BTK - HTS - BAZ KAYITLARI- ARAMA - ARDIŞIK ARAMA VE İLETİŞİM TESPİTİ İLE DİNLEME KARARI İNCELEMESİ (YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA)

Abone Ol

Ceza yargılamasında telekomünikasyon verileri, özellikle BTK kaynaklı HTS dökümleri, baz istasyonu sinyal kayıtları, arama trafiği ve dinleme tutanakları, uygulamada en sık başvurulan teknik deliller arasında yer almaktadır. Ancak bu kayıtların hangi usulle elde edildiği, hangi hukuki çerçevede değerlendirileceği ve tek başına mahkûmiyete esas alınıp alınamayacağı hususu, hem adil yargılanma hakkı hem de hukuka uygun delil ilkesi bakımından hayati önem taşımaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları, iletişimin tespiti ve dinlenmesi tedbirlerinin CMK 135 başta olmak üzere sıkı usul şartlarına tabi olduğunu; HTS ve baz kayıtlarının ise çoğu durumda ancak yan delillerle desteklendiğinde hükme esas alınabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu çalışmada, Yargıtay kararları ışığında BTK verilerinin hukuki niteliği, elde edilme usulleri ve delil kabiliyetleri sistematik biçimde incelenecektir.

A) TANIMLAR VE İNCELEME

1. BTK

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'ndan (BTK) temin edilen verilerin genel adıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve AYM kararlarına göre; BTK'dan kurum olarak talep edilen ve içerisinde HTS dökümleri, baz istasyonu verileri ve CGNAT (internet trafiği) kayıtlarını barındıran resmi kayıtlardır.

2. HTS KAYDI

HTS (Historical Traffic Search) kaydı, telefon görüşme ve sinyal kayıtlarının geçmişini ifade eder. Kişinin kimle, nerede, ne zaman, ne kadar süreyle iletişime geçtiğine yönelik verileri (gelen-giden arama, SMS, baz istasyonları ve kullanıcı bilgileri) kapsar. İletişimin içeriğine müdahale edilmeksizin, iletişim araçlarının diğer araçlarla kurduğu bağlantı trafiğini gösterir.

(Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2018/2088 E., 2018/2728 K. Sayılı 20.09.2018 Tarihli kararı; Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/24318 E., 2021/2805 K. Sayılı 28.01.2021 Tarihli kararı)

HTS kayıtlarının temini, 5271 sayılı CMK'nın 135. maddesi (özellikle 135/6) kapsamında değerlendirilir. Şüpheli/Sanık için soruşturma aşamasında kural olarak hâkim kararı gereklidir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı kararı ile de yapılabilir; ancak bu durumda savcı kararını derhâl (genellikle 24 saat içinde) hâkimin onayına sunmak zorundadır. Hâkim onaylamazsa tedbir kaldırılır.

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/478 E., 2020/431 K. Sayılı 22.10.2020 Tarihli kararı; Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2019/5661 E., 2021/2150 K. Sayılı 16.03.2021 Tarihli kararı)

Savcılık, CMK 160. madde kapsamındaki genel soruşturma yetkisine dayanarak doğrudan ilgili kurumdan bu verileri talep edemez; mutlaka hâkim kararı veya onayı prosedürünü işletmelidir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/22 E., 2020/413 K. Sayılı 13.10.2020 Tarihli kararı)

Tanık/Mağdur içinse bazı kararlara göre, tanık veya mağdurun telefonuna ilişkin HTS kayıtları, CMK 135 kapsamında değil, mahkemenin genel delil toplama yetkisi çerçevesinde doğrudan kurumdan istenebilir.

(Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/21513 E., 2021/19859 K. Sayılı 17.06.2021 Tarihli kararı; Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2010/4832 E., 2010/6800 K. Sayılı 20.10.2010 Tarihli kararı)

3. BAZ KAYDI

Baz kaydı, mobil cihazlarla iletişim sağlamak amacıyla kurulan sistemler üzerinden, şüpheli veya sanığın kullandığı cep telefonunun hangi baz istasyonundan sinyal verdiğinin, iletişim anında bulunduğu yerin ve konum bilgilerinin belirlenmesi işlemidir. Genellikle HTS raporları içerisinde "baz istasyonlarını gösterir kayıtlar" veya "sinyal bilgileri" olarak yer alır.

(Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2016/11680 E., 2018/6262 K. Sayılı 31.05.2018 Tarihli kararı; Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/361 E., 2021/506 K. Sayılı 27.10.2021 Tarihli kararı)

Baz kayıtları (sinyal bilgileri) da CMK'nın 135. maddesi (özellikle 135/1 ve 135/4) kapsamında değerlendirilir. Usul, HTS kayıtları ile aynıdır. Soruşturma aşamasında hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararı ile tespit edilebilir. Savcı kararı derhâl hâkim onayına sunulmalıdır. (Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2016/2524 E., 2017/5338 K. Sayılı 08.05.2017 Tarihli kararı)

Belirli bir bölgedeki baz istasyonundan görüşme yapan tüm abonelerin kimlik bilgilerinin istenmesi (baz istasyonu sorgusu) şüpheli/sanık dışındaki kişileri de kapsayacağından hukuka aykırı bulunmuştur; tedbir sadece şüpheli/sanık odaklı olmalıdır.

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2011/6-140 E., 2011/222 K. Sayılı 15.11.2011 Tarihli kararı)

4. ARAMA KAYDI

HTS kayıtları içerisindeki "arayan ve aranan" numaraları gösteren dökümler, özellikle ankesörlü/sabit hatlardan yapılan ardışık veya periyodik aramaların tespiti anlamında kullanılmıştır.

(Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2019/5661 E., 2021/2150 K. Sayılı 16.03.2021 Tarihli kararı; Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/328 E., 2022/395 K. Sayılı 02.06.2022 Tarihli kararı)

Telekomünikasyon (Arama/Aranma) dökümü CMK 135. madde usulüne tabidir. Hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca varsa Cumhuriyet savcısı kararı (hâkim onayına sunulmak şartıyla) gerekir.

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/386 E., 2020/427 K. Sayılı 20.10.2020 Tarihli kararı)

5. İLETİŞİM TESPİTİ

İletişimin tespiti; iletişimin içeriğine müdahale etmeden, iletişim araçlarının diğer iletişim araçlarıyla kurduğu iletişime ilişkin arama, aranma, yer bilgisi ve kimlik bilgilerinin tespit edilmesidir. Geçmişe yönelik iletişim trafiğini kapsar.

(Yargıtay 13. Ceza Dairesi 2011/23240 E., 2011/6986 K. Sayılı 30.11.2011 Tarihli kararı; Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2019/5661 E., 2021/2150 K. Sayılı 16.03.2021 Tarihli kararı)

CMK'nın 135. maddesi (özellikle 135/1 ve 135/6) uyarınca yapılır. Suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda başvurulur. Soruşturma aşamasında hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararı ile yapılır. Savcı kararı derhâl (24 saat içinde) hâkim onayına sunulmalıdır. İletişimin tespiti işlemi için (dinlemenin aksine) katalog suç sınırlaması bulunmamakta olup, şartların varlığı halinde bütün suçlar yönüyle bu tedbire başvurulması mümkündür.

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/642 E., 2014/302 K. Sayılı 03.06.2014 Tarihli kararı; Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2014/47937 E., 2015/28208 K. Sayılı 30.04.2015 Tarihli kararı)

6. DİNLEME KARARI

Şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla gerçekleştirdiği iletişimin (ses, görüşme içeriği) anlık olarak dinlenmesi ve kayda alınması işlemidir. Geleceğe yönelik bir tedbirdir.

(Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2019/5661 E., 2021/2150 K. Sayılı 16.03.2021 Tarihli kararı)

CMK'nın 135. maddesi kapsamında, yalnızca maddede sayılan katalog suçlar (örneğin uyuşturucu ticareti, örgüt kurma vb.) için uygulanabilir. Kuvvetli şüphe ve başka türlü delil elde etme imkânının bulunmaması şarttır. Hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararı ile yapılabilir. Savcı kararı derhâl hâkim onayına sunulmalı ve hâkim en geç 24 saat içinde karar vermelidir. Onaylanmazsa tedbir kaldırılır ve kayıtlar imha edilir.

(Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2012/28356 E., 2014/5294 K. Sayılı 08.07.2014 Tarihli kararı; Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/291 E., 2017/558 K. Sayılı 19.12.2017 Tarihli kararı)

Kararda; yüklenen suçun türü, kişi kimliği, iletişim aracı türü/numarası, tedbirin kapsamı ve süresi belirtilmelidir.

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/98 E., 2016/83 K. Sayılı 23.02.2016 Tarihli kararı).

B) DELİL KABİLİYETLERİ

Öncelikle belirtmek gerekir ki CMK m. 217/2 uyarınca yüklenen suç, ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir. Hâkim veya (onaylı) savcı kararı olmaksızın yapılan işlemler hukuka aykırı delil niteliğindedir ve hükme esas alınamaz.

(Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2012/28356 E., 2014/5294 K. Sayılı 08.07.2014 Tarihli kararı)

HTS ve baz kayıtları tek başına mahkûmiyet için yeterli delil sayılmayabilir; ancak ve ancak diğer delillerle desteklendiğinde (örneğin bilirkişi raporları, CGNAT kayıtları ile eşleşme) hukuka uygun delil olarak kabul edilir. Günümüzde ise özellikle soruşturma aşamasında baz kayıtları somut yani birinci derece delil kabul edilip özellikle tutuklama tedbiri için esas alınarak hata/lar yapılmaktadır. Oysa baz kayıtları somut delil olmayıp mutlaka yan delillerle desteklenmeli ve en ufak bir şüpheye dahi yer bırakmayacak duruma erişildiğinde delil kabul edilmelidir.

(Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2018/2088 E., 2018/2728 K. Sayılı 20.09.2018 Tarihli kararı; Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/386 E., 2020/427 K. Sayılı 20.10.2020 Tarihli kararı)

Farklı kişilerin aynı baz istasyonundan sinyal vermesi tek başına bir araya geldiklerini kanıtlamaz, bu durum şüpheli sanık lehine yorumlanır.

(Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2016/11680 E., 2018/6262 K. Sayılı 31.05.2018 Tarihli kararı)

Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve güncel kararları incelendiğinde, HTS kayıtlarının ve baz istasyonu sinyal bilgilerinin, sanığın suçu işlediğini ispata yarayan tek ve kesin delil olarak kabul edilemeyeceği, bu kayıtların mutlaka yan delillerle desteklenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, hırsızlık suçuna ilişkin bir kararında yerel mahkemenin direnme gerekçesindeki şu tespiti incelemiş ve eksik araştırmaya dikkat çekmiştir: "Kollukça ve soruşturma birimlerince somut delillerin toplanması ve elde edilmesi yerine yalnızca HTS raporları ve iletişim tespit tutanakları ile bir sonuca varmanın genel hukuk ilkelerine uygun bir durum olmadığı, ceza adaletinin HTS raporları ve iletişim tespit tutanaklarına bağlanmasının hukuken olanaklı olmadığı..." (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/403 E., 2015/116 K., 21.04.2015).

Benzer şekilde, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2025 tarihli güncel bir kararında, HTS kayıtlarının mahkumiyet için tek başına yeterli olmadığı açıkça vurgulanmıştır: "HTS kayıtlarının tek başına mahkumiyet için yeterli olmayacağı dikkate alındığında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi..." (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2024/577 E., 2025/6280 K., 10.07.2025).

Baz istasyonu kayıtlarının (sinyal bilgilerinin) delil değeri konusunda ise Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanıkların maktul ile aynı baz istasyonundan sinyal almasının suçun işlendiğine kanıt olamayacağını belirtmiştir: "sanıklar ile maktulün aynı yerde bulunduklarının sinyal aldıkları baz istasyonlarına göre tespit edilemeyeceği gibi aynı baz istasyonundan sinyal alıyor olmalarının da suçun işlendiğine delil oluşturamayacağı..." (Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2024/7740 E., 2025/6101 K., 17.09.2025).

