı parça hâlinde olması ve poşetlerde ele geçirilen esrar dışındaki diğer esrarların küçük paketçikler şeklinde iki adet folyoya, gazete kağıdına ve beyaz renkli kağıda sarılı olarak özenle hazırlanıp satışa hazır vaziyette bulundurulması karşısında; sanığın suç konusu esrarı kullanmak amacıyla bulundurduğuna ilişkin savunmasının suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu ve eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
5237 sayılı TCK’nun “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” başlıklı 188. maddesinin suç ve hüküm tarihininde yürürlükte bulunan 3. fıkrası; “Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, beş yıldan onbeş yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” biçiminde olup, madde gerekçesinde de vurgulandığı gibi üçüncü fıkrada, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticaretine ilişkin çeşitli fiiller, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Buna göre; uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satışı, satışa arzı, başkalarına verilmesi, sevk edilmesi, nakli, depolanması ya da kazanç amacıyla satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması, bir ve ikinci fıkralara göre ayrı bir suç oluşturmaktadır. Fıkradaki suçun oluşabilmesi için maddede belirtilen seçimlik hareketlerden herhangi birisinin yapılmış olması gerekir.
Aynı Kanunun “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak” başlıklı 191. maddesinin suç ve hüküm tarihininde yürürlükte bulunan 1. fıkrası ise; “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş olup, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak fiilleri suç olarak tanımlanmıştır. Uyuşturucu madde bulundurma eyleminin, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu mu, yoksa uyuşturucu madde ticareti suçunu mu oluşturduğunun tespitinde belirgin rol oynayan husus, bulundurmanın amacıdır. Ceza Genel Kurulunun 15.06.2004 gün ve 107-136 ile 06.03.2012 gün ve 387-75 sayılı kararları başta olmak üzere bir çok kararında da belirtildiği üzere, uyuşturucu madde bulundurmanın, hangi maksada matuf olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken ve öğreti ile uygulamada da kabul görmüş olan bazı kriterler bulunmaktadır.
Bunlardan ilki; failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediğidir. İkinci kriter, uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimidir. Kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde, örneğin genellikle evinde veya iş yerinde bulundurmaktadır. Buna karşın uyuşturucunun ev veya iş yerine uzakta, çıkarılıp alınması güç ve zaman gerektiren depo, mağara, samanlık gibi bir yere gizlemesi kullanma dışında bir amaçla bulundurulduğunu gösterebilir. Yine, uyuşturucunun çok sayıda özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler halinde olması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yerde veya yakınında, hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli belirtilerdir.
Üçüncü kriter de, bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşit ve miktardır. Uyuşturucu madde kullanan kimse genelde bir ya da benzer etki gösteren iki değişik uyuşturucu maddeyi bulundurur. Bu nedenle değişik nitelikte ve farklı etkileri olan eroin, kokain, esrar ve amfetamin içeren tabletleri birlikte bulunduran sanığın bunları satmak amacıyla bulundurduğu kabul edilebilir. Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine göre değişiklik göstermekle birlikte, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir. Esrar kullanma alışkanlığı olanların bunları göz önüne alarak, birkaç aylık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri de adli dosyalara yansıyan ve bilinen bir husustur. Buna göre, esrar kullanan faillerin olağan sayılan bu süre içinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları halinde, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Gaziantep Narkotik Büro Amirliği görevlilerince yapılan istihbarat çalışmaları neticesinde, sanığın evinde yüklü miktarda uyuşturucu madde bulundurduğu bilgisinin elde edilmesi üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığından alınan yazılı arama emri ile sanığın ikametinde yapılan aramada; girişe göre sağ tarafta bulunan odadaki iki ayrı siyah poşet ve aynı oda içindeki minderin altında dört pakette olmak üzere toplam altı parça hâlinde farklı miktarlardaki uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği olayda; uyuşturucu maddelerin aynı oda içerisinde iki ayrı yerde ele geçirilmesi, suç konusu esrarın toplam altı parça hâlinde olması ve poşetlerde ele geçirilen esrar dışındaki diğer esrarların küçük paketçikler şeklinde iki adet folyoya, gazete kağıdına ve beyaz renkli kağıda sarılı olarak özenle hazırlanıp satışa hazır vaziyette bulundurulması karşısında; sanığın suç konusu esrarı kullanmak amacıyla bulundurduğuna ilişkin savunmasının suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu ve eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
d) Ceza Genel Kurulu 2020/327 E. , 2021/145 K.
Uyuşturucu madde satışı camiye 200 metre yakın yerde gerçekleşmişse de uyuşturucunun araç içerisinde umuma kapalı bir şekilde satılması nedeniyle TCK m.188/4-b gereği artırım hükmü uygulanamaz. Ancak, bu durum TCK m.61 gereği cezanın artırılması nedeni yapılmalıdır.
Sanık tarafından tanık …’e yapılan uyuşturucu madde satışı, TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinde belirtilen yerlerden olan ibadethaneye (Çardak Camisi) iki yüz metreden yakın mesafe içinde meydana gelmiş ise de; eylemin “umumi veya umuma açık yer” olarak kabul edilemeyecek olan “araç içerisinde” gerçekleşmesi ve kanun koyucunun düzenlemede açıkça eylemin “umumi veya umuma açık yerlerde” işlenmesini artırım nedeni olarak öngörmüş olması, somut olayda aracın “umuma açık yer” olarak kullanıldığını gösterir bir durumun (Örnek; köfte/kokoreç gibi gıda satışı yapılan bir araç) bulunmaması, söz konusu maddenin düzenlenmesinden hareketle aracın bulunduğu yerin “umumi” yer olduğu kabul edilerek yapılacak bir yorumun ise suç ve ceza içeren hükümlerin neredeyse kıyasa yol açacak şekilde geniş yorumlanması anlamına geleceği ve TCK’nın 2. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesinde belirtilen “…Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.” düzenlemesine aykırılık oluşturacağı gözetildiğinde, sanık hakkında hükmolunan cezadan TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca artırım yapılamayacağının kabulü gerekmektedir.
Öte yandan; TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinde belirtilen madde kapsamında kalan yerlerde gerçekleştiği tespit edilmesine rağmen somut olayda olduğu gibi uyuşturucu madde satışının “umumi veya umuma açık yer” kabul edilemeyecek bir yerde işlendiği anlaşılan durumlarda, TCK’nın 61. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen “suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer” hususları ile TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca öngörülen artırım oranı da gözetilerek temel cezanın belirlenmesi gerektiği de dikkate alınmalıdır.
e) Ceza Genel Kurulu 2017/344 E. , 2020/140 K.
Sanığın hassas terazide kalıntısı tespit edilen eroini “kullanma dışında bir amaçla” bulundurduğuna dair dosya kapsamı itibarıyla somut herhangi bir delil olmadığı gibi terazide tespit edilen eroin bulaşığının ne zaman ve ne şekilde oluştuğuna dair herhangi bir bilginin de bulunmaması dikkate alındığında, uyuşturucu madde ticareti suçu nedeniyle cezalandırılması mümkün değildir.
16.09.2015 tarihinde mahkemeden alınan iletişimin tespiti kararıyla (2) ay süreyle takip edilen, 17.11.2015 tarihinde hakkındaki iletişimin tespiti kararı (1) ay süreyle uzatılan, yakalandığı 23.12.2015 tarihine kadar tespit edilen telefon görüşmelerinden yalnızca 28.09.2015 tarihli iki adet suç unsuru içeren görüşmesi bulunan, hakkındaki teknik araçlarla izleme kararı süresince şüphe uyandıracak herhangi bir eylemi tespit edilemeyen, ikametinde ele geçirilen eroin bulaşıklı hassas teraziyi evinde ve bazende iş yerine götürerek kullandığını söyleyen, adli sicil kaydı itibarıyla kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği anlaşılan ve uyuşturucu madde kullandığını savunan sanığın, üç ayı aşan bir süre takip edilmesine rağmen bu süreçte suç unsuru teşkil edebileceği değerlendirilen 28.09.2015 tarihli görüşmeleri dışında başka herhangi bir görüşmesinin ve teknik araçla izleme kararı süresince de uyuşturucu madde ticareti yaptığı şüphesini uyandıracak herhangi bir eyleminin tespit edilememesi, sanığın terazide kalıntısı tespit edilen eroini “kullanma dışında bir amaçla” bulundurduğuna dair dosya kapsamı itibarıyla somut herhangi bir delil olmadığı gibi terazide tespit edilen eroin bulaşığının ne zaman ve ne şekilde oluştuğuna dair herhangi bir bilginin de bulunmaması dikkate alındığında, bu konuda oluşan şüphenin sanık aleyhine değerlendirilemeyeceği ve sanık hakkında TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasının uygulama koşullarının oluşmadığı,
Öte yandan, 28.09.2015 tarihinde esrar sattığı anlaşılan sanığın ikametinde o tarih itibarıyla suçun delillerinin tespiti amacıyla herhangi bir arama işlemi yapılmadığı dikkate alındığında; 23.12.2015 tarihinde evinde ele geçirilen suç konusu net 12,5 gram esrarı, 2-3 ay kadar önce 300-350 gram olarak Diyarbakır’dan aldığını ve 28.09.2015 tarihinde …’e verdiği esrardan kalanlar olduğunu söyleyen sanığın savunmalarının aksine, 28.09.2015 tarihinden sonra temin ettiğine dair somut bir delil bulunmadığı, bu konuda oluşan şüphenin de sanık aleyhine değerlendirilemeyeceği, bu hâliyle sanığın 28.09.2015 ile 23.12.015 tarihleri arasında süre gelen eyleminin bütünüyle “uyuşturucu maddeyi satışa arz etme” suçunu oluşturduğu, aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesinin söz konusu olmaması nedeniyle sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, kabul edilmelidir.
II. UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE KULLANILMASINI KOLAYLAŞTIRMA SUÇU (TCK m.190)
Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma
TCK 190:
(1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırmak için;
a) Özel yer, donanım veya malzeme sağlayan,
b) Kullananların yakalanmalarını zorlaştıracak önlemler alan,
c) Kullanma yöntemleri konusunda başkalarına bilgi veren,
Kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını alenen özendiren veya bu nitelikte yayın yapan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
A: Korunan Hukuksal Yarar:
TCK m.190’da korunan hukuksal yarar, öncelikle toplum sağlığı, buna bağlı olarak da kamu düzeni ve genel ahlaktır. Bu maddeyle kanun koyucu, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımını özendiren, kolaylaştıran veya yayılmasına elverişli ortam yaratan davranışları cezalandırarak, henüz doğrudan bir zarar gerçekleşmeden önce toplumu ve özellikle gençleri uyuşturucu tehlikesine karşı korumayı amaçlamıştır.
B: Fail-Mağdur:
Fail ve mağdur açısından bir sınırlama bulunmamaktadır. Diğer bir ifadeyle, suç özgü suç değildir. Kullanımı kolaylaştıran ya da özendiren herkes bu suçun faili olabilir. Suçun mağduru ise toplumdur. Suç, genel sağlık açısından tehlike arz eden suçlardandır.
C: TCK m.190/1:
TCK m. 190/1’de, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırmaya yönelik üç seçimlik hareketten söz edilmiştir. Bunlardan ilki, bu amaçla özel yer, donanım veya malzeme sağlamaktır. Özel yerden maksat, kişilerin bu maddeleri kolaylıkla ve güvenlikle tüketebileceği mekanın kullanıcıların yararlanmasına sunulmasıdır. 25
Donanım veya malzeme sağlamak ise uyuşturucu, uyarıcı maddelerin kullanımını kolaylaştırmak için malzeme temin edilmesidir. Örneğin, şırınganın temini veya esrarın hazırlanacağı, ısıtılmış özel platin tabakanın temini gibi. Bu seçimlik hareket açısından suçun tamamlanması için sağlanan olanağın birileri tarafından gerçekten kullanılmış olup olmaması fark etmez. Fakat sağlanan imkanın madde kullanımını kolaylaştırmaya elverişli ve uygun nitelikte olduğu kanıtlanmalıdır.
