Banka suçları, 5411 sayılı bankacılık kanununda düzenlenmiştir. ‘’İzinsiz faaliyette bulunma, mevduat ve katılım fonu sahiplerinin haklarını engellemek, düzeltici, iyileştirici ve kısıtlayıcı önlemleri almamak, yetkili merciiler ile denetim görevlilerince istenen bilgi ve belgeleri vermemek ve görevlerini yapmalarını engellemek, belgelerin saklanması yükümlülüğüne aykırı davranmak, gerçeğe aykırı beyanda bulunmak, işlemlerin kayıt dışı bırakılması ve gerçeğe aykırı muhasebeleştirme, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme, itibarın zedelenmesi, sırların açıklanması ve zimmet.’’ olarak sayılmıştır.

İzinsiz faaliyette bulunma suçu 5411 sayılı kanunun 150. Maddesinde yer almıştır. ‘’Alınması gereken izinleri almaksızın banka gibi faaliyet gösteren ya da mevduat kabul eden yahut katılım fonu toplayan gerçek kişiler ile tüzel kişilerin görevlileri, bu suçun bir işyeri bünyesinde işlenmesi hâlinde bu işyerlerinin geçici süre, tekerrür hâlinde ise sürekli olarak kapatılmasına karar verilebilir. İzinleri almaksızın ticaret unvanlarında, her türlü belge, ilân ve reklamlarında veya kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda banka adını ya da banka gibi faaliyet gösterdikleri ya da banka gibi mevduat veya katılım fonu topladıkları izlenimini uyandıracak söz ve deyimleri kullanan gerçek kişiler ile tüzel kişilerin görevlileri, bu işyerlerinin bir aydan bir yıla kadar, tekerrür hâlinde ise sürekli olarak kapatılmasına karar verilebilir.’’

İzinsiz faaliyette bulunma suçunu dolandırıcılık suçundan ayırabilmek için öncelikli olarak bakmamız gereken husus olayın failidir. İzinsiz faaliyette bulunma suçunda fail, gerçek kişiler olabileceği gibi tüzel kişilerin yöneticileri de olabilir.[1] Suç, özgü bir suç niteliğinde olmadığından tipe uygun eylemi gerçekleştiren herhangi bir gerçek kişi veya tüzel kişi görevlisi bu suçu işleyebilecektir. [2] Tüzel kişilerin görevlilerinden kasıt, tüzel kişinin yönetim kurulu üyeleri veya yöneticileridir. [3] Dolandırıcılık suçunda ise başkasına ait olan bir maldan kendisine veya bir başkasına yarar sağlaması ve bu yararı kendisine temin ettiğinde de mağdurun kısmen veya tamamen rızasının varlığı gündeme gelmektedir.

İzinsiz faaliyette bulunma suçunu dolandırıcılık suçundan ayıran en önemli husus, CMK madde 234 ve devamı maddeleri anlamında izinsiz faaliyette bulunma suçunda suçtan zarar gören yani mağdur olmamasıdır. Ancak fon yada kurul katılma hakkını kullanabilecektir. Bu bakımdan mağdur tüm münhasır bankacılık suçlarında olduğu gibi genel olarak kamudur[4]. Dolandırıcılık suçunda ise mağdur, failin kullandığı hileli hareketler sonucunda aldatılarak doğrudan ya da dolaylı olarak zarara uğratılan gerçek kişidir.

İzinsiz faaliyette bulunma suçunda korunan hukuki değer banka sisteminin istikrarlı ve güvenli şekilde yürütülmesi iken dolandırıcılık suçunda korunan hukuki değer, hem bireylerin mülkiyet hakları hem de irade hürriyetleridir. İzinsiz faaliyette bulunma suçu ve dolandırıcılık suçu manevi unsur bakımından önemli benzerlik göstermektedir. Her iki suç tipinde de hem doğrudan kast hem de olası kast ile işlenebilen suçlardandır.

