I. Giriş
Meslek pratiğinde birçok hukukçunun hitap ve unvan kullanımı konusunda kendi fikirleri ve uygulamaları mevcuttur. Bu seride, hukuk camiasının farklı paydaşlarına yönelik hitap ve unvan kullanımı konusundaki görüşlerimi sırasıyla paylaşacağım.
“Müvekkil mi, müşteri mi” tartışması bir dönem hukuk camiasında yoğun şekilde tartışılmış olsa da şu anda hukukçuların büyük çoğunluğunca müvekkil kelimesinin kullanıldığı görülmektedir. Yazılı tartışmalarda özellikle Av. Mehmet GÜN tarafından ortaya atılan müşteri kelimesinin daha doğru olduğu yönündeki tez yaygın kabul görmemiştir. Ancak uygulama bu şekilde oturmuş olsa da müşteri kelimesinin kullanımının neden isabetli olmadığını izah etmekte de fayda var.
Bu kapsamda müşteri kelimesinin daha doğru bir kullanım olduğunu savunanların ileri sürdükleri argümanlara cevap vermek gerekirse:
II. Avrupa dillerinde “client” kelimesinin kullanılması nedeniyle müşteri kelimesinin daha doğru bir kullanım olduğu görüşüne karşı cevaplar
Müşteri kelimesinin daha doğru bir kullanım olduğunu savunan görüşün en önemli argümanı, İngilizce ve Fransızca gibi dillerde “client” kelimesinin kullanılıyor olmasıdır. Ancak “client” kelimesinin Türkçe tam karşılığı bulunmamakla birlikte, en yakın çevirisi de müşteri kelimesi değildir.
Müşteri kelimesi, iştira eden / satın alan manalarına gelirken, müvekkil kelimesi ise vekil kılan manasına gelmektedir.
Oxford Sözlüğüne göre “client” kelimesinin kökeni Latince “cliens”, “client” kelimesidir. Bu kelime de yine “itaat etmek”, “duymak” manalarına gelen “cluere” kelimesinden türemiştir. Tarihsel olarak ise bir kimsenin koruması altında olan kişiye “client” denilmektedir.
Le Petit Robert sözlüğüne göre ise client kelimesi ilk olarak Roma'da Patrici’lerin koruması altında olan Pleb’ler için kullanılmıştır. Dolayısıyla kelime “protégé” (fr: korunan) kelimesiyle eş anlamlıdır. Bu sebeple client kelimesinin müvekkil manasına yakın olan kullanımının, müşteri manasındaki kullanımından çok daha eski olduğu anlaşılmaktadır.
İngilizcede genel olarak profesyonel hizmet alan kişiler için “client”, ticari mal veya standart hizmet satın alan kişiler için ise “customer” kelimesi tercih edilir. Fransızca kullanımda ise client kelimesi hem hizmet alan hem de mal alan kişi için kullanılır. Dolayısıyla client kelimesinin İngilizcedeki kullanımı, Fransızcadaki kullanıma göre Latince kökenine daha yakındır.
Ayrıca İngilizcedeki “client state” (bağımlı devlet) gibi ifadelerden anlaşıldığı üzere bu kelime, Türkçedeki “müşteri” kelimesinden çok farklı bir anlam taşımaktadır. Kelimenin İngilizcedeki esas anlamı “korunan” “hizmet alan” gibi ifadelere daha yakındır.
Öte yandan bu kelimenin bilgisayar biliminde bir server’dan veri alan bilgisayar için kullanıldığını da ekleyelim. Server kelimesinin hizmet veren manasına gelmesi, client kelimesinin hizmet alan manasına gelmesiyle tutarlı bir durumdur.
Görülmektedir ki “client” kelimesinin birinci manası müşteri (iştira eden, satın alan) değil, profesyonel birinden hizmet ve tavsiye alandır.
Dolayısıyla benim kanaatime göre client kelimesinin Türkçede tam bir karşılığı bulunmamaktadır. Ancak her ne kadar tarihsel olarak anlam değişikliği olmuş olsa bile “client” kelimesinin Türkçeye “müvekkil” olarak çevrilmesinin daha isabetli olacağını düşünüyorum. Zira kelimenin tarihsel olarak ilk kullanımı “korunan” manasını taşımaktadır ve “müşteri” (iştira eden, satın alan) kelimesi aynı derinlikten uzaktır. Arapça gibi bazı dillerde "muhami" (himaye eden) kelimesinin avukat manasında kullanılması da bu durumla tutarlıdır.