İkinci seçimlik hareket, ‘‘kullananların yakalanmalarını zorlaştıracak önlemler’’ almaktır. (TCK 190/1-b). Bundan maksat, yasak maddeleri kullanmış olan kimselerin çeşitli tıbbi yöntemler aracılığıyla uyuşturucu ya da uyarıcı maddeyi kullandıklarını tespit etmeyi mümkün kılan fiziksel, fizyolojik vb. belirtileri yok etmek ya da işlenen suçun maddi delillerini ortadan kaldırmaktır. Örneğin kullanılan maddelerin kanda izini azaltmaya ya da tıbben tespitini zorlaştırmaya yönelik maddelerin temini veya kullanılan şırıngaların yok edilmesi gibi. 26
Üçüncü seçimlik hareket ise ‘‘kullanma yöntemleri konusunda başkalarına bilgi’’ vermektir (m.190/1-c). Bundan maksat, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin nasıl kullanıma hazır hale getirileceği veya ne surette vücuda zerk edileceği konusunda bilgi sağlamaktır. 27
D: TCK 190/2:
TCK 190/2: Uyuşturucu ya da uyarıcı madde kullanılmasını alenen özendiren bu nitelikte yayın yapan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
Özendirmekten kasıt, uyuşturucu ya da uyarıcı maddenin kullanılması konusunda muhatapları teşvik etmek, onları isteklendirmek, bu davranışta bulunmaları yönünde kışkırtarak, heveslendirerek uyuşturucuya karşı olumlu duygular uyandırmaktır.
Fakat uyuşturucu madde kullanımının yasallaştırılması gerektiğine dair açıklamalar ifade özgürlüğü bağlamında değerlendirilmektedir. 28
Suçun oluşması için söz konusu maddelerin ‘‘iyi bir şey olduğu düşüncesinin aktarılması’’ ve bu suretle ‘‘kişilerde uyuşturucuya karşı sıcak duygular uyandırılması, madde kullanımının güzel ve faydalı bir aktivite olduğunun ifade edilmesi’’ gerektiği belirtilmiştir. 29
E: Şarkı Sözleri Bağlamında Anayasa m.27 ile TCK m.190/2 Arasındaki Çatışma
Anayasa madde 27: Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.
Buna göre, sanat sansür edilemez. Her türlü yazılı, görsel, işitsel eser ifade özgürlüğünden faydalanır fakat bu durum mutlak değildir. Genellikle "düşünceyi açıklama özgürlüğü" ve "sanat özgürlüğü" maddeleriyle korunur, ancak nefret, hakaret veya kamu düzenini bozma gibi durumlar için bazı sınırlamalar getirilebilir.
Bazı rap parçalarında, bazı şarkı sözlerinde alenen uyuşturucuya özendirme suçunun işlendiğini görüyoruz. Bu gibi durumlarda taraflar Anaysa 27. maddeye, ‘Sanat Hürriyetine’ sığınıyorlar fakat Anayasa 27. maddenin mutlak olmadığını; ‘‘kamu düzeni, millî güvenlik, suç işlenmesinin önlenmesi, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması gibi meşru amaçlarla sınırlanabileceğini biliyoruz. Genel itibariyle Yargıtay kararlarında ceza uygulaması şu şekildedir; Şarkı sözlerinde uyuşturucuya teşvik eden kelimeler varsa, bu özendirme suçu sayılır. Ancak failin amacı, ‘‘uyarıcı, eleştirel ve sanatsal anlatım’’ ise kast unsuru yokluğu nedeniyle beraat kararı verilebilmektedir.
Bu sebeple bir eserde doğrudan özendirici ifadeler varsa, net biçimde maddeye iyi bir imaj çizerek atıf yapılmışsa, teşvik eden ifadeler varsa uyuşturucuya özendirme suçu işlenmiş sayılır.
F: TCK 190 Uyuşturucu Kullanılmasını Özendirme ve Kolaylaştırma Suçu Örnek Yargıtay Kararları
a) Arkadaşlarının Yanında Uyuşturucu İçmek Özendirme Suçunu Oluşturmaz
Dava konusu olay, sanığın yanında taşıdığı uyuşturucu maddeyi mağdurların yanında içtiği, mağdurlara bu maddeyi içmeleri yönünde teklifte bulunup, onları ikna etmek için “bir şey olmaz, ben içiyorum bir şey oluyor mu, sen de iç” şeklinde sözler söylediği, sanığın ikametinde yapılan aramada uyuşturucu madde ele geçirildiği, bu şekilde sanığın kendisinin kullandığı uyuşturucu maddeyi mağdurların da kullanması için teşvik edici sözler söylemek suretiyle üzerine atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir.
Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını özendirme suçunun, 5237 sayılı Kanun’un 190 ıncı maddesinde düzenlenmiştir. Somut olaya uygulama imkanı bulunan söz konusu maddenin ikinci fıkrasına göre uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını özendirme suçunun oluşması için özendirme eylemini yapan kişinin bu eylemini alenen veya bu nitelikte yayın yapmak suretiyle gerçekleştirmesi gerekmektedir.
Somut olayda ise sanığın, daha önceden tanıdığı, mahalleden arkadaşları olan mağdurların yanında uyuşturucu madde kullandığı ancak, onlara bu maddeyi kullanmaları yönünde teşvik edici nitelikte sözler söylemediği, sanığın, arkadaşları olan mağdurlara, kendisinin kullandığı uyuşturucu maddenin kendisine bir zararı olmadığını söylemesi eyleminde teşvik unsurunun oluşmadığı, sanığın bu eyleminin yayın yapmak suretiyle de gerçekleştirmediği, bu sebeple uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını özendirme suçunun unsurlarının oluşmadığının anlaşılması karşısında, sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur
(Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/13314 E. , 2024/3730 K.).
b) Evinde Uyuşturucu Madde Kullandırma Kolaylaştırma Değildir
Olay tarihinde ihbar üzerine polis memurlarının sanığın temyiz dışı sanıkla birlikte ikamet ettiği eve gittikleri, evin kapısı açıldığında içeride uyuşturucu madde kullanıldığı izlenimi edinmeleri üzerine usulünce alınan arama kararı doğrultusunda yapılan aramada evde 2,6 gr; sanığın üzerinde de 0,8 gr hint keneviri ele geçirildiği, sanığın ve tanıkların birlikte uyuşturucu madde kullandıklarını beyan ettikleri anlaşılmakla; sanığın kendi evinde birlikte uyuşturucu madde kullanmaktan ibaret eyleminin özel yer ve donanım veya malzeme sağlama olarak değerlendirilemeyeceği, atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Karar : 2017/3794).
c) Arkadaşlık İlişkisi Çerçevesinde Evini Uyuşturucu Madde Kullanımına Tahsis Etmek
Özel bir yer sağlayarak bir kimsenin uyuşturucu madde kullanmasını kolaylaştırma suçunun oluşabilmesi için, sanığın, uyuşturucu maddeyi kolaylıkla kullanmaya elverişli herhangi bir yerden, başkasının yararlanmasını sağlayarak, o kişinin uyuşturucu madde kullanmak fiilini kolaylaştırması ve mülkiyet ya da zilyedliğinde bulunan bu yerin, bir başkasının uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştıracağını bilerek ve bu sonucu isteyerek hareket etmesi, yani genel kastının bulunması gerekmektedir. Dosya kapsamı ve sanıklar İlhan, Ercan ve Birgül’ün tüm aşamalarda değişmeyen, birbirini doğrulayan ve aksi kanıtlanamayan savunmalarına göre; dava konusu olayda, sanık İlhan’ın evi, suça konu eroin kullanımını kolaylaştırıcı nitelikte ise de; sanığın, diğer sanıkları ve uyuşturucu madde zehirlenmesinden ölen Eyüp’ü arkadaşları olmaları nedeniyle evine davet etmesi ve sözkonusu evde birlikte dört gün geçirdikleri halde, olay günü olan dördüncü güne kadar kalınan sürede, eroin kullanılmamış olması karşısında, sanığın, evini, uyuşturucu kullanımını kolaylaştırmak iradesiyle diğer sanıkların ve ölen Eyüp’ün yararlanmasına sunduğunun kesin kabulünün olanaklı olmaması ve olay günü gerçekleşen eroin kullanımına, arkadaşlık ilişkileri çerçevesinde göz yummasının da olası olması; dosya kapsamında, sanığın, uyuşturucu kullanımını kolaylaştırmak kastıyla, diğer sanıklara özel yer sağladığına dair, sanığın savunmasının aksini ortaya koyabilecek, kesin ve yeterli başka hiç bir kanıtın da yer almaması ve böylelikle, mahkemece, atılı suçtan sanık hakkında beraat kararı verilmesinin yerinde olması nedeniyle, tebliğnamedeki bozma düşüncesine katılınmamıştır (Yargıtay 10. Ceza Dairesi – 2003/846 karar).
d) Yapıştırıcı Maddenin Özendirilmesi Uyuşturucunun Özendirilmesi Suçu Oluşturmaz
Her ne kadar sanığın, …‘yı uçucu özelliği bulunan … isimli yapıştırıcıyı kullanmaya özendirdiği iddia ve kabul olunmuş ise de; 5898 sayılı Uçucu Maddelerin Zararlarından İnsan Sağlığının Korunmasına Dair Kanunun 1, 2/1 ve 3/1 maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gereken bu yapıştırıcı maddenin 5237 sayılı TCK’nın 190/2. maddesinde tanımlanan “uyuşturucu madde kullanılmasını alenen özendirme” suçunun konusu olamayacağı gözetilmeden unsurları oluşmadığı gibi, eylemin sabit olduğuna ilişkin yeterli delil de bulunmayan atılı suçtan dolayı sanık hakkında beraat kararı verilmesi yerine, mahkûmiyet hükmü kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2019/2071 E. , 2019/6933 K.).
e) İnstagram ve Facebook Üzerinden Uyuşturucuya Özendirme Suçu
Kolluk görevlilerince yapılan çalışmalarda sanığa ait ‘‘C.T’’ isimli facebook hesabı ile ‘‘…’’ isimli ınstagram hesabı üzerinden, kullanıma hazır esrar maddesi, kağıt üzerine konulmuş kokain maddesi ve benzeri birçok paylaşım yapıldığı, bahsi geçen fotoğrafların yanında uyuşturucu kullanım jargonuna uygun yorumlar yazıldığı, 14.08.2017 tarihli “kutsal pazartesi” ibareli görüntüde bitki kırıntılarının esrar maddesi olduğunun, 01.12.2017 tarihli “yeniden hoş geldim” ibareli görüntüde kağıt üzerindeki beyaz cismin kokain maddesi olduğunun, 25.05.2017 tarihli görüntüde ağzında görüntülenen sigaranın esrar maddesi ile hazırlanmış olduğunun, 11.09.2017 tarihli “patladım” ibareli görüntüdeki patladım tabirinin sokak jargonunda kullanılan uyuşturucu maddenin tesirini göstermeye başladığını ifade etmek için kullanıldığının değerlendirildiği, 28.08.2017 tarihli videoda ağzında görüntülenen sigaranın esrar maddesi ile hazırlanmış olduğunun, 27.08.2017 tarihli videoya yaptığı yorumda görüntülenen “çiçek” tabirinin sokak jargonunda kenevir bitkisinin esrar maddesi elde edilen reçineli uç kısımlarını ifade etmek için kullanıldığını ve bu videoyu esrarlı sigara kullanırken çektiğinin değerlendirildiği, 21.08.2017 tarihli “uçtu uçtu kuş uçtu” ibareli yorum içeren görüntüde ağzında görüntülenen sigaranın, esrar maddesi ile hazırlanmış olduğunun, 21.08.2017 tarihli “hedef karakol” ibareli yorum içeren görüntüde sigaranın esrar maddesi ile hazırlanmış olduğunun, 18.08.2017 tarihli görüntüde sigaranın esrar maddesi ile hazırlanmış olduğunun, 17.08.2017 tarihli görüntüdeki şahıslardan birinin şapkası üzerindeki desenlerin esrar maddesi elde edilen kenevir bitkisine ait yaprak deseni olduğunun, 07.08.2017 ve 31.07.2017 tarihli videolarda görüntülenen sigaraların esrar maddesi ile hazırlanmış olduğunun, 23.07.2017 tarihli görüntüdeki cismin kullanılmış esrarlı sigara zıvanası olduğunun değerlendirildiği, sanığın paylaşımların bir kısmında uyuşturucu madde olduğunu ikrar ettiği, paylaşımlar üzerinden yapılan yorumların uyuşturucu madde kullanımına ilişkin olduğu, maddelerin gerçek uyuşturucu madde olup olmadığının suçun kanuni düzenlenmesi açısından bir ehemmiyetinin bulunmadığı, kanunda üçüncü kişilerin görmesi muhtemel yerlerde kullanımı yasak olan benzer maddelerin kullanımını özendirici paylaşımlar yapılmamasının amaçlandığı, müsnet suçun tehlike suçu olması hasebiyle özendirmeye yönelik hareketlerin icra edilmesinin suçun oluşmasına yeterli olduğu ve eylemlerin farklı zamanlarda birden fazla kez gerçekleşmesi dolayısıyla zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
İncelenen tüm dosya kapsamına göre; sanığın “facebook” ve “instagram” isimli sosyal paylaşım sitelerine koyduğu fotoğraf ve video içeriklerinin özendirici nitelikte olduğunu kesin olarak kabul etmek olanaklı olmadığı gibi, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını alenen özendirme kastı ile hareket ederek sosyal paylaşım sitesinde yer verdiğine dair her türlü şüpheden uzak yeterli delil bulunmadığından unsurları oluşmayan suçtan beraati yerine, mahkûmiyetine karar verilmesi, nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür (Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2021/4520 E. , 2024/732 K.).