Mevduat ve katılım fonu sahiplerinin haklarını engellemek suçu 5411 sayılı kanunun 151. Maddesinde yer almıştır. Bu madde ile aynı kanunun 61. Maddesine atıf yapılmıştır. 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun rehinlere ve hapis hakkına, 818 sayılı Borçlar Kanununun alacağın devir ve temlikine, takasa dair hükümleri ile diğer kanunların verdiği yetkiler ve koyduğu yükümlülükler saklı kalmak şartıyla mevduat ve katılım fonu sahiplerine ödenmesi gereken tutarları geri alma hakları hiçbir suretle sınırlandırılamaz. Mevduat veya katılma hesabı sahipleri ile kredi kuruluşları arasında vade ve ihbar süresi hakkında kararlaştırılan şartlar saklıdır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurulca belirlenir.

Mevduat ve katılım fonu sahiplerinin haklarını engellemek suçunu faillik bakımından incelendiğinde fail ancak kanunda belirtilen izinleri usulüne uygun şekilde almış bulunan mevduat ya da fon toplamaya yetkili tüzel kişilerin yetkili personel ya da yöneticileri olabileceği belirtilmiştir[5].Zira banka görevlisi olmayan bir kişinin mevduatı veya katılım fonunu ödeme yükümlülüğünden zaten bahsedilemez[6]. Mevduat ve katılım fonu sahiplerinin haklarını engellemek suçunun faillik bakımından dolandırıcılıktan ayrıldığı nokta bahsedildiği üzere Mevduat ve katılım fonu sahiplerinin haklarını engellemek suçunun özgü suç olmasıdır.

Mağdur bakımından bakıldığı zaman CMK madde 234 ve devamı maddeleri anlamında izinsiz faaliyette bulunma suçunda suçtan zarar gören yani mağdur olmamasıdır. Ancak fon yada kurul katılma hakkını kullanabilecektir. Bu bakımdan mağdur tüm münhasır bankacılık suçlarında olduğu gibi genel olarak kamudur. Dolandırıcılık suçunda  ise failin kullandığı hileli hareketler sonucunda aldatılarak doğrudan ya da dolaylı olarak zarara uğratılan gerçek kişidir.

Mevduat ve katılım fonu sahiplerinin haklarını engellemek suçunun koruduğu hukuki değer bankacılık sisteminin istikrarlı ve güvenli bir şekilde yürütülmesi, güvenin zedelenmesinin önüne geçilmesi amaçlanmakta[7]iken dolandırıcılık suçunda korunan hukuki değer, hem bireylerin mülkiyet hakları hem de irade hürriyetleridir Suçun manevi unsuru her iki suç tipinde de benzerlik göstermektedir. Her iki suç tipi de hem olası kast hem de doğrudan kast ile işlenebilecektir.

Düzeltici, iyileştirici ve kısıtlayıcı önlemleri almamak suçu 5411 sayılı kanunun 152. Maddesine göre Kurul veya Kurumca alınması istenen önlemleri almayan bankaların bu önlemleri almakla yükümlü olan mensupları, belirtilen önlemleri almamak, bankanın nitelikli paya sahip ortaklarına veya bunların iştirak ve kuruluşlarına yarar sağlamak amacıyla yapıldığı takdirde cezalandırılacağı belirtilmiştir.

Düzeltici, iyileştirici ve kısıtlayıcı önlemleri almamak suçu ve dolandırıcılık suçu faillik bakımından farklılık arz etmektedir. Düzeltici, iyileştirici ve kısıtlayıcı önlemleri almamak suçu fail belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen banka ve finansal holding şirketi mensuplarıdır[8]. Bu durumdan anlaşıldığı üzere özgü bir suçtur. Dolandırıcılık suçunda ise fail herkesin olabileceği anlaşılmaktadır.

Düzeltici, iyileştirici ve kısıtlayıcı önlemleri almamak suçunda mağdur bakımından yine diğer bankacılık suçlarında bahsedildiği CMK m. 234 kapsamında suçtan zarar gören kimse yoktur ancak fon ya da kurul katılma hakkını kullanabilecektir. Bu bakımdan mağdur bozulan bankacılık düzeninin muhatabı olan kamudur.[9]Dolandırıcılık suçunun mağduru failin kullandığı hileli hareketler sonucunda aldatılarak doğrudan ya da dolaylı olarak zarara uğratılan gerçek kişidir.

