Ceza zamanaşımı, kesinleşmiş ve infaz edilebilir bir ceza mahkûmiyetinin belirli bir süre geçmesi ile birlikte infaz edilmemesi hali olarak tanımlanabilir.[1] Ceza zamanaşımının varlığı halinde, devletin cezayı yerine getirme hakkının düştüğü kabul edilmektedir. Bir anlamda devlet ceza zamanaşımının varlığı halinde, cezanın infazından sarfınazar etmektedir.[2]

Ceza zamanaşımı, maddi ceza hukuku kurumudur ve ceza zamanaşımının oluşması halinde kişi hakkındaki mahkûmiyet kararının infazı engellenmektedir. Zira ceza zamanaşımının varlığı halinde devlet, cezanın infazından sarfınazar etmektedir.

Şayet devlet cezanın infazından sarfınazar etmeseydi, bu durumda mahkûmiyet ortadan kalkmayacak ve hukuki varlığını sürdürecektir.

Cezanın infazının koşullarının devamı halinde ise yine ceza zamanaşımına uğrayan bu hükümlülük varlığını sürdürdüğü için adli sicile işlenebilir.

Bu durum tekerrüre esas olabileceği gibi ertelemeye de engel olabilecektir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile ilgili tasarıda ceza zamanaşımı sürelerinin geçmesiyle cezaların “ortadan kalkacağı” ifadesi yer almasına rağmen, yapılan değişiklikle, ceza zamanaşımı sürelerinin geçmesinin, cezayı ortadan kaldırmadığı, sadece bir infaz engeli oluşturduğu kabul edilmiş ve 68. madde hüküm altına alınmıştır.

Ceza zamanaşımı ile ilgili yasal düzenlemeler

Ceza zamanaşımı konusunda eski ve yeni Türk Ceza Kanunlarını karşılaştırmak faydalı olacaktır.

Bilindiği üzere ceza zamanaşımı süreleri, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 112. maddesi ile halen yürürlükte olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 68. maddesinde hüküm altına alınmıştır.

765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen ceza zamanaşımı süreleri

765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 112. Maddesinde yer alan düzenlemeye göre, infazı gereken cezalar için öngörülen zamanaşımı süreleri şunlardır:

1) Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis ve müebbet ağır hapis cezaları otuz sene,

2) Yirmi sene ve daha fazla müddetle ağır hapis cezası yirmi dört sene,

3) Beş seneden ziyade ağır hapis veyahut hapis veya müebbet sürgün cezası yirmi sene,

4) Beş seneye kadar ağır hapis veyahut hapis veya muvakkat sürgün veya muvakkaten hidematı âmmeden memnuiyet cezalariyle ağır cezayı nakdi hükümleri on sene,

Bir aydan ziyade hafif hapis veyahut bir meslek ve sanatın tatili icrası yahut otuz liradan ziyade hafif cezayı nakdî hükümleri dört sene,

5) Bundan evvelki bentte beyan olunan miktardan aşağı ceza hükümleri on sekiz ay geçmesiyle ortadan kalkar.

Nevileri başka başka cezaları içeren hükümler, en ağır ceza için konulan sürenin geçmesiyle ortadan kalkacaktır.

Cezanın zamanaşmı ile ortadan kalkmasından sonra emniyeti umumiye nezareti altında bulunmak cezasının da hükmü kalmayacaktır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen ceza zamanaşımı süreleri

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 68. Maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süreleri şunlardır:

a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında kırk yıl.

b) Müebbet hapis cezalarında otuz yıl.

c) Yirni yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında yirmidört yıl.

d) Beş yıldan fazla hapis cezalarında yirmi yıl,

e) Beş yıla kadar hapis ve adlî para cezalarında on yıl.

Yukarıda yazılı olan cezalar yine yukarıda belirtilen sürelerin geçmesiyle infaz edilmeyecektir.