f) Sadece Birlikte Uyuşturucu Kullanmak “Kolaylaştırma” Değildir
Hakkında ayrıca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyet kararı verilen sanığın, tanık…, … ve … ile birlikte uyuşturucu madde kullanmaktan ibaret eyleminin, TCK’nın 190/1. maddesinde düzenlenen suçun unsurlarından olan, “uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırma” özel kastı ile gerçekleşmediği, dolayısıyla suçun manevi unsuru oluşmadığından, sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/9931 E. , 2022/9022 K.).
Sanığın uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırmak için özel yer, donanım ve malzeme sağlamasının söz konusu olmadığı, sanığın kastının kullanmak amacıyla bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkalarına da ikram ederek onlarla birlikte kullanmak olduğu gözetilmeden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu yerine uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan hüküm kurulması, bozma nedenidir (Yargıatay 10. Ceza Dairesi 2017/3847 E. , 2018/7772 K.).
Sanığın savunması, olay ve yakalama tutanağı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan haklarındaki soruşturma evrakı tefrik edilen … ve …’nin anlatımları karşısında, sanığın uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırmak için özel yer, donanım ve malzeme sağlamasının söz konusu olmadığı, sanığın kastının kullanmak amacıyla bulundurduğu uyuşturucu maddeyi kova tabir edilen daha önce olay yerinde bulunan düzenekle diğer sanıklarla birlikte kullanmak olduğu, olay yerinden başkaca uyuşturucu maddenin ele geçmediğinin anlaşılması ve aynı olayda kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrıca hüküm kurulmuş olması karşısında, sanığın uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan beraati yerine mahkûmiyetine hükmolunması, bozma nedenidir (Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2017/357 E. , 2019/3196 K.).
Olay günü sanıkların evine gelen ve hakkında “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilen diğer sanık …’e uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırmak için özel yer tahsis ettiğine ilişkin mahkûmiyetine yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, sanıklar hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2013/11029 E. , 2018/2708 K.).
g) Özel Düzenek Sağlayarak Uyuşturucu Kullanmayı Kolaylaştırma
Sanığın kiralayarak oturduğu suça konu evde haklarında tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilen diğer sanıklar … ve …‘e uyuşturucu madde içmek için hazırladığı düzenekle uyuşturucu madde kullanmalarına imkan sağlaması nedeniyle üzerine atılı uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçunu işlediği ve bu suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında atılı suçtan beraat hükmü tesis edilmesi; bozma nedenidir (Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2013/2680 E. , 2018/9869 K.).
h) Arabada Uyuşturucu Madde İçme Uyuşturucu Kullanmayı Kolaylaştırma Suçu Değildir
Aralarında toplamış oldukları para ile sanık aracılığıyla satın aldıkları uyuşturucu maddeyi seyir halinde iken araçta birlikte içtikten sonra, ihbar üzerine; kolluk görevlilerince 12 gram esrar maddesinin ele geçirildiği olayda; sanığın eyleminin bir bütün olarak kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluştuduğu ayrıca, özel yer ve donanım veya malzeme sağlama olarak değerlendirilemeyeceği, sanığın uyuşturucu kullanımını kolaylaştırmaya yönelik kastının olmadığı, atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden bu suçtan yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 20. Ceza Dairesi 2017/3336 E. , 2018/1747 K.).
III. KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE SATIN ALMAK, KABUL ETMEK VEYA BULUNDURMAK YA DA UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE KULLANMAK SUÇU (TCK m.191)
TCK 191:
(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir.
(3) (Değişik:28/3/2023-7445/18 md.)Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir.
(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;
a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,
b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır.
(5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.
(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.
(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
(8) Bu Kanunun;
a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.
(9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır.
(10) (Ek: 27/3/2015-6638/12 md.) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
A: Suç İle Korunan Hukuki Yarar
TCK 191, “Topluma Karşı Suçlar” kısmında düzenlenmiştir. Bu bakımdan korunan hukuksal yarar diğer uyuşturucu suçlarında da olduğu gibi kamu düzenidir. Bunun dışında ikincil olarak da
B: Suçun Maddi Unsurları
Suçun maddi unsurunu oluşturan hareketler, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kullanmak için satın alma, kabul etme, bulundurma ya da maddeyi kullanmak biçiminde seçimlik olarak belirtilmiştir.
C: Suçun Manevi Unsurları
Suç yalnızca kasten işlenebilir. Failin uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla bulundurduğunu bilmesi ve istemesi gerekir. Olası kast yeterli görülmemekte; taksirle işlenmesi ise mümkün değildir.
D: Yaptırım
Genel Olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinin 1. fıkrasına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak bu cezai yaptırım dışında, 18.06.2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle yapılan önemli değişiklikler neticesinde, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçuyla ilgili soruşturma ve kovuşturma evresi birtakım özellikler arz etmektedir. 6545 sayılı Kanun’la TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrasında yapılan değişiklikle birlikte, kanun koyucu izlediği suç politikasının bir gereği olarak, uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, şüpheli hakkında 5271 sayılı CMK’nın 171. maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi hususunda Cumhuriyet savcısına görev vermiştir.
Kanun koyucu, ilk defa suç işleyen fail bakımından kamu davasının açılmasının ertelenmesini hiçbir şart aramadan kabul etmiş ve beş yıl süreyle erteleme olanağı getirmiştir. Bu aşamada denetimli serbestlik ve gerek görülmesi halinde tedavi tedbirinin uygulanması ile yetinilmekte, ancak erteleme süresinin iyi halli olarak geçirilmemesi halinde kamu davası açılarak yargılama yapılmakta ve fail iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. Dolayısıyla, kanun koyucu TCK m. 191’deki suçun faili açısından öncelikle denetimli serbestlik ve tedavi tedbirinin uygulanmasını sağlamış, cezalandırmayı ikinci bir seçenek olarak öngörmüştür. 30
TCK 191-2
Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir.
TCK m. 191/2’deki yeni düzenleme, son derece önemli bir değişiklik olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira TCK m. 191/2’nin değişiklikten önceki halinde, bu suçtan dolayı bir kamu davasının açılmış olması ve yapılacak yargılama sonucunda mahkemenin bir denetimli serbestlik kararı vermesi aranmaktaydı. Fakat özellikle uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişiler açısından, TCK m. 191 dolayısıyla başlatılan bir soruşturmanın sonlandırılarak kamu davasının açılması ve bu kamu davasının da sonuna kadar beklenmesi, denetimli serbestlik tedbirinin amaçları bakımından bir zafiyete yol açmaktaydı. Dikkat edilirse, bu süre zarfında sanık hakkında gerekli tedavi süreci ve denetimli serbestlik tedbirine başvurulamamaktaydı. İşte bu sorunun önüne geçmek adına, artık denetimli serbestlik tedbirine soruşturma evresinde geçilebilmesi için, Cumhuriyet savcısına TCK. m. 191’den dolayı yürüttüğü soruşturmada, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararını verme ve erteleme süresi zarfında şüpheliye yüklenecek yükümlülüklere ve yasaklara gecikmeksizin başlanmasını sağlama yetkisi verilmiştir. 31
TCK 191-3
Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir.
a) Denetimli Serbestlik Tedbiri
Kamu davasının ertelenmesine karar verilmesiyle birlikte, şüpheli hakkında en az bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
Bu kapsamda kişi:
Belirli aralıklarla denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmak,
Uyuşturucu madde kullanmadığını gösteren testlere katılmak,
Eğitim, danışmanlık veya rehabilitasyon programlarına devam etmek,
Belirlenen yükümlülüklere uygun davranmak zorundadır.
Denetimli serbestlik tedbiri, failin tekrar uyuşturucu madde kullanmasını önlemeye ve kontrollü bir iyileşme süreci sağlamaya yöneliktir.
Nihayet şüpheli erteleme süresinde yükümlülüklere aykırı davranmaz ve yasakları ihlal etmezse, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilecektir. (TCK m.191/7)
FAKAT; Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.
E: TCK 191’in Tarihsel Gelişimi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi ilk kez sistematik biçimde ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmiştir. TCK’nın 191. maddesi, “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma” fiillerini suç olarak tanımlayarak, uyuşturucu ticareti suçlarından (TCK m.188) ayrıştırmıştır. Ancak bu ayrım, ilk düzenleme döneminde teorik düzeyde kalmış; uygulamada kullanıcılar büyük ölçüde cezalandırma merkezli bir yaklaşımla karşı karşıya bırakılmıştır.
5237 Sayılı TCK’daki İlk Düzenleme
TCK 191’in ilk halinde, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmekteydi. Her ne kadar maddede tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine yer verilmiş olsa da, bu tedbirler istisnai nitelikteydi ve ceza tehdidi esas yaptırımdı. Bu dönemde kullanıcı, büyük ölçüde suçlu olarak tanımlanmış; bağımlılık, bir sağlık sorunu olmaktan ziyade cezai yaptırımla bastırılması gereken bir davranış olarak değerlendirilmiştir. Uygulamada bu yaklaşım, özellikle ilk kez uyuşturucu madde kullanan kişiler açısından orantısız sonuçlar doğurmuş; kısa süreli ve kişisel kullanım fiilleri dahi uzun süreli yargılamalara ve hapis cezalarına konu olabilmiştir. Bu durum, hem ceza adalet sisteminin yükünü artırmış hem de bağımlılıkla mücadelede beklenen toplumsal faydayı sağlayamamıştır.
2014 Değişikliği Öncesi ve Sonrası: 6545 Sayılı Kanun
Bu eleştiriler doğrultusunda, 6545 sayılı Kanun ile 2014 yılında TCK 191’de köklü bir değişikliğe gidilmiştir. Değişiklik öncesinde ceza merkezli olan sistem, değişiklik sonrasında tedavi ve denetim esaslı bir yapıya dönüştürülmüştür.
2014 değişikliği ile birlikte;
Kullanmak için uyuşturucu madde bulunduran veya kullanan kişi hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi zorunlu hale getirilmiştir.
Şüpheli hakkında öncelikle denetimli serbestlik ve gerekirse tedavi yükümlülüğü uygulanması öngörülmüştür.
Hapis cezası, ancak denetimli serbestlik tedbirinin ihlal edilmesi halinde gündeme gelmiştir.
Bu değişiklikle birlikte, ceza tehdidi ilk müdahale aracı olmaktan çıkarılmış; cezalandırma, ancak son çare olarak kabul edilmiştir.
