Bu yazımızda; 8. Yargı Paketi kapsamında, Anayasa Mahkemesi’nin hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesini düzenleyen CMK m.231’in 5 ve devamı fıkralarının iptaline ilişkin kararı sonrasında, bu hükümlerin yerine geçmesi için yapılan değişiklikler 01.06.2024 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş olup, bu değişikliklerin uygulamada ne gibi sorunlara yol açabileceğine ve çözüm önerimize yer verilecektir.

I. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Duruşma sonunda sanık için hükmolunan ceza iki yıl ve daha az süreli hapis veya adli para cezası ise ve Kanundaki diğer koşulların da gerçekleşmesi halinde hükmün açıklanmasının beş yıl (5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23. maddesi uyarınca bu kanun kapsamındakiler için 3 yıl) süre ile geri bırakılması; bu süre içerisinde kişinin kasıtlı bir suç işlememesi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklerine uygun davranması halinde hakkında verilmiş olan cezanın yok sayılmasıdır[1].

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.231 uyarınca, sanık hakkında HAGB kararı verilebilmesi için şu koşulların varlığı aranmaktadır:

- Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az hapis veya adli para cezası olması,

- Sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkumiyet hükmünün bulunmaması,

- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle zararın tamamen giderilmesi[2],

- Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması.

İşbu koşulların birlikte bulunması halinde, mahkemece sanık hakkında HAGB kararı verilebilecektir. Sanık hakkında verilen HAGB kararı; koşullu bir düşme içerdiğinden, sanık açısından hukuki herhangi bir sonuç doğurmamakta, yetişkinler beş yıl, çocuklar ise üç yıl süre ile denetime tabi tutulmaktadır.

Hakkında HAGB kararı verilen sanık, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı takdirde, CMK m.231/10 uyarınca karar kaldırılarak sanık hakkında yürütülen davanın düşmesine karar verilecektir. Eğer sanık; denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlerse veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklerine aykırı davranırsa, mahkeme CMK m.231/11 uyarınca sanık hakkında verilen hükmü açıklayacaktır. CMK m.231/11’de kanun koyucu mahkemeye geniş bir takdir yetkisi tanımakta, sanığın durumunu değerlendirmek koşuluyla, cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek, yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken husus; mahkemenin hükmü açıkladığı sırada, daha az veya daha fazla cezaya hükmedemeyeceğidir. Mahkemeye tanınan takdir yetkisi, verilen hükmün infazına ilişkindir. Bir başka ifadeyle; mahkeme, ertelenen hükmü, cezanın miktarı bakımından ertelendiği şekliyle açıklayacaktır[3].

8. Yargı Paketiyle; 01.06.2024 tarihi sonrası verilen kararlar bakımından, CMK m.231/11 uyarınca açıklanan hükme karşı, sanığa itiraz hakkı tanınacak, itiraz mercii ise ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı bir değerlendirme yapabilecektir.

01.06.2024 tarihi öncesinde verilen HAGB kararları CMK m.231/12 ve CMK m.267 uyarınca itiraz kanun yoluna tabi iken, yeni düzenlemeyle birlikte 01.06.2024 sonrasında verilen HAGB kararları istinaf kanun yoluna tabi olacaktır.

Ayrıca belirtmeliyiz ki; CMK m.231/13 uyarınca sanık hakkında verilen bu hüküm özel bir sisteme kaydedilmekte, bu kayıtlar yalnızca soruşturma veya kovuşturma ile bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenilmesi halinde görüntülenebilmektedir. Sanık hakkında verilen bu hüküm mahkumiyet hükmü niteliğinde olmadığından, hukuki bir sonuç doğurmamalı, sanığın suçsuzluk/masumiyet karinesi ihlal edilmemelidir.

Son olarak; CMK m.231/14 gereğince, Anayasa m.174’de koruma altına alınan ve inkılap kanunlarında yer alan suçlarla ilgili HAGB kararı verilemeyeceğini ifade etmek isteriz.

