TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

H. C. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/33354)

 

Karar Tarihi: 4/10/2023

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

 

 

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

Raportör

:

Muhammed Cemil KANDEMİR

Başvurucu

:

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, ceza infaz kurumu idaresinin işlemlerine karşı yapılan şikâyete dair yargı mercilerince esas yönden değerlendirme yapılmaması nedeniyle karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Gaziantep L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) tutuklu olarak bulunan başvurucu, Ceza İnfaz Kurumundaki bazı uygulamaları Gaziantep İnfaz Hâkimliğine verdiği 4/4/2017 tarihli dilekçeyle şikâyet etmiştir.

3. Başvurucu söz konusu şikâyet dilekçesinde;

- Ceza İnfaz Kurumuna 10/2/2017 tarihinde nakledildiğini, nakledilirken ellerinin sürekli kelepçeli olduğunu, ellerinde yaralar oluştuğunu, doktor muayenesinin yapılmadığını, görevlilerin yaraları kayda almadığını, Ceza İnfaz Kurumuna kabulü sırasında çıplak aranmaya tabi tutulduğunu, arama sırasında doktor bulundurulmadığını, kendisine kâğıt elbise giydirilmediğini,

- Nakil geldiği kurumun kantininden satın aldığı cilt kremi ve tıraş bıçaklarının kendisine teslim edilmeyerek çöpe atıldığını,

- Kurumda cildinde çatlaklar ve yaralar oluştuğunu, doktorun koruyucu ilaç yazma kısıtlaması nedeniyle tedavisinin yapılamadığını, sonrasında ağır ilaçlar kullanmak zorunda kaldığını,

- Temizlikte kullanılan eldivenin satışının yasaklanması nedeniyle eldivensiz şekilde bulaşık ve çamaşır yıkamak zorunda kaldığını, bu nedenle ellerinde yaralar oluştuğunu,

- Uyku apnesi rahatsızlığı olduğunu, revir doktoruna sevki için üç kez dilekçe yazdığı hâlde beş hafta sonra doktora götürüldüğünü,

- Yazılı talebine rağmen spor salonundan yararlandırılmadığını,

- Koğuşa ilk geldiğinde voleybol topu bulunduğunu, havalandırmada top oynarken topun çatıya kaçması nedeniyle tekrar top satın almak için kantin fişi yazdıklarını, kantinde top bulunmasına rağmen kurum görevlilerince topun yasaklandığının kendilerine iletildiğini ancak diğer koğuşlarda top oynanmaya devam edildiğini,

- Avukatı ile ceza mahkemesinde devam eden yargılamasına ilişkin görüşürken oda kapısının açık tutularak görüşmenin kamerayla kaydedildiğini ve görüşmeyi infaz koruma memuru nezaretinde gerçekleştirdiğini, müdafii ile yaptığı belge alışverişinde belgelerin okunup incelendiğini, savunma hakkının ve silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğini,

- Kaldığı koğuşun kapalı ve ortak kullanım alanlarının kamerayla kaydedildiğini, camlardaki filmlerin söküldüğünü, sürekli izlenmeleri nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini,

- Üç kişilik koğuşta dokuz kişi kaldıklarını, odada üç ranza bulunduğunu, gayriinsani şartlarda yerde yattıklarını, kalorifer peteğinin arızalı olması nedeniyle söküldüğünü, yerine yenisinin takılmadığını, soğuk odada kaldıklarını, sıcak suyun hafta içi birer saat verildiğini, sıcak sudan herkesin faydalanamadığını, çoğu zaman suyun ılık olduğunu,

- Saç tıraşının kırk günlük periyotlarla gelişigüzel şekilde ve koridorda yapıldığını, her koğuşa bir cımbız ve makas verildiğini, bunları dokuz kişiyle birlikte kullandıklarını, kantin ihtiyaçlarının karşılanmadığını,