F: Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek veya Bulundurmak ya da Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanmak Suçu Emsal Yargıtay Kararları
a) Ceza Genel Kurulu 2018/208 E. , 2020/522 K.
5237 sayılı TCK'nın “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” başlıklı 188. maddesinin 3. fıkrası; “Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz.” biçiminde olup, madde gerekçesinde de vurgulandığı gibi üçüncü fıkrada, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticaretine ilişkin çeşitli fiiller, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır.
Buna göre; uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satışı, satışa arzı, başkalarına verilmesi, sevk edilmesi, nakli, depolanması ya da kazanç amacıyla satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması, bir ve ikinci fıkralara göre ayrı bir suç oluşturmaktadır. Aynı Kanunun “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak” başlıklı 191. maddesinin 1. fıkrası ise; “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş olup, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da kullanmak fiilleri suç olarak tanımlanmıştır.
Uyuşturucu madde bulundurma eyleminin, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu mu yoksa uyuşturucu madde ticareti suçunu mu oluşturduğunun tespitinde belirgin rol oynayan husus, bulundurmanın amacıdır. Ceza Genel Kurulunun 15.06.2004 tarihli ve 107-136 ile 06.03.2012 tarihli ve 387-75 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında da belirtildiği üzere, uyuşturucu madde bulundurmanın, kullanma maksadına matuf olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken ve öğreti ile uygulamada da kabul görmüş olan bazı kriterler bulunmaktadır.
Bunlardan ilki; failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediğidir.
İkinci kriter, uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimidir. Kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde, örneğin genellikle evinde veya iş yerinde bulundurmaktadır. Buna karşın uyuşturucunun ev veya iş yerine uzakta, çıkarılıp alınması güç ve zaman gerektiren depo, mağara, samanlık gibi bir yere gizlemesi kullanma dışında bir amaçla bulundurulduğunu gösterebilir. Yine, uyuşturucunun çok sayıda özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler hâlinde olması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yerde veya yakınında, hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirtidir.
Üçüncü kriter de, bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşit ve miktardır. Uyuşturucu madde kullanan kimse genelde bir ya da benzer etki gösteren iki değişik uyuşturucu maddeyi bulundurur. Bu nedenle değişik nitelikte ve farklı etkileri olan eroin, kokain, esrar ve amfetamin içeren tabletleri birlikte bulunduran sanığın bunları satmak amacıyla bulundurduğu kabul edilebilir. Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine göre değişiklik göstermekle birlikte, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir. Esrar kullanma alışkanlığı olanların bunları göz önüne alarak, birkaç aylık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri de adli dosyalara yansıyan ve bilinen bir husustur. Buna göre, esrar kullanan faillerin olağan sayılan bu süre içinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları hâlinde, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir.
Öte yandan, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “kuşkudan sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirme biçimi konusunda kuşku belirmesi hâlinde uygulanabileceği gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkûmiyeti, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilebilmesinin başka bir yolu da bulunmamaktadır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Bozyazı İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Araştırma ve Soruşturma Büro Amirliği görevlilerince 30.12.2015 tarihinde saat 14.00 sıralarında gerçekleştirilen araştırmalar neticesinde; geçmişte hakkında esrar elde etmek amacıyla kenevir ekme suçundan işlem yapılan sanığın, evinde yaklaşık iki kilogram esrar bulundurduğu, söz konusu uyuşturucu maddeyi piyasaya sürmeye çalıştığı, ayrıca ikametinin bahçesinde de ekili hâlde kenevir bitkisi olduğu bilgilerinin elde edildiği, söz konusu bilgilerin doğruluğunun teyidi amacıyla aynı gün sanığın ikametine giden görevlilerin, ikamet ve çevresinde yaptıkları incelemede saksıya dikili hâlde kenevir bitkisi gördükleri, bunun üzerine konu hakkında Cumhuriyet savcısına bilgi verildiğinde sanığın üzerinde, ikametinde ve ikametin bahçesinde arama yapılması talimatlarının alındığı, yazılı arama emrine istinaden görevlilerce 30.12.2015 tarihinde saat 16.00 sıralarında tekrar sanığın ikametine gidildiği, ikamette bulunan sanığa konu hakkında bilgi verildikten sonra arama işlemine başlanıldığı, sanığın üzerinde, evinde ve üzeri naylon branda ile örtülü hayvan ahırında yapılan aramalarda herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, devam eden aramada ikametin batı kısmındaki duvarının dibinde plastik bir kutu görüldüğü, görevlilerce söz konusu kutunun içi kontrol edildiğinde beyaz poşete sarılı hâlde, net 6,4 gram esrar elde edilebilecek toplam daralı ağırlığı 29,81 gram olan kurutulmuş kenevir bitkisinin ele geçirildiği, ikametin güneyinde bulunan ve sanık tarafından bahçe olarak kullanılan yerde yapılan aramada ise; ağaçların arasına gizlenmiş plastik kovanın içerisinde yaklaşık 40-45 cm boylarında 2 adet dikili hâlde kenevir bitkisinin, söz konusu yerin biraz daha aşağısında ise, üzeri sera naylonu ve demir ile kapatılmış toprak zeminde yaklaşık 10-15 cm boylarında olan toplam 2271 adet dikili vaziyette kenevir bitkisinin ele geçirildiği olayda;
Plastik kutu içinde ele geçirilen suç konusu net 6,4 gram esrarın miktar itibarıyla kişisel kullanım sınırları içinde kalması, söz konusu uyuşturucu maddenin tek parça hâlinde ele geçirilmesi, sanığın evinde yapılan aramada net 6,4 gram esrar dışında atılı suçu işlediğine ilişkin hassas terazi ya da paketlemede kullanılan ambalaj malzemeleri gibi materyallerin elde edilememesi, olay tutanağına ve ziraat mühendisi tarafından düzenlenen uzmanlık raporuna göre yaklaşık 10-15 cm boylarında olan ve bu bağlamda yakın zamanda ekilmiş oldukları anlaşılan fide hâlindeki dikili kenevir bitkilerinden elde edilemeyeceği sabit olan suç konusu esrarın, yaklaşık 40-45 cm boylarındaki dikili hâldeki kenevir bitkilerinden sökülüp kurutulmak suretiyle elde edildiğine dair dosya kapsamı itibarıyla yeterli delilin bulunmaması, tüm aşamalarda atılı suçlamayı kabul etmeyen sanığın uyuşturucu madde kullanmadığını belirtmesinin, suç konusu uyuşturucu maddeyi kullanma dışında bir amaç için bulundurduğu şeklinde yorumlanamayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın savunmasının aksine, suç konusu uyuşturucu maddeyi satacağına, başkasına vereceğine veya kullanma dışında başka bir amaçla bulundurduğuna ilişkin, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, sabit olan eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, sanığın sabit olan eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç niteliğinin hatalı değerlendirilmesi suretiyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
b) Ceza Genel Kurulu - Karar:2019/439
Suçüstü halinde önleme araması yoluyla sanığın arka cebinde ve aracının dışardan bakıldığında görülen yerlerinde yakalanan 0.5 gram ve 7,2 gram bonzai (sentetik kannabinoid) adlı uyuşturucu madde, miktar itibariyle kullanım sınırını aşmadığından uyuşturucu madde kullanma suçu meydana gelmiştir.
2559 sayılı PVSK’nın Ek 5. maddesi uyarınca, uyuşturucu madde suçlarıyla daha etkin mücadele etmek amacıyla olayları takip etmekle görevlendirilen kolluk görevlilerinin, ihbar ve elde edilen bilgilerin doğruluğunu araştırmak için yaptıkları çalışmalar sırasında, sanığın tanık S. ile buluşup, para alması sonrasında bulundukları yer yakınındaki mezarlık içerisine giderek burada tanık S.’ye bir şeyler verdiğini görmeleri, ayrılmaları sonrası durdurulan tanık S.’da uyuşturucu olduğu değerlendirilen maddenin ele geçirilmesi, tanık S.’nin sanıktan uyuşturucu madde satın aldığına dair beyanı, sanığın ilk görüldüğü yer olan F. Devlet Hastanesi civarına sanığın aracıyla gelip araçtan indiğini görmeleri üzerine, mesleki tecrübelerine ve içinde bulundukları durumdan çıkardıkları izlenimden kaynaklanan makul sebebe dayalı olarak sanığı durdurma ve sanığa müdahalede bulunma hak ve gerekliliğinin ortaya çıktığı, PVSK’nın 4/A maddesinin verdiği yetkiye dayalı olarak alınması gereken tedbirler kapsamında, kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önlemek ve silah ya da tehlike oluşturan diğer bir eşyadan arındırmak amacıyla, belirtilen sakıncaların önlenmesi için görevlilerce sanığın üzerinde yoklama biçiminde kontrol yapıldığında, pantolonunun arka cebinde poşet içerisinde net 0,5 gram sentetik kannabinoid olan uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, yine aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden alınması gereken tedbirler kapsamında sanığın indiği aracın dışarıdan bakıldığında içerisi görünen kısımları kontrol edildiğinde ise aracın arka koltuğunun alt kısmındaki poşette açıkta ve gözle görülür şekilde suç konusu net 7,2 gram sentetik kannabinoid olan uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, görevlilerce araçta bulunan uyuşturucu maddelere bu şekilde el konulmasının; “Gizlenmiş bir şeyi bulmaya çalışma ve araştırma” anlamına gelen arama işlemi olarak değerlendirilemeyeceği, görevlilerce yakalanan sanığın kontrol edilmesinin zorunlu olması nedeniyle gerçekleştirilen yoklamanın arama işlemi olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca bu yoklama işleminin haklı ve ölçülü olduğu, kolluğun edindiği istihbarat bilgisinin genel ve soyut nitelikte olup başkaca herhangi bir somut emare ile desteklenmediği, CMK’nın 116 ve devamı maddeleri uyarınca adli arama kararı ya da yazılı arama emri alınmasını gerektiren bir durumun söz konusu olmadığı, bu şekliyle sanığın üzerinin ve aracın içerisinin kontrol edilmesi önleyici nitelikte olduğundan adli nitelik taşımadığı, kolluk görevlilerinin dışarıdan bakıldığında aracın içinde görünür şekilde duran suç konusu uyuşturucu maddeleri fark etmeleri ve sanığın üzerinde yoklama şeklinde kontrol yapmaları sonucu işlenmekte olan bir suçla diğer bir anlatımla “suçüstü” hali ile karşılaştıkları ve buna bağlı olarak da suç işlerken rastlanan sanığı CMK’nın 90. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendi ile aynı maddenin 4. fıkrası ve PVSK’nın 13. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendi ile Ek 6. maddesi gereğince yakaladıkları, görevlilerin bu şekilde ele geçirdikleri suç konusu uyuşturucu maddeleri muhafaza altına aldıktan sonra, uyguladıkları tedbirler ile somut olay hakkında Cumhuriyet savcısına bilgi verdikleri, müteakiben emirleri doğrultusunda soruşturma işlemlerinin sürdürüldüğü, yine PVSK’nın Ek 6. maddesini açıklayıcı nitelikte olan Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 8. maddesinin (f) bendindeki düzenlemeye göre de; suçüstü halinde ayrıca bir arama emri ya da karar alınmasına gerek bulunmadığı, dolayısıyla suçun delili ve konusunu oluşturan uyuşturucu maddelerin ele geçirilip muhafaza altına alınmasının hukuka uygun olduğu ve hukuka aykırı bir delilden söz edilemeyeceği anlaşıldığından, Özel Daire bozma kararında isabet bulunmamaktadır.
c) Ceza Genel Kurulu - Karar: 2019/123
Ele geçirilen net 330,4 gram ağırlığındaki suç konusu esrarın miktar itibarıyla kullanma sınırları içinde kalması, söz konusu uyuşturucu maddenin tek parça hâlinde ele geçirilmesi, uyuşturucu madde kullandıklarını söyleyen sanıkların savunmalarının aksine, birlikte satın aldıkları suç konusu esrarı başkalarına satacaklarına, devredeceklerine veya vereceklerine ilişkin herhangi bir davranış içinde oldukları hususunda bir tespit bulunmadığı gibi kullanma dışında bir amaçla bulundurduklarına ilişkin delil de olmaması, sanık O.’nun, diğer sanık E.’nin suç konusu esrarı isteyenlere sattığı şeklindeki soyut ve suç atma niteliğinde kalabilecek kolluktaki beyanından dönmesi karşısında, sanıkların sabit olan eylemlerinin kullanmak için uyuşturucu madde satın alma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
Uyuşturucu madde bulundurma eyleminin, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu mu yoksa uyuşturucu madde ticareti suçunu mu oluşturduğunun tespitinde belirgin rol oynayan husus, bulundurmanın amacıdır. Ceza Genel Kurulunun 15.06.2004 tarihli ve 107-136 ile 06.03.2012 tarihli ve 387-75 sayılı kararları başta olmak üzere bir çok kararında da belirtildiği üzere, uyuşturucu madde bulundurmanın, kullanma maksadına matuf olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken ve öğreti ile uygulamada da kabul görmüş olan bazı kriterler bulunmaktadır.
