Aile, bir toplumu meydana getiren en esaslı unsur olmaktadır.  Nitekim evlilik ve aile, toplumun temeli olup, toplumlar aileye göre şekillenmekte ve güçlenmektedir. Aile içinde birlik ve beraberlik olmadığı sürece o toplumda da birliğin sağlanması mümkün değildir. Bireyler, aile içinde aldıkları eğitim ve terbiyenin etkisiyle ne kadar sağlam temellere sahip olurlarsa, devleti oluşturan toplum, o kadar güvenilir, sadık ve problemsiz olacaktır. Bu bakımdan, kişilerin aile hayatlarının sağlam, düzenli ve sağlıklı olması için ailenin korunması gerekliliği oldukça elzemdir.

Ailenin sağlıklı bir toplumu oluşturan sağlıklı bireylerin yetiştirilmesinde ki önemli konumu nedeniyle koruması gerektiği Uluslararası belgelerde, Anayasada ve kanunlarda yer almaktadır. Nitekim Anayasa’nın 41. maddesi“…Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır…” şeklinde düzenlenerek ailenin korunması ve çocuk hakları üzerinde durulmuştur. Dolayısıyla kanun koyucu ailenin huzur ve refahını sağlama görevini bizzat Anayasa ile vermektedir.

Öte yandan aile kurumu, özel hukukun konusu oluşturmasına karşılık ceza hukukunun da koruması altındadır. Bu bağlamda aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un Üçüncü Kısım Topluma Karşı Suçlar Sekizinci Bölüm “Aile Düzenine Karşı Suçlar” başlığı altında TCK 233. madde de düzenlenmiştir. İlgili kanunun 233. maddesi,

“(1) Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikâyet üzerine, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk eden kimseye, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Velayet hakları kaldırılmış olsa da, itiyadi sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketlerin sonucu maddi ve manevi özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya baba, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Şeklinde düzenlenmiştir.

1- Bakım, Eğitim veya Destek Olma Yükümlülüğü İhlali (TCK m.233/1)

Türk Ceza Kanunun 233/1. maddesinde düzenlenen “Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğü’ esasen medeni hukuktan doğan aile hukukundan kaynaklanan yükümlülükler olmaktadır. Nitekim söz konusu yükümlülükler kapsamında yaşamsal gereksinimlerin karşılanmaması ile bu suç türü oluşmaktadır. Bu bağlamda ilgili kanun maddesinde ‘’bakım yükümlülüğü’’ ile eşlerin ortak ya da ortak olmayan çocukları ile evlilik içinde ve  evlilik dışı doğmuş çocukların bakım yükümlülüğü, ‘’Eğitim yükümlüğü’’ ile  eşlerin ortak veya ortak olmayan çocuklarına karşı olan yükümlülüğü, ‘’Destek yükümlülüğü’’ ile  de gerek eşlerin birbirlerine karşı gerekse de  çocuklarına karşı olan parasal nitelikteki yükümlülükleri belirtilmiştir.

Ayrıca bu suçun faili, aile hukukundan meydana gelen eğitim, bakım ve destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kimse olmaktadır. Bu suçun mağduru ise, aile hukukunun sağladığı eğitim, bakım ve destek olma yükümlülüğünün alacaklısı olan hak sahibi olmaktadır. Dolayısıyla Suçun oluşabilmesi yükümlülüklerin yerine getirilmemesi yeterli olup, hak sahibi açısından ayrıca bir zarar doğmuş olma şartı aranmamaktadır. Aynı zamanda söz konusu suç aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün yerine getirilmemesi ile tamamlanacağından dolayı teşebbüse elverişli bir suç olmayıp, şikâyete tabi bir suç türü olmaktadır.

2- Hamile Kişiyi Terk Etme (TCK m.233/2)

Türk Ceza Kanunun 233/2. Maddesinde düzenlenen hamile kimseyi terk etme suçunda ise, korunan hukuksal yarar gebe kişinin maddi manevi varlığı ve doğacak olan çocuğun yaşam hakkı olmaktadır. Dolayısıyla bu suçun oluşması için failin, ‘’hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yasadığı bir kadını çaresiz durumda terk’’ etmiş olması gerekmektedir. Bu sebeple bu suç türünün faili yalnızca erkekler, mağdur ise hamile bırakılıp terk edilen kadın olmaktadır. Söz konusu suçun oluşması için evli olup olmamasının ya da hamileliğin istenmiş olup olmamasının önemi yoktur. Zira söz konusu suç, kasten işlenebilen bir suç türüdür. Bu suç türünün unsurları ise, hamile olan kadın terk edilmiş olmalı, terk edilen kişi, failin eşi ya da aynı konutta birlikte yaşadığı kadın olmalı, terk etme eylemini gerçekleştiren kişi, mağduru hamile bırakan kişi olmalı şeklidedir.

