T.C.
Yargıtay
10. Ceza Dairesi
2021/15635 E., 2025/3251 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/367 E., 2021/547 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümdeki hukuka aykırılık düzeltilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; somut olaya ilişkin gerekli araştırmalar yapılmayarak adil yargılanma ilkesinin ihlal edildiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 139. maddesine göre gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için, işlenen suçun kanunda sayılan ve gizli soruşturmacı kullanılabilecek suçlardan olması, suçun işlendiği konusunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, başka yolla delil elde etme imkânının bulunmaması, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bir suç olması ve yetkili ve görevli mahkemece bir karar verilmesi gerekir.
Dava konusu uyuşturucu madde ticareti yapma suçu, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç olmadığından, 5271 sayılı CMK'nın 139/4. maddesine göre gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceği; yine aynı Kanun'un "Teknik Araçlarla İzleme" başlıklı 140. maddesindeki düzenlemeye göre sanığın teknik araçlarla izlenmesine ilişkin bir karar bulunmadığı, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak CMK'nın 140. maddesi uyarınca ayrıca bir karar alınmadan teknik araçlarla izleme ve görüntüleme ve ses alma işlemi yapıldığı hallerde elde edilen deliller hukuka aykırı olup hükme esas alınamayacağı gözetilerek yapılan incelemede:
Yapılan soruşturma işlemleri kovuşturma kapsamı ve tüm dosya içeriğine göre sonuç olarak;
1. 04.07.2017 tarihli "güven alımı ve teslim tesellüm tutanağı" ile 30.10.2014 tarihli kriminal raporun fotokopi olduğu ve aslı gibi olduğuna ilişkin imzanın bulunmadığı, 04.07.2017 tarihli güven alımı ve teslim tesellüm tutanağı içinde atıf yapılan Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.04.2014 tarihli ve 204/912 değişik iş sayılı kararının dosya içerisinde olmadığı anlaşılmakla; belirtilen belgelerin aslı veya onaylı örneklerinin hukuki denetime imkan verecek şekilde dosyaya eklenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2. Uyuşturucu madde satma eyleminde olay yerinde bulunduğu anlaşılan ... hakkında dava açılmış ise dava dosyasının, dava açılmamış ise soruşturma evrakının aslı veya onaylı örneklerinin hukuki denetime imkan verecek şekilde dosyaya eklenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3. 5271 sayılı CMK'nın 139. maddesi uyarınca gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ve aynı Kanun'un 140. maddesi uyarınca sanık hakkında teknik araçlarla izlemeye ilişkin kararların dosya içerisinde olmadığı anlaşılmakla; gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin ve sanık hakkında teknik araçlarla izlemeye ilişkin verilmiş bir kararın bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunuyor ise hukuki denetime olanak sağlayacak şekilde asıllarının veya onaylı örneklerinin getirtilerek bu dosya arasına alınması;
Sanık hakkında teknik araçlarla izlemeye ilişkin verilmiş bir karar yoksa bu yöntemle elde edilen bilgiler delil olarak değerlendirilemeyeceğinden suçun sübutunun tespiti için sanıktan uyuşturucu madde alma, temin etme eylemini gerçekleştiren gizli soruşturmacılar kolluk görevlisi iseler "suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama" konusunda faaliyette bulunabileceklerinden, öncelikle gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olup olmadığının sorulması, adli kolluk görevlisi iseler 5271 sayılı CMK'nın 139/3. maddesi de gözetilerek tanık olarak dinlenilip sonucuna göre karar verilmesi, adli kolluk görevlisi olmadıklarının tespiti halinde ise "suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama" konusunda faaliyette bulunamayacaklarından bu yöntemle elde edilen bilgilerin delil olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, diğer yönleri incelenmeksizin oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.03.2025 tarihinde karar verildi.
---
T.C.