Bunlardan ilki; failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediğidir.
İkinci kriter, uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimidir. Kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde, örneğin genellikle evinde veya iş yerinde bulundurmaktadır. Buna karşın uyuşturucunun ev veya iş yerine uzakta, çıkarılıp alınması güç ve zaman gerektiren depo, mağara, samanlık gibi bir yere gizlemesi kullanma dışında bir amaçla bulundurulduğunu gösterebilir. Yine, uyuşturucunun çok sayıda özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler halinde olması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yerde veya yakınında, hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirtidir.
Üçüncü kriter de, bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşit ve miktardır. Uyuşturucu madde kullanan kimse genelde bir ya da benzer etki gösteren iki değişik uyuşturucu maddeyi bulundurur. Bu nedenle değişik nitelikte ve farklı etkileri olan eroin, kokain, esrar ve amfetamin içeren tabletleri birlikte bulunduran sanığın bunları satmak amacıyla bulundurduğu kabul edilebilir. Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine göre değişiklik göstermekle birlikte, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir. Esrar kullanma alışkanlığı olanların bunları göz önüne alarak, birkaç aylık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri de adli dosyalara yansıyan ve bilinen bir husustur. Buna göre, esrar kullanan faillerin olağan sayılan bu süre içinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları halinde, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir.
Öte yandan, Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “kuşkudan sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirme biçimi konusunda kuşku belirmesi halinde uygulanabileceği gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkûmiyeti, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilebilmesinin başka bir yolu da bulunmamaktadır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
İ. Sulh Ceza Hakimliğinin önleme araması kararına istinaden 26.09.2014 tarihinde D-817 Karayolu üzerinde bulunan ilçe emniyet amirliği karşısında yol kontrol ve denetim görevlerine başlayan görevlilerin, saat 02.00 sıralarında H. istikametinden İ.’ye seyir hâlinde olan ve şoför koltuğunda sanık E.S.’nin, sağ ön koltuğunda sanık O.S.’nin oturduğu 33 ... plaka sayılı aracı görüp, uygulama noktasında durması için ikazda bulundukları, söz konusu aracın durmayarak İ. istikametine doğru kaçmaya başladığı, yapılan takip sonucu aracın görevlilerce durdurulduğu, araç içerisindeki sanıkların araçtan indirildikleri, aracın arka koltuğu üzerinde esrar parçaları olduğunu gören görevlilerin yaptıkları çevre araştırmasında, sanıkların durduruldukları yerin 50 metre kadar gerisinde yol kenarında bulunan poşet içerisinde suç konusu esrarı ele geçirdikleri olayda;
K. ilçesinde oturan sanıkların, K. ilçesine giderek suç konusu esrarı aldıktan sonra tekrar ikamet ettikleri ilçeye döndükleri sırada yakalanmaları, ele geçirilen net 330,4 gram ağırlığındaki suç konusu esrarın miktar itibarıyla kullanma sınırları içinde kalması, söz konusu uyuşturucu maddenin tek parça hâlinde ele geçirilmesi, uyuşturucu madde kullandıklarını söyleyen sanıkların savunmalarının aksine, birlikte satın aldıkları suç konusu esrarı başkalarına satacaklarına, devredeceklerine veya vereceklerine ilişkin herhangi bir davranış içinde oldukları hususunda bir tespit bulunmadığı gibi kullanma dışında bir amaçla bulundurduklarına ilişkin delil de olmaması, sanık O.S.nin, diğer sanık E.S.’nin suç konusu esrarı isteyenlere sattığı şeklindeki soyut ve suç atma niteliğinde kalabilecek kolluktaki beyanından dönmesi karşısında, sanıkların sabit olan eylemlerinin kullanmak için uyuşturucu madde satın alma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
d) Ceza Genel Kurulu 2017/378 E., 2018/618 K.
Sanığın uyuşturucu madde satışı yaptığını beyan eden tanığın bu beyanını geri alması yakalanan 0,07 eroin niteliğindeki uyuşturucu maddenin miktarı dikkate alındığında, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçunu değil uyuşturucu madde kullanma ve bulundurma suçunu işlediği kabul edilmelidir.
Narkotik Büro Amirliği görevlilerince uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna yönelik olarak 03.06.2015 tarihinde saat 12.55 sıralarında .... Ayşe Mahallesi, Ali Paşa Caddesinde gerçekleştirilen devriye görevi esnasında, şüpheli davranışları nedeniyle durdurulup cüzdanında net 0,03 gram eroin ele geçirilen tanık....'in, kollukta alınan ifadesinde suç konusu maddeyi sanıktan aldığını söylediği, adı geçenin gösterilen farklı kişilere ait fotoğraflar arasından sanığı teşhis ettiği, kimlik ve adres bilgileri tespit edilen sanığın tam dokuz gün sonra denetimli serbestlik tedbiri kapsamında adliyede çalıştığı sırada görevlilerce 12.06.2015 tarihinde yakalandığı, aynı tarihte sanığın ikametgâhında yapılan aramada bir parça hâlinde net 0,07 gram eroinin ele geçirildiği olayda;
Tanık....'in kollukta, cüzdanında ele geçirilen uyuşturucu maddeyi sanıktan aldığını ifade etmesine karşın mahkemede, suç konusu eroini tanımadığı kişilerden satın aldığını söyleyip soruşturma evresindeki beyanından dönmesi, tanık....'de suç konusu eroinin ele geçirilmesi sonrasında aynı gün açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilen sanığın yakalanarak üzerinde veya evinde herhangi bir arama işlemi yapılmayıp tam dokuz gün sonra evinde görevlilerce yapılan aramada, kolayca erişilebilir yerde ve bir parça hâlinde suç konusu eroinin ele geçirilmesi, net 0,07 gram eroinin miktar itibarıyla kullanma sınırları içinde kalması, sanığın üzerinde ve ikametgâhında yapılan aramada başkaca bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ile uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğini gösterir herhangi bir bulgunun elde edilmemiş olması, sanığın aşamalarda, tanık....'i tanımadığını, adı geçene uyuşturucu madde satmadığını ve evinde ele geçirilen eroini kullanmak için bulundurduğunu söyleyip atılı suçlamayı kabul etmemesi birlikte değerlendirildiğinde; sanığın, tanık....'de ele geçirilen eroini sattığına ilişkin adı geçenin sonradan döndüğü ve suç atma niteliğinde kalabilecek olan soruşturma evresindeki soyut beyan ve teşhisi dışında delil bulunmadığı, ayrıca evinde ele geçirilen suç konusu uyuşturucu maddeyi satacağına, başkasına vereceğine veya kullanma dışında başka bir amaçla bulundurduğuna ilişkin sanığın savunmasının aksine, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil de bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın sabit olan eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
e) Yargıtay 10. Ceza Dairesi Esas : 2021/18632 Karar : 2022/3397
Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, şüpheliye itiraz kanun yoluna başvuru imkanı tanınmadığı, bu nedenle kararın kesinleşmediği, bu karara dayanılarak şüphelinin denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığı gerekçesiyle erteleme kararının kaldırılması hukuka aykırıdır.
Sanık … hakkında, 27/07/2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 24/11/2015 tarihli ve 2015/22578 soruşturma, 2015/338 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının 5 yıl süreyle ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3. maddesi uyarınca 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, şüphelinin denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığı gerekçesiyle erteleme kararının kaldırılarak Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 12/10/2017 tarihli ve 2017/23674 soruşturma, 2017/6548 esas, 2017/4644 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, Sakarya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/02/2018 tarihli ve 2017/522 esas, 2018/101 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği, anlaşılmıştır.
28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik TCK'nın 191/2. maddesinin 2. cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, şüpheliye itiraz kanun yoluna başvuru imkanı tanınmadığı, bu nedenle kararın kesinleşmediği, denetimli serbestlik müdürlüğünce çıkarılan tebligatların hukuki sonuç doğurmayacağı anlaşıldığından;
Mahkemece, kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden “durma kararı” verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
IV TCK 192 ETKİN PİŞMANLIK
TCK 192:
(1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.
(4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz. Bu durumda kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının 279 uncu ve 280 inci maddeler uyarınca suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz.
A: TCK m. 192/2’de Öngörülen Etkin Pişmanlık Durumu
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.
Suç ortaya çıktıktan sonra bildirimde bulunulursa, m.192/3 hükmü uygulanabilir. Failin verdiği bilgi kendi işlediği kullanma suçuyla alakalı olmalıdır. Başkalarının kullanma suçuna dair verilen bilgi, kendi işlediği suç bakımından hükümden yararlanma sonucunu doğurmaz.32 Her ne kadar maddenin nerede, ne zaman ve kimden temin edildiğinin bildirilmesi aranmışsa da, amacın maddenin ele geçirilmesi ve kimler tarafından piyasaya sürüldüğünün de öğrenilmesi olduğu unutulmamalıdır. Bu bakımdan, X sokağın aşağı köşesinde, Y tarihinde yüzünü seçemediği bir adamdan maddeyi aldığını söyleyen kişinin bu ihbarı üzerine satıcının söz konusu yerde yakalanması gibi bir durumda, failin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanamaması mantıksız olacaktır. 33
Fıkrada sayılan bilgilerden (yer, zaman, kişi) biri temin edilememiş olmakla birlikte, verilen bilgi sayesinde satıcı ve madde ele geçirilmişse, failin bu hükümden yararlanması gerekir.
Ayrıca, verilen bilginin doğrudan yakalamayı sağlamış olması aranmamış, bu bilgilerin suçluların ele geçirilmesini ‘‘kolaylaştırması’’ yeterli görülmüştür. Bu nedenle, verilen bilgiler dolaylı olarak sonuca götürmüş, örneğin bu veriler kullanılarak yapılan araştırma sonucunda satıcılar yakalanmışsa, fail bu hükümden yararlanmalıdır.
‘‘Buna göre, yakalanan kimsenin uyuşturucu maddeyi açık kimliğini bilmediği bir şahıstan aldığını söylemesi ya da hayali isimler vermesi veya daha önceden uyuşturucu işine karıştığını bildiği kişinin adını vermesi etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için yeterli görülmemeli, failin bildirdiği kişi yakalanmış ise mahkum edilmiş olması ya da yakalanamamışsa kimliği ve varlığının belirlenmesi, failin bildirdiği kişiye suç atması için neden bulunmadığının anlaşılması, mevcut delillerin o kişinin suçluluğunu kabule yeterli bulunması ve verilen bilginin daha önce görevliler tarafından öğrenilmemiş olması durumlarında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmalıdır.
Buna karşılık, failin bildirdiği kişiler ve onlar hakkında verdiği bilgiler daha önce görevliler tarafından öğrenilmişse, zaten bilinen bir bilginin açıklanması yardım ve hizmet kapsamında değerlendirilmemelidir. Aynı şekilde görevliler tarafından bilinmese dahi verilen bilgi suçun ortaya çıkmasına ya da suç ortağının yakalanmasına ya da belirlenmesine etkili olmaması halinde de etkin pişmanlık şartlarının gerçekleşmediği kabul edilmelidir.’’