II. 8. Yargı Paketi Kapsamında 01.06.2024 Tarihinde Yürürlüğe Giren Değişiklikler

01.08.2023 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan, 01.06.2023 tarihli, 2022/120 E. ve 2023/107 K. sayılı Anayasa Mahkemesi kararıyla; Trabzon 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin itiraz yoluna başvurusu üzerine CMK m.231/5-14 fıkralarında düzenlenen HAGB kurumuna ilişkin tüm hükümlerin oyçokluğu ile iptaline karar verilmiş, bu iptal kararının 1 Ağustos 2024 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi CMK m.231’in 5. ila 14. fıkraları arasında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunu; HAGB kararları bakımından etkili bir itiraz kanun yolunun olmaması, sanığa HAGB’yi kabul edip etmediğinin sorulması, sanık üzerinde baskıya sebep olması, bu baskı ile kabul edilen HAGB kararının istinaf kanun yoluna tabi olmaması ve HAGB kararı ile verilen müsadere kararları bakımından yasal düzenleme olmaması sebeplerinden dolayı bütünü ile iptal etmiştir. Kanun koyucu; HAGB’nin yürürlükten kalkacağı tarihi beklemeden, 8. Yargı Paketinde, CMK m.231 içerisinde HAGB ile ilgili yeni bir düzenlemeye giderek, HAGB kurumunun devam etmesini amaçlamıştır. 8. Yargı Paketi ile iptal sebeplerinin giderilmesi amaçlanmıştır[4].

Bu amaç doğrultusunda; 12.03.2024 tarihinde, 32487 sayılı Resmi Gazete’de, 8. Yargı Paketi olarak bilinen, 7499 sayılı “Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun[5]yayımlanmıştır.

TBMM Genel Kurul’unda kabul edilen 7499 sayılı Kanunun 15. maddesi ile CMK m.231’de düzenlenmiş olan “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı hükmün; (5), (6), (7), (8), (9), (10), (11), (12), (13) ve (14) üncü fıkraları yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerle; AYM’nin iptal gerekçelerinde yer verdiği hususlara düzenleme getirilerek, HAGB kurumunun devam ettirilmesi amaçlanmıştır. CMK m.231 hükmü özelinde yapılan değişiklikler incelendiğinde; (5), (6), (11) ve (12) inci fıkralarında esaslı değişikliğe gidilmiş olup, düzenlemeye konu diğer fıkralarda (7,8,9,10,13,14) ise küçük imla düzeltmeleri yapılmış, örneğin değişiklik öncesi “halinde” şeklinde yazılan ibare, değişiklik sonrası “hâlinde” olacak şekilde düzenlenmiştir. Yazılarımızda şapka işaretini kullanmadığımızı yeri gelmişken belirtmek isteriz.

Bu doğrultuda; 01.06.2024 tarihi itibariyle yürürlüğe giren ve bundan sonra uygulama alanı bulacak olan HAGB kurumuna ilişkin esaslı değişiklikler, dört başlık altında anlatılacaktır.

a) CMK m.231/5’e Eklenen “Müsadereye İlişkin Hükümler Hariç” İfadesi Kapsamında HAGB Kararı ile Birlikte Verilen Müsadere Hükümleri Doğrudan Uygulanabilecektir.

AYM’nin HAGB kurumunun 01.08.2023 tarihli kararla iptali gerekçelerinden birisi; HAGB kararıyla birlikte verilen müsadere kararlarının infazına ilişkin yasal bir düzenleme olmamasıdır. Kanun koyucu; bu düzenlemeyle birlikte, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararında yer alan gerekçeyi de dikkate alarak, müsadere kararının infazı bakımından belirliliğin sağlandığını ifade etmiştir. Kanun koyucu; 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren 8. Yargı Paketi metninde bu hususu dikkate alarak, CMK m.231/5’de düzenleme yapmıştır.

CMK m.231/5’e eklenen “müsadereye ilişkin hükümler hariç” ibaresiyle, HAGB kararı ile birlikte verilen müsadere kararlarının ne zaman infaz edileceğine ilişkin sorunun ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Bu düzenlemeyle; sanık hakkında sonuç doğurmayan HAGB kararı, müsadereye ilişkin işlemlerin icrasını engellemeyecek, yetkili mercii doğrudan müsadere işlemini uygulayabilecek ve eşya veya kazancın müsaderesi için kanuni dayanak sağlanmış olacaktır.

