15 Ağustos 2026 Tarihli Yönetmeliğin Sigorta Hukuku Boyutu: Bağımsız Ekspertiz Şartı, Yargı Kararı Olmadan Değer Kaybı Tahsili Yasağı ve İşletmenin Güvence Yükümlülüğü
I. GİRİŞ
Ticaret Bakanlığınca hazırlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanması Hakkında Yönetmelik, 15 Ağustos 2026 tarihli ve 33341 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna dayanılarak çıkarılan ve 1 Ocak 2027'de yürürlüğe girecek olan Yönetmelik; ilk bakışta bir sektör düzenlemesi — yetki belgesi, asgari filo, bilgi sistemi ve platform yükümlülükleri — görünümündedir. Ne var ki metnin 12 ilâ 16. maddelerinde kurulan yapı, uygulamacılar bakımından çok daha önemli bir dönüşüme işaret etmektedir: kiralık araç hasarlarına ilişkin uyuşmazlıkların ispat ve tahsil rejimi, sigorta hukukunun yerleşik standartlarına bağlanmaktadır. Bu çalışmada Yönetmeliğin sigorta ve tazminat hukuku pratiğine dokunan hükümleri incelenecek; özellikle değer kaybı talebinin yargı kararı şartına bağlanması hükmünün doğurduğu sorular tartışılacaktır.
II. HASAR SORUMLULUĞUNDA YENİ İSPAT REJİMİ: BAĞIMSIZ EKSPERTİZ VE BELGE ZİNCİRİ
Yönetmeliğin 16. maddesi, kiracıdan hasar veya arıza bedeli talep edilebilmesini dört kademeli bir ispat düzenine bağlamıştır. İlk olarak, meydana gelen hasarın ve maliyet tutarının 'yetkili ve bağımsız bir ekspertiz raporu' ile belgelendirilmesi zorunludur; işletmenin kendi personeli veya doğrudan ya da dolaylı bağlantılı kişilerce hazırlanan raporlar ispat aracı olarak kullanılamaz (m. 16/5). İkinci olarak, taşıt teslim belgesi ve taşıt iade belgesi düzenlenmeyen kiralamalarda ve iade belgesinde belirtilmeyen hasarlar için kiracıdan bedel talep edilemez (m. 16/6); fiziki karşılaşma olmaksızın yapılan iadelerde, aracın bırakılmasından sonra oluşan hasarlardan kiracı sorumlu tutulamaz (m. 16/7). Üçüncü olarak, kira süresi içinde ortaya çıkan arızaların kiracıdan kaynaklandığını ispat külfeti işletmeye yüklenmiş; ispat edilemeyen arızanın kiracıdan kaynaklanmadığı karine olarak kabul edilmiştir (m. 16/4). Nihayet, kiracıdan kaynaklanmayan hasar ve arızalarda onarım masrafı, değer kaybı ve kira (kazanç) kaybı adı altında hiçbir bedel istenemeyeceği açıkça hükme bağlanmıştır (m. 16/8).
Bu yapı, sigorta hukukçularına tanıdık gelecektir: bağımsız eksper raporu şartı, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ekosistemindeki tarafsız hasar tespiti anlayışının kiralama ilişkisine taşınmasıdır. Uygulamada işletmelerin kendi 'hasar tespit tutanakları' ve anlaşmalı servis proforma faturalarıyla yürüttükleri tahsilat pratiği, 2027 itibarıyla ispat gücünü yitirecektir.
III. YÖNETMELİĞİN EN ÇARPICI HÜKMÜ: YARGI KARARI OLMADAN DEĞER KAYBI TAHSİLİ YASAĞI
Yönetmeliğin 16. maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca; 'işletme ve kiracının anlaşmaya vardığı durumlar hariç olmak üzere, sigorta tahkim kararı veya ilam niteliğinde başka bir karar olmadan değer kaybı nedeniyle kiracıdan herhangi bir bedel talep ve tahsil edilemez.' Hüküm, kiralama sektöründeki en yaygın ve en tartışmalı uygulamayı — depozitodan veya kredi kartı provizyonundan re'sen 'değer kaybı' kesintisi yapılmasını — doğrudan yasaklamaktadır. Değer kaybı, niteliği gereği ancak teknik bilirkişilikle belirlenebilen bir zarar kalemidir; götürü tutarların tek taraflı tahsili, hem genel işlem koşulları denetimi hem de tüketici hukukundaki haksız şart yaptırımı karşısında zaten kırılgandı. Yönetmelik bu kırılganlığı açık bir yasağa dönüştürmüş ve tahsilatı yargısal denetim şartına bağlamıştır.
Bununla birlikte hükmün kaleme alınış biçimi iki soruyu beraberinde getirmektedir. Birincisi terminolojiye ilişkindir: fıkrada 'sigorta tahkim kararı' ifadesine yer verilmiştir; oysa 5684 sayılı Kanun m. 30 uyarınca Sigorta Tahkim Komisyonu, sigorta ettiren veya sigortadan menfaat sağlayan kişilerle riziko üstlenen taraf arasındaki uyuşmazlıkları çözer. İşletme ile kiracı arasındaki hasar uyuşmazlığı bir sigorta sözleşmesi uyuşmazlığı olmadığından, kiracıya karşı doğrudan tahkim yolunun nasıl işletileceği açık değildir; hükmün, işletmenin kaskocusu ile arasındaki tahkim sürecinin sonucunun kiracıya yansıtılması hâlini mi, yoksa ilama eşdeğer belge türlerini örnekleme amacını mı taşıdığı uygulamada tartışılacaktır. İkincisi, 'anlaşmaya varılan durumlar' istisnasının sınırıdır: kira sözleşmesine önceden konulan matbu 'değer kaybını kabul' klozlarının bu istisnayı dolanma aracı hâline gelmesi riski mevcuttur. Kanaatimizce, tüketici işlemi niteliğindeki kiralamalarda müzakere edilmemiş matbu kabul hükümleri, 6502 sayılı Kanun m. 5 uyarınca haksız şart denetimine tabi olacak ve istisna dar yorumlanacaktır; aksi yorum, hükmü kâğıt üzerinde bırakır.