(Yar. CGK, 3.3.2015, 523/28)
B: TCK m.192/4’te Öngörülen Etkin Pişmanlık Durumu
24.11.2016 tarihli ve 6763 s. K. İle değişik TCK m. 192/4 uyarınca ‘‘Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz. Bu durumda kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının 279’ uncu ve 280’ inci maddeler uyarınca suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz.’’
Değişiklikten önce failin ‘ ‘resmi makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini istemesi aranmıştı; sağlık kuruluşlarına başvurmanın da yeterli olduğu açıkça düzenlenmiştir.
Uygulamada ciddi sorun yaratan mesele, resmi makama başvuru durumunda bunlar bakımından doğan ihbar yükümlülüğüydü.
Fakat fıkraya eklenen son cümleyle ‘‘... Bu durumda kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının 279’ uncu ve 280’ inci maddeler uyarınca suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz.’’ suçu bildirme yükümlülüğünün doğmayacağına dair özel bir hüküm getirilmiştir. 34
C: Hafifletici Neden Oluşturan Etkin Pişmanlık Durumu TCK m. 192/3
Suç haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre belli bir oranda indirilir.
‘‘Sanık Bayram’ın suç konusu uyuşturucu madde ile yakalanmasından sonra beyanlarıyla, sanık Nevzat’a ait olup, diğer sanık Hasan’a ait büfede uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini ve sanık Nevzat’ın yakalanmasını sağladığı, sanık Nevzat’ın ise, üst ve ev aramasında herhangi bir uyuşturucu madde ele geçirilmemesine rağmen, söz konusu uyuşturucu maddenin kendisine ait olduğunu kabul ederek ikrarı ile suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunduğu anlaşılmakla; her iki sanık hakkında TCK 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi… bozmayı gerektirir’’ (Yar. 10.CD., 29.04.2009, 18087/8013)
‘‘sanığın arama kararı bulunmadığı aşamada üzerinde bulunan uyuşturucu maddeleri görevlilere kendi rızası ile teslim etmek suretiyle kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım ettiği anlaşıldığından sanık hakkında etkin pişmanlıkla ilgili TCK’nın 192. maddesinin 3.fıkrasının uygulanması gerekir’’ (Yar 10.CD., 15.03.2016, 326/817)
‘‘Yerleşmiş yargısal kararlar ve öğretide yer alan baskın görüşlere göre 5237 sayılı TCK’nın 192/3. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gereklidir:
1-Fail 5237 sayılı TCK’nın 188 ve 191. maddesinde düzenlenen suçlardan birini işlemiş olmalıdır.
2-Hizmet ve yardım bizzat fail tarafından yapılmalıdır.
3-Hizmet ve yardım soruşturma ya da kovuşturma makamlarına yapılmalıdır.
4-Hizmet ve yardım, suçun resmi makamlar tarafından haber alınmasından sonra, ancak mahkemece hüküm verilmeden önce gerçekleşmelidir. 5271 sayılı CMK’nın 158.maddesinde gösterilen, bir suç hakkında soruşturma yapmakla yetkili olan adli ve idari merciler, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları, savcılıklar, emniyet ve jandarma teşkilatı, suçları savcılıklara iletmekle yükümlü olan vali ve kaymakamlıklar, elçilikler ve konsolosluklar resmi makamlar kapsamında değerlendirilmelidir.
5-Fail kendi suçunun ya da bir başkasının suçunun ortaya çıkmasına önemli ölçüde katkı sağlamalı, bilgi aktarımı ile suçun meydana çıkmasına ya da diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmelidir.
6-Failin verdiği bilgiler doğru, yapılan hizmet ve yardım sonuca etkili ve yararlı olmalıdır.’’
(Yar. CGK, 03.03.2015, 523/28).
‘‘Kullanma sınırları içerisinde bulunan 0,013 gramdan ibaret suça konu eroini satmak amacıyla bulundurduklarını belirterek ikrarıyla uyuşturucu madde satma suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerekir’’
(Yar. 10.CD. , 22.03.2016, 616/903)
Uyuşturucu Madde Suçlarında Etkin Pişmanlık Örnek Yargıtay Kararları
a) Ceza Genel Kurulu - Karar: 2019/42
Sanık midesinde uyuşturucu madde getirdiğini söylememiş olsa dahi, yurt dışından gelen kişilere yönelik yapılan profilleme çalışmalarının “midesinde” uyuşturucu madde taşıması muhtemel kuryelere yönelik olarak gerçekleştirildiği ve gözlerinde kızarıklık, aşırı terleme ve tedirgin hareketleri gözlemlenen sanığın, bu yönde oluşan şüphe nedeniyle iç beden muayenesi kararı alınarak midesinde uyuşturucu madde bulunup bulunmadığının zaten belirleneceği dikkate alındığında, sanığın kolluk görevlilerine midesinde uyuşturucu madde taşıdığını söylemesinin sonuca etkisinin bulunmadığı, dolayısıyla sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı kabul edilmelidir.
Yerleşmiş yargısal kararlar ve öğretide yer alan baskın görüşlere göre, 5237 sayılı TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gereklidir:
1- Fail 5237 sayılı TCK’nın 188 ve 191. maddelerinde düzenlenen suçlardan birini işlemiş olmalıdır.
2- Hizmet ve yardım bizzat fail tarafından yapılmalıdır.
3- Hizmet ve yardım soruşturma ya da kovuşturma makamlarına yapılmalıdır.
4- Hizmet ve yardım, suçun resmi makamlar tarafından haber alınmasından sonra, ancak mahkemece hüküm verilmeden önce gerçekleşmelidir. 5271 sayılı CMK’nın 158. maddesinde gösterilen, bir suç hakkında soruşturma yapmakla yetkili olan adli ve idari merciler, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları, savcılıklar, emniyet ve jandarma teşkilatı, suçları savcılıklara iletmekle yükümlü olan vali ve kaymakamlıklar, elçilikler ve konsolosluklar resmi makamlar kapsamında değerlendirilmelidir.
5- Fail kendi suçunun ya da bir başkasının suçunun ortaya çıkmasına önemli ölçüde katkı sağlamalı, bilgi aktarımı ile suçun meydana çıkmasına ya da diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmelidir.
6- Failin verdiği bilgiler doğru, yapılan hizmet ve yardım sonuca etkili ve yararlı olmalıdır.
Failin etkin pişmanlık nedeniyle indirimden yararlanabilmesi için kendi suçunun ortaya çıkmasına ya da suç ortaklarının yakalanmasına yardım ve hizmet etmiş olması gerekmektedir. Suç ortakları kavramı uyuşturucu madde suçuna katılan ya da başka bir uyuşturucu madde ile ilgili suç işleyen kimse olarak anlaşılmalı; “yakalanması” sözcüğü de, “suç ortaklarının yakalanması ya da kim olduğunun belirlenmesi” olarak kabul edilmelidir. Fail suç ortağının, uyuşturucu maddeyi satın aldığı veya sattığı kişinin ya da başka bir uyuşturucu madde suçu işleyen kişinin yakalanmasına ya da kim olduğunun belirlenmesine katkıda bulunduğunda indirimden yararlanacaktır. Failin kendi suçunun ya da suç ortaklarının ortaya çıkmasına yönelik olarak verdiği bilginin yardım ve hizmet niteliğinde kabul edilebilmesi için, hizmet ve yardımın konusu olan bilgilerin doğru olmasının yanında, hizmet ve yardımın sonuca etkili ve yararlı olması da gerekmektedir.
Buna göre, yakalanan kimsenin uyuşturucu maddeyi açık kimliğini bilmediği bir şahıstan aldığını söylemesi ya da hayalî isimler vermesi veya daha önceden uyuşturucu işine karıştığını bildiği kişinin adını vermesi etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için yeterli görülmemeli, failin bildirdiği kişi yakalanmış ise mahkûm edilmiş olması ya da yakalanamamışsa kimliği ve varlığının belirlenmesi, failin bildirdiği kişiye suç atması için bir neden bulunmadığının anlaşılması, mevcut delillerin o kişinin suçluluğunu kabule yeterli bulunması ve verilen bilginin daha önce görevliler tarafından öğrenilmemiş olması durumlarında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmalıdır. Değinilen bu hâllerin dışında, failin üzerinde kullanım miktarı içerisinde uyuşturucu ve uyarıcı madde ile yakalanmış olması hâlinde başka bir şekilde satış için hazırlandığı anlaşılmayan maddeyi satmak için bulundurduğunu bildirmesinde de, uyuşturucu ve uyarıcı madde satmak suçundan etkin pişmanlık koşullarının gerçekleştiği kabul edilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Hudut Kapıları Büro Amirliği görevlilerince, Atatürk Havalimanına yurtdışından gelen ve midelerinde uyuşturucu madde taşıması muhtemel kuryelere yönelik yapılan profilleme çalışmaları sırasında, C. uçağından inen yolcular arasında bulunan sanığın, elinde bir adet siyah renkli valiz ve laptop çantası bulunduğunun, gözlerinde kızarıklık olduğu ve aşırı terlediğinin, sürekli sağa sola bakınarak tedirgin hareketlerle hızlı bir şekilde ilerlediğinin ve pasaport işlemlerini tamamladığının görülmesi üzerine görevlilerce durdurulduğu, üstünde ve çantalarındaki aramalarda herhangi bir suç unsuruna rastlanılmayan sanığın, gerçekleştirilen mülakat sırasında görevlilere midesinde kapsüller hâlinde uyuşturucu madde taşıdığını beyan etmesi üzerine konu hakkında Cumhuriyet savcısına bilgi verildiği, iç beden muayenesi yaptırılmak üzere hastaneye sevk edilen sanığın, 01.06.2015 ile 06.06.2015 tarihleri arasında doğal yollardan (50) kapsül hâlindeki suç konusu uyuşturucu maddeyi vücudundan çıkardığı olayda;
Olay tutanağında, yurt dışından gelen kişilere yönelik kolluk görevlilerince yapılmakta olan profilleme çalışmalarının, “midesinde” uyuşturucu madde taşıması muhtemel kuryelere yönelik olarak gerçekleştirildiğinin özellikle belirtilmesi, tutanakta yer alan bu ibarenin yurt dışından gelen yolculara yönelik yapılan çalışmanın mutad bir uygulama olduğunu göstermesi, görevlilerce sanığın “gözlerinde kızarıklık olduğunun, aşırı terlediğinin ve sürekli sağa sola bakınarak tedirgin hareketlerle hızlı bir şekilde ilerlediğinin” görülmesi üzerine durdurulması, yapılan mülakatta sanığın midesinde uyuşturucu madde getirdiğini söylediğinin anlaşılması karşısında; sanık midesinde uyuşturucu madde getirdiğini söylememiş olsa dahi, yurt dışından gelen kişilere yönelik yapılan profilleme çalışmalarının “midesinde” uyuşturucu madde taşıması muhtemel kuryelere yönelik olarak gerçekleştirildiği ve gözlerinde kızarıklık, aşırı terleme ve tedirgin hareketleri gözlemlenen sanığın, bu yönde oluşan şüphe nedeniyle iç beden muayenesi kararı alınarak midesinde uyuşturucu madde bulunup bulunmadığının zaten belirleneceği dikkate alındığında, sanığın kolluk görevlilerine midesinde uyuşturucu madde taşıdığını söylemesinin sonuca etkisinin bulunmadığı, dolayısıyla sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı kabul edilmelidir.
b) Ceza Genel Kurulu - Karar: 2019/54
‘‘Cezaevine uyuşturucu madde sokma suçunda etkin pişmanlık hükümleri uygulanamaz.’’