Düzeltici, iyileştirici ve kısıtlayıcı önlemleri almamak suçunun koruduğu hukuki değer bankacılık sisteminin istikrarlı ve güvenli bir şekilde yürütülmesi iken dolandırıcılık suçunda korunan hukuki değer, hem bireylerin mülkiyet hakları hem de irade hürriyetleridir. Her iki suç tipi de hem olası kast hem de doğrudan kast ile işlenebilecektir.

Yetkili merciler ile denetim görevlilerince istenen bilgi ve belgeleri vermemek ve görevlerini yapmalarını engellemek suçu 5411 sayılı kanunun 153. Maddesinde düzenlenmiştir. yetkilendirilen mercilerin ve denetim görevlilerinin istedikleri bilgi ve belgeler ile bu Kanun kapsamındaki kuruluşların, konsolide finansal tabloların hazırlanmasını teminen 38 inci madde kapsamında istedikleri bilgi ve belgeleri vermeyen, yetkilendirilen denetim görevlilerinin görevlerini yapmalarına engel olan kişilerin cezalandırıldığı belirtilmiştir.

Yetkili merciler ile denetim görevlilerince istenen bilgi ve belgeleri vermemek ve görevlerini yapmalarını engellemek suçu ve dolandırıcılık suçu faillik bakımından karşılaştırıldığında, Yetkili merciler ile denetim görevlilerince istenen bilgi ve belgeleri vermemek ve görevlerini yapmalarını engellemek suçunda fail bilgi verme yükümlülüğü suça konu bilgi ve belgeleri vermekle yükümlü olmasına rağmen[10], vermeyen gerçek kişiler ile tüzel kişilerin görevlileridir [11] Anılan suç bu yönüyle özgü suç değildir,faili herkes olabilir. Dolandırıcılık suçunda da fail herkes olabilecektir.

Suçun mağduru bakımından değerlendirme yapıldığı zaman diğer bankacılık suçlarında olduğu gibi CMK m. 234 ve devamı bakımından bu suç tipinde de suçtan zarar gören yoktur ancak fon yada kurul katılan olabilecektir.Bu bakımdan mağdur bozulan bankacılık düzeninin muhatabı olan kamudur. Dolandırıcılık suçunda ise mağdur failin kullandığı hileli hareketler sonucunda aldatılarak doğrudan ya da dolaylı olarak zarara uğratılan gerçek kişidir.

Yetkili merciler ile denetim görevlilerince istenen bilgi ve belgeleri vermemek ve görevlerini yapmalarını engellemek suçunun koruduğu hukuki değer bankacılık sisteminin istikrarlı ve güvenli bir şekilde yürütülmesidir. Dolandırıcılık suçunda ise korunan hukuki değer bireylerin mülkiyet hakları hem de irade hürriyetleridir. Manevi unsur incelenmesi yapıldığı zaman her iki suç tipi de kasten işlenebilen suçlardandır. Ancak dolandırıcılık suçu hem olası kast hem de doğrudan kast ile işlenebiliyorken Yetkili merciler ile denetim görevlilerince istenen bilgi ve belgeleri vermemek ve görevlerini yapmalarını engellemek suçunda ise olası kast ile işlenmesi mümkün değildir. Sadece doğrudan kast ile işlenebilecektir.

Belgelerin saklanması yükümlülüğüne aykırı davranmak suçu 5411 sayılı kanunun 154. Maddesinde düzenlenmiştir. Belirtilen belgelerin saklanması yükümlülüğüne uymayanların cezalandırılacağı belirtilmiştir.

Belgelerin saklanması yükümlülüğüne aykırı davranmak suçu faillik bakımından özgü suçtur. Ancak kanunda belirtilen sıfata sahip kişilerin bu suçu işlemesi aranmıştır. Dolandırıcılık suçu bakımından ise fail herkes olabileceği kabul edilmelidir.