Bu sebeple, özellikle İngilizce ve Fransızcada “client” kelimesinin kullanılması nedeniyle Türkçede de müşteri denilmesi gerektiği yönündeki görüşün dilbilimi açısından bir karşılığı bulunmamaktadır.
III. Müşteri kelimesinin daha ticari bir çağrışımı bulunması nedeniyle tercih edilmesi gerektiği görüşüne karşı cevaplar
Müşteri kelimesinin kullanımını savunan bazı avukatlar, bu kelimenin ticari çağrışımı bulunması nedeniyle daha dürüst bir ifade olduğunu ve bu nedenle tercih edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Benim kanaatime göre ise tam olarak bu sebeple müvekkil kelimesi daha doğru bir kullanımdır. Sebebi ise yine avukatlık mesleğinin tarihinde saklı.
Avukatlık mesleğinin tarihsel kökeni Antik Roma ve Atina’ya dayanmaktadır. Bu dönemde bir başkasının davasında yardımcı olan ve yine avukat olarak nitelendirilebilecek hatiplerin para almaları önce ayıp karşılanmıştır. M. Ö. 204 yılında çıkan bir Roma kanununa göre ise avukatlık faaliyetleri için para almak yasaklanmıştır. Bu kanun çok kere göz ardı edilmiş ve İmparator Claudius döneminde çıkan yeni bir yasayla avukatlık ücreti almak serbest bırakılmıştır. Ayrıca bugünkü uygulamanın tersine avukatlık asgari ücret tarifesi yerine azami ücret tarifesi getirilmiştir.
Avukatlık mesleğinin ilk ortaya çıkışında ücret alma yasağı uygulanması elbette günümüze uyarlanabilir bir durum değildir. Nitekim avukatlık ücreti, avukatlık sözleşmesinin kurucu unsurlarındandır ve özel istisnaları hariç olmak üzere Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altında iş kabul etmek yasak ve etik dışıdır. Ancak mesleğin esas fonksiyonunun ticari çağrışımı baskın olan bir kelimenin içine sıkıştırılması, mesleğin kamu hizmeti sıfatını taşıyan yönü ve onuruyla bağdaşmamaktadır.
Meslek mensupları tarafından avukatlık mesleği çok kereler kutsal meslek olarak sınıflandırılmaktadır. Bu haliyle adaletin tesisinde kurucu unsurlardan olan ve vazgeçilmez bir mesleğin ticari çağrışımlardan uzak tutulması gerekmektedir. Nitekim ideal bir avukatlık hizmetinde ücret konusu müvekkille sadece bir sefer konuşulur ve edimlerin vaktinde ifasıyla yeniden açılmaz. Dolayısıyla bazen yıllarca süren dava süreçlerinde sadece bir defa konuşulan ücret unsurunu önceleyen müşteri kelimesinin kullanımı mesleki açıdan tutarsız bir manzara ortaya çıkaracaktır.
Bu nedenlerle, müvekkil kelimesinin 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu md. 1’e göre bir kamu hizmeti olan avukatlık mesleğinin fonksiyonunu daha doğru yansıttığı görüşündeyim.
IV. Mevzuatın kelime tercihi
Başta 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu olmak üzere yürürlükteki ve mülga mevzuatın hiçbir yerinde müşteri kelimesi tercih edilmemiştir. Akan hayattaki kullanımın mevzuata uygun olması ise, gelenekselliğin korunması gerektiğini düşündüğüm hukuk lisanı için önemlidir.
Mevzuattaki kullanım ve kelime tercihlerinin pratik kullanımla bağdaşması ise hem doğru dilekçe yazım tekniği açısından hem de karar yazımı açısından mühimdir. Örnek vermek gerekirse “delil yetersizliği” ifadesi mevzuatta bulunmazken “suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması” ifadesi doğrudan CMK md. 223/2-b hükmünde yer almaktadır. Bu haliyle bir gerekçeli kararda ya da dilekçede “delil yetersizliği” ifadesinin kullanımı eleştiri konusu olmaktadır. Nitekim HSK Müfettiş Tavsiyelerinde sıklıkla mevzuatla uyumlu terminolojinin tercih edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
V. Netice
Sonuç olarak, “müvekkil” ve “müşteri” kelimeleri arasındaki tercih nihayetinde bir terminoloji meselesi olmakla birlikte, yukarıda açıklanan tarihsel, dilbilimsel ve mesleki nedenlerle avukatlık ilişkisini daha doğru ifade eden “müvekkil” kelimesinin tercih edilmesinin daha doğru olduğu görüşündeyim.
Av. Enes Malik KILIÇ