3- Ana Veya Babanın Çocuğun Ahlak, Güvenlik ve Sağlığını Tehlikeye Sokma (TCK m.233/3)

Türk Ceza Kanunun 233/3. maddesinde düzenlenen Ana veya babanın; velayet hakları kaldırılmış̧ olsa da, itiyadı sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketlerin sonucu maddi ve manevi özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokulması, sonucunun meydana gelmesi ile oluşan bir suç türü olmaktadır. Nitekim bu suç türünde korunan hukuksal yarar çocuğun maddi ve manevi varlığı ile kişiliğinin doğru bir şekilde gelişmesidir. Ayrıca manevi unsur bakımından ise, kasten işlenebilen bir suç türü olmaktadır.  

Ayrıca aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçunun yalnızca 233. maddesinin 1. fıkrası şikâyete tabi suçlar kapsamında olup, 2. ve 3. fıkraları ise, doğrudan savcılık tarafından soruşturulmaktadır. Bu bağlamda söz konusu suçun zamanaşımı ise, dava zamanaşımı süresi olan 8 yıl olmaktadır. Yine bu suç türünün yalnızca 233/1. fıkrası uzlaştırmaya tabi olup, devamı fıkraları ise uzlaştırmaya tabi değildir. Son olarak Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçunda görevli mahkeme suçun işlendiği yer  Asliye Ceza Mahkemesidir.

EMSAL YARGITAY KARARLARI

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2015/39358 K. Sayılı İlamı;

“Suça sürüklenen çocuğun Trabzon Doğum Hastanesinde evlilik dışı ilişkiden meydana gelen bebeğini doğurduktan sonra aynı gün bebeği hastanede ablası olan tanık A.. C..’ye bırakarak kaçması ve bir daha geri almaması şeklinde gerçekleşen eyleminde, suçun yasal unsuru olan, “kendi haline terk” unsuru gerçekleşmediği için terk suçu oluşmamış ise de, suça sürüklenen çocuğun mağdura karşı bakım, eğitim ve destek olma yükümlülüğünü ihlal etmesi karşısında, eyleminin TCK’nın 233. maddesinde düzenlenen aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğü ihlal suçunu oluşturup oluşturmayacağı kararda tartışılmadan, eksik kovuşturma, yetersiz gerekçe ve hatalı nitelendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, cezalandırılması hukuka aykırıdır.” Şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/10600 K. Sayılı İlamı;

“TCK’nın 233/1. Maddesinde TCK’nın 233/1. maddesinde düzenlenen suçta, aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünün ihlalinin yaptırıma bağlandığı, katılanın iddiasına konu hususun ise eğitim yükümlülüğünün ihlali kapsamında kaldığı ve dosya kapsamında iddia ile ilgili bir araştırmanın yapılmadığı, katılanın orta öğretim çağında olduğu dikkate alındığında, suç tarihinden sonra okulu devam edip etmediği araştırılarak elde edilecek sonuca göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırıdır.” Şeklinde karar verilmiştir.

 Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2014/27185 E., 2014/30637 K. Sayılı İlamı;

“…Sanığın, yaşları itibariyle kendilerini idare edemeyecek durumda olup, anne bakımına ihtiyacı olan çocuklarını  babalarına bırakarak evi terk etmek şeklinde gerçekleşen eyleminin, TCK madde 233 ‘de düzenlenen aile hukukundan kaynaklı yükümlülüğün ihlali suçu nu oluşturduğu ve bu suçun takibinin şikayete bağlı olması nedeniyle çocukların babası S’ye sanıktan şikayetçi olup olmadığı sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, unsurları oluşmayan terk suçundan mahkumiyet kurulması …“ şeklinde karar verilmiştir.

Av. Begüm GÜREL (LL.M) 

Stj. Av. İpek MENGİLLİ

KAYNAKLAR

1.https://www.fatihyasar.av.tr/makalelerimiz/aile-hukukundan-kaynaklanan-y%C3%BCk%C3%BCml%C3%BCl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn-%C4%B0hlali-su%C3%A7u-tck-madde-233

2.https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/aile-hukukundan-kaynaklanan-yukumlulugun-ihlali-sucu-cezasi.html

3.https://jurix.com.tr/article/12477

4.https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=LJU_SGM5BIGQv0SqUB6EQg&no=tgzSOWvLVuLBbOmDCUPDGQ

5. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2290597

6.http://acikerisim.baskent.edu.tr/bitstream/handle/11727/2323/10079204.pdf?sequence=1