T. B Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan inceleme dışı sanık G.T.’yi, açık görüş sırasında ziyaret etmek amacıyla gelen sanığın adı geçene vermek üzere yanında getirdiği spor ayakkabılarını ceza infaz kurumu görevlilerine teslim ettiği, görevlilerce yapılan kontrolde, ayakkabıların tabanlık astar alt kısımlarında suç konusu uyarıcı nitelikteki tabletlerin ele geçirildiği olayda;
Sanığın, soruşturma evresindeki 31.12.2014 tarihli beyanı ve inceleme dışı sanık G.T.’nin kendisine hitaben yazdığı tespit edilip suç ile ilişkisini ortaya koyan mektupları Cumhuriyet Başsavcılığına sunmak suretiyle, inceleme dışı sanık G.T. hakkında ceza infaz kurumuna yasak eşya sokma suçuna teşebbüsten ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dava açılıp TCK’nın 44. maddesi uyarınca infaz kurumuna yasak eşya sokma suçuna teşebbüsten mahkûmiyetine karar verilmesini sağladığı anlaşılmış ise de;
İnceleme dışı sanık G.T. hakkında TCK’nın 297. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca mahkûmiyetine konu olan infaz kurumuna yasak eşya sokma suçu, uyuşturucu madde imal ve ticareti ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarına ilişkin etkin pişmanlık hükümlerini düzenleyen TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen suçlar arasında yer almamaktadır. TCK’nın 297. maddesinin 4.fıkrasında infaz kurumunda bulunan hükümlü veya tutuklular için özel bir etkin pişmanlık hükmü düzenlenmiştir. Kaldı ki; “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” ile “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etmek veya bulundurma ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma” suçları 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda “Kamunun sağlığına karşı suçlar”, “İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma” suçu ise “Adliyeye karşı suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir. Uyuşturucu madde suçlarında korunan hukuki yarar kamu sağlığının korunması, infaz kurumuna yasak eşya sokma suçunda korunan hukuki yarar ise infazın gereklerine aykırı düşen nesnelerin infaz kurumuna sokulmasının önlenmesidir. Söz konusu suçlar, gerek kanunda düzenlendikleri yerler gerekse korunması amaçlanan hukuki yararlar itibarıyla da farklılık arz etmektedirler. Bu nedenlerle sanık hakkında “İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma” suçundan hükmolunan cezadan TCK’nın 192. maddesinin 3.fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmü nedeniyle indirim yapılması mümkün değildir. Öte yandan, gerçekte inceleme dışı sanık G.T.’nin eyleminin teşebbüs aşamasında kalan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu, kastının da uyuşturucu madde kullanmak olduğu, ancak TCK’nın 297. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde yer alan “Bu suçun konusunu oluşturan eşyanın, temin edilmesi veya bulundurulması ayrı bir suç oluşturduğu takdirde; fikri içtima hükümlerine göre belirlenecek ceza yarı oranında artırılır.” şeklindeki aynı Kanun’un 44. maddesine atıf yapan kanuni düzenleme nedeniyle “Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan değil “İnfaz kurumuna yasak eşya sokma” suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, bu nedenle sanığın işlemeyi kast ettiği suç olan “Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunun etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasında esas alınması gerektiği düşünülebilir ise de genel kamu esenliğini korumayı, uyuşturucu madde suçlarıyla daha etkin bir şekilde mücadele edilmesini hedefleyen uyuşturucu madde imali, ticareti ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarına ilişkin olarak TCK’nın 192. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin düzenleniş amacı ile söz konusu maddenin 1 ve 2. fıkralarında düzenlenen cezasızlık hâllerinden yararlanabilmesi için failin, ortaya çıkardığı suçlar arasında bir eş değerlik (denklik) ilişkisi bulunması ya da daha ağır nitelikte bir suçu ortaya çıkarmasını arayan, aynı maddenin 1 ve 2. fıkralarından yalnızca zaman itibarıyla ayrılan 3. fıkrasının da bu eş değerlik (denklik) ilişkisini veya daha ağır nitelikte bir suçun ortaya çıkarılmasını amaçlayan maddenin sistematiği de dikkate alındığında; somut olayda, “Uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan cezalandırılmasına karar verilen sanık O.K.’nin suçu ile bu sanığın suçunu ortaya çıkardığı inceleme dışı sanık G.T.’nin gerek “İnfaz kurumuna yasak eşya sokma” gerekse “Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçları arasında bir eş değerlik (denklik) ilişkisi bulunmadığı gibi sanık O.K.’nin kendi suçu olan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan daha ağır bir suçu ortaya çıkarması durumu da söz konusu olmadığından, sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunmadığı kabul edilmelidir.
c) Ceza Genel Kurulu - Karar: 2019/55
Uyuşturucu maddenin ele geçirileceğini anlayan sanığın, yoklama neticesinde kolayca bulunabilecek olan montunun sol iç cebindeki esrarı görevlilere teslim etmesinin, suçun konusu ve delilini hukuka uygun hâle getirerek kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım etme olarak değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, sanık hakkında TCK'nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı kabul edilmelidir.
d) Ceza Genel Kurulu - Karar: 2018/605
‘‘Yakalanan uyuşturucu maddenin kime ait olduğunun anlaşılamadığı bir aşamada uyuşturucu maddenin kendisine ait olduğunu söyleyip esrarı teslim eden sanık 192. maddede düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanır.’’
Kolluk görevlilerinin yapmış oldukları kontroller sırasında, mesleki tecrübelerine ve içinde bulundukları durumdan çıkardıkları izlenimden kaynaklanan makul sebebe dayalı olarak, sanık ile inceleme dışı sanıkların içerisinde bulunduğu ve durumundan şüphelendikleri aracı PVSK'nın 4/A maddesinin verdiği yetkiye istinaden durdurduklarının, bu aşamada görevlilerce aracın dışarıdan bakıldığında içerisi görünen yerlerinin mutlak suretle kontrol edileceğinin ve yapılacak kontrol sonucunda esrarın bulunacağının anlaşılması karşısında; içerisinde bulunduğu aracın el freninin yanında, açıkta ve görünür şekilde olan suç konusu esrarın ele geçirileceğini anlayan ve esrarı görevlilere teslim eden sanık hakkında, TCK'nın 192. maddesinin 2. fıkrasının uygulanma koşullarının bulunmadığı, ancak sanığın içerisinden esrarı alıp getirdiği araçta kendisinin yanı sıra inceleme dışı sanıklar.... ve 'ın da olduğu gözetildiğinde, araçta bulunduğu yer itibarıyla esrarın kime ait olduğunun bilinmediği aşamada sanığın kendisine ait olduğunu söyleyip esrarı görevlilere teslim etmek suretiyle kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunduğu dikkate alındığında, sanık hakkında TCK'nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.
e) YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ - Karar : 2010/6426
‘‘Uyuşturucu maddeninin kime ait olduğunu söyleyen sanığın ikrarı ile uyuşturucu maddenin sahibi olan sanığın kendisine ait olduğuna yönelik ikrarı nedeniyle her iki sanığa da etkin pişmanlık hükümleri uygulanmalıdır.’’
‘‘Y... F... mahallesi S... sokakta uyuşturucu madde ticareti yapıldığı yönündeki çok sayıda ihbar üzerine bu sokakta bulunan evlere ilişkin alınan arama kararına dayanılarak sanık Afife'nin evinde yapılan aramada 71 adet poşet içinde net 39,8 gram esrar maddesi ile 2 adet extacy hap ele geçirilmesinden sonra sanık Afife'nin, evinde bulunan uyuşturucu maddelerin kardeşi diğer sanık Ramazan'a ait olduğunu söyleyip, kalmış olduğu evi de göstererek bu sanığın yakalanmasını ve suçunun ortaya çıkmasını sağladığı; yine evinde ve üzerinde herhangi bir uyuşturucu madde ele geçirilemeyen sanık Ramazan'ın, sanık Afife'nin evinde bulunan uyuşturucu maddelerin kendisine ait olduğunu söyleyerek, hakkında sanık Afife'nin soyut beyanı dışında delil bulunmadığı bir aşamada ikrarı ile kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet ettiği anlaşıldığından, her iki sanık hakkında TCK'nın 192/3. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin…’’
f) Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2016/914 E. , 2020/4440 K.
‘‘Arama kararı olmadığı halde araçta uyuşturucu madde bulunduğunu ikrar eden kişi etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmalıdır.’’
Şüpheli hareketlerinin ne olduğu belirtilmeden şüphe üzerine durdurulan ve arama kararı bulunmadan durdurulan sanığın araçtan inerken araçta uyuşturucu madde bulunduğunu söyleyerek uyuşturucu maddeleri kendi rızasıyla teslim ederek suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunması nedeniyle hakkında TCK'nın 192/3. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, bozma nedenidir.
g) Yargıtay 10.CD Esas : 2023/3053 Karar : 2023/4534
‘‘Yeterli delil bulunmayan bir aşamada arama yapılması halinde bulunulacak uyuşturucu maddenin yerini gösteren sanık etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmalıdır.’’
Olay günü, sanığın aleyhine yeterli delil bulunmadığı aşamada kullanımındaki motosikletinde dışarıdan bakıldığında görülemeyecek ve arama sonucu bulunabilecek uyuşturucu maddeyi kolluk görevlilerine teslim ederek kendi suçunun ortaya çıkarılmasına hizmet ve yardım etmesi nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, bozma nedenidir.
SONUÇ:
Uyuşturucu ve uyarıcı maddelere erişim, günümüz koşullarıyla birlikte hiç olmadığı kadar kolaylaşmıştır. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) verilerine göre dünya genelinde uyuşturucu kullanan kişi sayısı sürekli artmaktadır. 2023 yılı itibarıyla son bir yıl içinde uyuşturucu kullananların sayısı yaklaşık 316 milyon kişiye ulaşmıştır, bu da 2013’e göre kullanıcı oranının küresel nüfus içinde yüzde 5,2’den yüzde 6,0’a yükseldiğini göstermektedir. Bu artış özellikle esrar, amfetamin türü uyarıcılar ve kokain kullanımında belirgindir; kokain kullanıcı sayısı son on yılda 17 milyondan 25 milyona yükselmiştir ki bu, küresel pazarın en hızlı büyüyen yasa dışı uyuşturucularından birini temsil etmektedir.
Benzer şekilde Türkiye özelinde, Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı’nın 2025 yılı Türkiye Uyuşturucu Raporu verileri, 2024 yılı boyunca yaklaşık 375 bin şüpheli hakkında yasal işlem yapıldığını ve uyuşturucuya bağlı ölümlerin bir önceki yıla göre yüzde 42 civarında artış gösterdiğini ortaya koymaktadır. Özellikle genç nüfus arasında meydana gelen bu artış, maddeye erişimin ve kullanımın yaygınlaştığına dair ciddi bir göstergedir. Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle mücadele; kolluk kuvvetleri, gümrük idareleri ve ilgili diğer kurumlar eliyle kararlı ve etkin bir şekilde yürütülmektedir. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı tarafından açıklanan veriler, her yıl artan sayıda operasyon gerçekleştirildiğini, önemli miktarda uyuşturucu maddenin ele geçirildiğini ve uyuşturucu ticaretine yönelik ciddi müdahalelerde bulunulduğunu ortaya koymaktadır.
Bununla birlikte, uyuşturucu ticaretinin küresel ölçekte ulaştığı ekonomik hacim ve sağladığı yüksek kâr potansiyeli, bu suç türünü suç örgütleri açısından sürekli cazip kılmaktadır. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) raporları, yasa dışı uyuşturucu piyasasının yıllık yüz milyarlarca doları aşan bir ekonomik büyüklüğe sahip olduğunu ve bu pazarın, artan talep ve çeşitlenen dağıtım kanallarıyla birlikte süreklilik arz ettiğini ortaya koymaktadır. Bu denli büyük bir sektör karşısında, kolluk kuvvetlerinin ve yargısal mekanizmaların etkin müdahalelerine rağmen, uyuşturucu ticaretinin tamamen ortadan kaldırılmasının fiilen mümkün olmadığı görülmektedir. Bu makalede Türk Ceza Kanununda uyuşturucu-uyarıcı maddelere ilişkin suçlar ele alınmış, Yargıtay kararları ışığında değerlendirilmiştir. Kanunlarımızın Uyuşturucu suçlarına ilişkin hükümleri genel anlamda açık ve tutarlı olmakla birlikte, uyuşturucuyla mücadelede tek başına yeterli olmayacaktır.
