T.C.
Yargıtay
3. Ceza Dairesi
2022/40460 E., 2023/749 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/110 E., 2022/298 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
232 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca suç
tarihi yazılmamıştır.
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemesince verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.06.2018 tarihli ve 2017/145 Esas, 2018/236 sayılı Kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca, sanık hakkında 6 yıl 5 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 17.10.2018 tarihli ve 2018/3418 Esas, 2018/2259 sayılı Kararı ile sanık kakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun temyiz kanun yolu açık olmak üzere esastan reddine karar verilmiştir.
3. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 23.12.2019 tarihli ve 2019/6326 Esas, 2019/8448 Karar sayılı kararı ile özetle;
''a) Mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde, sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısı ve herkesi inandıracak şekilde olması, Yargıtay'ın tutarlılık denetimini yapabilmesi için kararın dayandığı tüm verilerin, bu verilere mahkeme tarafından ulaşılan sonuçların; iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, bu suretle dava konusu eylemin oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise suç olarak tanımlanıp tanımlanmayacağı konusundaki mahkeme kabulünün duraksamaya yol açmayacak biçimde karar yerinde gösterilmesi gerekirken; ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında, anılan ilkelere uymayarak hangi delillere dayandığını da tam olarak açıklamadan, örgütle iltisaklı olmayan ... Gıda A.Ş. firmasında genel koordinatör olarak görev yapan sanığın, “büyük bölgeci il imamı adına hareket eden yakalamalı sanık ...'ın mütevellisi olduğu” şeklindeki soyut bir kabul ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1, T.C. Anayasasının 141/2, CMK'nın 34/1 ve 230/1-c maddelerine de aykırılık oluşturacak biçimde gerekçesiz hüküm kurulması,
b) Ayrıntıları Dairemizin 2017/1809 E. ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
...
Oluş ve mahkeme kabulüne göre; suç tarihi itibariyle örgütsel bağını ortaya koyan herhangi bir kod adı veya örgütsel iletişim ağı kullandığı saptanamayan ve örgütle iltisakı olmayan ... Gıda A.Ş. isimli firmada genel koordinatör olarak çalışan sanığın; örgüt üyeliğine esas alınan faaliyetlerinin neredeyse tamamının, örgütün kamuoyunca bilinmeye başladığı tarihten önce gerçekleşen, koordinatör olarak çalıştığı şirket adına yapılan ve yönetim kurulu kararlarının icrasından ibaret işlemler olması, sanığın adı geçen firmanın ortağı veya yönetim kurulu üyesi olmaması dikkate alındığında, şirketle ilgili herhangi bir tasarruf yetkisinin bulunmaması, ayrıca gerekçede, “başka dosya sanıklarından ...'ün cep telefonu ve sim kartına yönelik dijital inceleme raporlarına göre, sanığın örgütün kamuoyunca artık bilinir hale geldiği tarihten sonra bile örgütsel toplantılara davet edildiğine” ilişkin yapılan kabulün, gönderildiği ifade edilen toplu mesajın sanığa ulaşıp ulaşmadığı, ulaşması halinde ise sanığın davet edildiği toplantıya katılıp katılmadığına ilişkin bir belirlemenin her türlü teknik inceleme veya tanık ifadeleriyle saptanamaması karşısında dosya içeriğiyle de uyuşmadığı, yine, sanık aleyhine beyanda bulunan tanıkların anlatımlarının soyut ve yoruma dayalı olması, sanık lehine de bir çok tanık beyanının bulunması nazara alındığında, sanığın bu haliyle üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, kesin ve her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı nazara alınarak, öncelikle kabule esas alınan “başka dosya sanıklarından ...'ün cep telefonu ve sim kartına yönelik dijital inceleme raporlarına göre, örgütün kamuoyunca artık bilinir hale geldiği tarihten sonra bile örgütsel toplantılara davet edilmesine ilişkin gönderilen toplu mesajın, sanığa ulaşıp ulaşmadığı ve ulaştığının tespiti halinde sanığın davet edildiği bu toplantıya katılıp katılmadığının belirlenerek sanığın hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma sonucunda yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine yönelik hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, ... sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA," karar verilmiştir.
4. Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, bozmaya uyarak vermiş olduğu, 15.09.2022 tarihli ve 2020/110 Esas, 2022/298 sayılı Kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeni ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince,beraatine karar verilmiştir.
5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 17.11.2022 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanığın örgüt içinde büyük bölgeci olarak tabir edilen konumdaki ... isimli şahsa bağlı ve örgütsel tabirle onun mütevellisi konumunda olduğuna, örgüt evlerinin gıda ve temizlik malzemesi ihtiyacını karşıladığına, kendisine verilen talimatlar doğrultusunda kurban, bağış, himmet, gazete abonelikleri gibi konularda gereğini yerine getirdiğine, örgütün üst yönetiminde bulunan kişilerle toplantılara katıldığına, sorumluluğundaki marketlere Zaman Gazetesi gönderilmesini ve 20 kadar market şubesine Bank ... pos cihazlarının kurulmasını sağladığına, ayni yardım dışında öğrenci evlerine nakdi yardımda da bulunduğuna, örgüt evinde kalan kişilere kahvaltı organizasyonu düzenleyerek örgütsel bilinci yükseltmeye çalıştığına, örgüte müzahir ... Derneğine bağış yaptığı, 17-25 Aralık sürecinden önce hükumet aleyhine konuşmalarının bulunduğuna, 17-25 Aralık sürecinden sonra kendisini gizlemek amacıyla FETÖ terör örgütü aleyhine konuşmalar yaptığına, zira 17-25 Aralık sürecinden önceki eylemlerine süreç sonrasında da devam ettiğine, örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına örgüt içerisinde üst seviyedeki kişilerle birlikte katılım gösterdiğine ilişkin dosya içerisinde sanık aleyhine beyanların ve tanık M. C. K. isimli şahsın dijital inceleme raporunda, sanığın mütevelli grubu içerisinde 2015 yılı haziran-ekim ayları içerisinde sohbetlere davet edildiğine ilişkin mesaj kayıtlarının bulunduğuna, bu kapsamda sanığın o dönemlerde işi nedeniyle kullandığını belirttiği M. C.'nin mesaj gönderdiği GSM hattının Ocak 2014 - Temmuz 2016 tarihleri arasında alınan HTS kayıtlarının incelenmesinde M. C. ile 02.01.2014 tarihinden 07.01.2016 tarihine kadar 123 adet mesaj ve arama kaydının olduğuna, bu kayıtların çoğunluğunu belli aralıklarla M. C. tarafından tek taraflı olarak gönderilen mesajların oluşturduğuna, az sayıdaki arama kayıtlarının ise belli aralıklarla M. C. tarafından yapıldığına, bu aramaların bir kısmına sanığın kısa süre içerisinde geri dönüş yapmak suretiyle karşılık verdiğine, dijital inceleme raporunu doğrulayan HTS kayıtlarından da anlaşılacağı üzere sanığın örgütsel toplantılara 2016 yılına kadar düzenli olarak iştirak ettiğine, bu toplantılara katılmak istemeyen kişinin aranması veya mesaj gönderilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmayacağına, tanık M. C.'nin beyanında sanığın içerisinde bulunduğu gruba M. Y.'nın talimatı ile dernek faaliyeti kapsamında toplu mesaj göndermekte olduğunu, kendisinin katıldığı bu toplantılarda işi nedeniyle erken ayrıldığını, sanığı bu toplantılarda görmediği yönündeki ifadesinin sanığı suçtan kurtarmaya yönelik olduğu ve itibar edilmemesi gerektiğine, bu şekilde sanığın yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arzeden eylem ve faaliyetleriyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü hiyerarşisi içerisinde yer aldığı ve üzerine atılı suçu işlediğine, mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Bozma Sonrası İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