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, HTS kayıtlarının yardımcı delil olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yapmıştır: "içeriği tespit edilemeyen HTS kayıtları dışında, somut, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmayan olayda, sanık bakımından şüphenin söz konusu olması nedeniyle şüpheden sanığın yararlanması gerektiği şeklindeki genel ceza hukuku ilkesi de gözetilerek... HTS kayıtlarının tek başına delil olamayacağı..." (Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/40460 E., 2023/749 K., 27.02.2023).

Yargıtay 13. Ceza Dairesi, hırsızlık suçunda HTS raporunun tek başına hükme esas alınmasını bozma nedeni saymıştır: "HTS raporlarının istenmesi ile yetinilerek eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümlülüğüne karar verilmesi..." (Yargıtay 13. Ceza Dairesi 2017/4056 E., 2017/12778 K., 15.11.2017).

Benzer şekilde, Yargıtay 6. Ceza Dairesi, HTS kayıtları dışında başka delil bulunmamasını bozma gerekçesi yapmıştır: "HTS Kayıtları dışında başka bir delilin de bulunmadığının anlaşılması karşısında, öncelikle olay yerinden elde edilen ve yakınanlara ait olmadığı saptanan parmak izinin sanığa ait olup olmadığı... araştırılıp..." (Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2012/4199 E., 2014/9571 K., 08.05.2014).

Yargıtay 2. Ceza Dairesi ise, telefonun çalınma tarihi ile sanığın kullanım tarihi arasındaki boşluğa dikkat çekerek beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir: "cep telefonunun çalınması ile sanık tarafından kullanılmaya başladığı tarihler arasında geçen süre ve sanığın kullanımına kadar telefona başkaca numaralı hatların takılmış olması hususları... dikkate alındığında beraati gerekirken..." (Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2021/11571 E., 2023/9418 K., 19.12.2023).

Yargıtay, HTS kayıtlarının hükme esas alındığı durumlarda, bu kayıtların suçu nasıl ispatladığının gerekçeli kararda açıkça tartışılmasını zorunlu kılmıştır. Aksi durum, adil yargılanma hakkının ihlali ve bozma nedeni sayılmaktadır.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, HTS kayıtlarının gerekçesiz kullanımını şu şekilde eleştirmiştir: "HTS kayıtlarının atılı suça ne şekilde vücut verdiği karar yerinde gösterilip tartışılmadan... gerekçesi açıklanmadan hükme esas alınması..." (Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/27394 E., 2024/18412 K., 17.12.2024).

Ayrıca, sanığın HTS kayıtlarında görünen kişilerle irtibatının niteliğinin araştırılması gerektiği vurgulanmıştır: "HTS raporundaki kullanan numaraların ve hat sahiplerinin araştırılarak beyanlarının alınması ve arama kayıtlarının karşılaştırılması sureti ile değerlendirilme yapılarak..." (Yargıtay 22. Ceza Dairesi 2015/7017 E., 2015/4944 K., 07.10.2015).

Ankesörlü/sabit hatlardan yapılan ardışık ve periyodik aramalar yönüyle de tıpkı baz kayıtlarındaki gibi hatalar yapılmaktadır. Ardışık arama hususu da iyi irdelenmeli ve dosyadaki tüm deliller toplanarak hareket edilmelidir.