Bu konuya ilişkin detaylı açıklamalarımızı içeren “HAGB Kararı ile Verilmesi Düşünülen Müsadere Kararı[6]” başlıklı yazımızı tekrarla; müsadere yönünden gelen yeni düzenlemenin yerinde olmadığını ifade etmek isteriz.

Şöyle ki; ortada henüz açıklanmayan bir mahkumiyet hükmü olmadığından ve bu hükmün herhangi bir hukuki sonucu bulunmadığından, müsadereye ilişkin hükümler de mahkumiyet hükmünün sonucuna göre infaz edilmelidir. Olası bir düşme kararı verilmesi halinde; hüküm bütün sonuçlarıyla ortadan kalkacağından, sanığın müsadere edilen eşya bakımından hak kayıpları ortaya çıkacaktır. Bu nedenle; müsadereye ilişkin hükümlerin uygulanması için, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi veya denetim tedbirlerine uymaması, hükmün açıklanmış olması ve bu hükme karşı kanun yollarının tüketilerek hükmün kesinleşmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Aksi kabul; sanığın, hem Anayasa m.35’de yer alan mülkiyet hakkını ve hem de İHAS m.6’da yer alan suçsuzluk/masumiyet karinesinin ihlalini gündeme getirecektir.

b) CMK m.231/6’da Yer Alan Sanığın HAGB Kurumunu Kabul Şartı Kaldırılmıştır.

Anayasa Mahkemesi HAGB hükümlerinin iptaline ilişkin 1 Ağustos 2023 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan kararda; Anayasa m.13 gereği adil/dürüst yargılanma hakkına getirilecek sınırlamaların kanunla yapılması gerektiği, ancak bunun yalnızca şekli kanun olarak anlaşılmayıp keyfiliğe izin vermeyen belirli ve öngörülebilir bir kural olabileceği, bu hususun Anayasa m.2’de tanımlanan hukuk devleti ile bağlantılı olduğu, mevcut düzenlemeler çerçevesinde HAGB’yi kabul edip etmeyeceğinin sanığa hangi aşamada sorulacağına dair bir belirliliğin bulunmadığı, bu nedenle henüz deliller ortaya koyulmadan ve yargılama aydınlatılmadan sorulması durumunda sanığın mahkumiyet korkusu altında bu kurumu kabule zorlandığı, böylelikle peşinen istinaf hakkından feragat ettiği, sanığa HAGB’yi kabul edip etmediğine dair sorunun mahkumiyet hükmünün verilmesinden sonra sorulacağına dair bir güvencenin kanunda yer almadığı hususlarını gözeterek, kuralın “kanunilik” şartını sağlamadığı, sanığa aşırı külfet yüklediği ve ölçülü olmadığı sonucuna ulaşmıştır[7].

Kanun koyucu, 8. Yargı Paketi’nde yer alan ve 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren bu değişiklikle; CMK m.231/6’da yer alan “Sanığın kabul etmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.” hükmünü Kanun metninden çıkarmıştır. Bu değişiklikle aynı tarihte CMK’ya eklenen Geçici Madde 6/2-d[8] uyarınca, 01.06.2024 tarihi öncesinde verilen HAGB kararlarında sanığın kabul şartı aranmaya devam edecektir. Bu husus, itiraz veya yazılı emre (kanun yararına bozmaya) ilişkin incelemeler bakımından önem arz etmektedir.

01.06.2024 tarihinden sonra sanık hakkında verilecek kararda; yargılama sırasında, sanığa HAGB kurumunu kabul edip etmediği sorulmayacaktır. Bir başka ifadeyle; HAGB kararı verilebilmesi için diğer şartların mevcut olması durumunda, hakim tarafından HAGB kurumu doğrudan uygulanabilecektir.

Kanaatimizce; bu düzenleme sanık bakımından lehe bir düzenleme olup, sanığın içinde bulunduğu ruhsal durum ve baskıdan faydalanılarak kabule zorlanamayacaktır. Düzenleme öncesinde yapılan yargılamalarda; HAGB kurumu sanığın lehine bir düzenleme imiş gibi gösterilip, hiç bilmediği bir kurum olan HAGB’yi kabul etmesi gerektiği hissettirilmekte idi. Bu bakımdan; AYM’nin iptal kararında yer verdiği gerekçelere katılmakla birlikte, kanun koyucunun CMK m.231/6’da yer alan “sanığın kabul şartını” içeren metni kaldırmasını isabetli bulduğumuzu ifade etmek isteriz.

c) Sanık Hakkında Verilen HAGB Hükmünün CMK m.231/11 Uyarınca Açıklanması Halinde Fıkrada Yer Alan Koşullarla Sınırlı Olmak Kaydıyla İtiraz Kanun Yolu Getirilmiştir.