Çocuklar açısından zamanaşımı sürelerinin kısaltılarak uygulanması

12-15 yaş grubunda bulunan hükümlüler: Şayet suç oluşturan eylemi gerçekleştiren kişi suçu işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış ise hakkında, tabi olduğu suçun ceza zamanaşımı sürelerinin yarısının geçmesiyle ceza infaz edilmeyecektir. (TCK m. 68/2)

15-18 yaş grubunda bulunan hükümlüler: on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, ceza zamanaşımı sürelerinin üçte ikisinin geçmesiyle ceza infaz edilmeyecektir. (TCK m. 68/2)

Ceza zamanaşımının uygulanmayacağı haller

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ikinci kitabının dördüncü kısmında[3] yazılı yurt dışında işlenmiş suçlar dolayısıyla verilmiş ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis veya on yıldan fazla hapis cezaları hakkında zamanaşımı hükümleri uygulanmayacaktır. (TCK m. 68/3)

Birden fazla hüküm bulunması halinde zamanaşımı süresi

Türleri başka başka cezaları içeren hükümler, en ağır ceza için konulan sürenin geçmesi halinde infaz edilmeyecektir. (TCK m. 68/4)

Ceza zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı an[4]

Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlayacaktır. Ceza zamanaşımının kesintiye uğraması durumda ise, kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanacaktır. (TCK m. 68/5)

Ceza zamanaşımı ve hak yoksunlukları

Cezaya bağlı olan veya hükümde belirtilen hak yoksunluklarının süresi ceza zamanaşımı doluncaya kadar devam edecektir. (TCK m. 69/1)

Yasa koyucu, hükmedilen cezanın infazının gecikmesinin, bu cezaya bağlı hak yoksunluklarının uygulanmasını engellemeyeceğini, fakat bu suretle doğan hak yoksunluklarının en fazla ceza zamanaşımı süresi doluncaya kadar devam edeceğini düşünerek bu kuralı hüküm altına almıştır.

Müsaderede zamanaşımı

Müsadereye ilişkin hüküm, kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçtikten sonra infaz edilmeyecektir. (TCK m. 70/1)

Yasa koyucu, bu hüküm ile bir güvenlik tedbiri olarak öngörülen müsadere açısından ayrı bir zamanaşımı süresi tespit etmiştir.

Ceza zamanaşımının kesilmesi [5]

Tebligat ve yakalama emri çıkarılması hali

Mahkûmiyet hükmünün infazı için yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna göre yapılan tebligat ceza zamanaşımı süresini keser. Yine bu amaçla hükümlünün yakalanması yönünde yakalama emri düzenlenmesi ceza zamanaşımını kesecektir. (TCK m. 71/1)

Üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlenmesi

Bir suçtan dolayı mahkûm olan kimse üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlediği takdirde, yine ceza zamanaşımının kesilmesi söz konusu olacaktır. (TCK m. 71/2)

Zamanaşımının hesabı ve uygulanması[6]

Dava ve ceza zamanaşımı süreleri gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün, yirmi dört saat; bir ay, otuz gündür. Yıl, resmî takvime göre hesap edilecektir. (TCK m. 72/1)

Dava ve ceza zamanaşımı re'sen uygulanır ve bundan şüpheli, sanık ve hükümlü vazgeçemezler. (TCK m. 72/2)

765 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunlarında yer alan hükümlerin ceza zamanaşımı bakımından karşılaştırılması

1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda ceza zamanaşımı süreleri daha uzun olarak belirlenmiştir.

2) 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda ceza zamanaşımı sürelerinin geçmesiyle cezaların “ortadan kalkacağı” belirtilmiştir. Oysa 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda ceza zamanaşımı sürelerinin geçmesinin, cezayı ortadan kaldırmadığı, sadece bir infaz engeli oluşturduğu ifade edilmektedir.

3) 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda çocuklar bakımından ayrı bir ceza zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Buna karşın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda çocuklar açısından suç oluşturan eylemi gerçekleştirdiği sıradaki yaşı gözönünde bulundurulmak suretiyle ayrı ve daha az ceza zamanaşımı süreleri tespit edilmiştir.