Belgelerin saklanması yükümlülüğüne aykırı davranmak suçunda, CMK m. 234 ve devamın bakımından suçtan zarar gören yani mağdur yoktur. Ancak kurul ya da fon katılma hakkını kullanabilecektir. Bu bakımdan mağdur bozulan bankacılık düzeninin muhatabı olan kamudur. Dolandırıcılık suçunda ise fail failin kullandığı hileli hareketler sonucunda aldatılarak doğrudan ya da dolaylı olarak zarara uğratılan gerçek kişidir.

Belgelerin saklanması yükümlülüğüne aykırı davranmak suçunda korunan hukuki değer bankacılık sisteminin istikrarlı ve güvenli bir şekilde yürütülmesi iken dolandırıcılık suçunda korunan hukuki değer bireylerin mülkiyet hakları hem de irade hürriyetleridir. Manevi unsuru bakımından bakıldığında her iki suç tipide benzerlik göstermektedir . Her iki suç tipide hem olası kast hem de doğrudan kast ile işlenebilecektir.

Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçu 5411 sayılı kanunun 155. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu Kanun kapsamındaki kuruluşların, bu Kanunda gösterilen merciler ile denetim görevlilerine ve mahkemelere verdikleri veya yayımladıkları belgelerdeki gerçeğe aykırı beyanlardan dolayı, bunları ve bunların düzenlenmesine esas teşkil eden her türlü belgeleri imza edenlerin cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır.

Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçu faillik bakımından “bunları ve bunların imzalanmasına dayanak teşkil eden belgeleri imzalayanlar” denildiği için dayanak belge ve asıl belge ayrımı yapılmıştır. Asıl belgeler bakımında kim imza atmışsa o sorumlu olacaktır. Ancak dayanak belgelerin imzalı olması şart olmadığından imza atmamasına rağmen kasten yanlış bilgi verenlerin de sorumlu tutulacağı söylenebilir.[12]. Kanunda belirtilen görevlere sahip olan kişiler, imza atma konusunda yetkili oldukları için özgü suç niteliğinde olduğu söylenebilir. Ancak kişilerin yetkilerinin bulunmaması halinde zaten sahtecilik suçuna ilişkin hükümler dikkate alınacaktır.[13] Dolandırıcılık suçunda ise fail herkes olabilecektir.

Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçu mağduru CMK m. 234 ve devamı bakımından inceleme yapıldığında suçtan zarar gören yoktur ancak kurul yada fon katılma hakkını kullanabilir. Bu bakımdan mağdur bozulan bankacılık düzeninin muhatabı olan kamudur. Dolandırıcılık suçunda ise mağdur, failin kullandığı hileli hareketler sonucunda aldatılarak doğrudan ya da dolaylı olarak zarara uğratılan gerçek kişidir.

Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçu koruduğu hukuki değer, bankacılık sisteminin istikrarlı ve güvenli bir şekilde yürütülmesidir. Dolandırıcılık suçunda ise korunan hukuki değer bireylerin mülkiyet hakları hem de irade hürriyetleridir. Manevi unsur incelenmesi yapıldığı zaman her iki suç tipi de hem olası kastla hem de doğrudan kastla işlenebilen suçlardandır.

İşlemlerin kayıt dışı bırakılması ve gerçeğe aykırı muhasebeleştirme suçu 5411 sayılı kanunun 156. Maddesinde düzenlenmiştir. Kuruluşların işlemlerinin kayıt dışı bırakılmasından, gerçek mahiyetlerine uygun düşmeyen bir şekilde muhasebeleştirilmesinden, kanunî ve yardımcı defter ve kayıtları, şubeleri, yurt içi ve yurt dışındaki muhabirleri ile hesap mutabakatı sağlanmadan yıl sonu bilançolarını kapatmalarından dolayı, bunları ve bunların düzenlenmesine esas olan her türlü belgeleri imza edenler, gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğini bildiği halde bu belgeleri onaylayan bağımsız denetim kuruluşu görevlileri cezalandırılır.

İşlemlerin kayıt dışı bırakılması ve gerçeğe aykırı muhasebeleştirme suçu faillik bakımından incelendiğinde özgü suç niteliğindedir. Bu suçu ancak kanunda belirtilen görevlere sahip kişiler, imza atma konusunda yetkili kişiler tarafından işlendiği taktirde bu suç oluşabilecektir. Dolandırıcılık suçunda da fail herkes olabilecektir.

