I. ​​​​​Genel Olarak

Organik bağ kurumu, şirketini muvazaalı olarak kapatan ve başka bir şirket üzerinden işlerini yürüten şirket ortak ve yetkililerinin sorumluluğuna gidilmesini sağlamaktadır. Bununla birlikte her türlü borçlarını ödeyemeyen şirketlerin de bu borçlardan kaçmak için yeni şirketler kurup bunlar üzerinden iş yapmaları halinde de gündeme gelebilmektedir.

Organik bağ kurumu, Türk hukukunda kanuni düzenlemeye sahip değildir. Yargıtay içtihatlarınca geliştirilmiş/geliştirilmekte olup, alacaklıların gerçekte aktif görünmeyen bir şirketten alacaklarına kavuşmasını sağlamaktadır.

Bu çalışmada ise organik bağ kurumu yani bir şirketin borçlarının ödenmemesi amacıyla kapatılıp/pasif hale getirilip şirketin işlerinin yeni kurulan bir şirket üzerinden yürütülmesine ilişkin Yargıtay kararları çerçevesinde aydınlatıcı bilgi verilmektedir.

II. Organik Bağın İleri Sürülmesi

Organik bağ kurumu, uygulamada iki farklı hukuki ilişki çerçevesinde ileri sürülmektedir.

Bunlardan birincisi, tüm alacaklar için mahkeme dava yoluyla başvurmak ve mahkemeye verilen dilekçede zikredilen iddialarla birlikte şirketler arasındaki organik bağı kanıtlamaya çalışmaktır.

İkincisi ise borçlu ile organik bağ olduğu iddia edilen başka şirkete karşı icra takibine girilmesi ve buna müteakiben itiraz eden borçlunun itirazının kaldırılması aşamasındadır. İtiraz kaldırılması/iptali davası açılarak mahkemeye iki şirket arasında organik bağ olduğu ileri sürülür ve aşağıda gösterilen iddia sebepleri kanıtlanmaya çalışılır.

Üçüncüsü ise, icra takibinin kesinleşmesine müteakiben yapılan hacze rağmen borçlu şirketin mal varlığının olmaması/borcu karşılamaması sonucu, organik bağ olan diğer şirkete yönelik yapılacak olan hacizdir. Burada, alacaklı icra müdürüne aktif olan şirketin adresini hacze çıkılması için talepte bulunur. Yapılan haciz sırasında, şirket sahibi malın asıl borçluya ait olmadığı iddia ederse, diğer deyişle istihkak iddiasında bulunursa o halde buna karşı alacaklı 3 gün için itiraz ederek organik bağ olduğunu iddia ederek bunu kanıtlamaya çalışır.

III. Organik Bağ Kurumunun Muhtevasına İlişkin Yargıtay Kararları

A. Organik Bağın Var Olduğunu Gösteren Önemli Noktalar

1. İş yeri devri (işçiler, araçlar, demirbaş ve makinalar vb. devredilip devredilmediği), işçi devri, geçici iş ilişkisi, birlikte istihdam yahut tüzel kişilik perdesinin aralanması amacıyla hareket edildiği gibi olguların varlığı

“Davalı şirketler arasında işyeri devri (işçiler, araçlar, demirbaş ve makinalar vb. devredilip devredilmediği), işçi devri, geçici iş ilişkisi vb. gibi bir ilişki veya davacının tüm davalı şirketlerce birlikte istihdamı yahut tüzel kişilik perdesinin aralanması amacıyla hareket edildiği gibi olguların varlığı yani şirketler arasında organik bağ bulunduğunun kabulü gerektiği …”[1].

