Hukuk - Etik Etkileşimi
Kuçuradi meslek etiği konusunda normlar üzerine düşüncelerini şöyle dile getirir: " Etik değeri koruyarak yaşayabilmek ve mesleğimizi etik değer koruyarak yapabilmek için, normlardan ziyade etik değerin ve etik değerlerin felsefi bilgisine dayanan felsefi bir eğitime ihtiyaç vardır. Çünkü böyle bir eğitim, yüz yüze geldiğimiz durumlarda, insan onurunun nerede tehlikede olduğunu gören bir göz kazanmamıza yardımcı olabiliyor." (2003, aktaran Eruz 2008: 87, Betül Parlak'ın derlediği, Sinem Canım'ın düzeltileri yaptığı "Çeviri ve Çevirmenliğin Etik Sorunları" başlıklı toplantıda sunulan bildiri kitabından.)
Benzemeyen İkizler: Tıp Hukuku ve Tıp Etiği

Tıp eğitiminde mutlaka yer alması gereken iki kavramdan "tıp hukuk"., eğitim programında hemen hemen hiç yer almazken, eskiden Tıp Tarihi ve Deontoloji derslerinde kendisine biraz yer bulabilen "tıp etiği" ise, tıp fakültelerinin çok azında bulunan ilgili ders öğretim üyelerinin mücadeleleri sonucunda kısıtlı sayıda tıp öğrencisine ulaşabilmektedir. 
Hukuk: Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen kurallar bütünü olarak tanımlanabilir. Tıp hukuku da sağlık hukuku içinde yer alır ve günlük tıp ve hekimlik uygulamalarında oluşan hukuki konuları içerir. 
Etik (ethicus- ethica): Ahlakın temellerini inceleyen felsefe dalı olarak tanımlanır. Bir kimsenin davranışlarına temel olan ahlak, gelenek, töre , alışkanlık kavramlarını içerir. İnsanlık bilincinin oluşmasıyla başlamış ve binlerce yılın birikimiyle sürmektedir. Tıbbi etik ise genel etik içinde tıp alanıyla sınırlıdır. 
Görüldüğü gibi hukukta yaptırım (ceza) ve uygulayıcı otorite vardır, yasalar aracığıyla devlet adına bu yaptırımlar uygulanır. Ancak etikte bir yaptırım veya otorite yoktur. Burada özeleştiri veya toplum baskısı (kamu vicdanı) gibi faktörler devreye girer, ancak tek belirleyici kişinin kendi vicdanıdır. Hukuk ve etik, toplum düzeninde, insan hak ve özgürlüklerinde doğruyu veya iyiyi bulmayı hedefler, ancak doğaları farklıdır. 
Toplumlarda etik ile hukuk arasında bir denge vardır. Hukuk ile etik arasındaki denge ne zaman etik aleyhine bozulursa, bir boşluk doğarsa, bu boşluğu hukuk doldurur. Vicdan baskın gelmezse yasalar devreye girer. Tıp hukuku ve tıp etiğinde de dengenin bozulması nedeniyle tarih boyunca etik hatırlatmalar yapılmış veya yazı kurallar yani yasalar çıkartılmıştır. tarihte bunun örnekleri yaşanmıştır. 
Mısır uygarlığının devlet ve bilim adamı, mimar ve hekim Imhoetep'in buyrukları arasında "hastanın ödeme gücünün üstünde ücret istenmeyeceği" yazılıdır (M.Ö. 2600) . Bu bir yasal düzenlemedir, tıp hukukunun ilk yazılı belgelerindendir. 
M.Ö. 1700-1500 yıllarındaki tıp uygulamalarına ilişkin kurallar ve yasaları içeren Babil Kralı Hammurabi'nin adıyla anılan Hammurabi Kanunları'nda 282 maddeden 10 tanesi, cerrahların alacakları ücretlere ve mesleki uygulamalarında hata yaptıklarında çarptıracakları cezalara aittir. Bu maddelerden ceza ile ilgili olan bazı maddeler şunlardır: 

218. mad. : Bir doktor operatör bıçağı ile derin bir yarık açarak hastayı öldürürse ya da bıçak ile bir tümörü açıp gözü çıkarırsa doktorun elleri kesilir.
219. mad. : Bir doktor operatör bıçağı ile azad edilmiş bir adamın kölesinde derin bir yarık açarsa ve onu öldürürse o köleyi başka bir köle ile ikame etmelidir. 
220. mad: Bir doktor operatör bıçağı ile gözde bir tümörü açar ve gözünü kör ederse köleni değerinin yarısın öder. 

