T.C.
Yargıtay
9. Hukuk Dairesi
2025/2722 E., 2025/4874 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2977 E., 2025/92 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 42. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/540 E., 2024/496 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 28.07.2006-08.03.2023 tarihleri arasında aralıksız olarak davalılardan ... International Anonim Şirketi'ne (...) ait işyerinde, alt işveren olan diğer davalı Şirket nezdinde çalıştığını, iş sözleşmesinin 08.03.2023 tarihinde emeklilik sebebiyle feshedildiğini ve işçilik alacaklarının ödenmemesi üzerine açtığı davada davalı ... tarafından 27.12.2021 tarihli 2023/348420 dosya numaralı arabuluculuk anlaşma tutanağı, ilk tutanak ve son tutanak sunduğunu, söz konusu arabuluculuk tutanağının usulüne uygun düzenlenmediğini, davacının herhangi bir şekilde arabulucuyla bir araya gelmediğini, sadece telefonla aranarak haklarını alıp almadığının sorulduğunu, zira müvekkilinin o tarihten sonra da çalışmaya devam ettiğini ve çalışmasının kesintisiz olduğunu, ihale bitiminde işe devam edebilmek için tüm işçilere bir takım evrak imzalatıldığını, kendisinin de önüne konulan tüm evrakı imzalamak zorunda kaldığını, ancak anlaşma tutanağı ya da son tutanak imzaladığını bilmediğini, davacının ihale bitiminde çalışmaya devam edebilmek için iptalini talep ettikleri 27.12.2021 tarihli arabuluculuk anlaşma ve son tutanağını imzalamak zorunda kaldığını, anlaşma ve son tutanağın, müvekkilinin çalıştığı sırada 27.12.2021 tarihinde imzalatılmışsa da davalı nezdinde çalışmaya devam ettiğini, iş sözleşmesi 08.03.2023 tarihinde sona erdiğinden işten atılma baskı ve korkutmasının kalktığı tarihten bir yıllık yasal süresi içinde anlaşma tutanağının iptali için işbu davayı açtıklarını belirterek, 27.12.2021 tarihli ve 2021/348420 Dosya numaralı arabuluculuk tutanağı ve son tutanağın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinden sonra açıldığını, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun yürütüldüğünü, davacının aksi yöndeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, arabuluculuk tutanağının niteliği itibarıyla bir sözleşme olduğunu ve irade fesadı iddiasının iki yıl sonra ileri sürülmesinin kabul edilmez olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... (... Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını ve yetki itirazında bulunduklarını, müvekkili Şirketin kurumsal bir yapıda olduğunu ve çalışanlarını hiç bir şekilde mağdur etmediğini, bu bağlamda arabuluculuk sürecinin de kanuna ve usule uygun yürütüldüğünü, davacının sürecin usulsüz olduğu yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının çalışma süresi ile tazminatının ödenmesi için arabulucu aracılığı ile davacınını tüm hak ve ücretleri tarafların anlaşması ile nihayete erdirildiğini ve arabulucu anlaşma son tutanağında belirlenen bedelin davacıya ödendiğini, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; maddi hukuk sözleşmesi olan arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerliliği için uyuşmazlığın taraflarının uyuşmazlığın çözümüne dair karşılıklı ve birbirlerine uygun irade beyanlarının buluşması ve bu anlaşmayı yazılı bir hâle getirme yönündeki karşılıklı istekleri gerektiği, karşılıklı irade beyanlarının uyuşmazlığın tamamını kapsamasının zorunlu olmadığı, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının uyuşmazlık konusu olduğu bir durumda, sadece kıdem tazminatının konu edildiği bir anlaşma belgesi düzenlenebileceği, arabuluculuk faaliyeti sonunda elde edilen ilâm niteliğindeki anlaşma belgesi maddi anlamda kesin hüküm olmadığından, tarafların kesin hükümsüzlük, aşırı yararlanma, yanılma, aldatma, korkutma, sahtelik iddiası gibi hâllerde anlaşma belgesinin geçersizliğini ileri sürmesinin mümkün olduğu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nda (6325 sayılı Kanun) da arabulucunun tarafların her biri ile ayrı ayrı veya birlikte görüşebileceği ve iletişim kurabileceğinin ifade edildiği, bu bağlamda arabulucunun taraflarla