"Bozma öncesi dinlenen tanık beyanları ve bozma sonrası yapılan araştırma sonucu gelen Sosyal Güvenlik Kurumu ve Ticaret Sicil kayıtlarına göre davacının ilk çalıştığı ... Restoran şirketinin 2008-2009 yıllarındaki tescilli adresi ile ikinci çalıştığı ... Su Ürünleri şirketinin sonradan taşındığı adresin aynı olmasının yanında bu iki şirketin bir kısım ortaklarının aynı bir kısım ortaklarının ise soy ismi aynı olan kişiler olduğu, her iki şirket arasında organik bağ ve işyeri devri bulunduğu, davacının ikinci çalıştığı ... Su Ürünleri şirketi işyerinden ayrıldıktan sonra aynı adreste ve faaliyet konusu değişmeyen işyerinde davalı şirket işçisi olarak çalışmaya devam ettiği ve işyeri devri bulunduğu anlaşıldığından, her üç şirket işyerinde geçen tüm çalışma süresi üzerinden talep talep konusu alacaklar hesaplanarak hüküm altına alınması gerekir iken yazılı şekilde verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir"[2].

“Davalı şirketin, dava dışı işverenler bünyesinde geçen çalışmalardan sorumlu tutulabilmesi için bu şirket ve/veya şahıslar arasında işyeri devri, işçi devri, geçici iş ilişkisi vb gibi bir ilişki veya davacının her iki işverence birlikte istihdamı yahut tüzel kişilik perdesinin aralanması amacıyla hareket edildiğinin, böylece aralarında organik bağ bulunduğunun kabulü gerekmektedir”[3].

2. Faaliyet konusunun, adresin, yönetim kurulunun/yetkililerin aynı olması

“Olayda, davalıların ticaret siciline tescil edilmiş olan şirket faaliyet konularının, kaza tarihindeki şirket adreslerinin aynı olduğu gibi, şirket yetkililerinin ise aynı ailenin üyeleri olduğu bu yönle şirketler arasında organik bağ bulunduğu gözetilerek belirtilen davalı şirketlerin de tazminatlardan sorumlu tutulması gerekirken bu davalılar hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi hatalıdır”[4].

“… Organik bağ ise şirketlerin adresleri, faaliyet alanları, ortakları ve temsilcilerinin aynı olmasından, aralarındaki hukuki ilişkilerin tespitinden anlaşılır. Organik bağ veya faaliyeti farklı olsa bile birlikte istihdam da tüm işverenlere hizmet veren işçiler ile geçişleri yapılan işçiler yönünden iş kolunun aynı olmasına gerek yoktur”[5].

“Davalı şirketin ... Şubesine ait personel listeleri ve SGK hizmet dökümleri sunulmamış olsa da ticaret sicil kayıtlarından faaliyet konusunun diğerleri ile aynı olduğunun tespit edildiği, davacı işyeri, sahip olduğu her iki işyerinin (merkez bina işyeri ve gemi personelinin işyeri), ticaret sicil kayıtlarındaki ana faaliyet konularının ve yönetim kurulunun aynı olması, şirketler arası organik bağ olması nedeniyle, işletme statüsünde değerlendirilerek;… ”[6].

“… Somut olayda, davalıların ticaret siciline tescil edilmiş olan şirket faaliyet konularının, kaza tarihindeki şirket adreslerinin aynı olduğu gibi, şirket yetkililerinin ise aynı ailenin üyeleri olduğu bu yönle şirketler arasında organik bağ bulunduğu gözetilerek davalılardan ... ile ... İnş Nak Gıda Yemek Ve Sebze Meyve Paz ...'in de tazminatlardan sorumlu tutulması gerekirken bu davalılar hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur”[7].