Hipokrat (M.Ö. 460-377) sadece hekimlerin değil, tıp tarihini ve tıbbın da babası kabul edilmektedir, halen tıp fakültesini bitiren doktorların ettiği yeminin temelini oluşturan, Corpus Hippocraticum isimli M.Ö. 3. yüzyılda İskenderiye Kütüphanesi için toplanmış etikle ilgili çalışmalarda yer alan ünlü Hipokrat Yemini'nde özetle şöyle denmektedir: 
"... hastaların tedavisini, bütün güç ve düşüncemle onların yararına ayarlayacağım.. benden, istense bile, hiç kimseye zehir vermeyeceğim.. taş sancısı çekseler bile, hiç kimseye mesane ameliyatı yapmayacak, bunu söz konusu işle uğraşanlara bırakacağım.. mesleğimi yerine getirirken veya başka zamanlarda, toplum arasında gördüğüm ve işittiğim, gizli kalması gereken konularda ağzımı sıkı tutacak ve bunları sır olarak saklayacağım..."

Hipokrat burada etik hatırlatmalarda bulunmuş ve bu hatırlatmaları tanrılar önünde yemin ederek bağlayıcı hale getirmek istemiştir. 
Hint tıbbının önemli isimlerinden Sustura Samhita adlı anatomi ve cerrahi kitabının yazarı hekim Susruta, M.Ö. 400'de, kitabında şöyle demiştir, "Hekimlik, iyileştirme sanatının ilk ve en yüksekte duran bölümüdür, iç bütünlüğü olan, cennetin işleyen bir parçası ve yer yüzündeki şöhretin ta kendisidir." Böyle bir tanım hekimi hukuken değil, etik olarak bağlamaktadır. 
Keza, İslam tıbbının en önemli cerrahlarından olan, Cordoba'da, El Zehra kasabasında 936'da doğan Ebul Kasım el_Zahravi (albucasis), "Cerrahlar, tanrının gözü üzerinizdedir, sizin gerçekten gerekli olduğu için mi, para aşkı için mi ameliyat yaptığını bilir," sözü meşhurdur. 

Osmanlı tıbbının büyük isimlerinden, cerrahi girişimleri resimleyen ilk kitabın sahibi Sabuncuoğlu Şerefettin, "Bir işi hor görüp adının kötüye çıkmasına nede olmamalısın, paraya tamah edip kendini halk katında saygın iken aşağılatmamalısın, insafının, hırsından ve rağbetinden fazla olması gerekir, " demektedir. 

Fransız cerrah Dupuytren, Napoleon'a katarakt ameliyatı yaptığı bir hastasını gösterirken, "Tanrı iyileştirme gücünü sadece hekimle paylaşır", diyerek hekimi yüceltirken, etik olarak büyük bir yükümlülük altına sokmaktadır. . Bu söz tüm hukuki düzenlemelerin de üzerinde kabul edilmelidir. 

Amerika'da anestezi uzmanlarının "etik" diye diretmesiyle idamın infaz edilemediğini bir iki sene önce gazetelerde okumuştuk. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Ancak yapılması gereken, bu örneklerden kıssadan hisse çıkararak, tıbbı etik değerlere daha çok bağlı kalarak, tıp hukukuna olan gereksinimlerimizi daha aza indirmek olmalıdır. Bunun için "çağdaş etik değerlere sahip hekim" olmayı hedeflemeliyiz. 

Yanlış eylem ve etkilerle oluşan olumsuzluklara karşı hekimlik mesleğini koruyan, 
meslek mensupları arasındaki haksız eylemle karşı meslektaşlarını uyaran
hekimlik pratiğinde gelişen hata ve kurulara karşı halkı ve beraberinde mesleği koruyan, güvence latına alan hekim "çağdaş etik değerlere sahip hekim" dir.

(Faik Çelik'in "İlaç Kokulu Kitap" başlıklı öykü kitabından, 2007, İstanbul: Cinius, s 97-100)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.