aynı fiziki ortamda görüşmesi şeklinde bir zorunluluk öngörülmediği, mevzuatta arabuluculuk faaliyetinin hangi iletişim araçlarıyla gerçekleştirilebileceğine yönelik bir sınırlama bulunmadığı, salt telefonla görüşme yapılmış olmasının faaliyetin usulüne uygun olmadığı şeklinde değerlendirilemeyeceği, somut olayda, davacının arabulucu tarafından arandığı ve arabulucuyla telefonda görüşme yaptığının davacı tarafından da kabul edildiği, her ne kadar davacı işe devam etmek için imzalamak zorunda kaldığını iddia etmişse de tanık anlatımlarından bir kısım işçilerin evrakı imzaladığı bir kısım işçilerin imzalamadığı, görüşme sırasında baskı olmadığını davalı ve davacı tanıklarının beyan ettiği, irade fesadı iddiasının davacı tarafından usulüne uygun olarak ispat edilemediği gerekçeleriyle davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2024/10147 Esas, 2024/13332 Karar sayılı ilâmında da açıkca vurgulandığı üzere ortada somut bir uyuşmazlık bulunmadığı hâlde ihtiyari arabuluculuk yoluyla düzenlenen son tutanağın veya anlaşma belgesinin, 6325 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen bir belge anlamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında ihtiyari arabuluculuk görüşmesi yapılmış ise de tutanak tarihinde davacının iş sözleşmesinin sona ermediği ve çalışmasının devam ettiği, bu nedenle anlaşma belgesinde yer alan, sözleşmenin sona ermesine bağlı olan kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağı yönünden taraflar arasında bir uyuşmazlık çıktığından söz edilemeyeceği, bu durumda gerçekte bir fesih söz konusu olmadığı hâlde işçiye ihbar ve kıdem tazminatı adı altında bir ödemenin arabulucu önünde yapılan anlaşma ile kararlaştırılmış olmasının, ödemenin avans niteliğini ortadan kaldırmayacağı, aynı şekilde iş sözleşmesi sona ermediği hâlde yıllık ücretli izin hakkının arabuluculuk anlaşma belgesi ile paraya tahvil edilmesinin de kabul edilemez olduğu, öte yandan tutanakta yer alan diğer ücret alacakları yönünden de arabuluculuk süreci başlamadan önce taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğuna yönelik dosyada herhangi bir delil mevcut olmadığı, açıklanan sebeplerle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
Davalı ... Şirketi vekili temyiz başvurusunda;
1. Taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmesinin iradi bir şekilde yürütüldüğünü, davacının arabuluculuk görüşmesine telekonferans yolu ile uzaktan katılım sağladığını ve tutanağın kendisine posta yolu ile tevdii edildiğini, davacının kabul etmemesi hâlinde işten çıkarılabileceği beyanının çelişkili olup müvekkili davalı nezdinde uzun yıllar boyu çalışmış olan davacının işçilik alacakları için dava açmasının mümkün olduğunu,
2. Müvekkili Şirketle anlaşma yoluna gitmeyen işçiler de olduğunu, söz konusu çalışanlara herhangi bir yaptırım uygulanmadığını, tanık anlatımlarından bir kısım işçilerin imzaladığı bir kısım işçilerin imzalamadığı, görüşme sırasında baskı olmadığının sübut bulduğunu,
3. Davacı tarafın arabuluculuk anlaşmasının iptaline yönelik iddialarının mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, her türlü alacak hakkı ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili çalışma ücreti, ücret/maaş alacağı, asgari geçim indirimi alacağı, yıllık izin ücreti alacağı bakımından toplamda 21.302,08 TL'nin tarafına ödenmesini arabuluculuk görüşmesinde kabul ettiğini ve söz konusu tutarın davacıya banka kanalıyla ödendiğini
4. Konuya ilişkin emsal içtihatta davacının iddiaların soyut olmasından ve sahteliği ispat olununcaya kadar geçerli ilâm niteliğinde belge olduğundan dolayı arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilemeyeceğinden bahsedildiğini,
5. Davanın kabulü yönündeki kararın haksız ve dayanaksız olduğunu beyan etmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk tutanağının 6325 sayılı Kanun'un 18. maddesi bağlamında geçerli olup olmadığı noktasındadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılardan ... Şirketi vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.