CMK m.231/11; sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde mahkemenin vermiş olduğu hükmü açıklamasını düzenlemektedir. Buna ek olarak; yazımızın (I) numaralı bölümünde detaylıca açıkladığımız üzere, hükmü açıklayan mahkeme, sanığın durumunu değerlendirerek cezayı seçenek yaptırımlara dönüştürebilecektir.

8. Yargı Paketi çerçevesinde, 01.06.2024 tarihi itibariyle yürürlüğe giren metinde, CMK m.231/11’e Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir.” ibareleri eklenmiş olup, açıklanan veya yeni kurulan bu hükme karşı itiraz kanun yolu açılmıştır.

Kanun koyucu eklemiş olduğu son cümleyle, bu itirazın hangi koşullara ilişkin olabileceği hususunun sınırlarını belirlemiş ve itiraz merciin bu sınırlar doğrultusunda bir inceleme yapmasını öngörmüştür.

Diğer düzenlemelerde olduğu gibi; itiraz hakkına ilişkin gelen yeni düzenleme, Ceza Muhakemesi Kanunu’na eklenen Geçici Madde 6/2-a,c uyarınca 01.06.2024 tarihi itibariyle verilen HAGB kararları için geçerli olacaktır.

d) HAGB Kararlarına Karşı İstinaf Kanun Yoluna Başvuru Mümkün Hale Gelmiştir.

8. Yargı Paketi çerçevesinde CMK m.231/12’de yapılan değişiklik ile; 01.06.2024 tarihi sonrasında verilen HAGB kararlarına karşı 272’nci maddenin üçüncü fıkrası[9] saklı kalmak üzere, istinaf kanun yoluna başvuru mümkün hale gelmiştir. Yargı Paketi kapsamında CMK m.272/3-a’da yer alan düzenlemeye göre; hapis cezasından çevrilmeden doğrudan verilen adli para cezalarının üst sınırı üçbin TL’den onbeşbin TL’ye çıkarılmış olup, bu miktarın altında kalan para cezaları istinaf incelemesine tabi olmayacak ve kesin hüküm teşkil edecektir. Bu düzenleme öncesinde; 01.06.2024 tarihi öncesinde verilen HAGB kararlarına karşı, CMK m.231/12 ve CMK m.267 uyarınca, itiraz kanun yoluna başvurulabilmekte idi.

Bu durum; HAGB hükmü açısından, incelemenin daha sınırlı bir şekilde yapılması sonucunu doğurduğundan, genellikle itiraz eden bakımından bir sonuç alınamamakta idi.

AYM tarafından 01.08.2023 tarihinde verilen iptal kararının CMK m.231 bakımından gerekçesi; HAGB kararlarının istinaf kanun yoluna tabi olmaması, Anayasa m.36’da yer alan “Hak arama hürriyeti” başlıklı düzenlemeye aykırılık olarak gösterilmiştir. Şöyle ki; itiraz kanun yolunda yapılan inceleme ağır ceza mahkemelerince dosya üzerinden yapılmakta ve uygulamada etkin bir fonksiyonu bulunmamaktadır. Bu bakımdan AYM’nin iptal kararının isabetli olduğunu belirtmek isteriz.

Kanun koyucu 8. Yargı Paketi ile yürürlüğe giren bu düzenlemede; AYM’nin iptal gerekçesini de dikkate alarak, HAGB kararlarına karşı istinaf kanun yolunun açılmasını sağlamıştır. Bu sayede; HAGB kararları yönünden yapılan incelemelerin, Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından daha kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde olması amaçlanmıştır. Ayrıca yeni düzenleme uyarınca HAGB kararı, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından ilk derece mahkemesi sıfatı ile verilmesi halinde temyiz yoluna da götürülebilecek kararlar arasında yerini almıştır.