İşlemlerin kayıt dışı bırakılması ve gerçeğe aykırı muhasebeleştirme suçunun mağduru CMK m. 234 ve devamı bakımından inceleme yapıldığında suçtan zarar gören yoktur ancak kurul yada fon katılma hakkını kullanabilir. Bu bakımdan mağdur bozulan bankacılık düzeninin muhatabı olan kamudur. Dolandırıcılık suçunda ise mağdur  failin kullandığı hileli hareketler sonucunda aldatılarak doğrudan ya da dolaylı olarak zarara uğratılan gerçek kişidir.

İşlemlerin kayıt dışı bırakılması ve gerçeğe aykırı muhasebeleştirme suçunun koruduğu hukuki değer, bankacılık sisteminin istikrarlı ve güveli bir şekilde yürütülmesidir. Burada bankacılık düzeninin alt ayrımlarından olan kayıt düzeninin korunması amaçlanmıştır.[14] Dolandırıcılık suçunda ise korunan hukuki değer bireylerin mülkiyet hakları hem de irade hürriyetleridir. Manevi unsur incelenmesi yapıldığı zaman her iki suç tipi de hem olası kastla hem de doğrudan kastla işlenebilen suçlardandır.

Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçu, 5411 sayılı kanunun 157. maddesinde düzenlenmiştir. Bu Kanuna tâbi kuruluşlar, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 244 üncü maddesinde tanımlanan sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçu açısından banka veya kredi kurumu olarak kabul edilir. madde yazılışı itibariyle TCK’nın 244. maddesinde aynı adla anılan suça yapılan yollamadan ibaret olup, yeni bir suç ihdas etmemektedir.[15] Suça 5411 sayılı Bankacılık Kanununda da yer verilmesindeki amaç, 5411 sayılı Bankacılık Kanununa tabi kuruluşlara olan güvenin özellikle bilişim sistemi bağlamında özel olarak korunmasıdır.[16]

Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçu fail bakımından bakıldığında dolandırıcılık ile benzerlik göstermektedir. Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçu herkes tarafından işlenebilecektir. Dolandırıcılık suçu da herkes tarafından işlenebilecektir.

Suç mağdur açısından belli bir özellik göstermemektedir. Bu bakımdan tüm bankacılık suçlarında olduğu gibi, bu suçun mağdurunun da bankacılık düzeninin sarsılması nedeniyle çıkarları zedelenecek olan herkes yani genel anlamda kamu olduğu söylenebilir.[17] Dolandırıcılık suçunda ise mağdur  failin kullandığı hileli hareketler sonucunda aldatılarak doğrudan ya da dolaylı olarak zarara uğratılan gerçek kişidir.

Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçunda korunan hukuki değer n TCK’daki düzenlemeye paralel olarak bilişim sistemine olan güvenin korunmasının yanıra bankacılığa olan güven ile bankanın malvarlığı ve tasarruf sahiplerinin hakları olduğu söylenebilir.[18] Dolandırıcılık suçunda ise korunan hukuki değer bireylerin mülkiyet hakları hem de irade hürriyetleridir. Her iki suç tipinde manevi unsuru kasttır. Her iki suçta hem olası kast hem de doğrudan kast ile işlenebilecektir. Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçunda dolandırıcılık suçundan farklı olarak, TCK m.244/4 fıkrasında düzenlenen, kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız çıkar sağlanması özel kastının olayda bulunması gerekir.[19]

İtibarın zedelenmesi suçunu 5411 Sayılı kanunun 158. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu Kanunun 74 üncü maddesine aykırı davrananlar cezalandırılacağı belirtilmiştir. 74. Maddeye göre 5187 sayılı Basın Kanununda belirtilen araçlarla ya da radyo, televizyon, video, internet, kablolu yayın veya elektronik bilgi iletişim araçları ve benzeri yayın araçlarından biri vasıtasıyla; bir bankanın itibarını kırabilecek veya şöhretine ya da servetine zarar verebilecek bir hususa kasten sebep olunamaz ya da bu yolla asılsız haber yayılamaz.