Yargıtay
10. Ceza Dairesi
2021/9918 E., 2024/788 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/240 E., 2016/66 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜMLER: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin
birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.02.2016 tarihli ve 2015/240 Esas, 2016/66 Karar sayılı kararı ile sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca atılı suçu işledikleri sabit olmadığından, beraatlerine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle;
Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.07.2014 tarihli ve 2014/640 Değişik İş sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinin yedinci fıkrasının (a) bendi ve
1 inci maddesi gereğince görevlendirilen gizli soruşturmacılar tarafından yapılan çalışmalar sırasında;
Sanıkların, 11.10.2014 tarihinde saat 18:20 sıralarında, 14.10.2014 tarihinde saat 17:28 sıralarında ve 18.10.2014 günü saat 16:25 sıralarında G.S. 443 ve G.S. 506 numaralı gizli soruşturmacılara extacy hap sattıkları, bu işlemlerin tüm aşamaları sesli ve görüntülü olarak kayda alındığı, satışa konu maddelerin uyuşturucu madde olduğunun kriminal rapor ile belirlendiği ve sanık ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları, 53 ve 63 üncü maddeleri, sanık ...'un 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi, sanık ...'nın 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, sanık ...'ın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince ayrı ayrı cezalandırılmaları gerekirken, delil yokluğundan, mevcut delillere neden itibar edilmediği karar yerinde tartışılmadan sanıkların beraatlerine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna,
B. Sanıklar Armağan, Tayfun, Musa müdafiinin temyiz sebepleri özetle; Temsil ettiği her sanık için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanıklar, kamu davasına konu eylemleri suç örgütü faaliyeti çerçevesinde gerçekleştirmediklerinden ve yasal gerekçeyi içermediğinden Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.07.2014 tarihli ve 2014/640 Değişik İş sayılı "gizli soruşturmacı görevlendirmesine" dair kararının hukuka aykırı olduğu, dolayısıyla gizli soruşturmacıların elde ettikleri deliller hükme esas alınamayacağından ve dosyada başkaca delil de bulunmadığından, "Şüpheden sanık yararlanır." ilkesi gereği sanıkların beraatlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1.Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesine göre gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için, işlenin suçun kanunda sayılan ve gizli soruşturmacı kullanılabilecek suçlardan olması, suçun işlendiği konusunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, başka yolla delil elde etme imkanının bulunmaması, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bir suç olması ve yetkili ve görevli mahkemece bir karar verilmesi gerekir.
Dava konusu suç uyuşturucu madde ticareti yapma suçu olduğu halde, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç olmadığı; zira 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceği;
5271 sayılı Kanun'un "Teknik Araçlarla İzleme" başlıklı 140 ıncı maddesindeki düzenlemeye göre de, sanıkların teknik araçlarla izlenmesine ilişkin bir karar bulunmadığı, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak ve 5271 sayılı Kanun'un 140 ıncı maddesi uyarınca ayrıca bir karar alınmadan teknik araçlarla izleme ve görüntüleme ve ses alma işleminin yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesine göre sanıklara atılı suç, hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.
Suçun sübutunun tespiti için, sanıklardan uyuşturucu madde alma - temin etme eylemini gerçekleştiren gizli soruşturmacılar adli kolluk görevlisi iseler, "suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama" konusunda faaliyette bulunabileceklerinden, öncelikle gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olup olmadıklarının sorulması, adli kolluk görevlisi iseler, 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinin üçüncü fıkrası da gözetilerek tanık olarak dinlenip sonucuna göre hukuki nitelendirme yapılmak sureti ile sanıklar hakkında karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile inceleme sonucu yazılı şekilde beraat kararları verilmesi,
2.Kabule göre de;
1136 sayılı Kanun'un 168 inci maddesi ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanıklar Armağan, Tayfun, Musa lehine ayrı ayrı maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.02.2016 tarihli ve 2015/240 Esas, 2016/66 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının ve sanıklar Armağan, Tayfun, Musa müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, diğer yönleri incelenmeksizin oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.01.2024 tarihinde karar verildi.
---
T.C.
Yargıtay
10. Ceza Dairesi
2023/4775 E., 2023/4152 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/134 E., 2022/144 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
SUÇ TARİHLERİ : ... yönünden 06.07.2014; ...yönünden 24.07.2014
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. ... 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.10.2014 tarihli ve 2014/48 Esas, 2014/19 Karar sayılı kararı ile;
a. Sanık ...'ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
b. Sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. ... 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.10.2014 tarihli ve 2014/48 Esas, 2014/19 Karar sayılı kararın Cumhuriyet savcısı ve sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 27.01.2021 tarihli ve 2017/7341 Esas, 2021/1197 Karar sayılı kararı ile;
"Cumhuriyet savcısının ve sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık ... hakkında TCK'nın 188/3 maddesi uyarınca belirlenen "5 gün adli para cezası" üzerinden TCK'nın 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılırken "3 gün adli para cezası" yerine hesap hatası sonucu "2 gün adli para cezası" ve devamında TCK'nın 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken "2 gün adli para cezası" yerine hesap hatası sonucu "1 gün adli para cezası" olarak eksik belirlenmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan CMK'nın 139. maddesine göre gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için işlenen suçun kanunda sayılan ve gizli soruşturmacı kullanılabilecek suçlardan olması, suçun işlendiği konusunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, başka yolla delil elde etme imkanının bulunmaması, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bir suç olması ve yetkili ve görevli mahkemece bir karar verilmesi gerekir.
Dava konusu suç uyuşturucu madde ticareti yapma suçu olduğu halde, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç olmadığı; zira CMK'nın 139. maddesinin 4. fıkrasına göre örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceği; yine CMK'nın "Teknik Araçlarla İzleme" başlıklı 140. maddesindeki düzenlemeye göre, sanık hakkında teknik araçlarla izlenmesine ilişkin bir karar bulunmadığı, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak ve CMK'nın 140. maddesi uyarınca ayrıca bir karar alınmadan teknik araçlarla izleme ve görüntüleme ve ses alma işlemi yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Mahkemece suçun sübutu gizli soruşturmacı faaliyetleri ile teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen kayıtlara dayandırılmıştır. CMK'nın 217. maddesine göre sanığa atılı suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Hukuka uygun olmayan teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen delile dayanılarak sübuta gidilmesi mümkün değildir.
1. Dosya içerisinde CMK’nın 140. maddesi uyarınca teknik araçlarla izlemeye ilişkin bir karar bulunmadığı anlaşılmakla; sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK’nın 140. maddesi uyarınca teknik araçlarla izlemeye ilişkin verilmiş bir kararın bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise hukuki denetime olanak sağlayacak şekilde aslı veya onaylı örneği getirtilerek bu dosya içine konulması; yoksa bu yöntemle elde edilen bilgilerin delil olarak değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi,
2. Suçun sübutunun tespiti için sanıklardan uyuşturucu madde alma-temin etme eylemini gerçekleştiren gizli soruşturmacılar kolluk görevlisi ise "suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama" konusunda faaliyette bulunabileceklerinden, öncelikle gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olup olmadığının sorulması, adli kolluk görevlisi ise CMK'nın 139/3. maddesi hükmü de gözetilerek, tanık olarak dinlenilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3. Gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olmadığının ve teknik araçlarla izlemeye ilişkin bir kararın bulunmadığının tespiti halinde “suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama” konusunda faaliyette bulunamayacaklarından bu yöntemle elde edilen bilgilerin delil olarak değerlendirilemeyeceği hususu gözetilerek sanıkların beyanları da dikkate alınarak sanıklar hakkında TCK'nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan hüküm kurulması,
4. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 28/04/2015 tarih,2014/462 esas, 2015/135 karar ve 2014/848 esas, 2015/136 sayılı kararlarında da bahsedildiği üzere; gizli soruşturmacı tarafından sanıktan birden fazla kez esrar satın alınmasının, ayrıca suç oluşturmayacağı ve gerçek anlamda bir "alım-satım" söz konusu olmadığı gözetilmeden atılı suçun zincirleme olarak işlendiği kabul edilerek, sanık ...’ın cezasının TCK'nın 43. maddesi ile artırılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
5. 18/06/2014 tarihinde kabul edilip 28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. Maddesi hükmü gözetilmeden, sanıklar hakkında hükmedilen adli para cezasını ödemedikleri takdirde ödenmeyen para cezasının hapse çevrileceğine karar verilmesi,
6. Suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olan sanık ... hakkında, 5395 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini gösteren sosyal
inceleme raporu alınmaması ya da alınmama gerekçesinin hükümde gösterilmemesi,
7. Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda olan sanık ... hakkında, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35/1. maddesi uyarınca sosyal inceleme raporu aldırılmadan hüküm kurulması,
8. Soruşturmaları ayrı yürütülen ... ve... Caymak hakkındaki dosyanın akıbeti araştırılarak haklarında dava açılmış ve derdest ise davaların birleştirilmesi, hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise dosyaların aslı ya da onaylı örneklerinin dosya içine alınıp incelenerek bütün deliller
birlikte değerlendirilip, sonucuna göre sanık ... hakkında TCK'nın 188/5. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının tartışılması gerekirken eksik araştırma ve hatalı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması"
Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
C. ... Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 07.06.2022 tarihli ve 2021/134 Esas, 2022/144 Karar sayılı kararı ile;
a. Sanık ...'ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, beşinci fıkrasının birinci cümlesi, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl 10 ay hapis ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
b. Sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası 5271 sayılı Kanun'un 326 ıncı maddesinin son fıkrası uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
D. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; usul ve yasaya uygun olan hükümlerin onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. GS 411 nolu gizli soruşturmacının dinlenmemesi sebebiyle eksik inceleme yapıldığına,
2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına,
4. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
B. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Delillerin hukuka aykırı şekilde toplandığına,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suça sürüklenen çocukların hazırlık aşamasında alınan ikrar içerikli savunmaları, olay fiziki takip ve muhafaza altına alma tutanağı, uzmanlık raporları, kolluk görevlilerince düzenlenmiş tutanak içerikleri, Dairemizin 2017/7341 Esas ve 2021/1197 Karar sayılı ilamı ve tüm dosya kapsamı bütünüyle değerlendirildiğinde; suça sürüklenen çocuk ...'in 24.07.2014 tarihinde hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşen... ile birlikte fikir ve eylem birliği içinde gizli soruşturmacılara uyuşturucu madde satmak sureti ile " uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti" suçunu işlediği, suça sürüklenen çocuk ...'ın 06.07.2014 tarihinde haklarında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükümleri kesinleşen ... ve... ile fikir ve eylem birliği içinde gizli soruşturmacılara uyuşturucu madde satmak sureti ile "uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti" suçunu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Anayasanın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 231 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 232 nci maddesinin altıncı fıkraları uyarınca, hükümde başvurulacak kanun yolu, merci, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin ne zaman başlayacağının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerektiği, ancak hükümde 1 hafta olan temyiz süresinin 15 gün olarak gösterilmesi nedeniyle sanıkların yanıltıldığının anlaşılması karşısında, 07.06.2022 tarihinde tefhim olunan hükme yönelik sanık ... müdafii tarafından 20.06.2022 tarihinde gönderilen temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un "Teknik Araçlarla İzleme" başlıklı 140 ıncı maddesindeki düzenlemeye göre, sanıklar hakkında teknik araçlarla izlenmelerine ilişkin bir karar bulunmadığı, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak ve 5271 sayılı Kanun'un 140 ıncı maddesi uyarınca ayrıca bir karar alınmadan teknik araçlarla izleme, görüntüleme ve ses alma işlemi yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Mahkemece suçun sübutu teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen kayıtlara dayandırılmış ve sanıklar ...ve ...'ın kimlik bilgilerine kolluk görevlilerince usule aykırı olarak alınan görüntü kayıtlarının incelenmesi suretiyle ulaşıldığı anlaşılmıştır. Hukuka uygun olmayan teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen bilgilerin Anayasamızın 38 inci maddesinin altıncı fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 206 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 217 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağı, hukuka aykırı yolla elde edilen delil ile bu delillerden hareketle elde edilen delillerin de, zehirli ağacın meyvesi de zehirli olacağı olgusuyla hükme esas alınamayacağı; izah edilen nedenlerle sanıkların beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 07.06.2022 tarihli ve 2021/134 Esas, 2022/144 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.05.2023 tarihinde karar verildi.