Belirtmeliyiz ki; yeni düzenlemeden önce HAGB kararlarına karşı sadece şekli bir itiraz kanun yolu öngörülmüş olması nedeniyle uygulamada ilk derece mahkemelerinin HAGB kararı vermekte rahat davrandığı, davanın esası hakkında yeterli hassasiyeti göstermediği, sanığın da beraat etmeyi istemesine rağmen ceza tehdidi altında bulunduğundan HAGB kararı verilmesini kabul ettiği, denetim süresi içinde HAGB kapsamında kalabilecek yeni bir suç işlendiğinde ise önceki HAGB kararının sanık hakkında yeniden HAGB kararı verilmesine engel olduğu ve bu anlatılan süreç nedeniyle mağduriyet yaşanabildiği görülmekteydi. 01.06.2024 tarihi sonrasında HAGB kararları esas yönünden de istinaf incelemesinden geçeceğinden, bu sakıncanın ortadan kalkacağını düşünmekteyiz. Bu açıdan; sanık hakkında verilen HAGB kararı, Bölge Adliye Mahkemelerince hem usule ve hem de esasa yönelik “gerçekten” ayrıntılı bir incelemeden geçerse, bu düzenleme faydalı olacaktır (bu hususla ilgili çekincemizi uygulamada ortaya çıkabilecek hukuki sorunlar başlığı altında belirteceğiz).

Sonuç olarak; CMK’ya eklenen Geçici Madde 6/2-a,b uyarınca,01.06.2024 tarihi öncesinde verilen HAGB kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilecek, 01.06.2024 tarihi sonrasında verilen HAGB kararlarına karşı ise istinaf kanun yoluna başvurmak mümkün hale gelecektir.

III. 01.06.2024 Sonrası Yapılan Değişiklikler Sonucunda Uygulamada Ortaya Çıkabilecek Hukuki Sorunlar

HAGB müessesesi; yapısı itibariyle uygulamaya yönelik birçok sorunu bünyesinde barındırdığından, 01.08.2023 tarihinde AYM tarafından iptal edilmişti. Bunun üzerine kanun koyucu bu sorunları çözmek amacıyla 8. Yargı Paketi ile yukarıda yer verdiğimiz değişiklikleri gerçekleştirdi. Örneğin; HAGB kararlarına karşı etkili bir itiraz yolu olmadığından, bu kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurma hakkı tanındı.

Ancak burada asıl önemli olan; kanun metnini değiştirmek değil, bu değişiklikleri amacı doğrultusunda uygulamaya tam anlamı ile geçirebilmektir. Aksi halde; bu hükümler bir anlam ifade etmeyecek, 01.06.2024 öncesinde mevcut olan sorunlar aynen devam edecektir.

Bu kapsamda; 01.06.2024 tarihi itibariyle yürürlüğe giren bu hükümlerin, uygulamada ortaya çıkarabileceği bazı sorunlara değinmekte fayda olacağını düşünmekteyiz.

a) CMK m.231/12’de yapılan değişiklikle; 01.06.2024 tarihi sonrasında verilen HAGB kararları, istinafa tabi hale getirildi. Bu durumda HAGB kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu takdirde; bölge adliye mahkemelerince, hem yerindelik denetimi ve hem de hukukilik denetimi yapılması gerekmektedir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nasıl bir gayret ve hassasiyetle görev yaptığı tarafımızca bilinmekle birlikte iş yükü gözönüne alındığında, bazı bölge adliye mahkemeleri dairelerince HAGB’ye ilişkin şeklen bir inceleme yaptıktan sonra, esas yönünden ayrıntılı bir inceleme yapamayacağını, denetim süresi içinde işlenen kasıtlı suç nedeniyle açıklanmasına karar verilen HAGB kararlarının oranı nazara alındığında en azından bazı eksikliklerin gözardı edilebileceğini, bu riskin alınabileceğini öngörmekteyiz. Sanık hakkında verilen ve kesinleşen HAGB hükmü; CMK m.231/11’de yer alan şartların gerçekleşmesi halinde açıklanacak ve bu hüküm istinaf incelemesinden geçtiği için CMK m.231/11’de yer alan itiraza ilişkin inceleme sadece şekli bir inceleme olacaktır. Bu durumun, ciddi hak kayıplarına ve mağduriyetlere yol açabileceğini düşünmekteyiz.