"... Gıda ve İçecek Mamülleri San. Ve Tic. A.Ş. ile dava dışı ... Gıda ve İçecek Mamul. San. ve Tic. A.Ş.'nin ortaklarının bir kısmının aynı olduğu, başlangıçta aynı adreste faaliyet gösterdikleri, davacının bir kısım uçak biletleri, bazı kargo masraflarının ... Gıda ve İçecek Mamul. San. ve Tic. A.Ş. tarafından ödendiği ve dosya kapsamından davalı ... Gıda Ve İçecek Mamülleri San. Ve Tic. A.Ş. ile dava dışı ... Gıda ve İçecek Mamul. San. ve Tic .A.Ş. arasında organik bağ olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle iş güvencesi kapsamı açısından 30 işçi sayısında her iki işveren çalışanlarının toplam sayısına bakılmalıdır. Davanın sadece ... Gıda ve İçecek Mamülleri San. Ve Tic. A.Ş. aleyhine açılmış olması organik bağ kapsamındaki işyerlerinde çalışan sayısının toplanarak sonuca gidilmesine engel oluşturmaz"[8].

3. Borçlunun mallarının finansal kiralama yoluyla devir alınmış olması ve organik bağı gösteren ifadelerin gazete ilanında yer alması

“… davalı şirket ile ... Tanı şirketi arasında tıbbi cihazlarının finansal kiralama yoluyla devir alınmış olmasına ve ayrıca gazete ilanında yer alan ifadelere işaret ederek her iki şirket arasında fiili ve organik bir bağın bulunduğu ve emsal dosyadaki davacı talebinin kabulüne karar verilip, verilen hükmün de Yargıtay’ca onanmış olduğunun belirtilmesi karşısında her iki şirket arasında organik bağ bulunduğu ve davacının kıdem tazminatı alacağından müteselsilen sorumlu oldukları, davacı tarafından açılan ilk davanın da ... Tanı şirketine karşı olup burada da davacının talebinin kabul edilmesi karşısında ayrıca bu konularda yeniden yargılama yapmanın dosyaya bir katkı sağlamayacağı anlaşıldığı” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir”[9].

4. Borçlunun çalışanının iki iş yerinde de çalışması ve bilgisayar kaydında iş yerinin reklamı bulunması

“Mahkemece, dava konusu haciz sırasında hazır bulunan ... isimli çalışanın daha önce borçlunun da çalışanı olduğu, bilgisayar kaydında ... isimli iş yerinin reklamı bulunduğunun tespit edildiği, borçlu ile üçüncü kişi arasında organik bağ olduğu, borçlu ile üçüncü kişinin aynı alanda faaliyet gösterdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir”[10].

5. Borçlu şirket adına gönderilmiş kolilerin bulunmasının yanı sıra borçlu şirketin ve yetkilisinin isminin geçtiği evrak bulunması

“… haciz adresinin yan tarafındaki depoda yapılan evrak araştırmasında borçlu şirket adına gönderilmiş kolilerin görüldüğü, haciz adresinde yapılan evrak araştırmasında ise borçlu şirket ve yetkilisinin isminin geçtiği güncel tarihli evrakların bulunduğu, delil olarak gösterilen bu takip dosyasına ilişkin olarak üçüncü kişi vekilince istihkak iddiası öne sürülür iken borçlu şirket ile üçüncü kişi şirketin hiç bir ilgisinin bulunmadığının, adresin boş olarak kiralandığının ve borçlu şirketin bu adreste faaliyet göstermediğinin beyan edildiği, … İİK'nin 97/a maddesinde düzenlenen karinenin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, ispat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip davacı üçüncü kişinin, karinenin aksini güçlü ve inandırıcı delillerle ispatlayamadığı anlaşılmakla, bu koşullarda, istihkak iddiasının, alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla danışıklı olarak ileri sürüldüğünün ve muvazaalı işlemler yapıldığının kabulü gerekir. Bu nedenlerle Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir”[11].