IV. İŞLETMENİN GÜVENCE YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE KASKO GENEL ŞARTLARIYLA PARALELLİK
Yönetmeliğin 16/10. maddesi, kira süresi boyunca kiracının ve ek sürücünün hasar kaynaklı mali sorumluluklarının işletme tarafından güvence altına alınmasını zorunlu kılmakta; işletmenin bu yükümlülüğü kasko sigortasıyla yerine getirebileceğini belirtmektedir. Kural olarak kiracıdan onarım masrafı, değer kaybı ve kira kaybı istenemeyecek; istisnalar ise sınırlı sayıda sayılmıştır: alkol veya uyuşturucu etkisinde kullanım, kırmızı ışık ihlali, güvenlik şeridinin usulsüz kullanımı, ters şeritten seyir, yarış/hız denemesi ve kasıtlı savrulma manevraları gibi ciddi güvenlik riski oluşturan ihlaller; kasten verilen zararlar; aracın kiracının kusuruyla yetkisiz kişilerce kullanılması ve yasa dışı faaliyetlerde kullanım. Kimlik tespitinin engellenmesi amacıyla kaza yerinin terk edilmesi ve resmi kaza tespit tutanağı düzenlenmemesi hâllerinde de güvence yükümlülüğü devre dışı kalmaktadır.
Bu istisna kataloğu, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarındaki teminat dışı hâller ve sigortacının rücu sebepleriyle belirgin biçimde örtüşmektedir. Düzenleme böylece kiralama ilişkisini kasko mantığına yaklaştırmakta; kiracıyı âdeta 'sigortalı sürücü' konumuna taşımaktadır. Uygulamada bu paralellik, kasko rücu davalarında geliştirilen içtihadın — örneğin ağır kusur ve illiyet değerlendirmelerinin — kiralama uyuşmazlıklarına da yol göstereceği anlamına gelir.
V. DEPOZİTO, İKAME ARAÇ VE DİĞER KORUYUCU HÜKÜMLER
Yönetmelik; depozitoyu kira süresine göre üç ilâ yedi günlük kira bedeliyle sınırlamış, çek ve senet gibi borç doğurucu belgelerin depozito olarak alınmasını yasaklamış ve iade süresini taşıt iadesini izleyen yedi günle bağlamıştır (m. 14). Teslimde kolayca tespit edilemeyen hasarlar ile olağan kullanım izleri için depozitodan kesinti yapılamayacağının açıkça belirtilmesi (m. 14/5), uygulamadaki 'iade sonrası keşfedilen çizik' ihtilaflarını kaynağında kurutmaya yöneliktir. Kiracıdan kaynaklanmayan ve sürüş güvenliğini etkileyen arızalarda işletmeye eş değer ikame araç tahsis yükümlülüğü getirilmesi (m. 16/2) ise, tazminat hukukundaki araç mahrumiyeti kavramının sözleşmesel karşılığı olarak okunabilir. Kiracının yalnızca kira bedelini ödemekle taşıtın kasko ve zorunlu mali sorumluluk sigortasından yararlanacağı, bunun ek şart veya bedele bağlanamayacağı hükmü (m. 13/5) ile kiralamanın ek güvence paketi satışına bağlanması yasağı (m. 17/3) da tüketiciyi koruyucu niteliktedir.
VI. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Yönetmelik, kiralık araç hasar uyuşmazlıklarında fiilen 'kendi tespitini kendi tahsil eden' işletme modelini sona erdirmekte; ispatı bağımsız ekspertize, değer kaybı tahsilini yargısal denetime, kiracının sorumluluğunu ise kasko benzeri bir güvence rejimine bağlamaktadır. Sigorta hukuku pratiği açısından üç sonuç öngörülebilir: kiralama kaynaklı tüketici uyuşmazlıklarının bir bölümünün niteliği değişerek idari denetim ve yaptırım alanına kayması; işletmelerin kasko teminatlarını ve sözleşme setlerini 1 Ocak 2027'ye kadar yeni rejime uyarlaması zorunluluğu; ve m. 16/9'daki 'sigorta tahkim kararı' ile 'anlaşma' istisnasının kapsamı üzerinde yoğunlaşacak bir içtihat tartışması. Geçiş hükümleri uyarınca mevcut işletmelerin 1 Temmuz 2027'ye kadar yetki belgesi alması, platform sözleşmelerinin de aynı tarihe kadar uyarlanması gerekmektedir. Kuralların etkinliği, Bakanlık denetimlerinin ve idari para cezalarının fiilen işletilmesine bağlı olacaktır; ancak metnin ispat rejimine ilişkin tercihleri, tüketici lehine açık ve isabetli bir yön çizmektedir.
KAYNAKÇA
- Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanması Hakkında Yönetmelik (RG 15.08.2026, S. 33341), özellikle m. 12-17, Geçici m. 1, m. 23.
- 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun m. 16, 18; 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun m. 11, 12; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 5; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun kira ve haksız fiil hükümleri.
- Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları.