I- Denetimli Serbestlik Kararının Geri Alınması

Hükümlünün koşullu salıverilme tarihinden daha önce ceza infaz kurumu dışına çıkabilmesine imkan sağlayan denetimli serbestlik müessesesinin temel şartları, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (İnfaz Kanunu) m.105/A’da düzenlenmiştir. Ayrıca; İnfaz Kanunu Geçici m.6 ve Geçici m.10 hükümlerinde de, denetimli serbestlik süreleri ile ilgili geçici düzenlemelere yer verilmiştir. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m.77 ila 88’de, denetimli serbestlikle ilgili İnfaz Kanunu hükümlerinin uygulanmasını sağlamak üzere ayrıntılı hükümler yer almaktadır.

Denetimli serbestlik kararı, hükümlünün infazının yapıldığı Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hakimi tarafından verilmekte iken (m.105/A-1); denetimli serbestliğin kaldırılması kararı, denetimli serbestlik müdürlüğünün bulunduğu yer infaz hakimi (m.105/A-6) tarafından verilir.

Denetimli serbestlik kararının geri alınmasını ve hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesini gerektiren sebeplere, İnfaz Kanunu m.105/A’nın 6. fıkrasında yer verilmiştir. Buna göre; hükümlünün ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra beş gün[1] içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmemesi, hakkında belirlenen yükümlülüklere, denetimli serbestlik müdürlüğünün hazırladığı denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamda yaptığı uyarı ve önerilere, hakkında hazırlanan denetim planına uymamakta ısrar etmesi ve hükümlünün ceza infaz kurumuna dönmek istemesi halinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, infaz hakimi tarafından denetimli serbestlik kararı kaldırılır ve hükümlü koşullu salıverilme tarihine kadar cezasının infazına açık ceza infaz kurumunda devam eder.

İnfaz Kanunu m.105/A’nın 7. fıkrasında ise; denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra hükümlünün işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı kamu davası açılması halinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, infaz hakimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebileceği düzenlenmiştir. Bu durumda; yargılama neticesinde beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilirse, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hakimi tarafından karar verilecektir. Hükümlü hakkında kamu davası açılmasına bağlı olarak denetimli serbestliğin kaldırılması, infaz hakiminin takdirine bırakılmıştır. Yukarıda yer verdiğimiz İnfaz Kanunu m.105/A’nın 6. fıkrasında sayılan sebepler yönünden ise infaz hakiminin takdir yetkisi bulunmayıp, bu hallerden birisinin gerçekleşmesi durumunda denetimli serbestliğin kaldırılması ve hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesi Kanunun emredici hükmüdür.

Denetimli serbestliğin kaldırılacağı haller kısaca yukarıda açıklanan sebeplerle sınırlı olup; yazımızda, hükümlünün, hakkında belirlenen yükümlülüklere ve denetim planına uymamakta ısrar etmesi hali ve sonuçları ile denetimli serbestlik kararı kaldırılan hükümlünün birden fazla cezanın infazında yeniden denetimli serbestlikten faydalanmasının mümkün olup olmadığı incelenecektir.

II- Denetimli Serbestlik Yükümlülüklerine Uymamakta “Israr” Nedir?

Hükümlünün yükümlülüklerine uymadığından bahisle denetimli serbestliğin kaldırılması, ancak yükümlülüklere uymamakta “ısrar etmesi” halinde mümkün olur. Yükümlülüklerin ihlali, hükümlünün uyarılması ve “ısrar” tanımı ile ilgili hükümler, Yönetmelik m.44’de düzenlenmiştir. Israr, bir yıl içerisinde kasten ve mazeretsiz olarak yükümlülüklerin üç kez ihlal edilmesi halinde gerçekleşmiş sayılacaktır[2]. Dolayısıyla; hükümlünün bir yıl içerisinde yükümlülüğü bir veya iki kez ihlal etmesi, denetimli serbestliğin kaldırılması sonucunu doğurmaz.