4) Ceza zamanaşımı süresinin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağı, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 113. maddesinde “Hükümlerde müruru zaman hükmün katileştiği veya infazın herhangi bir suretle inkıtaa uğradığı günden itibaren işlemeğe başlar.” şeklinde hükme bağlanmış iken; 5237 sayılı TCK'nın 68. maddesinin beşinci fıkrasında “ Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.” şeklinde belirtilmiştir.

5) Burada, iki kanun hükümleri arasındaki temel fark şudur: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda, ceza zamanaşımının kesintiye uğraması halinde göz önünde bulundurulması gereken zamanaşımı süresinin, kesintiden sonra infazı gereken cezanın süre ve miktarına göre hesaplanacağına ilişkin hükmün getirilmiş olmasıdır.

6) Ceza zamanaşımını kesen nedenler, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 114. maddesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ise 71. maddesinde düzenlenmiştir. 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda hükümlünün yakalanmasının ceza zamanaşımını kesmesi, hürriyeti bağlayıcı cezalar yönünden kabul edildiği halde (m. 114/1,2. cümle), 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda böyle bir ayırıma yer verilmemiştir.

7) 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda bir suçtan dolayı mahkum olan kimsenin ceza zamanaşımı süresi içinde mahkum olduğu suç türünden diğer bir suç işlediği takdirde ceza zamanaşımının kesileceği kabul edilmiş iken (m. 114/2); 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda ise, bir suçtan dolayı mahkûm olan kimsenin, üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi halinde, ceza zamanaşımının kesileceği öngörülmüştür.

Ceza zamanaşımının durması kavramı

Ceza zamanaşımının durması kavramı, kesinleşen cezanın yerine getirilmemesinin bazı engeller nedeniyle mümkün olmaması halinde söz konusu olmaktadır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda ceza zamanaşımının durması ile ilgili herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.

Buna karşın Anayasada, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun ile 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunda ceza zamanaşımının durması ile ilgili hükümlere yer verilmiştir.

5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 15 maddesinin 2. fıkrasında; cezanın infazının ertelenmesi veya durdurulması halinde, bu cezaya ilişkin zamanaşımının işlemeyeceği kuralı hüküm altına alınmıştır.

6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun geçici 1. maddesinin 4. Fıkrasında ise, bu madde (birinci madde) hükümlerine göre cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi hallerinde erteleme süresince ceza zamanaşımının duracağı ifade edilmektedir.

Ceza zamanaşımının durması halinde sürenin hesap edilmesi

Ceza zamanaşımını durduran nedenlerin ortaya çıkması halinde, o günden itibaren ceza zamanaşımı işlemeyecek ve kesilmeden önce işleyen ceza zamanaşımı süresi saklı tutulacaktır.

Ceza zamanaşımının durduğu veya işlediği günün ise süreye dahil edilmesi gerekir. Yasalarda ceza zamanaşımının ne kadar süre duracağı (üst sınır) konusunda bir belirleme yoktur. Ceza zamanaşımını durduran nedenin ortadan kalkmasından sonra süre tekrar işlemeye başlayacaktır.

ÖRNEK OLAYLAR

Örnek 1:

Hükümlüler hakkında 30.12.1999 tarihinde 1998/574 esas ve 1999/514 karar sayı ile 765 sayılı TCK.nın 403/5-6-7, 405/2 ve 59. maddeleri uyarınca verilen 5 yıl ağır hapis ve 36.187.500.-TL ağır para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 21.12.2000 tarihinde kesinleşmiştir.

infaz aşamasında 5237 sayılı TCK.nın yürürlüğe girmesi nedeniyle lehe olan kanunun belirlenmesi için Cumhuriyet savcılığınca yapılan başvuru üzerine, A… 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 29.06.2005 tarihinde aynı sayılı ek kararı ile hükümlülerin 5237 sayılı TCK.nın 188/3-4, 192/3 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 40.-YTL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

