KARARLAR

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2011/8624 E., 2012/5010 K. sayılı kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 07.03.2012 tarihli, 2011/8624 E., 2012/5010 K. sayılı kararı

Abone Ol

T.C.

Yargıtay

2. Hukuk Dairesi

2011/8624 E., 2012/5010 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Akşehir Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ : 27.10.2011
NUMARASI :Esas no: 2006/532 Karar no:2011/108

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Toplanan delillerden; davalı kocanın evlilik birliğinin fiilen kurulmasından ve böylece birlikte yaşamaktan kaçınmak suretiyle birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Davacı kadının da yargılama devam ederken bir başka erkekle evlilik dışı ilişkiye girdiği; bu ilişkiden de mahkeme hükmüyle davalı kocanın soybağını reddettiği bir çocuğunun olduğu anlaşılmaktadır. Evlilik birliğinin eşlere getirdiği sadakat yükümlülüğü, taraflar fiilen ayrı yaşasalar da, boşanma hükmünün kesinleşmesine kadar devam eder. Bu durumun sonucu olarak açılan bir boşanma davasında; davanın açılmasından sonra meydana gelmiş olsa bile eşin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışta bulunduğu hususu güçlü delillerle desteklenmesi halinde ayrı bir dava açılması gerekmeksizin savunma yoluyla bu yeni durumun ileri sürülmesi mümkündür. Davalı koca, davacı kadının sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışını nüfus kaydı ve mahkeme ilamlarıyla delillendirilip, yukarıda açıklanan şekilde bu durumu ileri sürdüğüne göre; mahkemece gerçekleşen bu durumun davanın açılmasından sonra meydana geldiği gerekçesiyle, boşanma hükmü, kusur belirlemesi ve boşanmanın fer’i niteliğindeki talepler bakımından göz önüne alınmaması doğru olmamıştır. Davacı kadının belirtilen sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışı da göz önüne alındığında tarafların evlilik birliği temelinden sarsılmıştır. Bu sonuca ulaşılmasında her iki taraf da kusurlu olmakla birlikte; davacı kadının daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Taraflar arasında gerçekleşen olayların yıkıcı etkisi karşısında, bu evliliğin devam etmesinde taraflar için bir yarar kalmadığı da açıktır. Gelinen bu aşamada davalı kocanın boşanmaya karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olur. O halde, boşanma isteği bakımından, Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesindeki boşanma koşulları gerçekleştiğinden boşanma kararı verilmesi doğru olmuş, ancak kararın gerekçesiyle boşanma hükmü çelişmiştir. Bu durumda boşanma hükmü sonuç olarak doğru olduğundan, boşanma hükmünün ve kusura ilişkin gerekçesinin değiştirilerek onanmasına (HUMK.438/7) karar verilmesi gerekmiş ve davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersiz bulunmuştur.

2-Yukarıda 1. bentte açıklandığı gibi, boşanmaya neden olan olaylarda davacı kadın daha ağır kusurludur. Bu durumda davalının maddi ve manevi tazminat (TMK.md.174/1-2) isteğinin, mahkemece kusur belirlemesine bağlı olarak reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple davalı kocanın reddedilen maddi ve manevi tazminat isteğiyle ilgili bölümleri yönünden BOZULMASINA, boşanma hükmünün kusura ilişkin gerekçesinin değiştirilmesi suretiyle ve bozma kapsamı dışındaki temyize konu bölümlerinin ise, yukarıda 1. bentte açıklanan sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 07.03.2012 (Çrş.)