Hükümlü yükümlülüklerini ilk kez ihlal ettiğinde; infaz işlemleri değerlendirme komisyonu veya infaz hakimi tarafından uyarılır[3], uyarı yazılı olarak hükümlüye tebliğ edilir. Hükümlünün bu uyarıdan sonra yeniden yükümlülük ihlali yapması halinde, hükümlü aynı şekilde ikinci kez uyarılır. Hükümlü bir yıl içerisinde üçüncü kez yükümlülüklerini ihlal ettiğinde ise, artık “ısrar” hali gerçeklemiş olur ve denetimli serbestlik dosyasının kapatılması ile ilgili işlemlere başlanır. Sonuç olarak; hükümlü usule uygun şekilde uyarılmasına rağmen, yükümlülüklerini bir yıl içerisinde mazereti olmaksızın ve kasıtlı olarak üç defa ihlal ederse, ısrar hali gerçekleşecek ve denetimli serbestlik kararı kaldırılarak, koşullu salıverilme tarihine kadar açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilecektir[4].

Hükümlünün usule uygun şekilde yazılı uyarıldığının kabulü için; 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun şekilde bu uyarının tebliğ edilmesi, uyarı içeriğinde üçüncü kez ihlal halinde yeniden uyarı yapılmayacağının ve dosyanın kapatılması ile ilgili sürecin başlatılacağının ihtar edilmesi gerekir. Örneğin Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 12.03.2018 tarihli, 2018/604 E. ve 2018/1081 K. sayılı kararında; denetimli serbestlik müdürlüğünün hükümlüye gönderdiği uyarı yazısının, hükümlünün adreste tanınmaması sebebiyle bila tebliğ iade edilmesi karşısında, hükümlüye 7201 sayılı Kanun m.10’da gösterilen usul doğrultusunda başka bir tebligat yapılmadığından, uyarı yazısının hükümlüye usule uygun şekilde tebliğ edilmediği ve bu sebeple yükümlülük ihlalinde ısrar şartının gerçekleşmediği kabul edilmiştir.

III- Yükümlülük İhlali Sebebiyle Açık Ceza İnfaz Kurumuna Gönderilen Hükümlü Yeniden Denetimli Serbestlikten Faydalanabilir mi?

Hükümlünün yükümlülüklerini ısrarla ihlal etmesine bağlı olarak infaz hakimi tarafından denetimli serbestlik kararının kaldırılması ve açık ceza infaz kurumuna gönderilmesi halinde; hükümlünün yeniden denetimli serbestlik tedbirinden faydalanmasının mümkün olup olmadığını, infaz edilen cezaların içtimalı olup olmaması hallerine göre ayrı ihtimalleri gözeterek inceleyeceğiz.

a. Aynı İlamın veya İlamların İnfazı ile İlgili Olarak Yeniden Denetimli Serbestlik Mümkün mü?

Hükümlü; bir ilamının infazı sırasında denetimli serbestlikten faydalanırsa ve yükümlülük ihlali sebebiyle denetimli serbestlik kararı kaldırılırsa, İnfaz Kanunu m.105/A’nın 6. fıkrası uyarınca koşullu salıverilme tarihine kadar bakiye cezası açık ceza evinde infaz edilecektir. Dolayısıyla, aynı ilamın infazında yeniden denetimli serbestlikten faydalanması mümkün değildir.

Hükümlünün İnfaz Kanunu m.99 uyarınca yapılan toplama neticesinde aynı anda infaz edilen birden fazla ilamı varsa, yani bilinen adıyla hükümlünün içtimalı cezaları bulunmakta ise; bu içtimalı cezalar infaz edilirken denetimli serbestlik kararı verildiğinde ve yükümlülük ihlali de bu içtimalı cezaların denetimli serbestlikle infazı sırasında gerçekleştiğinde, bir bütün olarak içtimalı cezaların bakiyesinin infazına açık ceza infaz kurumunda devam edilir ve hükümlünün yeniden denetimli serbestlikten faydalanması mümkün olmaz. Çünkü bu durumda; denetimli serbestlik kararı, içtimalı cezalar üzerinden hesaplanan koşullu salıverilme ve açık ceza infaz kurumuna ayrılma sürelerine bağlı olarak ve içtimalı cezaların tümünü kapsayacak şekilde verilmiş olacaktır. Dolayısıyla; hükümlünün yükümlülük ihlali, içtimalı cezaların birisi veya birkaçı için değil, tüm cezaları yönünden gerçekleşmiş sayılacaktır.

b. Denetimli Serbestlik Kararından ve Yükümlülük İhlalinden Sonra Kesinleşip İçtimaa Dahil Edilen Diğer Cezaların Varlığı Halinde Yeniden Denetimli Serbestlik Mümkün mü?

Hükümlü bir veya birden fazla cezasını infaz etmekte iken sonradan başka bir ilamı kesinleştiğinde, İnfaz Kanunu m.99 uyarınca yeniden toplama kararı verilir ve infaz edilecek bakiye süre bu toplam üzerinden hesaplanır. Eğer yeniden toplama kararı verileceği aşamada hükümlü önceki infazı kapsamında denetimli serbestlikle dışarda ise; toplama kararından sonra ceza infaz kurumunda infazı gereken süre yeniden hesaplanır, kurumda infazı gereken süre bulunması halinde denetimli serbestlik kararı kaldırılarak hükümlü ceza infaz kurumuna alınır.

Toplama sonucuna göre kurumda infazı gereken süre tamamlandığında; hükümlü hakkında yeniden denetimli serbestliğe ayırma kararı verilebilir, ancak bu durumda hükümlünün faydalanabileceği denetimli serbestlik süresi baştan başlamaz, önceki denetimli serbestlikte geçen süre mahsup edilir. Çünkü hükümlü, aynı infaz sürecinde sadece bir kez denetimli serbestlikten faydalanabilir. Örneğin; hükümlü, İnfaz Kanunu m.105/A’ya göre 1 yıl denetimli serbestlik süresine tabi iken, önceki ilamlarının infazı sırasında denetimli serbestlik kararı ile dışarı çıkmışsa ve denetimli serbestlikte 180 gün geçirmişse, bu sırada yeni kesinleşip gelen ilamı toplanarak ceza infaz kurumuna alınmışsa, kurumda infazı gereken süre sona erdiğinde hakkında yeniden denetimli serbestlik kararı verilebilir ki, bu sürenin hesabında önceden denetimli serbestlikte geçen süreler de dikkate alınır ve hükümlü neticeten 185 gün daha denetimli serbestlikten faydalanabilir[5].

Bu hususlar; hükümlünün denetimli serbestlikte iken yeni ilamının gelmesi sebebiyle toplama kararı verilmesi ve yeniden denetimli serbestliğe ayrılması ile ilgili genel açıklamalar olup, yükümlülük ihlali durumu aşağıda incelenecektir.

Yükümlülük ihlalinde ısrar ve sonradan kesinleşip infaza eklenen yeni ilamla ilgili dört ihtimal gündeme gelebilir;

1. Hükümlü hakkında denetimli serbestlik kararı verilmiş olup, bu sırada başka bir ilamı kesinleşerek infaza girmiş ve toplama kararı verilmiştir. Ancak bu yeni toplama kararı verilmeden önce, hükümlünün önceki infazında ısrarlı yükümlülük ihlali gerçekleşmiştir.

2. Yükümlülük ihlali sebebiyle hükümlünün açık kuruma iadesine karar verildikten sonra kesinleşen yeni bir ilam infaza eklenmiştir.

3. Hükümlü hakkında denetimli serbestlik kararı verilmiş olup, sonradan kesinleşip gelen ilam sebebiyle toplama kararı verilmiştir. Toplama kararı sebebiyle kurumda infazı gereken ek süre çektirildikten sonra, hükümlü bakiye süre ile denetimli serbestliğe tekrar ayrılmıştır ve ısrar teşkil eden üç kez yükümlülük ihlali bu sırada gerçekleşmiştir.

4. Hükümlü hakkında denetimli serbestlik kararı verilmiş olup, sonradan kesinleşip gelen ilam sebebiyle toplama kararı verilmiştir. Toplama kararından önce hükümlü iki kez yükümlülük ihlalinde bulunmuştur. Toplama kararı sebebiyle kurumda infazı gereken ek süre çektirildikten sonra, hükümlü bakiye süre ile denetimli serbestliğe tekrar ayrılmış ve bir kez daha yükümlülük ihlali gerçekleştirmiştir. Sonuç olarak; bir yıl içerisinde üçüncü kez yükümlülük ihlali, toplama kararından sonra gerçekleşmiştir, ancak ilk iki ihlal, önceki denetimli serbestlik kararı ile ilgilidir.