İtibarın zedelenmesi suçu ve dolandırıcılık suçu bakımından benzerlik göstermektedir. Suç, 5411 sayılı Bankacılık Kanununda düzenlenen haliyle özgü suç niteliğinde olmadığından, itibarı zedelenen bankanın ya da bir başka bankanın mensubu olsun olmasın herkes bu suçun faili olabilir. Ancak tüzel kişilerin suçun faili olmaları mümkün olamayacaktır., Dolandırıcılık suçunda da fail herkes olabilecektir.

İtibarın zedelenmesi suçunun mağduru, sadece Türkiyede faaliyet gösteren Türk Bankaları olabilecektir. Bu durumda Türkiye’de şubesi bulunan bir yabancı bankanın ana kuruluşunu küçük düşürücü yayınların Türkiye’deki şubeyi de etkilemesi halinde sadece Türkiye’deki şube mağdur olabilir.[20] Dolandırıcılık suçunda ise mağdur  failin kullandığı hileli hareketler sonucunda aldatılarak doğrudan ya da dolaylı olarak zarara uğratılan gerçek kişidir.

İtibarın zedelenmesi suçunda korunan hukuki değer,  bankanın, suçun konusunu teşkil eden “itibarı”, “şöhreti” ve “serveti” üzerindeki malvarlıksal temelli menfaatleridir.[21] Ve ayrıca bankacılık sisteminin istikrarlı ve güvenli bir şekilde yürütülmesidir. Dolandırıcılık suçunda ise korunan hukuki değer bireylerin mülkiyet hakları hem de irade hürriyetleridir. Her iki suç tipinin manevi unsuru benzerlik göstermektedir. Her iki suç tipi de kast ile işlenebilen suçlardandır. Her iki suçta hem olası kast hem de doğrudan kast ile işlenebilecektir.

Sırların açıklanması suçu 5411 sayılı kanunun 159. Maddesinde düzenlenmiştir. “Bu Kanunun 73 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen yükümlülüğe uymayanlar cezalandırılır Banka ve müşterilere ait sırları açıklayan üçüncü kişiler hakkında da aynı cezalar uygulanır. fıkrada belirtilen kimseler sırları kendileri ya da başkaları için yarar sağlamak amacıyla açıklamış olursa verilecek cezalar altıda bir oranında artırılır. Ayrıca, fiilin önemine göre sorumluların bu Kanun kapsamına giren kuruluşlarda görev yapmaları, iki yıldan aşağı olmamak üzere geçici veya sürekli olarak yasaklanır. Aynı kanunun 73. Maddesinin 1. Fırkasına göre Kurul başkan ve üyeleri ile Kurum personeli, Fon Kurulu başkan ve üyeleri ile Fon personeli görevleri sırasında öğrendikleri bankalara ve bunların bağlı ortaklık, iştirak, birlikte kontrol edilen ortaklıkları ve müşterilerine ait sırları bu Kanuna ve özel kanunlarına göre yetkili olanlardan başkasına açıklayamaz ve kendilerinin veya başkalarının yararlarına kullanamazlar. Kurumun dışarıdan destek hizmeti aldığı kişi ve kuruluşlar ile bunların çalışanları da bu hükme tâbidir. Bu yükümlülük görevden ayrıldıktan sonra da devam eder. Aynı kanunun 73. Maddesinin 3. Fıkrasına göre Sıfat ve görevleri dolayısıyla bankalara veya müşterilerine ait sırları öğrenenler, söz konusu sırları bu konuda kanunen açıkça yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklayamazlar. Bu yükümlülük görevden ayrıldıktan sonra da devam eder. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanunu, 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun, 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanunu ile 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalıştırılan işçi, gemi adamı ve gazetecinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikte her çeşit istihkak ödemelerinin özel olarak açılan banka hesabına yapılması halinde, bu hesaplara ilişkin bilgi ve belgelerin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı ile bunlara bağlı ve ilgili kurum ve kuruluşlara verilmesi ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 8 inci ve 100 üncü maddelerinin uygulanması ile genel sağlık sigortalılığında gelir testinin yapılmasına ilişkin bilgi ve belgelerin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi sırrın ifşası sayılmaz. Bu bilgi ve belgelerin verilmesine ilişkin usûl ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlık ile Kurulca belirlenir.