Sorun: 21.12.2000 tarihinden itibaren 10 yıllık ceza zamanaşımı süresi 21.12.2010 tarihinde dolduğundan, TCK.nın 68/1-e maddesi gereğince hükmün ortadan kaldırılmasına karar verilip verilmeyeceğine ilişkindir.[7]

Hükümlüler haklarında 765 sayılı TCK uyarınca verilen 30.12.1999 tarihli hükümler, Yargıtay’ın 21.12.2000 tarihli ve 2000/16463 esas ve 2000/17210 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Bu durumda, ceza zamanaşımı süresi de "21.12.2000" tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır.

Yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, 29.06.2005 tarihinde verilen kararla, lehe kabul edilen 5237 sayılı TCK hükümleri yukarıda belirtildiği biçimde uygulanmış ve bu karar da temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.

Yargıtay bu olayda, ceza zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı "21.12.2000" tarihinden sonra, hükümlülere infaz için yetkili merci tarafından kanuna göre yapılmış bir tebligat işlemi veya adli sicil kaydı içeriğine göre hükümlülerin başka bir suçtan ceza zamanaşımını kesebilecek nitelikte bir mahkumiyetleri bulunmadığı ve hükümlüler hakkında yakalama müzekkeresi çıkarılmış olmasının ceza zamanaşımını kesen sebeplerden olmadığı şeklindeki gerekçelerle, hükümlerin kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolduğuna karar vermiştir.[8]

Bu olayda iki husus dikkate alınmıştır. Birincisi hükümlüler hakkında ceza süresi itibariyle yakalama emrinin yasal kural gereği doğrudan çıkarılması halidir. İkincisi ise, hükümlülere tebligat yapılmaması ve üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlenmemesi halidir. Yargıtay, ceza süresi itibariyle doğrudan çıkarılan yakalama emirlerinin ceza zamanaşımını kesmeyeceğini düşünmektedir.

Örnek 2:

15 yıl ağır hapis cezası nedeniyle 19.09.1996 tarihinde tutuklanan hükümlünün infazına kesintisiz olarak 25.07.2001 tarihinde sağlık sorunları sebebiyle verilen erteleme kararına kadar devam edilmiştir.

6 aylık erteleme kararı nedeniyle hükümlü 25.07.2001 tarihinde tahliye edilerek sürenin 25.01.2002 tarihinde dolmasına rağmen yakalama işlemi yapılmadığından 25.01.2002 tarihinden itibaren zamanaşımı işlemeye başlayarak 29.07.2002 tarihinde şifası tebeyyün edinceye kadar tekrar erteleme kararı verilmesi nedeniyle kesilen ceza zamanaşımı 23.03.2004 tarihli erteleme kaldırma kararı nedeniyle tekrar işlemeye başlayarak, en son 23.07.2004 tarihinde infazın durdurulmasına karar verildiğinden ceza zamanaşımının bu tarihte durmuştur.

Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Daire Başkanlığının 23.06.2014 tarihli yazısına ekli Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararının 24.06.2014 tarihinde mahkemesine ulaşmasına rağmen herhangi bir işlem yapılmamasının hükümlü aleyhine sonuç doğurmayacağı düşünüldüğünden 24.06.2014 tarihinden itibaren ceza zamanaşımının tekrar işlemeye başlaması gerektiği dikkate alınmıştır.

Hükümlünün uyarlama sonucu verilen 7 yıl 6 ay hapis cezasından 1/4 oranında indirim yapıldığında yatacağı süre 2051 gün olmakla, 07.09.1996 - 19.09.1996 tarihleri arası 12 gün gözaltında, 19.09.1996 - 25.07.2001 tarihleri arası 1770 gün tutuklu ve hükümlü olmak üzere toplam 1782 gün cezaevinde kalmış olduğu ve infaz etmesi gereken bakiye 269 gün hapis cezasının mevcut olduğu, hükümlünün bakiye 5 yıldan az hapis cezası kaldığından ceza zamanaşımının 5237 sayılı Kanunun 68/1-e maddesi gereğince 10 yıl olduğu belirlenmiştir.