Birinci ve ikinci ihtimallerde; yani hükümlü hakkında denetimli serbestlik kararı verilmişse, ancak yükümlülük ihlalinde ısrar hali gerçekleştiği sırada sonradan kesinleşen yeni ilamın da dahil olduğu infaz henüz başlamamışsa veya açık kuruma iade kararından sonra yeni ilam kesinleşerek infaza dahil edilmişse, yeniden denetimli serbestlikten faydalanması mümkündür. Burada önemli olan; yükümlülük ihlalinde ısrar haline bağlı denetimli serbestliğin kaldırılması kararı hangi cezaların infazı ile ilgili verilmişse, o cezalar çerçevesinde hükümlünün koşullu salıverilme tarihine kadar açık ceza infaz kurumunda kalmasıdır. Bu şart gerçekleştiğinde, önceden denetimli serbestlikte geçen süreler mahsup edilecek ve süre koşulunu sağlaması halinde hükümlü bakiye denetimli serbestlik süresi kadar bu usulden yeniden yararlanabilecektir.

Yargıtay; denetimli serbestlikten faydalanan hükümlünün yükümlülük ihlali sebebiyle ceza infaz kurumuna gönderilmesinden sonra, sonradan kesinleşen ve önceki cezaları ile birlikte infaza giren diğer cezaları yönünden yeniden denetimli serbestlikten faydalanıp faydalanmayacağını değerlendirmiş olup, denetimli serbestlikte olan hükümlünün yükümlülük ihlalinde ısrara bağlı olarak ceza infaz kurumuna gönderilmesine sebep olan önceki cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmını ceza infaz kurumunda geçirmesi şartıyla, süre ve iyi hal koşullarını taşıması halinde yeniden denetimli serbestlik tedbirinden faydalanabileceğini, daha öncesinde denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymamakta ısrar etmesinin sonraki cezaları açısından iyi halini ortadan kaldırmayacağını, öncesinde denetimli serbestlik tedbirinden faydalanan hükümlünün ikinci kez denetimli serbestlik tedbirinden faydalanamayacağına dair yasal bir düzenleme bulunmadığını, burada önemli olan hususun denetimli serbestlik için aranan süre şartının sağlanması ve bu sürenin önceki denetimli serbestlik tedbirinden faydalandığı sürelerle birlikte aşılmaması olduğunu ifade etmiştir[6].

Üçüncü ihtimalde; hükümlü, toplama kararı verildikten ve bakiye cezasını infaz ettikten sonra denetimli serbestlikte dışarı çıkmış ve bir yıl içerisinde üç kez yükümlülük ihlalinde bulunmuştur. Bu durumda, hükümlü yeniden denetimli serbestlikten faydalanamaz.

Dördüncü ihtimalde; hükümlü ilk infazı sırasında denetimli serbestlik yükümlülüğünü bir yıl içerisinde iki kez ihlal etmiş, daha sonra yeni bir ilam daha infaza eklenmiş, bakiye süre ile sınırlı olmak kaydıyla hükümlü tekrar denetimli serbestliğe ayrılmış ve yine aynı bir yıllık süre içerisinde üçüncü kez yükümlülük ihlali yapmıştır. Bu durumda; ikisi önceki infaza, diğer birisi ise yeniden içtima kararı sonrası infaz olmak üzere, bir yıl içinde üç kez yükümlülük ihlali sözkonusudur. Hükümlü lehine yorum yapılması halinde; toplama kararı öncesinde gerçekleşen ihlallerle, toplama kararından sonra gerçekleşen bir ihlalin birleştirilmemesi gerekir. Karşı görüş olarak; tüm cezaların birlikte infaz edildiği, hükümlünün bu cezaların tümü üzerinden bir defaya mahsus denetimli serbestlikten faydalandığı, dolayısıyla toplama öncesi denetimli serbestlik ihlalleri ile toplama sonrası denetimli serbestlik ihlalinin neticeten “ısrar” olarak kabulü gerektiği ileri sürülebilir.

Kanaatimizce; toplama kararına bağlı olarak infazı gereken ek süre için hükümlünün denetimli serbestliği kaldırıldığında, hükümlü bakiye süreyi kurumda infaz ettiğinde tekrar denetimli serbestliğe ayrılması ile ilgili yeni bir karar verilmektedir. Dolayısıyla; her ne kadar bir aşamada bu cezalar birlikte infaza girmişlerse de, önceki iki yükümlülük ihlalinin ilgili olduğu denetimli serbestlik kararı ile toplamadan sonraki yükümlülük ihlalinin ilgili olduğu denetimli serbestlik kararı birbirinden farklıdır. Ayrıca Yönetmelik m.87/3’de; Başka bir mahkumiyet kararı nedeniyle ceza infaz kurumuna alınan hükümlünün kaydı kapatılarak, 5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin uygulanabilmesi yönünden toplama kararı alınması ve müteakip infaz işlemlerinin buna göre yapılması amacıyla dosya hükümlünün bulunduğu ceza infaz kurumuna gönderilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına iletilir.” hükmüne yer verilerek, kayda ara verileceği değil, kaydın kapatılacağı belirtilmiştir. Yine Yönetmelik m.44/3’de yer alan tanımda; “Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde mazereti olmaksızın ve kasıtlı olarak üç defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır.” ifadesi kullanılarak, yükümlülük ihlalinde ısrar halinin gerçekleşmesi için, bir yıl içinde üç kez yükümlülük ihlalinin aynı denetimli serbestlik kararı kapsamında olması gerektiği sonucuna varılabilir. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı Anayasa m.13 dikkate alınarak; aksine açık yasal düzenleme olmadığı sürece, hükümlü lehine yorum yapılması gerektiğini, mevcut yasal düzenlemeler uyarınca dördüncü ihtimal olarak incelediğimiz bu halde, hükümlü yönünden yükümlülük ihlalinde ısrar şartının gerçekleşmediğinin kabulü gerektiğini ifade etmek isteriz.

Prof. Dr. Ersan Şen

Av. Beyza Başer Berkün

(Bu köşe yazısı, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

--------------

[1] Yönetmelik m.79’a göre; hükümlünün beş gün içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmemesi halinde, yedinci gün mesai sonuna kadar hükümlünün müracaatı veya mazeret sunması beklenir. Yedinci günden sonra kaydı kapatılır ve infaz hakiminden hükümlünün açık ceza infaz kurumuna iadesi istenir. Hükümlü; altıncı veya yedinci gün denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat ederse veya beş gün içinde başvurmamasına dair mazeret gösterirse kaydı kapatılmaz; ancak bu durumda hükümlünün beyanı, varsa mazereti ve buna ilişkin belge, bilgi veya beyanı tutanak altına alınarak dosyası ile birlikte karar verilmek üzere infaz hakimine gönderilir ve infaz hakiminin kararına göre işlem yapılır. Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat için gerekli beş günlük sürenin sona ermesinden itibaren iki gün geçmiş olmasına rağmen hükümlü müracaatta bulunmamışsa, hakkında hükümlünün kaçması, yani firar ve etkin pişmanlık düzenlemelerini içeren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.292 ve 293 uyarınca işlem yapılmak üzere evrakın bir sureti Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

[2] 10.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nden önce, aynı adı taşıyan eski Yönetmelikte “ısrar” şartının bir yıl içerisinde iki kez yükümlülük ihlali halinde gerçekleşeceği düzenlenmekte idi.

[3] Yönetmelik m.66 ila 70’de düzenlenen eğitim programına ve eğitim kurumuna devam etme, gözetim altında ücret karşılığı çalıştırma ve rehberlik çalışmalarına katılma yükümlülükleri ile mükerrirler hakkında koşullu salıverilme sonrası uygulanan denetimli serbestlik yükümlülükleri konusunda uyarı yapılmasına infaz hakimi tarafından karar verilir. Bunların dışında kalan yükümlülüklerle ilgili uyarıların yapılmasına ise, komisyon tarafından karar verilir.

[4] Suça sürüklenen çocuklar ve denetimli serbestlik kararının infazına başlandığı tarihte çocuk olup infaz sürecinde onsekiz yaşını dolduranlar bakımından ise yükümlünün bir yıl içerisinde üçüncü kez uyarılmasının ardından bir yıl içinde dördüncü ihlalin tespit edilmesi gerekmektedir.

[5] Hükümlünün tabi olduğu denetimli serbestlik süresi; İnfaz Kanunu m.105/A, Geçici m.6 ve Geçici m.10 kapsamına girip girmediğine göre değişecektir.

[6] Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin; 26.03.2021 tarihli, 2019/2398 E., 2021/5289 K., 01.04.2019 tarihli, 2017/952 E., 2019/1955 K. ve 20.12.2018 tarihli, 2017/3385 E., 2018/5564 K. sayılı kararları.