Sırların açıklanması suçunun faillik bakımından değerlendirildiğinde Kanunun 73. maddesin birinci ve üçüncü fıkralarında öngörülen kişiler bakımından bir özgü suç söz konusuyken, 159. maddede belirtilen üçüncü kişiler bakımından suçun faili herkes olabilecektir. Dolandırıcılık suçunda ise fail herkes olabilecektir. Değerlendirme yapıldığı zaman sadece sırların açıklanması suçunda sadece Banka ve müşterilere ait sırları açıklayan üçüncü kişiler bakımından fail herkes olabileceği için dolandırıcılık suçu bakımından benzerlik göstermektedir.

Sırların açıklanması suçunun mağduru özel olarak sırrı açıklanan banka veya müşteri; genel olarak ise kamudur.[22] Dolandırıcılık suçunun mağduru ise failin kullandığı hileli hareketler sonucunda aldatılarak doğrudan ya da dolaylı olarak zarara uğratılan gerçek kişidir.

Sırların açıklanması suçunun koruduğu hukuki değer hem özel hayatın gizliliği hem de banka sisteminin istikrarlı ve güvenli bir şekilde yürütülmesidir. Zira banka ve müşterinin korunması ile kişilerin özel yaşamının haksız tecavüzlerden korunmasının sağlanması amaçlanmaktadır.[23] Dolandırıcılık suçunda ise korunan hukuki değer bireylerin mülkiyet hakları hem de irade hürriyetleridir. Her iki suç tipi de kast ile işlenebilen suçlardandır. Her iki suçta hem olası kast hem de doğrudan kast ile işlenebilecektir.

Zimmet suçu 5411 sayılı kanunun 160. Maddesinde düzenlenmiştir. Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malları kendisinin ya da başkasının zimmetine geçiren banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları, Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi, Faaliyet izni kaldırılan veya Fona devredilen bir bankanın; hukuken veya fiilen yönetim ve denetimini elinde bulundurmuş olan gerçek kişi ortaklarının, kredi kuruluşunun kaynaklarını, kredi kuruluşunun emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde doğrudan veya dolaylı olarak kendilerinin veya başkalarının menfaatlerine kullandırmak suretiyle, kredi kuruluşunu her ne suretle olursa olsun zarara uğratmaları zimmet olarak kabul edilir, Bankacılık mevzuatı ile bankacılık usul ve prensiplerine uygun kredi kullandırma, bu kredileri temdit etme veya ek kredi kullandırma, taksitlendirme, teminata bağlama yahut sair yöntemlerle yeniden yapılandırma işlemleri zimmet suçunu oluşturmaz. Soruşturma başlamadan önce, zimmete geçirilen para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi hâlinde, Kovuşturma başlamadan önce, gönüllü olarak, zimmete geçirilen para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi hâlinde, Zimmet suçunun konusunu oluşturan para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların değerinin azlığı nedeniyle, cezalandırılır.

Bankacılık kanunu ile düzenlenen zimmet suçunun faili ancak kanunda belirtilen, banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları tarafından işlenebilir bu nedenle özgü suç niteliğindedir.[24] Dolandırıcılık suçunun faili herkes olabilir.

Bankacılık zimmeti suçunda mağdur banka tüzel kişiliğidir. Dolandırıcılık suçunun mağduru ise failin kullandığı hileli hareketler sonucunda aldatılarak doğrudan ya da dolaylı olarak zarara uğratılan gerçek kişidir.

Bankacılık zimmeti suçunun koruduğu hukuki değer banka sisteminin istikrarlı ve güvenli şekilde yürütülmesidir. Dolandırıcılık suçunun koruduğu hukuki değer ise Dolandırıcılık suçunda ise korunan hukuki değer bireylerin mülkiyet hakları hem de irade hürriyetleridir. Her iki suç tipi de kast ile işlenebilen suçlardandır. Her iki suçta hem olası kast hem de doğrudan kast ile işlenebilecektir.