A.Sanığın Örgüt İçerisinde Mütevelli Olduğuna İlişkin İddia
Yapılan yargılama sonucunda, sanıkla ilgili iddiada bulunan Ö. Ç.'nin 10.01.2017 tarihinde kolluk ifadesinde sanıkla ilgili beyanında özetle; ... Genel Müdürü olarak çalışan ...'ın Büyük Bölgeci yani İl İmamından sonra gelen ve il imamı adına hareket eden A. E. isimli şahsın mütevellisi olduğunu, örgüte ait öğrenci evlerinin ihtiyaçlarını koliler halinde hazırladığını, A.E.'nin görevlendirdiği şahıslar tarafından bu kolilerin alınarak öğrenci evlerine dağıtımının yapıldığını beyan ederek dosyamız sanığı teşhis ettiği,
Bolu Ağır Ceza Mahkemesince talimatla alınan beyanında; "Elazığ büyük bir vilayet olduğu için hizmetin daha iyi salınması amacıyla 5 bölgeye böldüler. En büyük bölgenin sorumlusu T. K. olduğu için çağırılıyordu. ..., Elazığ ... mağazalarının genel müdürlüğünü yapardı. İl imamının yanında aktif görevliydi. Işık evleri denilen yerlerede azami miktarda gıda yardımında bulunurdu. ... isimli şahsın bağlı olduğu büyük bölgeci ...'dı " şeklinde beyanda bulunduğu,
Bozma sonrasında tanık Ö. Ç.'nın 07.06.2022 tarihindeki duruşmada alınan beyanında; "... Mütevellilerden sanığın Işık evlerine gıda yardımı yaptığını duymuştum. Söylediğim şey 2010-2014 yılları arasındaydı. Ben sanığı şahsen hiç görmedim. Ramazan ayında, okulların açılışında ve yarı yıl tatillerinde ismi geçerdi. Bu yardımların ...’ın bireysel insifiyatiyle verildiği söylenirdi. Ben o zamanlar Kimse Yok Mu derneğinde görevliydim. Esnaf mütevellilerine iştirak ederdim. Şuanda sanıkla ilgili sözleri kimden duyduğumu hatırlamıyorum. Ben sanığın esnaf mütevellilerine iştirak ettiğini görmedim. Ben derneğimizin faaliyetlerini tanıtmaya ve yardım talep etmek için bu mütevelli gruplarına katılırdım. Benim şahit olduğum başka bir husus yoktur. Sadece bunu duydum. Ben sanık ...’ın 17-25 Aralık Sürecinden sonra yardımlarına devam edip etmediğini bilmiyorum. Ben gıda yardımı yaptığını biliyorum. Mütevelli olup olmadığını bilmiyorum. 17-25 Aralık sürecinden sonra bu eylemlerine devam edip etmediğini bilmiyorum" dedi.
Soruşturma safhasında alınan beyanı okundu çelişki nedeniyle soruldu: "... Büyük Bölgecidir. ... bize sanık ...’ın gıda yardımı yaptığını söylerdi. Ben de bu kadar gıda yardımı yapan kişinin mütevelli olabileceğini düşündüğüm için söyledim. Bu hususlar gözümle gördüğüm bildiğim hususlar değildir. Bunlar mütevelli heyetinden duyduğum şeylerdir. Benim o zamanki ifadelerim daha doğrudur. Aradan uzun zaman geçtiği için şuanda hatırlamıyorum. Buradaki beyanlarım daha doğrudur. Çünkü bu bilgilerim daha yeniydi. İl imamının yanında aktif görevli olarak bahsettiğim kişi ...’dır. Mütevelli heyetleri onu ziyaret ederlerdi. ...’ın söylediği şeyler 2011-2012 yıllarıdır diye hatırlıyorum" dediği, bu yönüyle tanık beyanı çerçevesinde sanığın İl İmamı olan ...'ın mütevellisi olduğu hususunun soyut nitelikte kaldığı, tanık Ö. Ç.'nın en son alınan beyanının duyumlara dayalı olduğundan, bu beyana itibar edilmemiştir.