- Hastaneye sevk sırasında ring aracında kendisine kelepçe takıldığını, hastane içinde ve kalabalıkta kelepçeli gezdirildiğini, halka teşhir edildiğini,

- Kurumda yapılan sabah ve akşam sayımlarında görevlilerin gerginlik çıkarıp sert sözler söyleyerek rencide edici davranışlar sergilediklerini,

- Görevlilerin sabahları anons yapmadan koğuşa girdiklerini, hava yağışlı olduğunda bile dışarıda sayım yaptıklarını, kamera kayıtlarıyla bu hususun sabit olduğunu, bu duruma ilişkin dilekçelerine cevap verilmediğini ifade etmiştir.

4. Başvurucu; dilekçesinde belirttiği hususlarla ilgili olarak yapılan uygulamaların durdurulmasını, kaldırılmasını ve bunlara son verilmesini İnfaz Hâkimliğinden talep etmiştir.

5. Gaziantep İnfaz Hâkimliği 25/4/2017 tarihli kararıyla başvurucunun şikâyetini reddetmiştir. Ret kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Gaziantep L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda tutuklu olarak bulunan HASAN CAN cezaevinden yazdığı 04/04/2017 tarihli dilekçesinde, ceza infaz kurumunda yaşamış olduğu sorunların giderilmesini ve bu sorunlara dair ceza infaz kurumu kararlarının kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmış, yapılan inceleme neticesinde; tutuklunun dilekçesinde belirttiği konular içerisinde sadece sportif ve sosyal etkinliklere katılması ile ilgili kurul kararı bulunduğu, buna ilişkin Gaziantep L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı'nın 09/02/2017 tarihli ve 2017/409 sayılı 'Olağanüstü halin devam ettiği, terör örgütü mensuplarının toplu harekete kalkışabilecekleri, ceza infaz kurumunun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşürebileceği ve diğer ceza infaz kurumlarına sirayet edebileceği değerlendirilerek terör örgütü üyelerinin sportif ve sosyal etkinliklere katılmalarının 2 ay süre ile ertelendiği' şeklindeki ceza infaz kurumunun vermiş olduğu kararında usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, tutuklunun sportif ve sosyal etkinliklere katılmasına ilişkin ve kurul kararının kaldırılmasına dair talebinin reddine karar vermek gerekmiş, devamla dilekçesinde bulunan diğer taleplere ilişkin ceza infaz kurumunca herhangi bir karar verilmediği görülmüş, bu nedenle diğer talepleri ceza infaz kurumunca kurul kararı alınarak Hakimliğimize başvuru yapılması halinde değerlendirilmek üzere ... "

6. İnfaz Hâkimliği kararına karşı yapılan itiraz, kararın usule ve mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 30/5/2017 tarihinde reddedilmiştir.

7. Anılan karar üzerine, Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunca (İdare ve Gözlem Kurulu) yapılan değerlendirme neticesinde 26/5/2017 tarihli ve 2017/1609 sayılı kararla başvurucunun taleplerinin bir kısmı reddedilmiş, bir kısmı hakkında ise Kurul kararı alınmasına gerek görülmemiştir.

8. Söz konusu Kurul kararıyla başvurucunun;

i. -Kantinde temizlik eldiveni satışı yasağının kaldırılması,

- Kurumdaki spor salonu ve sahalardan yararlanabilmek için kurum uygulamalarının kaldırılması, koğuş havalandırmasında diğer koğuştakiler gibi top oynayabilmeleri amacıyla kantindeki topların satışının önünün açılması,

- Havalandırmadaki kameranın yeri ve açısının değiştirilerek yattıkları zaman kendilerini kaydedemeyecek konuma getirilmesi, camlardaki filmlerin sökülmemesi,

- Herkese birer bıyık makası ve cımbız verilmesi,

- Avukatla görüşmesi esnasında görevli tarafından görüşmenin kayıt altına alınmasına ve evrakın memurlarca kontrol edilmesine ilişkin uygulamanın kaldırılması,