Yargıtay içtihatlarına göre, ardışık arama kayıtları örgüt üyeliği için önemli bir delil olmakla birlikte, belirli kriterleri sağlamadığı veya yan delillerle desteklenmediği durumlarda tek başına mahkumiyet için yeterli görülmemektedir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi'nin 2019/5014 E., 2019/7639 K. sayılı kararında; ardışık aramaların örgütsel irtibat kanıtı olabileceği kabul edilmekle birlikte, bu delilin tek başına mahkumiyete yeterli olmadığı belirtilmiştir. Mahkumiyet için delilin; kişiselleştirilmiş analiz raporları, HTS kayıtları ve diğer şüphelilerin beyanları ile teyit edilmesi gerekmektedir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/40285 E., 2023/399 K. sayılı kararında; Sanığın 3 farklı güne ait arama kaydının periyodik nitelikte olmadığı, aramaların yoğunluk ve süreklilik arz etmediği durumlarda, bu kayıtların "örgütsel arama kriterlerini taşımadığı" değerlendirilmiş ve beraat kararı onanmıştır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/16287 E., 2025/7705 K. sayılı kararında; Tek bir ardışık aramanın, sanığın ailesinin bulunduğu ilden yapılması ve sanığın suçlamayı kabul etmemesi durumunda, bu kaydın tek başına yeterli delil olmadığı vurgulanmıştır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2024/18125 E., 2025/20782 K. sayılı kararında; Aramaların periyodik olmadığı ve Yargıtay'ın ankesör kriterlerine uymadığı (örneğin babası için hat çıkarma savunması gibi) durumlarda beraat kararı verilmiştir.

Ardışık aramaların mahkumiyete esas teşkil edebilmesi için "süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk" kriterlerini karşılaması ve örgütsel gizlilik prensiplerine uygun yapıldığının teknik verilerle ispatlanması gerekmektedir. Yargıtay arama sayısı, periyodiklik, konuşma süreleri, farklı sabit hatlardan aranma ve aramaların makul görünmemesi gibi unsurların bir arada bulunması halinde ancak sanığın örgütün gizli iletişim sistemine dahil olduğu ve bunun mahkumiyet için yeterli görüldüğü belirtilmiştir.

Yargıtay, ardışık arama tespitinin yapıldığı dosyalarda, sadece HTS raporuna dayanarak hüküm kurulmasını "eksik inceleme" olarak nitelendirmekte ve aşağıdaki usul işlemlerinin yapılmasını zorunlu kılmaktadır:

•Ardışık Aranan Diğer Kişinin Dinlenmesi:

Ardışık arandığı belirtilen kişilerin kimliklerinin tespit edilerek duruşmada tanık sıfatıyla dinlenilmesi, bu kişiler hakkında soruşturma/kovuşturma olup olmadığının araştırılması zorunludur. Bu işlem yapılmadan kurulan hükümler bozulmaktadır. Yargıtay sanıkla ardışık aranan diğer astsubayların tanık olarak dinlenmemesi bozma nedeni sayılmıştır.

•Raporların Okunması ve Tartışılması:

Yargıtay HTS analiz raporlarının CMK'nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulması şarttır.

•Tüm Görev Yerlerinin Araştırılması:

Yargıtay Sanığın görev yaptığı tüm yerlerdeki ankesör/sabit hat aramalarının olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.

Yargı kararlarına göre; ardışık arama kayıtları, örgütsel kriterleri (periyodiklik, yoğunluk, rütbe uyumu vb.) taşımadığı sürece tek başına mahkumiyet için yeterli değildir. Mahkumiyet hükmü kurulabilmesi için bu kayıtların teknik analiz raporlarıyla doğrulanması, ardışık aranan diğer şahısların tanık olarak dinlenmesi ve tüm delillerin CMK 217 uyarınca duruşmada tartışılması zorunludur.

İletişim tespiti ise usulüne uygun (hâkim kararı/onayı ile) elde edilmişse delil değeri vardır. Tanık veya mağdurlar için mahkemenin genel yetkisiyle alınan kayıtlar da delil olarak kullanılabilir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/24318 E., 2021/2805 K. Sayılı 28.01.2021 Tarihli kararı)

Dinleme kayıtları (Tape) ise hakkında karar verilen şüpheli/sanık için delil olabilir. Hakkında karar olmayan üçüncü kişilerle yapılan görüşmeler, o kişiler yönünden hukuka aykırı delildir. (Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2009/12958 E., 2014/532 K. Sayılı 21.01.2014 Tarihli kararı)