Uygulamada en fazla tartışmaya yol açan nokta ise uyuşturucu maddenin, kullanma amacı mı ticari amaç mı taşıdığıdır. Kanaatimce, Yargıtay genel olarak ‘kullanıma çevirme’ eğiliminde olup sanık lehine karar vermektedir. Sanık aleyhine kuvvetli şüphe bulunmadığı takdirde fiilin kullanım kapsamında değerlendirilmesi yerinde olacaktır fakat bazı vakalarda, ısrarla sanık lehine kullanıma (üstelik ticaret yönünde kuvvetli deliller olmasına rağmen) hükmedilmesi; suçu teşvik edecek, suçluyu cesaretlendirecektir. Bu detay dışında kanunlarımızın ve uygulamanın hukuki anlamda yeterli olduğunu düşünüyorum. Fakat kamu düzeni açısından kanunlar tek başına yeterli olmayıp ve hatta bütün bir sürecin çok küçük bir parçasıdır. Suç, onlarca aksaklığın bir neticesidir. Gerçek anlamda bir çözüm için idare, sivil toplum, eğitim kurumları ve medya gibi etki alanı geniş aktörlerin, formalitenin ötesine geçen somut çalışmalar yürütmesi gerekmektedir.
Av. Emre RASTGELDİ
------------------------
1, Dr. Ziya Koç, Uyuşturucu Veya Uyarıcı Madde Suçlarında Kişisel Kullanım Amacının Belirlenmesi (TCK m. 188/3-TCK m. 191)
2 Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, Tezcan-Erdem-Önok, s.985, 2020
3 Erman Özek, 337 Bayraktar, Uyuşturucu Maddeler ve Suç Siyaseti, İÜHFM 1985, 47
4, Dönmezer, Kriminoloji, 6.baskı, İstanbul 1981, s.393
5, ‘‘…suç konusu maddenin ham afyon, hazırlanmış afyon veya tıbbi afyon olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan ek rapor alınması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi…’’ -Yargıtay 10.CD 26.2.2007 6353/2183- ‘‘…Ele geçen maddenin uyuşturucu madde olup olmadığı ve miktarı konusunda Adli Tıp Kurumu 5.İhtisas Kurulundan görüş alınarak…’’ –Yargıtay 10.CD 4.11.2004 9501/11016-
6, Tezcan, Erdem, Önok, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, S.993
7 (7, Yar. 10. CD, 23.1.2009 8570/552)
8, Tezcan, Erdem, Önok, Teorik ve Pratik Ceza Hukuku, Sf. 994
9, Ertekin AKSÜT, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçları
10, Tezcan, Erdem, Önok Teorik ve Pratik Ceza Hukuku, 18.baskı, S.995
11, Ziya Koç, Uyuşturucu Veya Uyarıcı Madde Suçlarında Kişisel Kullanım Amacının Belirlenmesi, S.28 (TCK m. 188/3-TCK m. 191)
12, Elmas, s. 610. “Emniyet görevlilerince daha önce hakkında uyuşturucu bulundurmaktan işlem yapıldığı için bilinen ve tanınan sanığın, olay tarihinde uyuşturucu maddeyi ko laylıkla satabileceği köylü garajında yakalanması, yapılan üst aramasında montunun ce binde satışa hazır dokuz ayrı pakete sarılı esrar maddesinin bulunması, sanığın yaklaşık altı ay önce de yakalandığı yerin yakınlarında benzer şekilde satışa hazır beş ayrı pakete sarılı esrar maddesiyle yakalanmış olması göz önüne alındığında, ele geçen net olarak 9,5 gram esrar elde edilebilecek toplam 27 gram uyuşturucu maddeyi uyuşturucu madde ticareti yapma amacıyla bulundurduğu kabul olunmalıdır”. Yargıtay CGK, 10.06.2014, 10-7/322)
13, “Dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında ihbar bulunması, ele geçen uyuşturucu maddesinin miktarı ile 2 adet dijital hassas terazininde ele geçmesi nedeniyle eylemin ticari amaçla uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturduğu, ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulünün usul ve yasaya uygun olduğu…”.( İstanbul BAM 5. CD, 10.02.2021, 3765/404)
14, “girişe göre sağ tarafta bulunan odadaki iki ayrı siyah poşet ve aynı oda içindeki minderin altında dört pakette olmak üzere toplam altı parça hâlinde farklı miktarlardaki uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği olayda; uyuşturucu maddelerin aynı oda içerisinde iki ayrı yerde ele geçirilmesi, suç konusu esrarın toplam altı parça hâlinde olması ve poşetlerde ele geçirilen esrar dışındaki diğer esrarların küçük paketçikler şeklinde iki adet folyoya, gazete kağıdına ve beyaz renkli kağıda sarılı olarak özenle hazırlanıp satışa hazır vaziyette bulundurulması karşısında; sanığın suç konusu esrarı kullanmak amacıyla bulundurduğuna ilişkin savunmasının suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu ve eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir”. Yargıtay CGK, 20.02.2018,)
15, Dr. Ziya Koç, Uyuşturucu Veya Uyarıcı Madde Suçlarında Kişisel Kullanım Amacının Belirlenmesi (TCK m. 188/3-TCK m. 191)
16, Dr. Ziya Koç, Uyuşturucu Veya Uyarıcı Madde Suçlarında Kişisel Kullanım Amacının Belirlenmesi (TCK m. 188/3-TCK m. 191
17, Olay tutanağı içeriğine, dosyadaki diğer bilgi ve belgelere göre, sanığın ikametinin bahçesine sanık tarafından ekilmiş halde bulunan 386 kök kenevirden olgunlaştıklarında elde edilecek esrarın, kişisel kullanımı için gerekli miktardan fazla olacağı, Dairemizin genel uygulamalarına göre, ticari amaçla ekildiklerine ilişkin başka delil yoksa 20 köke kadar dikili kenevirin kişisel kullanım kapsamında ekildiğinin kabul edilebileceği dik kate alınarak, sanığın eyleminin 2313 sayılı Yasanın 23/5. maddesinin 1. cümlesi kap samında kalan esrar elde etmek amacıyla kenevir ekme suçunu oluşturduğunun kabulü gerektiğinin gözetilmemesi...”. Yargıtay 10. CD, 01.10.2020, 5379/4735.
18, “Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından hazırlanan 17/08/2017 tarihli uzmanlık raporunda, sanıktan ele geçirilen toplam 24,2 gram maddenin %6,2 ora nında eroin ve %1,16 oranında 6-MAM içerdiği belirtilmiştir. Buna göre; sanıktan elde edilen uyuşturucu maddenin 1,50 gramı eroin, 0,28 gramı ime 6-MAM maddesidir. Eroin maddesi, Yargıtay’ın genel uygulamaları nazara alındığında sanığın 25 günlük ihtiyacını karşılamaya yetecek miktardadır”. Adana BAM 5. CD, 09/05/2018, 811/1126.
19, “Mersin’de ikamet eden sanığın, Diyarbakır’dan Antalya’ya gitmekte olan yolcu otobü süne Diyarbakır’da bindiği, önleme arama kararı üzerine otobüsün Birecik ilçesinde durdurulup arandığı ve 41 numaralı koltukta oturan sanığa ait iki çanta içinde toplam net 748 gram esrarın ele geçirildiği; sanığın bu esrarı kullanmak için Diyarbakır’da bir kişiden satın aldığını söylediği anlaşıldığından; Yeni Diyarbakır firması kayıtlarından, sanığın olay günü bulunduğu otobüs için aldığı biletin araştırılması, varsa aslı veya onaylı örneğinin getirtilmesi; a) Sanık Mersin dışında bir yere gitmek için bilet almış ise, fiilinin “satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurup nakletme”, b) İkamet ettiği Mersin’e gitmek için bilet almış ise, savunmasının aksine delil olmadğı gözetilip sanığın fiilinin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturacağı dikkate alınarak sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile ve esrar miktarı 3640 gram kabul edilerek hüküm kurulması...”. Yargıtay 10. CD, 19.06.2015, 2434/31825.
20, “Olay tarihinde sanığın adresinde yüklü miktarda esrar sakladığı ve bu esrarı torbacı diye tabir edilen kişilere satacağı yönünde muhbirden bilgi alınması üzerine ikamette yapılan aramada bir adet siyah ve bir adet kırmızı poşet içinde toplam daralı ağırlığı 1330 gr esrar ele geçirilmesi ile ilgili olarak, sanık soruşturma aşamasında alınan beyan larında evine gelen misafirin bıraktığı poşet olduğunu beyan ederken, mahkemede alınan savunmasında kullanmak için aldığını beyan etmiş ise de; suça konu uyuşturucu mad denin miktarının fazlalığı, başkalarına kolayca teslim edilmeye hazır 2 ayrı poşete konulmuş halde bulundurulması ve dosya içeriğine göre; sanığın eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkû miyetine karar verilmesi...”. Yargıtay, 10. CD, 11.07.2019, 2051/5139
21, Özbek/Doğan/Bacaksız, s. 816; “Aracında yapılan arama sonucu ele geçen kenevir bitkisi dışında, sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığı yolunda başka bir kanıtın elde edilememesi, uygulamada kabul edilen günlük kullanım miktarı dikkate alındığında, ekspertiz raporunda belirtilen üçyüzkırk gramlık uyuşturucu madde miktarının yıllık kişisel kullanım sınırları içerisinde bulunması, sanığın söz konusu uyuşturucu maddeyi satmak için değil kullanmak amacıyla bulundurduğu yönündeki aksi kanıtlanamayan savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçunu işlediği kuşku boyutunda kalmaktadır”. Yargıtay CGK, 26.06.2012, 10-294/253.
22, Birsen Elmas, Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları s. 612.
23, “Olay tarihinde, sanığın sevk ve idaresindeki araç içerisinde yapılan aramada, aracın sol ön kapı gözünde darasız ağırlığı 4,14 gram toz esrar ve cam kavonoz içerisinde daralı ağırlığı 239,96 gram esrar ile üzerinde daralı ağırlığı 2,25 gram esrarın ele geçirilmesi ve sanığın olay tarihinden bir hafta önce aldığını belirttiği bu suç konusu uyuşturucu mad deleri günlük ihtiyacından çok fazla olacak şekilde aracında bulundurması karşısında, eyleminin ticaret amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturup oluşturma dığına ilişkin delilleri tartışma ve değerlendirme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mah kemesine ait olduğu gözetilip, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla hüküm kurulması...”. Yargıtay 10. CD, 15.01.2019, 4862/314
24, “Sanığın üst aramasında, pantolonunun bel kısmında, kemer ile beli arasına sıkıştırılmış vaziyette üç adet streç film ile sarılı net ağırlığı 595 gram toz esrar ele geçirilmesi karşı sında; suç konusu uyuşturucu maddenin kişisel kullanım miktarının üzerinde olması, bulundurulma şekli, ele geçiriliş biçimi, sanığın yakalandığı yer ve zaman ile Bingöl ili Genç ilçesi Yayla köyünde ikamet eden sanığın, Bingöl’den kullanmak için aldığını iddia ettiği esrar ile Diyarbakır ili Sur ilçesinde yakalanmış olması dikkate alındığında, sanığın bu maddeleri başkalarına verme amacı ile bulundurduğu açık olup, eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun niteliği yanlış değerlendirilerek kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hüküm kurulması...”. Yargıtay 10. CD, 26.02.2020, 4767/1384
25, Tezcan, Erdem, Önok, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Sf. 1009
26, Tezcan, Erdem, Önok, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Sf. 1009
27, Tezcan, Erdem, Önok, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Sf. 1010
28, Tezcan, Erdem, Önok, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Sf. 1010
29, Tezcan, Erdem, Önok, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Sf. 1011
30, Neslihan Ateş, Uyuşturucu Veya Uyarıcı Madde Kullanma Suçu, 2016
31, Neslihan Ateş, Uyuşturucu Veya Uyarıcı Madde Kullanma Suçu, 2016
32, Tezcan, Erdem, Önok, Ceza Hukuku Özel Hükümler, S.1023
33, Tezcan, Erdem, Önok, Ceza Hukuku Özel Hükümler, S.1023
34, Tezcan, Erdem, Önok, Ceza Hukuku Özel Hükümler, S.1025