b) CMK m. 231/11’in 3. cümlesinde yapılan düzenlemede “Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir.” denilmiştir. Buna göre; yerel mahkeme tarafından sanık hakkında verilen 4 yıllık hapis cezası, istinaf incelemesi sonucunda 3 yıla indirilirse bu karar kesin olacaktır, fakat istinaf mahkemesi, bu cezayı 2 yıla indirip HAGB kararı verirse, yeni karar, verildiği anda kesin, açıklandığında ise itiraz kanun yoluna tabi olacaktır. Yani bölge adliye mahkemesinin 3 yıl cezaya hükmetmesi halinde hiçbir kanun yolu bulunmazken, 2 yıl cezaya hükmetmesi halinde açıklanan hüküm HAGB şartları açısından da olsa itiraza tabidir. Bu durumun da Kanunun sistematiğine ve amaca uygun olmadığını düşünmekteyiz.

IV. Sonuç

İlk defa 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile hukuk sistemimize dahil olan HAGB; ilk uygulandığı tarihten bu yana gerek uygulayıcılar ve gerekse yargılamanın tarafları açısından büyük sorunlar ortaya çıkarmış, bu sorunlar hiçbir zaman tam olarak giderilememiş, bu amaçla gerçekleştirilen yeni düzenlemeler de daha önce öngörülememiş yeni sorunlar ortaya çıkarmıştır. Yazımızda dile getirdiklerimiz dışında yeni sorunlar da muhtemelen zaman içinde su yüzüne çıkacaktır. Bu müessesenin getirdiği sakıncalar tamamen ortadan kaldırılamayacağından, “HAGB Kararı ile Verilmesi Düşünülen Müsadere Kararı[10] ve “Anayasa Mahkemesi’nin HAGB’yi İptal Kararı[11] başlıklı yazılarımızda da belirttiğimiz gibi, HAGB uygulamasının tümü ile mevzuattan çıkarılması gerektiğine inanmaktayız.

Prof. Dr. Ersan Şen

Av. Taner Akıncı

Av. Eren Polat Kutlu

Stj. Av. Kadir Furkan Köroğlu

(Bu köşe yazısı, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

----------------

[1] Şen, Yıldız, Duymaz, Aksüt, Maviş, Başer Berkün, Şahin, Ervan, Erdem, Ceza Avukatının Başvuru Kitabı, 5. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2023, s. 612.

[2] Bu koşul derhal yerine getirilemediği takdirde; CMK m.231/9 uyarınca, denetim süresi içerisinde aylık taksitler halinde zararı gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.

[3] Özbek, Doğan, Bacaksız, Ceza Muhakemesi Hukuku, 12.Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2019, s.710.

[4] Bkz; Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Hasan Yılmaz, HAGB Kararı ile Verilmesi Düşünülen Müsadere Kararı, https://www.hukukihaber.net/hagb-karari-ile-verilmesi-dusunulen-musadere-karari-ersan-sen, Erişim Tarihi: 02.06.2024

[5] Erişim linki: Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

[6] Bkz; Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Hasan Yılmaz, HAGB Kararı ile Verilmesi Düşünülen Müsadere Kararı, https://www.hukukihaber.net/hagb-karari-ile-verilmesi-dusunulen-musadere-karari-ersan-sen, Erişim Tarihi: 02.06.2024

[7] Bkz; Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Cem Serdar, Anayasa Mahkemesi’nin HAGB’yi İptal Kararı, https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-hagbyi-iptal-karari-ersan-sen Erişim Tarihi: 02.06.2024

[8] “1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından sanığın kabul etmesi şartı aranmaya devam olunur”.

[9] “(3) Ancak; a) Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen onbeşbin Türk Lirası dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerine, b) Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adli para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine, c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere, Karşı istinaf yoluna başvurulamaz”.

[10] Erişim Linki: https://www.hukukihaber.net/hagb-karari-ile-verilmesi-dusunulen-musadere-karari-ersan-sen

[11] Erişim Linki: https://www.hukukihaber.net/anayasa-mahkemesinin-hagbyi-iptal-karari-ersan-sen