(Bu köşe yazısı, Avukat Maşallah MARAL tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

KAYNAKÇA

Donay Süheyl, Bankacılık Ceza Hukuku, Beta, 1. Baskı, Şubat 2007, İstanbul

Donay Süheyl, Meslek Sırrının Açıklanması Suçu, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İstanbul 1978.

Dursun Selman, Bankacılık Düzenine Karsı İşlenen Suçlar, Seçkin, Ankara, 2006.

Erman Sahir, Ticari Ceza Hukuku, Cilt V: Bankacılık Suçları, İstanbul Üniversitesi, İstanbul 1984.

Parlar Ali/ Akın Mustafa/ Hatipoğlu Muzaffer,Bankacılık Ceza Hukuku, Ankara, 2010

PARLAR, Ali, Türk Ceza  Hukukunda Bilişim Suçları, Bilgi, 3. Baskı, 2015

TANERİ Gökhan, Özel Kanunlarda Suçlar, Cilt1, Ocak 2017, Ankara

Sarıtaş Erkan, Banka İtibarının Zedelenmesi Suçu, İstanbul Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt68, Sayı 1-2 İstanbul, 2010

GÜVEN Çiğdem, Bankacılık Faaliyetine İlişkin Ceza Sorumluluğu, Yayımlanmış Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi, Ankara, 2016

İNCEOĞLU ASUMAN AYTEKİN, Bankacılık Kanununda Yer Alan Suçlar, Doktora Tezi, İstanbul, 2006.

--------------

[1] TANERİ Gökhan, Özel Kanunlarda Suçlar, s. 212

[2] GÜVEN Çiğdem, Bankacılık Faaliyetine İlişkin Ceza Sorumluluğu, Yayımlanmış Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi, Ankara, 2016

[3] ERMAN Sahir, Bankacılık Suçları, 1984, s. 238.

[4] Dursun Selman, Bankacılık Düzenine Karsı İşlenen Suçlar, s.195

[5] TANERİ Gökhan, A.G.E s. 218

[6] GÜVEN Çiğdem ,A.G.M s. 178

[7] GÜVEN Çiğdem , A.G.M s. 179

[8] 5411 sayılı Bank. K.’nun 78/2. maddesi uyarınca, Finansal holding şirketleri hakkında, Kurulca belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde bu Kanunun, 14, 15, 16, 18, 22, 23, 24, 25, 26, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 47, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 78, 93, 95 ve 96 ncı madde hükümleri ve bu maddelere ilişkin ceza hükümleri uygulanacaktır

[9] DURSUN Selman , A.G.E.  s. 65-66.

[10] İnceoğlu Asuman Aytekin, Bankacılık Kanununda Yer Alan Suçlar, Doktora Tezi, İstanbul, 2006.

[11] TANERİ Gökhan , A.G.E. s.233

[12] İNCEOĞLU Asuman Aytekin, A.G.E. s. 272

[13] TANERİ Gökhan , A.D.E. s.240

[14] DURSUN Selman, a.g.e., s. 263

[15] Donay Süheyl ,Bankacılık Ceza Hukuku , s. 86

[16] Parlar Ali/ Akın Mustafa/ Hatipoğlu Muzaffer,Bankacılık Ceza Hukuku, s. 193

[17] GÜVEN Çiğdem, A.G.M. s. 259

[18] GÜVEN Çiğdem A.G.M. s. 260

[19] PARLAR, Ali, Türk Ceza  Hukukunda Bilişim Suçları, s. 27

[20] DONAY Süheyl, A.G.E. , s.91

[21] Sarıtaş Erkan, Banka İtibarının Zedelenmesi Suçu, İstanbul Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt68, Sayı 1-2 s. 122 İstanbul, 2010

[22] GÜVEN Çiğdem, A.G.M., s.305

[23]  DONAY Süheyl, Meslek Sırrının Açıklanması Suçu, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İstanbul 1978, s. 78.

[24] TANERİ Gökhan, A.G.E. s.275