- Koğuşun yapısına uygun sayıda kişinin barındırılması, koğuşta kalanların sayısı kadar demirbaş eşya tahsis edilmesi yönündeki taleplerinin ayrı ayrı reddedildiği,

ii. - Çıplak arama yapıldığı ve nakil geldiğinde beraberinde getirdiği eşyaların ilgilisine teslim edilmediği,

- Doktora sevk işlemlerinin gereği gibi ve makul sürede yapılmadığı,

- Sayımın soğuk ve yağışlı havalarda havalandırmada yapıldığı ve kurum personelinin sayım esnasında rencide edici davranışlarda bulunduğu şikâyetlerinin,

- Tamir edilmeyen kalorifer peteğinin tamirinin yapılması, koğuşta kalan kişi sayısına göre ihtiyacı karşılamaya yeterli sıcak su verilmesi,

- Saç tıraşlarının daha sık aralıklarla yaptırılması ve Kurumda mevcut olan berberhanede aynaya bakarak hijyenik ortamda tıraş olmalarının sağlanması,

-Sayım yapılmadan önce anons sistemiyle duyuru yapılması,

- Yara bandı, plastik rende, selobant, plastik ataş, cam su bardağı gibi eşyalar ile günlük ihtiyaçları karşılayacak eşyaların kantinde satışının sağlanması yönündeki taleplerinin dayanaksız olduğu gerekçesiyle bu hususlarda Kurul kararı alınmasına gerek olmadığı kararı yönünde karar verildiği,

iii. Hastaneye götürülen başka hükümlü ve tutukluların ring aracında kelepçeli olarak tutuldukları, hastane içinde poliklinikler arasında eller kelepçeli olarak dört jandarma ve bir infaz koruma memuru eşliğinde dolaştırılarak teşhir edildiklerine ilişkin şikâyetin ise jandarma personelinin görev alanına girdiğinden bu hususta Kurul kararı alınmasına gerek olmadığı yönünde karar verildiği görülmektedir.

9. Başvurucunun söz konusu karara karşı yaptığı şikâyeti İnfaz Hâkimliği 16/6/2017 tarihli kararıyla kısmen kabul etmiş, kısmen reddetmiştir. Kararın hüküm bölümü şöyledir:

"1-Tutuklu Hasan Can'ın, Kantinden temizlik eldiveni satış yasağının kaldırılması, talebinin KABULÜNE,

2- Kişi başı bıyık makası ve cımbız verilmesi talebinin KABULÜNE,

3-Havalandırmadaki kameranın yeri ve açısının değiştirilmesi talebinin REDDİNE,

4-Avukat görüşmesinin kayıt altına alınmaması ve görevli memurun evrakları kontrol etmemesi talebinin REDDİNE,

5-Koğuş yapısına uygun sayıda kişinin barındırılması ve demirbaş eşya tahsil edilmesi talebinin REDDİNE,..."

10. İnfaz Hâkimliği kararına karşı hem başvurucu hem de Cumhuriyet savcısı Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz başvurusunda bulunmuştur. Başvurucu 23/6/2017 tarihli dilekçeyle, belirtilen itirazlarının bir kısmının reddedildiğini, bir kısmı hakkında ise karar verilmediğini; Cumhuriyet savcısı ise verilen kabul kararlarının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.

11. İtirazı inceleyen Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesi 11/7/2017 tarihinde, Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüyle İnfaz Hâkimliğinin kararının kabule ilişkin kısımlarının kaldırılmasına, başvurucunun itiraz dilekçesinde belirttiği hususlara yönelik olarak İnfaz Hâkimliğince verilen bir karar bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına, başvurucunun itirazının kabul edilerek İnfaz Hâkimliğinin kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Söz konusu kararın ilgili kısmı şöyledir:

"GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Gaziantep İnfaz Hakimliğinin 16/06/2017 tarih ve 2017/2242 esas, 2017/2360 sayılı kararını incelenmesinde; Cumhuriyet Savcılığı'nın itiraz gerekçeleri yerinde görüldüğünden itirazın kabulü ile, İnfaz Hakimliğinin kararının kabule ilişkin kısımlarının kaldırılmasına,

Tutuklu Hasan CAN'ın itiraz dilekçesinde belirttiği hususlara yönelik infaz hakimliğnice verilen bir karar bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına,

Açıklanan nedenlerle;

KARAR :

1-Tutuklunun İTİRAZININ KABULÜ ile Gaziantep İnfaz Hakimliğinin 16/06/2017tarih ve 2017/2242 esas 2017/2360 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

2-Kararın ilgilisine mahkemesince tebliğine,

3-Dosyanın gereği için Gaziantep İnfaz Hakimliğine GÖNDERİLMESİNE..."

12. Gaziantep İnfaz Hâkimliğinin 13/7/2017 tarihli kesinleşme şerhinde Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/7/2017 tarihli kaldırma kararı ile kararın kesinleştiği belirtilmiştir.

13. Başvurucu, nihai kararı 27/7/2017 tarihinde öğrendikten sonra 15/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

14. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

15. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

16. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkı Kapsamındaki Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

17. Başvurucu; Ceza İnfaz Kurumu uygulamalarına yönelik olarak yaptığı şikâyet başvurusunda İnfaz Hâkimliğince tüm şikâyetlerinin karara bağlanmadığını, itirazen başvurduğu Ağır Ceza Mahkemesinin de İnfaz Hâkimliğince verilmiş bir kararın bulunmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verdiğini belirterek hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun söz konusu uygulamalara yaptığı itirazın medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklar kapsamında olmadığı, başvuruya konu somut olaya ilişkin olarak İnfaz Hâkimliğinin ve Ağır Ceza Mahkemesinin başvurucunun şikâyetini değerlendirdiği, karar hakkının ihlal edilmediği ifade edilmiştir.

19. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı verdiği cevap dilekçesinde daha önceki beyanlarını tekrarlamakla birlikte mağduriyet yaşadığını vurgulamıştır.

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiasının özü davaya konu şikâyetlerinin esası hakkında bir inceleme ve değerlendirme yapılmamasına yönelik olduğundan başvurunun karar hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

21. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, suç isnadına bağlı yargılamaların yanında bir kimsenin medeni hak ve yükümlülüklerinin karara bağlanmasıyla ilgili yargılamalarda da uygulanır. Anayasa'nın 36. maddesinin (1) numaralı fıkrasının medeni meselelerde uygulanabilmesi için ortada hukuk düzeni tarafından kişiye tanınmış veya en azından savunulabilir temeli bulunan bir hakkın bulunması gerekir. İkinci olarak bu hakka dair ilgili kişinin menfaatini etkileyen bir uyuşmazlık mevcut olmalıdır. Öte yandan bu uyuşmazlık ihtilaf konusu hakkın tespiti ve bu haktan yararlanılması bakımından belirleyici bir nitelik arz etmelidir (Mehmet Güçlü ve Ramazan Erdem, B. No: 2015/7942, 28/5/2019, § 28).

