KARARLAR

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2025/836 E., 2025/1467 K. sayılı kararı

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 15.04.2025 tarihli, 2025/836 E., 2025/1467 K. sayılı kararı

Abone Ol

T.C.

Yargıtay

6. Hukuk Dairesi

2025/836 E., 2025/1467 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1580 E., 2025/92 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2024/737 E., 2024/1019 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 28.11.2019 tarihli sözleşme ile davalının müvekkiline metil ester ürünü teslim etmeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin ürün teslimi karşılığında 526.320,00 Euro ön ödemede bulunduğunu, ancak davalının ürünün tamamını teslim etmediğini, teslim edilmeyen ürün bedelinin iadesi ve zararlarının tazmini için sözleşmede kararlaştırılan tahkim yoluna başvurduklarını, 16.04.2021 tarihli tahkim kararı ile zarar taleplerini kabul edildiğini, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.11.2022 tarih ve 2022/564 Esas, 2022/896 sayılı kararı ile tahkim kararının tenfizine karar verildiğini, bu süreçte Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.06.2021 tarihli ve 2018/1313 Esas, 2021/582 Karar sayılı kararı ile davalının konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, konkordato sürecinde olan davalının, konkordato projesine dahil olmaksızın müvekkilinin alacağını ödeme taahhüdünde bulunarak sulh teklifinde bulunduğunu, bunun üzerine 19.09.2023 tarihli sulh sözleşmesi yapıldığını, ancak bu sözleşme kapsamında da ödeme yapılmadığını, alacağını konkordato nisabına kaydettirmemiş alacaklıların da konkordato hükümleri ile bağlı olduğundan, konkordatonun kısmen feshini isteyebileceklerini, tenfiz edilmiş tahkim kararı ile alacağın ispatlandığını, bu nedenle kendisine ödeme yapılmayan müvekkili şirket yönünden konkordatonun kısmen feshine karar verilmesi gerektiğini, diğer taraftan davalının konkordato sürecinde müvekkiline ödeme vaadinde bulunmasının diğer alacaklılar bakımından kötü niyet göstergesi olduğunu, ayrıca müvekkiline davalı şirket yetkililerine ait taşınmazların satılarak ödeme yapılmasının teklif edildiğini, söz konusu taşınmazların konkordato projesinde beyan edilmediğini, davalının konkordato sürecinde beyan etmediği malvarlığı ile müvekkiline ödeme vaadinde bulunması nedeniyle kötüniyetle sakatlanmış konkordatonun tamamen feshi gerektiğini ileri sürerek konkordatonun kısmen feshine, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde konkordatonun tamamen feshine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın terditli olarak açılamayacağını; konkordato sürecinde adi alacaklı olmayan davacının konkordatonun feshi talebinin husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, iddia edilen alacak konkordato talebinden sonra doğduğundan konkordota kapsamı dışında olduğunu, tenfiz kararını istinaf ettiklerinden hükmün kesinleşmediğini, kaldı ki tenfiz kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceğini, sadece tenfiz kararının davacının alacaklı sıfatına haiz olduğunu göstermeyeceğini, davacının alacağının varlığı için dava açmadan konkordatonun feshini isteyemeyeceğini, 28.11.2019 tarihli sözleşmede müvekkilinin imzası olmadığını; müvekkilinin tasdik edilen proje kapsamında ödemelerini düzenli olarak yaptığını, açılan davanın proje kapsamında alacaklılara ödeme yapılmasını engelleyeceğini ve alacaklılar arasındaki eşitliği zedeleyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İİK'nın 308/e maddesi uyarınca, kendisine konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklının konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkındaki konkordatoyu feshettirebileceği, davacının alacağının mahkeme kararına dayandığı, konkordato projesinde yer almasa bile konkordatoya tabi alacaklardan olduğu, davalının bu alacak için de proje kapsamında ödeme yapması gerekirken yapmadığı, davacı yönünden konkordatonun kısmen feshi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı yönünden konkordatonun kısmen feshine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında karar verilmesine, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunmasının dava şartı olduğu, konkordatoya tabi olmayan davacı alacaklının konkordatonun feshini istemesinde hukuki yararı bulunmadığı, mahkemece davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü ile konkordatonun kısmen feshine karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın açılmasında hukuki yararlarının olduğunu, davalı taraf ile imzalanan sulh sözleşmesinin göz ardı edildiğini, davalı tarafın asılsız beyanlarla alacağın tahsilini geciktirdiğini, kötüniyetle ve dürüstlük kurallarına aykırı şekilde tasdik edilen konkordatonun fesih edilmesi gerektiğini beyan etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, konkordatonun kısmen feshi, mümkün değilse tamamen feshi istemine ilişkindir.

Kural olarak konkordatonun kısmen feshi davasını, konkordato projesinde alacaklı olarak kaydedilen ve kendisine söz konusu proje kapsamında ödemeye yapılmayan alacaklı açabilir. Ancak konkordato mecburi ve bağlayıcı olduğundan, alacaklının alacağın konkordatoya tabi olması halinde, alacaklı konkordatonun feshi davası açabilecektir.

Konkordato hükümleri İİK’nın 308/c maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasına göre; konkordatonun, tasdik kararıyla bağlayıcı hale geleceği, ikinci fıkrasına göre ise, bağlayıcı hâle gelen konkordatonun, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburi olacağı hususları düzenlenmiştir.

Somut uyuşmazlıkta, davalı şirket hakkında geçici mühlet kararı 27.12.2018 tarihinde, kesin mühlet kararı 30.05.2019 tarihinde, konkordato projesinin tasdiki kararı ise 20.06.2021 tarihinde verilmiştir. Taraflar arasında tenfiz kararına konu olan alacak ile ilgili sözleşme 28.11.2019 tarihinde imzalanmış olup, söz konusu sözleşme kapsamında olan alacak davacı lehine tahkim tarafından 16.04.2021 tarihinde ilama bağlanmıştır. Dolayısıyla söz konusu alacak konkordato geçici mühletinden sonra ve konkordatonun tasdiki kararından önce doğmuş bir alacaktır. Bu alacak mühlet içerisinde konkordato komiserinin izniyle akdedilen bir sözleşmeden doğması halinde konkordato açısından bağlayıcı ve mecburi bir alacak olmayıp, konkordatoya tabi olmayacaktır. Konkordato komiserinin izni olmaksızın akdedilen bir sözleşmeden doğması halinde yukarıda anılan İİK’nın 308/c maddesinin ikinci fıkrası gereğince konkordato projesi kapsamında bağlayıcı ve mecburi bir alacak olacaktır.

Kayyım raporuna göre, dava konusu alacağın konkordato ilan tarihinden sonra oluşan bir alacak olduğundan konkordato kapsamında olmadığı yönünde görüş verilmişse de, alacağın komiserin izni olmaksızın akdedilen bir sözleşmeden kaynaklandığı anlaşıldığından, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda mühlet içinde komiserin izni olmaksızın akdedilen sözleşmelerden kaynaklanan alacak konkordatoya tabi mecburi alacak olduğundan konkordatonun kendisi bakımından bağlayıcı olan alacaklının ödenmeyen alacağı ile ilgili konkordatonun feshi davası açmasında hukuki yararı bulunduğundan konkordatonun kısmen feshi şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.