6. Tüzel kişilik perdesinin aralanması ile aynı kişilik olduklarının anlaşılacağı

"Diğer davalılar vekili, yetki ve husumet itirazlarında bulunarak olayda İİK.'nun 277. vd maddelerindeki dava şartlarının gerçekleşmediğini, bu minvalde davalı ...'ın davacıya gerçek bir borcunun bulunmadığını, geçici ya da kesin aciz belgesinin bulunmadığını, borçluların adreslerinde fiili hacizler yapılmadığını, başkaca taşınmazlara hacizler konulduğunu, icra dosyasında dört borçlu bulunmasına rağmen tek bir fiili haciz işlemi için gidildiğini, davaya konu tasarrufların borcun doğumundan önce yapıldığını, davacı ile borçlu şirket ve borçlu şahıslar arasında sıkı bir ticari ilişki ve organik bağ olduğunu, tüzel kişilik perdesinin aralanması ile aynı kişilik olduklarının anlaşılacağını, davacının tek amacının davalı şirketin piyasada büyümesi ile değerlenen hisseleri ele geçirerek haksız menfaat elde etmek olduğunu, olayda İİK.'nun 278, 279 ve 280. maddelerindeki süre ve ivazsız tasarruf şartlarının gerçekleşmediğini, BK.'nın 18. maddesine dayanılmasının da öz itibariyle çelişkili olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemişlerdir"[12].

B. Organik Bağın Varlığı İçin Yeterli Olmayan Örnekler

1. Tek başına şirketlerin kurucularının aynı olmasının şirketler arasında organik bağ bulunduğu anlamına gelmediği

“İlk derece Mahkemesince davacının iş sözleşmesinin davalı şirkete 2012 yılında devredildiği, fesih tarihine kadar davalı şirkette 4 yıl kadar çalıştığı gözetildiğinde çalışanları iş güvencesinden yoksun bırakmak için davalı şirketin kurulduğu iddiasının dayanaksız kaldığı, davalı şirketi oluşturan şirketlerin kurumsal şirketler olup sırf çalışanları iş güvencesinden yoksun bırakmak için yeni bir şirket kurmadıkları, … şirketlerin ortaklarının aynı olması aralarında kesin olarak organik bağ bulunduğu anlamına gelmediği, şirketlerin veya kişilerin kurdukları her yeni şirket veya işletme nedeniyle daha önceden kurup işlettikleri şirket veya işletmelerinin de sorumlu tutulması durumunda kimsenin yeni bir şirket kurmayacağını, ….”[13].

2. Aynı gruba ait olan şirketlerin aralarında organik bağ bulunması da olağan olmakla beraber sorumluluk için yalnızca bunun yeterli olmadığı

“Grup şirketleri veya holdingler bünyesinde yer alan çalışmalar açısından; çalışma hayatında işçinin sigorta kayıtlarında yer alan işverenin dışında gurubun başka şirketlerine hizmet verdiği, yine işçinin bilgisi dışında birbiri ile bağlantısı olan bu şirketler tarafından sürekli giriş çıkışlarının yapıldığı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bu gibi durumlar için sadece “şirketler arasında organik bağ"' dan söz edilerek işçilik alacaklarının aralarında bağlantı bulunan bu işverenlerin birlikte sorumluluğuna gidilmesi veya birden fazla şirkette geçen çalışmaları için sadece birinin sorumluluğunun yeterli görülmesi de mümkün olmayacaktır. Kaldı ki aynı gruba ait olan şirketlerin aralarında organik bağ bulunması da olağandır. İşçilik alacaklarının belirlenmesi noktasında kural olarak aynı gruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliği haiz şirketlerde geçen hizmetlerin birleştirilmesi mümkün olmayacaktır. Ancak bu gibi durumlarda işçilik alacakları hesabı noktasında hizmetlerin değerlendirilmesi ve işverenlerin sorumluluklarının belirlenmesi için şirketler/işverenler arasında işyeri devri, hizmet sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi ve birlikte istihdam olgularının bulunup bulunmadığının somut olarak belirlenmesi gerekir”[14].

