I. Genel Olarak

Uygulamada sıkça karşılaşılan durumlardan biri, kambiyo senetlerine özgü (özellikle çeke dayalı) takip sırasında keşideci tarafından imzanın inkâr edilmesi ve yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda çek üzerindeki imzanın keşideciye ait olmadığının tespit edilmesidir.

Bu tespitten sonra çoğu zaman şu soru cevapsız kalmaktadır:

İmzası keşideciye ait olmadığı tespit edilen çek, kime teslim edilmelidir? Seçenekler üçlüdür :

1. İmza inkârında bulunan keşideciye

2. Çeki ibraz eden / alacaklıya

3. Muhatap bankaya

Bu soru, yalnızca usulî değil; çekin hukuki mahiyeti, mülkiyet ilişkisi ve riskin kime ait olduğu ile doğrudan ilgilidir.

II. İmzası Borçluya Ait Olmayan (Sahte Olan) Çekin Hukuki Niteliği

Çek, Türk Ticaret Kanunu anlamında kambiyo senedi olup, varlığı ve geçerliliği zorunlu şekil şartlarına bağlıdır. Bu şartların başında keşidecinin imzası gelir (TTK m. 780).

Takip borçlusu keşideciye ait olmayan bir imza söz konusuysa :

• Ortada geçerli bir çek yoktur,

• Kambiyo taahhüdü hiç doğmamıştır,

• Keşideci açısından senet yok hükmündedir.

Dolayısıyla bu çek, hukuken keşideci tarafından düzenlenmiş bir senet değildir.

III. Keşideciye Teslim Edilmesi Görüşü ve Eleştirisi

İlk bakışta, “keşideciye ait olmayan imza varsa çek ona verilir” düşüncesi mantıklı görünebilir. Ancak bu yaklaşım ciddi sorunlar barındırır :

1. Keşideci çekin düzenleyeni değildir. Zira, sahte imza ile düzenlenen bir belge, keşideciye ait bir evrak sayılmaz.

2. Mülkiyet ilişkisi kurulamaz. Çünkü, keşideci, hukuken var olmayan bir çek üzerinde mülkiyet iddiasında bulunamaz.

3. Ceza soruşturması boyutu vardır. Şöyle ki, sahte imzalı çek çoğu zaman suç delilidir; keşideciye iadesi, delil bütünlüğünü zedeler.

Bu nedenle, keşideciye teslim, hukuki temelden yoksundur.

IV. Alacaklıya (Hamiline) Teslim Edilmesi Görüşü ve Eleştirisi

Çeki fiilen elinde bulunduran hamil/alacaklı yönünden durum daha karmaşıktır. Lehte görünen yönler :

• Çek hamilinin fiilî zilyetliği vardır.

• Çek, onun tarafından ibraz edilmiştir.

Ancak esaslı itirazlar şunlardır :

1. Hamilin iyi niyeti, senedi geçerli kılmaz. Kambiyo hukukunda şekil şartları yoksa iyi niyet koruma sağlamaz.

2. Ortada geçerli bir alacak belgesi yoktur. Hamil, sahte imzalı bir belgeye dayanarak hak iddia edemez.

3. Sahte belge dolaşımda kalır. Çekin hamile iadesi, senedin tekrar piyasaya sürülmesi riskini doğurur.

Bu sebeplerle, çekin alacaklıya teslimi de hukuki güvenlik açısından sakıncalıdır.

V. Muhatap Bankaya Teslim Edilmesi Görüşü ve Değerlendirilmesi

Kanaatimizce sistematik açıdan en isabetli çözüm, çekin muhatap bankaya teslim edilmesidir. Şöyle ki;

1. Çek, bankaya hitaben düzenlenen bir belgedir. Çek, keşideci ile banka arasındaki çek sözleşmesine dayanır. Sahte imza hâlinde, banka bakımından da hukuki ilişki sakatlanmıştır.

2. Banka, çek defterinin ve çek sisteminin tarafıdır. Sahte imzalı çek, bankanın çek sistemine yönelik bir risk doğurur. Banka, bu belgenin iptali, arşivlenmesi ve gerekirse ceza soruşturmasına konu edilmesi hususunda en uygun konumdadır.

3. Hukuki ve fiilî dolaşım engellenmiş olur. Çekin bankaya verilmesiyle senedin tekrar tedavüle sokulması önlenir, hukuki güvenlik sağlanır, delil muhafazası temin edilir.

4. Riskin doğru tarafa yüklenmesi sağlanır. Sahte imza, çoğu zaman keşideci ile banka arasındaki güven ilişkisinin ihlalidir. Bu nedenle belgenin bankada tutulması sistematik olarak tutarlıdır.

VI. Sonuç ve Değerlendirme

İmza incelemesi sonucunda keşideciye ait olmadığı tespit edilen çek :

- Keşideciye ait değildir,

- Hamil bakımından geçerli bir senet oluşturmaz,

- Tedavülde kalması sakıncalıdır.

Bu nedenle;

İmzası keşideciye ait olmadığı tespit edilen çek, muhatap bankaya teslim edilmelidir. Aksi yöndeki uygulamalar, sahte belgelerin dolaşımını teşvik eder ve çek hukukunun güvenilirliğini zedeler.