B. Sanığın Terör Örgütünün Öğrenci Evlerine ... Kart Yardımı Çerçevesinde Gıda Malzemesi Temin Ettiği Ve Şirketin Şubelerine Bankasya Post Cihazı Taktırdığına ilişkin İddia
Dosya kapsamı içerisinde dinlenen tanık beyanları, ... Gıda AŞ'ye ilişkin sunulan Ticaret Gazetesindeki ilan ile ayrıca dosyada bulunan sanığın bu şirketteki konumunu gösteren hizmet sözleşmesi uyarınca sanığın bu şirkette yönetim kurulu üyesi olmadığı ve imza tasarrufunun bulunmadığı bozma öncesi dinlenen A. Sungurluoğlu'nun 16.01.2018 tarihli duruşmadaki beyanında " Ben sanıklardan ..., ...’ı tanırım. Diğer sanıkları tanımam. Bank ... post cihazlarını market şubelerine kurulması ... yönetim kurulu olarak almış olduğumuz bir karardı. Ben de yönetim kurulu başkanıydım. Benim talimatımla Bank ... post cihazları şubelere kuruldu. Bank ...’yı tercih etmemizin sebebi kredi kartıyla yapılan alışverişler şubeler toplamı yaklaşık 15 günlük 1,5-2 milyon TL dir. Diğer bankalar ödemeyi 35-40 günde gerçekleştirirken Bank ... bize 15 günde paralı ödeyeceğini söyleyince bu bankaları tercih etmiştik. 1-1,5 ay sonra Bank ... da diğer bankalar gibi kredi kartı geri dönüşlerini 35-40 güne çıkarttığını telefon açmak suretiyle bize bildirdiler. Biz de yönetim olarak karar aldık ve Bank ...’nın post cihazlarını şubelerden kaldırdık. Daha önce işyerimizde bir yangın geçirmiştik. Kısa sürede riks ödemesini gerçekleştirdikleri için bu acentayı tercih etmiştik. Hangi şirketin poliçesi olduğunu şuan hatırlamıyorum. Zaman Gazetesine abonelik yönetim kurulu üyesi M. Y.’ın önerisiyle gerçekleşti. Ben o dönemde Yeni Çağ gazetesinin de alınması gerektiğini söyledim. Başka bir arkadaşımız da başka bir gazete ismi söyledi. Zaman Gazetesi aboneliği 3-4 ay kadar sürdü, paraları ödendi. Daha sonra biz parasını ödemediğimiz halde yine de gazeteler gelmeye devam etti. 1-2 ay kadar daha gazete gelmeye devam etti, ondan sonra gazetenin gelmesi kesildi. A. E. ve S. Ç. bir iki sefer M. Y.’ın yanına şirkete gelmişlerdi. M. Y., bu şahısları arkadaşları olarak tanıtmıştı. Şahıslar bizden ... kartı almışlardı. Karta para yükleniyordu. Para yükleme işi de karşılıksız olmamıştır. A. E. zaman zaman ...’ın yanına da gelirdi. İlişkileri müşteri-koordinatör ilişkisiydi, başka bir irtibatlarını bilmiyorum. M. U., M. Y., C. G.sık sık yemek organizasyonları yaparlardı. Birlikte yemek yerlerdi. Benim arkadaş grubum ayrı olduğu için onlara katılmıyordum. Kimse Yok Mu derneğine şirket olarak cüzi bir miktarda yardımda bulunmuştuk. Ancak kimin teklifiyle bu gerçekleşti hatırlamıyorum" dediği, bu yönüyle her ne kadar dinlenen bazı tanıkların soruşturma aşamasındaki beyanlarında Bankasya postlarının sanık tarafından dağıtıldığı iddiası bulunmuş olsa da, tanık A. S.'nun şirkette pay ortağı olduğu ve kararın Yönetim Kurulunda alındığı beyanı çerçevesinde söz konusu bu iddianın aksini kanıtlayan bir delile de rastlanılmadığından bu hususun ispatlanamadığı, bir diğer iddia olan ... Hediye kartlarının örgüt evine dağıtıldığı iddiasına ilişkin ise; hediye çeklerinin sanık tarafından dağıtıldığı iddiasının tanık beyanları çerçevesinde duyumlardan ibaret olduğu, kesin net bir şekilde sanık tarafından bu hediye kartlarının örgütün evlerine dağıtıldığına ilişkin delil elde edilemediği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
C. Sanığın Örgütün Üst Düzey Yöneticileri İle Sohbet Toplantılarına Katıldığı İddiası
Ealzığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/249 Esas sayılı dosyasının sanıklarından olan M. C. K.'nın dijital inceleme raporlarının sanığın da isminin geçmesi nedeniyle dosya arasına alındığı, raporun tetkikinde sohbet adı altındaki örgütün toplantıları için toplu mesajlar atıldığı, bu mesaj atılan şahıslar arasında sanığın da olduğunun tespit edildiği, mesajların geldiği isimlerin bazılarının M. Y., C. G. ve A. H. olduğu, sanığın "... Müdürü" olarak kayıtlı olduğu ve son mesajın 12.10.2015 tarihinde "Bu akşam 19:00 da ataşehir muhtarlığı ilerisinde ç" şeklinde olduğu görülmüştür. Bu kapsamda mesajları atan M. C. K.'nın tanık olarak dinlendiği, 05.11.2020 tarihli duruşmadaki beyanında; "Ben kendi mahkememde yargılandığımda da bana gelen mesaj içeriği ile ilgili beyanda bulunmuştum, orada da ifade ettiğim üzere ben bir dönem ... Genç İş Adamları Derneği ( ...) üyesiydim, M. O.'nın üye olup olmadığını tam olarak bilmiyorum. M. Y. çoğunluklu kendi iş yerinde olacak şekilde dernak üyelerini veya üye olmayan bazı esnaf ve iş adamlarını kendi işyerinde kahvaltıya veya yemeğe çağırırdı. Üyeler toplanır kahvaltı yapar, kendi aramızda muhabbet eder, daha sonra dağılırdık . Benim toplamda bu tarz toplantılara katılmam dört ay civarıdır. Bize mesaj gelirdi, bu mesajları önceden M. Y. gönderirdi, M. Y.’nın ricası üzerine toplantı yer , ... ve saatini bir sürede ben üyelere bildirdim. ...’a da M. beyin ricası üzerine toplantı mesajı gitmiştir. Benim katıldığım toplantılarda herhangi bir dini sohbet olmadı, ben çoğu zaman dükkanımda elemanım olmadığı için ortamı erken terk ederdim, ben ayrıldıktan sonra dini sohbet olup olmadığını bilemiyorum. Toplantıların hiçbirinde ...’ı görmedim" dediği bu yönüyle sanığın söz konusu sohbet toplantılarına katıldığına ilişkin Mahkemece yapılan araştırmada herhangi bir delile ulaşılamadığı,
D. HTS Kayıtları İle Sanığın Bağlı Olduğu Şirkette Örgütün Üst Düzey Yöneticileriyle Görüştüğüne İlişkin Ziyaretçi Kayıtlarının Delil Olarak
Değerlendirilmesi :
Sanığın, M. C. Kırdagül ile ve il imamı olan M. D. ile HTS kaydına rastlandığı ve ayrıca incelenen HTS raporunda, sanığın çok sayıda FETÖ terör örgütünden işlem yapılan kişilerle irtibatının bulunduğu görülmüş ise de, bilindiği üzere hts kayıtları dosyada bulunan diğer delillerin yanında yardımcı bir delil vazifesi görmektedir ve birçok yerel ve yüksek mahkeme kararlarında bu husus kabul edilmektedir. Nitekim Yargıtay 9 Ceza Dairesinin 2015/8703 esas 2016/119 Karar sayılı içtihadında "... içeriği tespit edilemeyen HTS kayıtları dışında, somut, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmayan olayda, sanık bakımından şüphenin söz konusu olması nedeniyle şüpheden sanığın yararlanması gerektiği şeklindeki genel ceza hukuku ilkesi de gözetilerek, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi..." şeklinde karar verilerek HTS kayıtlarının tek başına delil olamayacağı, içtihadı nazarında sanığın tek başına HTS kayıtları mahkumiyetine yeter nitelikte bir delil olarak Mahkemece kabul edilmemiştir.