3. Yalnızca faaliyet konularının aynı olmasının aynı grubun şirketlerinin aralarında organik bağın varlığının kabulü için yeterli olmadığı

“Yine, dava dışı Şirket ile davacı Şirketin aynı grup şirketlerinden olduğu anlaşılmakla birlikte ticaret sicil kayıtlarından faaliyet konularının aynı olması aralarında organik bağın varlığının kabulü için de tek başına yeterli değildir”[15].

IV. SONUÇ

Organik bağ ilişkisinde alacaklı olanın kanunundan doğan haklarını kullanmasının engellenmesi için temsilde farklı kişiliklere yer vermesi söz konusudur. Bu durumda borçlu kişinin bağımsızlığı sınırlanır ve organik bağ içinde olunan kişi ile özdeş kabul edilmektedir. Yargıtay’ın belirttiği üzere bu noktada kişilik hakkının kötüye kullanılması, kanuna karşı hile, alacaklıya zarar verme, tarafta muvazaa ve namı müstear yaklaşımı nedeni ile dolaylı temsil söz konusudur. Bu durumların söz konusu olduğu halde tüzel kişilik perdesinin aralanması sureti ile gerçek işveren veya organik bağ içinde olan tüm işverenler sorumlu tutulmaktadır[16]. Bunun neticesince, taleplerin yöneltildiği kişilerin müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna gidilmektedir[17].

Sonuç olarak, Yargıtay kararlarına göre organik bağın var olduğunu gösteren önemli hususlar başta iş yeri devri olmak üzere faaliyet konusunun, adresin, yönetim kurulunun/yetkilerin aynı olması, borçlunun mallarını muvazaalı olarak edinmiş olması, devralmış, aynı çalışanların çalışıyor olması, kapanan iş yeri veya yöneticileri ile ilgili her hangi bir belge vs. bulunması ve hülasa tüzel kişilik perdesinin aralanması marifetiyle aynı kişilik olduklarının anlaşılmasıdır.

Sadece şirket kurucularının aynı olması, sadece şirketlerin aynı gruba ait olması veya aynı grup şirketlerinin yalnızca faaliyet konularının aynı olmasının yeterli olmayacağı organik bağın varlığının tespiti için yeterli olmayan örnekler olarak gösterilebilir.

(Bu köşe yazısı, Av. Muhammet Sefa MUTLU tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmış olup kaynak gösterilmek suretiyle özel izin alınmadan kullanılabilir. Ancak alıntılanan köşe yazısına, aktif link verilmelidir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

----------------------------------

[1] T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2016/16492 K. 2019/13959 T. 25.6.2019.

[2] T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2019/4402 K. 2019/13939 T. 25.6.2019.

[3] T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2016/20865 K. 2019/18434 T. 8.10.2019.

[4] T.C. YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ E. 2018/4161 K. 2019/5878 T. 8.10.2019.

[5] T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2019/1964 K. 2019/15330 T. 9.9.2019.

[6] T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2019/6023 K. 2019/17194 T. 2.10.2019.

[7] T.C. YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ E. 2018/4161 K. 2019/5878 T. 8.10.2019.

[8] T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2019/734 K. 2019/13930 T. 21.6.2019.

[9] T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2019/5672 K. 2019/15582 T. 11.9.2019.

[10] T.C. YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2016/10373 K. 2019/7259 T. 10.9.2019.

[11] T.C. YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2016/11468 K. 2019/5813 T. 12.6.2019.

[12] T.C. YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E. 2016/12108 K. 2019/7572 T. 13.6.2019.

[13] T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2019/1964 K. 2019/15330 T. 9.9.2019.

[14] T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2017/23657 K. 2019/15532 T. 9.9.2019.

[15] T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2019/6023 K. 2019/17194 T. 2.10.2019.

[16] T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2019/1964 K. 2019/15330 T. 9.9.2019.

[17] T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2016/6167 K. 2019/20178 T. 18.11.2019; T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2016/9408 K. 2019/15319 T. 9.9.2019.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.