24.06.2014 tarihinden önce 25.01.2002 - 29.07.2002 tarihleri arası 186 gün, 23.03.2004 - 23.07.2004 tarihleri arası 122 gün; 24.06.2014 tarihinden itiraz tarihine kadar geçen süre 504 gün olmak üzere toplam 2 yıl 2 ay 22 gün ceza zamanaşımının işlediği ve halen 10 yıllık ceza zamanaşımının dolmadığı iddia edilmektedir.[9]

Uyuşmazlık, ceza zamanaşımının ne zaman kesintiye uğradığı ya da ne zaman durduğu konularında ortaya çıkmaktadır.

İnfaz dosyasında şu hususlar tespit edilmiştir:

15 yıl Ağır hapis cezası nedeniyle 19.09.1996 tarihinde tutuklanan hükümlünün infazına kesintisiz olarak, 25.07.2001 tarihinde verilen sağlık sebebiyle erteleme kararına kadar devam olunmuştur.

6 aylık erteleme kararı nedeniyle hükümlünün 25.07.2001 tarihinde tahliye edildiği, 6 aylık sürenin 25.01.2002 tarihinde dolmasına rağmen yakalama işlemi gerçekleştirilememesi karşısında hükümlü hakkında 25.01.2002 tarihinden itibaren ceza zamanaşımının tekrar işlemeye başlamıştır.

29.07.2002 tarihinden geçerli olmak üzere "şifası tebeyyün edinceye kadar" tekrar erteleme kararı verilmesi nedeniyle hükümlü hakkında ceza zamanaşımının tekrar kesilmiştir.

Kesinti, bu kararın kaldırıldığı 23.03.2004 tarihine kadar devam etmiş ve son olarak 23.07.2004 tarihinde Mahkemece "infazın durmasına ve infaz evrakının mahkemesine iadesine" karar verilmekle ceza zamanaşımının durduğu belirlenmiştir.[10]

Yargıtay bu olayda şu hususları tespit etmiştir:

Ceza zamanaşımını son kesen işlem G… Cumhuriyet Başsavcılığının sağlık sebebiyle verilen tehir kararını kaldırdığına dair 23.03.2004 tarihli karardır.

Bu tarihten itibaren “Mahkemenin 23.07.2004 tarihinde infazın durmasına karar verene kadar” ceza zamanaşımı işlemiştir.

Bu süre 4 aydır. 23.07.2004 tarihinden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 24.06.2014 tarihinde Mahkemeye ulaşan ikinci kararına kadar da ceza zamanaşımı durmuştur.

Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Daire Başkanlığının 23.06.2014 tarihli yazısına ekli Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararı 24.06.2014 tarihinde Mahkemesine ulaştığı halde herhangi bir işlem yapılmaması hükümlü aleyhine sonuç doğurmayacaktır.

24.06.2014 tarihinden itibaren ceza zamanaşımının tekrar işlemeye başlaması gerekmektedir.

Yargıtay yukarıdaki hususları dikkate alarak, yasadışı silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan cezalandırılmasına karar verilen ve hapis cezasının infazına esas “bakiye ceza miktarı 5 yıldan az” olan hükümlü hakkında; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 68/1-e. maddesinde düzenlenen “10 yıllık ceza zamanaşımı” süresinin dolmadığına hükmetmiştir.[11]

Örnek 3

Muhtelif dolandırıcılık suçlarından hükümlü hakkındaki hapis cezaları 21 yıl 98 ay 42 gün olarak içtima edilmiştir.

Hükümlü hakkındaki içtima kararına dâhil olan en ağır cezanın G… 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.1996 tarihli ve 1994/968 esas, 1996/805 sayılı ilamı ile verilen 3 yıl 12 ay 10 gün hapis cezasıdır.

6. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.1996 tarihli ve 1995/1627 esas, 1996/446 sayılı ilamı ile verilen 8 yıl 48 ay hapis cezasının aynı ilamda verilen sekiz ayrı 1 yıl 6 ay hapis cezasının toplamından ibarettir.

Ceza zamanaşımının hükümlü hakkındaki en ağır ceza olan 3 yıl 12 ay 10 gün hapis cezasına göre hesaplanması gerektiği ve buna göre 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 112/1-4. maddesine göre 10 yıl olan ceza zamanaşımının dolmuş olduğu ancak bununla birlikte ceza zamanaşımı sebebiyle cezaların ortadan kaldırılmasına karar verilmesi hatalı olup yalnızca infaz edilmemesine karar verilmesi gerektiği iddia edilmektedir.[12]

Yargıtay bu olayda, bir önceki paragrafta yer alan gerekçeleri kabul etmiş ve kanun yararına bozma talebi doğrultusunda bozma kararı vermiştir.[13]

(Bu köşe yazısı, sayın Dr. Suat ÇALIŞKAN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

-----------------------------------------

[1] Özgenç, İzzet; Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınları, 2. Bası, Ankara, 2007, s. 719.

[2] Özgenç, İzzet; Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınları, 2. Bası, Ankara, 2007, s. 719.

[3] DÖRDÜNCÜ BÖLÜM, Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar: Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (m. 302); Düşmanla işbirliği yapmak (m. 303); Devlete karşı savaşa tahrik (m. 304); Temel millî yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama (m. 305); Yabancı devlet aleyhine asker toplama (m. 306); Askerî tesisleri tahrip ve düşman askerî hareketleri yararına anlaşma (m. 306); Düşman devlete maddî ve malî yardım (m. 307); Düşman devlete maddî ve malî yardım (m. 308).

[4] Ceza zamanaşımı süresinin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağı, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 113. maddesinde “Hükümlerde müruru zaman hükmün katileştiği veya infazın herhangi bir suretle inkıtaa uğradığı günden itibaren işlemeğe başlar.” şeklinde hükme bağlanmış iken; 5237 sayılı TCK'nın 68. maddesinin beşinci fıkrasında “ Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.” şeklinde belirtilmiştir.

[5] 765 SK m. 113,114.

[6] 765 SK 116 - 117

[7] Hükümlülerin lehine olan ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesi uyarınca bütünüyle uygulanması gereken 5237 sayılı TCK.nın ceza zamanaşımına ilişkin 68/1-e maddesi uyarınca, cezaları 10 yıllık ceza zamanaşımı süresine tabidir.

[8] Y.10.CD, E: 2012/16880, K: 2013/59, T: 07.01.2013.

[9] Y.16.CD, E: 2016/5444, K: 2016/7563, T: 30.12.2016.

[10] Y.16.CD, E: 2016/5444, K: 2016/7563, T: 30.12.2016.

[11] Y.16.CD, E: 2016/5444, K: 2016/7563, T: 30.12.2016.

[12] her ne kadar somut olayda içtimalı ceza toplamı 5 yıldan fazla olduğundan ceza zamanaşımının 20 yıl olacağı ve buna göre ceza zamanaşımının dolmadığı gerekçesi ile itiraz kabul edilmiş ise de, hükümlünün infaz edilen cezasının içtimalı ceza olup suç tarihlerinde yürürlükte olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 112/2. maddesinde yer alan “Nevileri başka başka cezaları havi hükümler, en ağır ceza için konulan müddetin geçmesiyle ortadan kalkar.” şeklindeki düzenleme gereğince ceza zamanaşımının içtima kararına dahil olan en ağır cezaya göre hesaplanması gerektiği gözetilmelidir.

[13] Y.23.CD, E: 2015/20328, K: 2016/2003, T: 25.02.2016.