Şirketin ziyaretçi kayıtlarına ilişkin tutulan tutanaktan görüleceği üzere; 30.11.2016 günü saat 18.35 te şirketin güvenlik görevlisi A. İ. T. isimli şahıstan rızaen teslim alınan 7 adet ziyaretçi defteri içeriğinde bulunan başlangıç ve bitiş tarihlerinin kronolojik sırasına göre 1 den 7 ye kadar numaralandırılarak 1 – 3 – 4 – 5 ve 7 nolu Ziyaretçi defterleri içeriğinde ... ve sekreteri O. Ç. isimli şahısları ziyarete gelenler arasında FETÖ/PDY ile iltisaklı şahısların olduğu tespit edilmiş, ziyaretçi defteri kayıtlarının tetkikinde 03.08.2012, 07.09.2012, 17.09.2012, 17.10.2012, 02.10.2012, 15.11.2012 27.11.2012, 12.12.2012, 26.03.2014, 17.03.2015 tarihlerinde A. E. isimli şahsın yerleşkeye gelerek ... ile görüşeceğini beyan ederek giriş yaptığının anlaşıldığı, yine aynı kayıtlarda 16.10.2014, 10.11.2014, 10.12.2014 30.12.2014, 20.04.2015 tarihlerinde M. Z. isimli şahsın yerleşkeye gelerek M. O. ile görüşeceğini beyan ederek giriş yaptığının anlaşıldığı, yine aynı kayıtlarda 26.07.2016 tarihinde M. U. isimli şahsın yerleşkeye gelerek ... ile görüşeceğini beyan ederek giriş yaptığı, ziyaretçiler arasında dosyamız sanıklarından olup dosyası tefrik edilen M. Y.'nın yine A. Hanege'nin de olduğunun anlaşıldığı, ...'ı ziyarete gelen şahısların FETÖ/PDY Terör Örgütü ile iltisaklı olan şahıslar olduğu tespit edilmiş ise de, örgüt üyeliğinden işlem yapılan kişiler ile görüşmelerin kişinin başlı başına örgüt üyeliği suçundan cezalandırılmasına yetmeyeceği, kaldı ki bu görüşmelerin örgüt amacıyla veya örgütün faaliyetleri çerçevesinde yapıldığının ispatına yönelik bir delile de ulaşılamamıştır.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2020/14-155 esas,2021/321 karar sayılı içtihadında "... Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" şeklinde, Latincede ise "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi halinde uygulanabileceği gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." vurgulandığı üzere, genel hukuk kaidesi olan şüpheden sanık yararlanır ilkesinin hedeflediği ceza mahkumiyetinde hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde sanığın bir suçu işlediği noktasında delillerin ikmal edilmiş olması gerekmektedir. Somut olayımızda sanığın terör örgütüyle bağlantısı ve örgüt içerisinde yer alıp almadığı, örgütsel görev alıp almadığı husususun açık ve net olarak ortaya konulmadığı, dinlenen tanık beyanlarının da doğrudan görgüye dayalı bir beyan içermediği, sanığın örgüt hiyerarşisinde bulunup, eylemlerinde çeşitlilik,süreklilik ve devamlılık hususunda mahkumiyete yeterli düzeyde delil elde edilemediği, sanığın konum ve kişisel özellikleri ile dosyadaki deliller nazara alındığında sempati ve iltisak boyutunu aşan, örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetlerinin bulunmadığı, eylemlerinin ancak silahlı terör örgütüne sempati ve iltisak düzeyinde olan eylemler olarak nitelendirilebileceği, atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı değerlendirilerek 5271 sayılı CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Oluş, iddia, sanık savunması, tanık anlatımları, HTS kayıtları, mahkemenin kabulü ve tüm dosya kapsamına göre, örgütsel herhangi bir görevi ve örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmayan sanığın, il imamı olan A. E.'nin mütevellisi olduğuna dair tanık anlatımlarının duyuma dayalı ve soyut nitelikte olması, sanığın koordinatörlüğünü yaptığı şirketin pay ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan tanık A. S.'nın, "Bank ... pos cihazlarının dağıtılması kararının yönetim kurulunda alındığını" ifade etmesi ve sanığın da şirketin yönetim kurulunca alınan iş bu karar çerçevesinde pos cihazlarını dağıttığının anlaşılması, ... hediye çeklerinin sanık tarafından dağıtıldığı iddiasının duyuma dayalı tanık beyanlarından ibaret olması, örgütsel içerikli sohbet toplantılarına katıldığına dair kesin bir delile ulaşılamaması, haklarında örgüt üyeliğinden işlem yapılan kişiler ile örgütsel içerikli veya örgütün faaliyeti çerçevesinde olduğu tespit edilemeyen görüşmelerinin ve içeriği tespit edilemeyen HTS kayıtlarının örgüt üyeliği suçundan cezalandırılması için yeterli olmaması hususları ile sanığın konum ve kişisel özellikleri de nazara alındığında, atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmekle, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle bozma sonrası dosyanın gönderildiği Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2020/110 Esas, 2022/298 sayılı Kararında O yer Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.2023 tarihinde karar verildi.