Taleplerde sıklıkla karşılaşılan ve belki de en önemli husus tapeyi ve dolayısıyla içeriğini kabul etmeyen şahsın itirazları doğrultusunda ses analizi yapılması hususudur. Yerel Mahkeme kararlarında bu itirazın değerlendirilmemesi ve dolayısıyla ses analinizi yapılmaması hususu karşımıza çıkmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca, ceza yargılamasında iletişimin tespiti ve dinlenmesi (tape) kayıtlarının hükme esas alınabilmesi için belirli usuli süreçlerin tamamlanması zorunludur. Sanığın, kendisine ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarını veya bu kayıtların içeriğini kabul etmemesi durumunda, mahkemece ses analizi yaptırılması yasal bir zorunluluktur. Bu inceleme yaptırılmadan kurulan hükümler "eksik araştırma" gerekçesiyle bozulmaktadır. Yargıtay kararlarında, tape kayıtlarının delil olarak kullanılabilmesi için öncelikle kayıtların aslı veya onaylı suretlerinin dosyaya kazandırılması, duruşmada sanığa okunması ve sanığın beyanının alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Sanığın kayıtları inkar etmesi halinde izlenmesi gereken yol kararlarda şu şekilde ifade edilmiştir:

Yargıtay 20. Ceza Dairesi, 2015/9405 E., 2018/1350 K., 13.03.2018: "Sanıklara tape içerikleri okunup diyeceklerinin sorulması, kayıtlardaki konuşmaların kendilerine ait olmadığını söylemeleri halinde, ses örnekleri alınarak, konuşmaların sanıklara ait olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’ne veya uzman bir kurum ya da kuruluşa ses analizi yaptırılarak rapor alınması [...] gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş", Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2023/5975 E., 2023/5497 K., 13.06.2023: "Sanıkların telefon konuşmalarına ilişkin tapeleri kabul etmemeleri durumunda, ses örnekleri aldırılarak, ses kayıtlarının sanıklara ait olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine veya uzman bir kurum ya da kuruluşa ses analizi yaptırılarak rapor alınması" gerektiği belirtilerek, bu eksikliğin hükmün bozulmasına yol açacağı hükme bağlanmıştır.

İçerik maddi bulgularla desteklenmedikçe tek başına mahkûmiyet için yeterli olmayacaktır. (Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2012/28356 E., 2014/5294 K. Sayılı 08.07.2014 Tarihli kararı)

Tesadüfen elde edilen deliller (CMK 138/2), ancak katalog suçlar kapsamındaysa delil olarak kullanılabilir; katalog dışı suçlarda kullanılamaz. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/291 E., 2017/558 K. Sayılı 19.12.2017 Tarihli kararı)

İstihbari veya önleme amaçlı dinlemeler ceza yargılamasında delil olarak kullanılamaz. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/78 E., 2022/649 K. Sayılı 20.10.2022 Tarihli kararı)

Sonuç olarak; BTK kayıtları, HTS dökümleri, baz istasyonu verileri, ardışık arama tespitleri ve dinleme kayıtları, ceza yargılamasında önemli teknik araçlar olmakla birlikte, bu verilerin mutlak ve tartışmasız deliller olarak kabul edilmesi hukuken mümkün değildir. Yargıtay’ın istikrarlı içtihatları; bu kayıtların ancak CMK’nın öngördüğü usule uygun şekilde elde edilmesi, somut olayla bağlantısının açıkça ortaya konulması, yan delillerle desteklenmesi ve duruşmada tartışılması halinde hükme esas alınabileceğini vurgulamaktadır. Aksi halde, eksik inceleme, gerekçesizlik veya hukuka aykırı delil kullanımı söz konusu olacak; bu durum hem bozma nedeni teşkil edecek hem de adil yargılanma hakkını zedeleyecektir. Ceza yargılamasının amacı her ne pahasına olursa olsun mahkûmiyet değil, maddi gerçeğe hukuka uygun yöntemlerle ulaşmaktır. Bu nedenle, teknik iletişim verilerinin değerlendirilmesinde ölçülülük, usule bağlılık ve “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi her zaman temel referans noktası olmalıdır.