22. Somut olay açısından başvuruya konu şikâyetin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili bir uyuşmazlık olup olmadığı adil yargılanma hakkının uygulanabilirliğinin tespiti açısından önem taşımaktadır. Başvurucunun şikâyeti; İnfaz Kurumunda temizlik eldiveni, bıyık makası ve cımbız temin edilmemesi, sportif faaliyetlere katılamaması, koğuşun kamerayla izlenmesi ve takip edilmesi, avukatıyla görüşmesinin kayıt altına alınması, koğuş mevcudunun kapasitenin üzerinde olması, çıplak şekilde aranmaya ve soğuk havada sayıma tabi tutulması, koridorda tıraş edilmesi, hastaneye sevkinin yapılmaması konularına ilişkindir. Kişilerin devlet hâkimiyeti altında (somut olayda ceza infaz kurumu) bulundukları süre boyunca yaşam şartlarının belirli bir standardın altına düşürülmemesini ve gerektiğinde iyileştirilmesini isteme hakları, Anayasa'nın 17. maddesinin (1) numaralı fıkrasında güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı kapsamındadır. Ayrıca bireylerin ceza infaz kurumundaki ihtiyaçlarının karşılanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması, ailesi ve yakınlarıyla ilişkileri gibi konuların yargısal denetime tabi olduğu da dikkate alındığında başvurucunun şikâyetinin medeni hak ve yükümlülük kapsamında bir uyuşmazlık olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır (tutuklu veya hükümlülere verilen disiplin cezalarının medeni hak kapsamında olduğu yönündeki karar için bkz. Giyasettin Aydın, B. No: 2013/1852, 25/3/2015, § 37).

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

24. Anayasa’nın 36. maddesinin ikinci fıkrasında, hiçbir mahkemenin görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı, kişilere davanın görüldüğü mahkemeden uyuşmazlığa ilişkin bir karar verilmesini isteme güvencesini de sağlar. Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkeme hakkı şeklinde genel bir hakkı düzenlediğini kabul etmekte ve bu hakkın karar hakkını da içerdiğini ifade etmektedir (İbrahim Demiroğlu [GK], B. No: 2017/15698, 26/7/2019, § 54).

25. Demokratik bir toplumda vazgeçilmez bir hak niteliğindeki adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkeme hakkı; uyuşmazlığın bir mahkeme önüne getirilebilmesini, dava konusu edilen uyuşmazlığa ilişkin esaslı iddia ve savunmaların yargı merciince incelenerek değerlendirilmesini ve bir karara bağlanmasını, ayrıca verilen kararın icra edilmesini gerektirir. Buna göre mahkeme hakkı; mahkemeye erişim hakkı, karar hakkı ve kararın icrası hakkını içerir. Karar hakkı genel itibarıyla mahkeme önüne getirilen uyuşmazlığın karara bağlanmasını isteme hakkını ifade eder. Zira dava hakkını kullanan bireyin asıl amacı uyuşmazlık konusu ettiği talebinin esasıyla ilgili olarak davanın sonunda bir karar elde edebilmektir. Bir başka ifadeyle dava sonucunda şayet bir karar elde edilemiyorsa dava açmanın da bir anlamı kalmayacaktır. Öte yandan karar hakkı bireylerin sadece yargılama sonucunda şeklî anlamda bir karar elde etmelerini güvence altına almaz. Bu hak aynı zamanda dava konusu edilen uyuşmazlığa ilişkin esaslı taleplerin yargı merciince bir sonuca bağlanmasını da gerektirir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. İbrahim Demiroğlu, § 55).

26. Kişiler dava açmak suretiyle mahkemelerden hak ve özgürlükleriyle ilgili olarak yargısal koruma talep etmektedir. Bireylerin yargısal koruma taleplerine cevap vermek, bu bağlamda dava konusu uyuşmazlığın esasını inceleyerek iddia ve savunmaları değerlendirdikten sonra davayı karara bağlamak yargı mercilerinin anayasal yükümlülüğüdür. Ayrıca adil yargılanma hakkı davanın sonucuna yönelik bir güvence içermemektedir. Anılan hak, yargılama sürecinin adil olarak yürütülmesini temin edecek birtakım usul güvenceleri sunmaktadır. Dolayısıyla bireysel başvuru incelemelerinde adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirme yapılırken davanın sonucuna ilişkin bir çıkarım yapılması mümkün değildir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin tarafların öne sürdüğü ve esasa etkili olan iddiaların -mahkeme hakkının gereği olarak- derece mahkemelerince işin mahiyetinin gerektirdiği ölçüde incelenip incelenmediğini denetleme görevi bulunmaktadır (Emin Arda Büyük [GK], B. No: 2017/28079, 2/7/2020, §§ 52-55).

27. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun infaz hâkimliklerinin görevlerini düzenleyen 4. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde; hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, burada barındırılmaları, ısıtılmaları, giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemenin ve karara bağlamanın infaz hâkimliklerinin görevleri arasında olduğu belirtilmiştir. Kanun koyucunun anılan konularda gerçekleştirilen eylem ya da işlemlere yönelik şikâyetlerin ceza infaz kurumu idaresince hızlı bir şekilde incelenerek karara bağlanmasının ve bu şikâyetlerin incelenmesi aşamasında infaza ilişkin özel gerekliliklerin dikkate alınmasının temin edilmesi amacıyla söz konusu eylem ve işlemlerin yargısal denetim yerinin infaz hâkimlikleri olmasını tercih ettiği görülmektedir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Ziya Özden, B. No: 2016/67737, 19/11/2019, § 56).

28. Somut olayda başvurucu, İnfaz Hâkimliğine başvurarak Ceza İnfaz Kurumunda yapılan bazı uygulamaları şikâyet etmiştir. İnfaz Hâkimliğince verilen 16/6/2017 tarihli kararda başvurucunun şikâyetlerinin bir kısmının kabul edildiği, bir kısmının reddedildiği, bir kısım talep ve şikâyetleri hakkında ise herhangi bir hüküm kurulmadığı görülmektedir. Bu karara hem başvurucu hem de Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz edilmiştir. İtirazları inceleyen Ağır Ceza Mahkemesinin 11/7/2017 tarihli kararında (bkz. § 11) başvurucunun itiraz dilekçesinde belirttiği hususlara yönelik İnfaz Hâkimliğince verilen bir karar bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığı belirtilmiştir. Kararda ayrıca bir yandan Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabul edilerek İnfaz Hâkimliğinin kararının kabule ilişkin kısımlarının kaldırılmasına, diğer yandan da başvurucunun itirazının kabul edilerek İnfaz Hâkimliğinin kararının kaldırılmasına hükmedilmiştir. Bununla birlikte başvurucunun şikâyetlerini kısmen kabul eden, kısmen reddeden İnfaz Hâkimliğinin kararının 11/7/2017 tarihli kararla Ağır Ceza Mahkemesince kaldırılmasının ardından -hakkında daha önce karar verilmediği tespit edilenler de dâhil olmak üzere- şikâyet konusu edilen hususlar hakkında Ağır Ceza Mahkemesince ya da İnfaz Hâkimliğince bir değerlendirme yapılmadığı ve karar verilmediği görülmektedir. Nitekim İnfaz Hâkimliğince, İnfaz Hâkimliğinin 16/6/2017 tarihli kararının Ağır Ceza Mahkemesinin 11/7/2017 tarihli kararıyla kaldırılmasıyla bu tarihte kesinleştiğine dair kesinleşme şerhi düşülmüştür (bkz. § 12).

29. Bu itibarla somut olayda yargısal fonksiyonun esasını oluşturan uyuşmazlığın içinde yer alan maddi ve hukuki sorunların bütünüyle ele alınması ve karara bağlanması işlevinin ilgili mahkemelerce yerine getirilmediği, bu bağlamda başvurucunun şikâyet konusu ettiği hususların kabulüne ya da reddine ilişkin olarak herhangi bir karar verilmediği anlaşıldığından başvurucunun karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. Diğer İhlal İddiaları Yönünden

31. Başvurucu; Ceza İnfaz Kurumundaki uygulamalar nedeniyle maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme, özel hayatın gizliliği, sporun geliştirilmesi, sağlıklı yaşama hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden başvurucunun diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

III. GİDERİM YÖNÜNDEN

32. Başvurucu, ihlalin tespiti ve 500.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

33. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği mahkemece yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

34. İhlalin tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesine (2017/726 D.İş) iletilmek üzere Gaziantep İnfaz Hâkimliğine (E.2017/2242, K.2017/2360) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/10/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.